CHP Cezaevi Komisyonu "Tutuklu Gazeteciler Raporu" Temmuz 2013
 24 Temmuz 2013, Çarşamba

CHP'NİN TUTUKLU GAZETECİLER RAPORU / İNGİLİZCE
TEMMUZ 2013

 CHP TUTUKLU GAZETECİLER RAPORU / İNGİLİZCEİndirmek için soldaki PDF ikonuna tıklayın

 


CHP'NİN TUTUKLU GAZETECİLER RAPORU / TÜRKÇE
TEMMUZ 2013

 CHP TUTUKLU GAZETECİLER RAPORU / TÜRKÇEİndirmek için soldaki PDF ikonuna tıklayın

 

CHP Genel Merkezinde Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun katılımıyla düzenlenen basın toplantısı ile CHP Cezaevleri Komisyonunun "Tutuklu Gazeteciler Raporu" açıklandı. CHP Cezaevi İzleme ve İnceleme Komisyonu üyesi Milletvekilleri Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve Manisa Milletvekili Özgür Özel  cezaevlerine yaptıkları ziyaretler sonrası "Tutuklu Gazeteciler Raporu"nu hazırlamışlardır. Basın açıklaması metni aşağıdadır. 24/07/2013



Değerli Basın Mensupları

Hepinizin bildiği gibi yarın 24 Temmuz. 1908 yılında 2. Meşrutiyet’in ilanı ile 2. Abdulhamit’in istibdat, baskı ve jurnal döneminin son bulduğu gün. Bu tarih sansürsün kaldırılması ve basın bayramı olarak kutlanıyor. Yarın aynı zamanda ülke tarihi için önemli olan bir günün de dönüm noktası. Lozan’ın 90. Yıldönümü.

Sansürün kaldırılışının 105. Yıldönümünde AKP iktidarının özgür basına yönelik adeta terör uyguladığı bir dönemden geçiyoruz. Bugün sizlerle AKP’nin basın üzerindeki palalı demokrasisinin şeceresini paylaşacağız.

 

Değerli Basın Mensupları

 Cezaevlerinde bulunan 64 tutuklu gazeteci yaşadığımız dönemin ve özgür basının geldiği noktanın en acı göstergesidir. 12 Eylül 1980 Darbesi döneminde 31 gazetecinin tutuklu olduğu Türkiye’de şuan darbe döneminden bile daha vahim bir durum yaşanmaktadır. Bugün tutuksuz 123, tutuklu olarak ise 64 gazeteci, terör suçlamasıyla yargılanmaktadır.

Bugün uluslararası ortamda dünyanın en saygın, en önde gelen gazeteci örgütleri, insan hakları kuruluşları, Türkiye’yi Dünyanın En Büyük Gazeteci Cezaevi olarak görmektedir.

Türkiye; “Sınır Tanımayan Gazetecilerin Basın Özgürlüğü İndeksi’nde” yıldan yıla gerilemiştir.

  • 2005'te 98.
  • 2006'da 100.
  • 2007'de 101.
  • 2008'de 103.
  • 2009'da 123.
  • 2010'da 138.
  • 2012 yılında da 148. Sıradaydı.

Son verilere göre de; 179 ülke arasında 154. Sıradayız. Yani 2013 yılında, Kamboçya, Etiyopya, Filistin, Yemen, Libya ve Zimbabwe’de Basın, Türkiye’den daha özgür.

Değerli Basın Mensupları;

“Özgür Basın varsa demokrasi vardır.”

Sokakları milyonlarca insanın doldurduğu, insanların eşi görülmemiş bir şiddete maruz kaldığı Gezi eylemlerinde özgür basının önemini bir kez daha anladık. Penguen belgeseli koyarak, hiç haber yapmayarak ve anormal hiçbir şey yokmuş gibi davranarak insanların haber alma hakları oto sansüre uğradı.

Palalı canilerin serbest kaldığı, suçsuz, gariban bayrak satıcılarının halkı isyana teşvik suçu ile cezaevine gönderildiği, sendikacıların, öğrencilerin birer birer tutuklandığı bir ortamda özgür basın her zamankinden daha önemlidir.

Bu süreçte yayın yapan kuruluşlar kimi zaman kapatılma ile, kimi zaman ceza ile kimi zaman da fiili satışı yasağı getirilerek engellenmeye çalışılmıştır.

Değerli Basın Mensupları

Bizler CHP Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu Üyeleri olarak dünya parlamenterleri arasında örneği olmayan üç milletvekili olarak karşınızdayız. Ancak bu durumla övünmüyor, utanıyoruz.

Bizler dünyanın ;

- En çok tutuklu milletvekilini

- En çok tutuklu öğrencisini

- En çok tutuklu avukatını

- En çok tutuklu bilim insanını

- En çok tutuklu sendikacısını

Cezaevlerinde ziyaret eden milletvekilleriyiz.

Hepsinin toplamının sonucunda, dünyanın en çok tutuklu gazeteci ziyaret eden milletvekilleri olarak da tarihe geçtik. Ve maalesef bu utancı hem ülkemiz hem de biz yaşıyoruz.

Değerli Basın Mensupları

120’den fazla kez ziyaret ettiğimiz cezaevlerinin her biri için ayrı ayrı raporlar yayınladık. Yayınladığımız cezaevi Raporlarına ek olarak, Komisyonumuz, dört ay önce Hasta Mahpuslar Raporunu yayınladı. Bugün ise siz Basın Emekçilerini de doğrudan ilgilendiren “Tutuklu Gazeteciler Raporu”muzu kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Öncelikle açıklamak isterim.

Bizler, bu Raporu kime ve niye hazırladık? Biz bu raporu,

  • “Batsın sizin gazeteciliğiniz”
  • “Bu gazeteleri evlerinize sokmayın”
  • “Gazeteci kılığına girmiş teröristler”
  • “Tasmalarını biz çıkardık”

Ve  Ramazan ayında hala “tutuklu gazeteci yoktur diyerek” gözümüzün içine baka baka insanları yanıltan Başbakan’a hazırladık…

  • Kalemlerini iktidarın kılıcı gibi kullananlara, manşetlerini idam sehpası haline getirenlere hazırladık…
  • Ama hepsinden önce gerçek muhatapları olan ve haksız hukuksuz yere cezaevlerinde tutulan gazetecilerimiz için hazırladık…
  • Bu Raporu aynı zamanda “Özel Yetkili Gazetecilere” armağan ediyoruz…

Değerli Basın Mensupları;

Raporu, cezaevlerine yönelik 6 ay boyunca 17 cezaevini ziyaret ederek ve hiçbir siyasi düşünce ayrımı yapmadan KCK, Ergenekon, Balyoz, İBDA-C, Devrimci Karargâh gibi davalardan içeride olan tüm gazeteciler ile görüşerek hazırladık.

Raporumuzu iki dilde, hem İngilizce hem Türkçe hazırladık. Türkçesi 131 sayfa ve 5 bölümden oluşuyor.

Buradan Raporumuza Önsöz yazan, katkıları olan Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Ercan İpekçi’ye Komisyonumuz adına bir kez daha teşekkür ediyorum.

Rapor 3 bölüm ve üç ekten oluşuyor.

1- Raporun ilk bölümünde görüşlerimizi ve ziyaretlerimiz sonrası elde ettiğimiz izlenimleri paylaştık.

2- Raporun ikinci bölümünde davalarda gazeteciler aleyhindeki iddialara, kanıtlara ve delillere ayrıntılı bir şekilde yer verdik.

3- Raporun üçüncü bölümünde sağlık sorunu bulunan gazetecilerimize değindik.

4- Raporun ekleri ise tutuklu ve tutuksuz yargılanmakta olan gazetecilerin isim listeleri ile gazetecilerden tarafımıza gelen mektuplardan oluşuyor.

Rapor sonunda ulaştığımız Sonuç şu:

Görüştüğümüz gazeteciler arasında ne tecavüzcü ne hırsız ne çete mensubu ne de eli silahlı terörist göremedik.

Bizler kesin ve net söylüyoruz:

Görevlerini büyük bir fedakârlık ile yapan, sahte belgeler ile asılsız iddialarla uzun süredir cezaevinde tutulan basın emekçilerimiz, gazetecilerimiz sadece ve sadece gazetecilik faaliyetlerinden dolayı içerdedirler.

Yani, cezaevinde tutulan “Gazetecilik Mesleğinin kendisidir”.

Değerli Basın Mensupları

Gazetecilerin tümünün haklarında açılan davalarda, sunulan kanıtlar tamamıyla gazetecililik faaliyetlerine dayanmaktadır:

  1. 1.     Haber takibi yapmak, eylem ve mitinglere katılmak ya da bir basın açıklaması hakkında haber hazırlamak…

Örneğin,

  • 1 Mayıs mitingini izlemek
  • 8 Mart’ı izlemek
  • YÖK Protestosunu haber yapmak
  • 16 Mart protestosunu haber yapmak
  • Parasız Eğitim protestoları
  • Newroz kutlamaları  
  • KESK’in basın açıklaması (Ferhat Arslan)
  • İHD’nin basın açıklaması hakkında haber yapmak (Ferhat Arslan)
  • İstanbul Gazeteciler Cemiyetinde gerçekleştirilen basın toplantısına katılmak (Nevin Erdemir)
  • STK ve siyasal partilerin kongrelerine etkinlik ve çalışmalarına ilişkin haber yapmak (Ertuş Bozkurt)
  • Festivaller ve yangın hakkında haber yapmak (Ertuş Bozkurt)
  • Hava- İş Sendikasının Taksim’deki basın açıklamasına katılmak (Sadık Topaloğlu)

 

  1. 2.     Haber kaynakları, genel yayın yönetmeni ve yazı işleri ile yapılan görüşmeler, yayımlanmış röportajlar, muhabiri habere göndermek, meslektaşlarıyla bilgi paylaşmak,

Örneğin;

  • Haber müdürünü arayıp haber yazdırmak ve bir Haber Ajansı ile bir haberi paylaşmak (Sadık Topaloğlu)
  1. 3.     Bu habercilik faaliyetlerinin dışında, gazeteciler akıllara durgunluk veren  nedenlerle terörist ilan edilmektedir…

 

Arşivlerinde bulunan gizli ya da açık belge ve bilgiler, alınan notlar, haber maksatlı yapılan röportajlar, yayımlanmış ya da yayımlanmamış kitaplar, Kürtçe ad, jüri üyeliği… Gazetecileri terörist olarak yaftalamak için delil olabiliyor.

Örneğin;

  • Ödül töreninde konuşma yapmak. ( Turabi Kişin)
  •  “Musa Anter Basın Şehitleri ve Gazetecilik” yarışmasına jüri üyesi olmak (Semiha ALANKUŞ)
  • Diyarbakır’ın Kürtçe adı olan Amed’i kullanmak (Selahattin ARSLAN)
  • Kürtçe “Adar” ve “Newroz” ikinci ismimlerin  mahkeme tarafından terör örgütündeki “kod adı” olarak görülmesi (Sultan ŞAMAN, Ayşe OYMAN)

Diğer taraftan gazetecilerin iddianamelerinde yer alan suç delillerinden ve kanıtlardan bazılarını da sizlerle paylaşmak istiyoruz.

  • Örneğin, İsmail Beşikçi’nin “Kürtlerin Zorunlu İskânı” isimli kitabı (Çağdaş Kaplan)
  • Mehmet Uzun’un “Aşk gibi aydınlık, Ölüm gibi Karanlık” Kitabı ( Abdullah Çetin)
  • Molier’in Cimri isimli kitabı  (Kenan Kırkaya)
  • Fotoğraf makinesi, kamera ( Dilşah Ercan)
  • Diş macunu, Diş fırçası
  • Kürtçe Gramer Kitabı ( Abdullah Çetin)

Ayrıca

  • Bir Düğün CD’si, Tutuklu Milletvekili Faysal Sarıyıldızın Eşine Gönderdiği Mektup, (Abdullah ÇETİN)
  • Bir kız çocuğunun bebeklik görüntülerinin olduğu bir CD (Kenan KIRKAYA)

Değerli Basın Mensupları

Geldiğimiz bu noktada özgür basın yargılanmaktadır. Hem de terör suçlamasıyla…

İddianameler adeta hukukla dalga geçer bir üslup ile yazılmış. Her davada ortak bir durum var: “gizli tanık ifadeleri” ve bilgisayarlardan elde edilen bir doküman veya CD.

Değerli Basın Mensupları

Bugün tutuksuz 123, tutuklu olarak ise 64 gazeteci, terör suçlamasıyla yargılanmaktadır. Hem tutuklu hem tutuksuz yargılanan gazetecilerin iddianamelerine ilişkin birkaç çarpıcı noktanın altını çizmekte fayda var.

Halen Tutuklu olan gazetecilerden;


Mustafa BALBAY

2009’da 31 saatlik emniyet, savcılık, mahkeme sürecinden sonra tutuklanan Mustafa Balbay, bilgisayarından çıktığı ileri sürülen notların çoğunu basından öğrendiğini söylüyor. TÜBİTAK’ın hazırladığı rapor açık: “Belirtilen tarihler arasında (01 Temmuz 2008-07 Temmuz 2008) herhangi bir değişiklik yapılmadığı teknik açıdan kesinlikle söylenemez” denilmektedir. 4 yılı aşkındır tutuklu bulunan Balbay’ın 8 yıllık dilimi kapsayan notlarının 3,5 dakikada hazırlanmış. 

Cumhurbaşkanın mesajlarını askerlere iletmek ile “hükümeti devirmeye teşebbüs” etmekle ve hatta “halkı silahlı isyana teşvik etmek” ile suçlanmış olan Balbay “Gazeteme bomba atanlar ile aynı örgüte üye olmaktan yargılanıyorum. Bundan daha büyük işkence daha büyük zulüm var mı diye?”  sormaktadır.

Ayrıca Balbay’ın, kitaplarında kullandığı belgelerin iddianameye, “devlete ait gizli belge bulundurmak” şeklinde suç kanıtı olarak sayılmıştır. “Delil olarak, sadece sonradan oluşturulduğu kanıtlanmış gazetecilik notları, yazdığı haber ve köşe yazıları” gösterilmiştir.

Tüm bunların yanında, Danıştay cinayeti sonrası ‘Er Er Ergenekon, Gel Her Yere Kon’ türü ve olumsuz yazılarını kamuoyunda bu örgütün olmadığı algısını yaratmak amacıyla kullandığı iddianamede yer almıştır.


Şükrü SAK

Şükrü Sak mektubunda; “Başbakan benim için ‘gazeteci’ değil ‘terörist’ dir diyor. Ben gazeteciyim. Marmara Radyo-Televizyon Bölümü mezunuyum. 20 yıldır, haftalık Taraf dergisinde idarecilik, Akıncı Yolu dergisinde Aylık dergisinde, haftalık Baran dergisinde Genel Yayın Yönetmenliği yaptım. Yani gazeteciliğin dışında bir ‘terör faaliyetimiz’ olmamıştır.” diyor. Ve Devam ediyor “Ama 28 Şubat süreci malumunuz, tabii ki mahkeme bize ‘terör örgütü üyeliğinden’ ceza verdi. ‘Yasa dışı şeriatçı silahlı terör örgütü İBDA-C üyesi’ olmaktan.”

İşin ilginç olanı bu dava 28 Şubat sürecinde açılmış ve aradan geçen 13 yıl sonra, 28 Şubat’tan beslenen AKP döneminde Yargıtay tarafından onanmıştır.

Sak, gerekçeli kararda görüleceği “bana ‘kılıf’ dahi uyduramamışlardır.” Demektedir.

Sak’ın suçları arasında şunlar var:

  • Yasal bir derginin ‘yayın hazırlıklarını yapmak’
  • ‘Örgütsel kitap okumak’
  • Yasal bir dergiyi, derginin resmî temsilcisine göndermek nasıl
  • Bir yazarın, fikir adamının fotoğrafını bulundurmak
  • DGM önünde davayı izlemeye gelenlerin fotoğrafını çekmek

Ve sonuç olarak Sak, “bizim ‘gazeteci’ olduğumuzun delili olan hususlar, ‘örgüt üyesi’ olduğumuzun delili sayılmış.” Tespitini yapmaktadır.


Tuncay ÖZKAN

Başbakan’ın “1 milyar doları olan Ergenekon davasında zanlı olarak içeride” diyerek bahsettiği gazeteci Özkan’dır. Özkan, muhalif duruşunu ortadan kaldırmak ve susturulmak için yalan ve iftira ile cezaevinde tutulduğunu iddia etmektedir. Tuncay Özkan Ergenekon hakkında yaptığı haberleri “Paris’te yapsaydım kahraman olurdum”, “Yeşili ilk ben ortaya çıkardım sonra yeşilin kimliği Özkan’da çıktı diye suçlanıyorum” diyerek hakkındaki suçlamaları eleştirmektedir.

16 Bakan hakkındaki yolsuzluk iddialarını haberleştirdiği için tutuklandığını, 517 gün tecritte tutulduğunu, hücresinde kanalizasyon suyu aktığını, nane yetiştirdiği için de disiplin cezası aldığını ve iki kez soruşturma açıldığını belirtmektedir.

“Veli Küçük ve İbrahim Şahin aleyhine haber yaptım. Ama şimdi ikisi ile aynı örgütten yargılanıyorum.”


Hikmet ÇİÇEK

Hikmet Çiçek, “Devletin gizli belgelerini temin etmek (TCK,326/1)” suçuyla tutuklanmış. Ama “silahlı örgüt üyeliği, TCK 314/2”den ceza isteniyor. Çiçek, en yaşlı tutuklu gazeteci olarak, ne tutuklanmış olduğu suçtan cezaevindedir ne de mahkeme de iddia edilen suçtan dolayı hakkında tutuklama kararı vardır. Zaten kendisi de “Bu dava bir hukuk davası değildir! … Bu mahkemenin görevi, önceden saptanmış bir kararı yüzümüze karşı

okumak olacaktır.” Demektedir. Ayrıca, 1971’de Uğur Mumcu ile cezaevinde kaldığını söyleyen Çiçek, böyle bir hukuksuzluğun o zaman dahi olmadığını söylemiştir. Çiçek AKP dönemindeki yargılamalara ilişkin de şunları söylemektedir: “AKP iktidarı tarafından yasalaştırılan gizli tanıklık uygulaması, Türkiye’de uygulandığı biçimde dünyanın hiçbir ülkesinde mevcut değildir.”

Telefon rehberinde Doğu Perinçek, Turan Özlü, Ferit İlsever gibi İşçi Partisi üyelerinin isimlerinin bulunması sanığın bu isimler ile aralarında örgütsel irtibat halinde olduğuna kanıt gösterilmiştir.


Sami MENTEŞ

Dünyanın en genç tutuklu gazetecisi olan Menteş, “Ortada estirilen bir terör suçu varsa oda hukuk terörüdür. Haksızlığın ve zulmün hüküm sürdüğü bir ortam yaratıldı ve hukuk göz göre göre katlediliyor.” demektedir. Hakkında örgüt üyeliği suçlaması hakkında ise Menteş şunları söylüyor: “Üye olduğum tek örgüt CHP Acıpayam ilçe örgütü”

Sami Menteş’in suçları;

  • 8 Mart’ı
  • YÖK Protestosunu,
  • Parasız eğitim isteyen Berna ile Ferhat’a özgürlük eylemini,
  • Yürüyüş dergisine yapılan baskını
  • 16 Mart protestosunu haberleştirilmek.

 

Hatice DUMAN

Başbakan’ın “H.D. isimli şahıs güya gazeteci. Marinaya bomba koydu. Suçları terör örgütüne üye olmak. Ateşli silahlar bulundurmak. Böyle gazeteci olur mu” derken bahsettiği H.D.’dir. Hakkındaki tek kanıt, eşinin işkence altında vermiş olduğu ifade. Sayın Duman’ın kocası eşine ve annesine tecavüz edileceği tehdidiyle bir ifade vermiştir. Kocası daha sonra bu ifadeyi reddetmiş olmasına rağmen sadece bu ifadeye dayanılarak Hatice Duman hüküm giymiştir.

Kendisi Atılım Gazetesi Eski Yazı İşleri Müdürüdür ve 13.04.2003’te tutuklanmıştır. 10 yıllık yargılamanın ardından müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Hatice Duman, Başbakan’ın “demokrasiye kurşun sıktılar” söylemine karşılık “Sayın Erdoğan’da benim kişilik haklarıma ve bağımsız yargıya kurşun sıkmıştır” demektedir. Kendisinin Başbakan tarafından hedef gösterildiğini söyleyen Duman bu konuda Erdoğan’a bir mektup bile yazmıştır.


Semiha ALANKUŞ

 1993’ten bu yana düzenlenen “Musa Anter Basın Şehitleri ve Gazetecilik” yarışmasına jüri üyesi olması terör örgütü üyesi olması için yeterli görülmüştür.


Tayip TEMEL

Meclis’te dağıtılması için 30-40 adet Azadiya Welat gazetesini DTP Milletvekili Emine Ayna’ya gönderilmesi talimatını verdiği, muhabirine yazının manşetinin ne olacağını söylediği için terör örgütü üyesi ilan edilmiştir.  Ya da; bir Radyonun yöneticisi iseniz aynı zamanda örgütün de yöneticisi olursunuz.


Füsun ERDOĞAN

En uzun tutuklu kalan gazeteci. İzmir’de gözaltına alınıyor. MLKP’ye Nazilli’de operasyon yapıldığı için oraya götürülmüş ve sanki oradan gözaltına alınmış gibi göstermişler. Erdoğan, İzmir’den Nazilli’ye götürülüyor. Ve Nazilli Karakolu’nda oraya götürüldüğünü fark ediyor. Hakkında hiçbir kanıt veya delil yok. Takip yapılmamış. Aleyhine kullanılan tek şey Islak imzası olmayan iki tane word dokümanı altında isminin yazıyor olması. Çıktının birinde 7 rakam var. Bu rakamlara dayanarak örgütün muhasibi olduğu söyleniyor. İkinci çıktıdan da örgütün yöneticisi olduğu söyleniyor. Ayrıca Koordinatörü olduğu Özgür Radyo’nun yöneticisi isen örgütün de yöneticisisindir diyorlar. Bu örgüt yöneticisi olduğuna kanıt. Bu nedenle; 2005 sonrası MLKP’nin tüm eylemlerinden sorumlu tutuluyor. Hapishanedeyken basın özgürlüğü ödülü aldı.


Erdal SÜSEM

Evinizdeki kitap, kart ve mektup gibi haber malzemelerinin yanı sıra, telefon görüşmeleri gibi haber toplama etkinliklerinizin hepsi kanıt sayılıyor.

Başbakan’ın sürekli olarak bahsettiği E.S. Hakkındaki suçlama Hem TKPML Hem TİKKO Hem de PKK örgüt üyesi olmak. Her üç örgütü de üye olması ideolojik ve mantıksal olarak mümkün değil


M.Deniz YILDIRIM

Haber yapmak için haber kaynağınızdan tarafınıza ulaştırılmış ses kayıtları suç delili olarak görülüyor. Haksızca tutuklu yargılanıyor salıverilmesi gerekirken Tayyip Erdoğan’ın dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’la yaptığı telefon görüşmesini, “Ergenekonculardan” aldığı ve yayımladığı iddiası mevcut.

Ayrıca Başbakan, Melih Gökçek, Burhan Kuzu ve Cüneyt Zapsu hakkında daha önceden diğer gazetelere gönderilmiş ama kendilerine 6 ay sonra gelen ses kayıtlarını haber yapmaktan dolayı suçlanmaktadır.


Fatma KOÇAK

“Batman’da Kadın İntiharı; Demokratik Özerklik Tartışmaları” ve “Bölgede Kürt Kadınına Yönelik Cinsel Şiddetin Bilançosu” isimli haber yaparsınız yine terör örgütüne üyelikten yargılanırsanız


Ertuş BOZKURT

Festival, yangın, basın açıklamaları; STK ve siyasal partilerin kongrelerine etkinlik ve çalışmalarına ilişkin haber yapmak ve hükümet icraatlarını kötülemek ya da eleştirmek nedeniyle terör örgütü üyesi ilan edilmiştir.


Yüksel GENÇ

Kurban bayramında, “Kurbanlıklar yüzünden kanlı haberler var” diye attığı haber başlığı  iddianamesine suç kanıtı olarak girmiştir.


Ramazan PEKGÖZ

Genel yayın yönetmeni (Filiz Koçali)  ile birlikte “Kandil izlenimleri” isimli yazı kaleme aldığı için terörist olarak görülmektedir.  


Turhan ÖZLÜ

Bir siyasi partinin genel başkanın basın açıklamasının haberini yapmak

“İşçi Partisinin Genel Başkan Yardımcısının basın toplantısını haber yaptığım için suçlanıyorum.”

 

Kenan KIRKAYA

Yaptığı haberler,  meslektaşlarıyla telefon görüşmeleri,  haber kaynaklarıyla ilişkileri suç olarak gösterilmiş.

Yargılanıp beraat ettiği davalar sıralanmış, evindeki kitapla (Beşikçi’den Kürtçeye çevrilmiş Molier’in Cimri kitabına kadar 30 kitap, haber notları, kızının bebeklik görüntülerinin olduğu DVD… vb. suç kanıtı olarak gösterilmiş. Demokrat Yargıçlar Derneği Başkanı ve Beypazarı Hâkimi Orhan Gazi Ertekin ile “Nasıl bir anayasa” konulu röportajı; eski Bakan Salim Ensarioğlu ile yaptığı 28 Şubat tarihli röportajı; Kürt siyasetçilerle yapılan röportajları ve 34 haber özeti iddianamede kanıt olarak sunulmuş.

Kenan Kırkaya savcının kendisine; “Senin yaptığın haberler teröristin sıktığı kurşundan daha tehlikeli” dediğini öne sürüyor.

 

ÖZGÜR ÖZEL

Tutuksuz yargılanan gazeteciler;

 

Tutuksuz yargılanan gazetecilerimiz ki şuan sayıları 123 ve bu sayı yaşadığımız durumun vahametini ortadan kaldırmamaktadır.

Bugün tutuksuz 123 gazeteci, terör suçlamasıyla yargılanmaktadır.

Hatta bu sayı dün ceza alanlar da düşünüldüğünde tutuklu gazeteci meselesini yargılanan gazeteci meselesi olarak görmekte yarar vardır. Sadece tutuklu gazeteci sayısına değil yargılanan gazeteci sayısına bakılmalıdır. Devrimci Karargah Davasında hapis cezası alan Baha Okur ve Mehmet Yeşiltepe bunu en güzel örneği.

Yani Tutuksuz yargılanan gazeteciler de “hapis cezası alma” tehdidi ile klasik bir ifade ile kafalarının üzerinde “demokles’in kılıcı” ve bugünün gerçekliği ile de Tayyip Erdoğan’ın palası ile mesleklerini sürdürmektedir.

 

Cezaevinde ziyaret ettiğimiz ve geçtiğimiz aylarda tutuksuz yargılanmasına karar verilen Zeynep KURAY’ın bizlere aktardığı sözler tüm bu durumu çok net özetlemektedir. Diyor ki Zeynep Kuray:

“Eskiden gazetecileri susturmak için vururlardı şimdi ise tutuklayıp cezaevine gönderiyorlar”

İşte tüm bu gazetecilerin, ister tutuksuz ister tutuklu yargılansın ortak bir özelliği var. Farklı örgütlere üye oldukları iddia edilse de, ister KCK, ister Ergenekon ister Devrimci Karargah, ister İBDA-C, tüm bu gazetecilerin iddianameleri ile mütalaaları aynı. Niyet belli !!!

 Yaptıkları haberlerle “hükümeti yıpratmaya çalıştıkları” ileri sürülmüş, “hükümeti yıpratıcı” haberlerle “terör örgütünün amacına hizmet ettikleri” iddia edilmiştir. Cezaevindeki gazeteciler hakkındaki tüm iddianamelerdeki temel kurgu budur.

AKP iktidar tarafından uygunsuz bulunan bu görüşlere “terör eylemi” muamelesi yapılmaktadır.

Ayrıca Fransa’da eğitim almış olan Zeynep Kuray “Fransa’da gazeteci olarak gözaltına alınsam kıyamet kopardı. Ancak Türkiye’de yüzlerce gazeteci içeri alınıyor ama çıt çıkmıyor. “ demektedir. Ayrıca “Yalanlanmamış kanıtlı yapılmış haberlerimiz örgüt üyeliğine delil olarak gösterilmeye çalışılıyor” demektedir.

KCK basın komitesi üyesi olma iddiası ile alınmış. Yaptığı haberler ve Fırat haber Ajansı müdürü ile yaptığı tartışmalar delil olarak gösteriliyor.

Herkes için bir suç üretilmiş ve her suçlu için bir terör örgütü yaratılmıştır.

 

Baha OKAR

Bilim ve Gelecek dergisi editörü ve yazarı. Devrimci Karargah davasında örgüt üyesi olmakla suçlanarak 21.09.2010 tarihinde tutuklanmıştı. 31 Nisan 2012 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Geçtiğimiz hafta, 19 Temmuz 2013 günü sonuçlanan davada, örgüt üyeliğinden 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

2005-2007 yılları arasında Kuzey Irak’ta örgüt kampına katıldığı öne sürülüyor. Ancak su faturası, elektrik faturası ve katıldığı televizyon programları ile İstanbul’da olduğunu kanıtladığı halde, Okar’ın aynı anda hem Kuzey Irak’ta hem İstanbul’da olmayı başarması için AKP hükümetinin klonlamayı ya da ışınlamayı bulmuş olması gerekmektedir.  

Okar’ın Devrimci Karargâh ve Ergenekon ile örgütsel ilişkisi 13 sene önce ölmüş olan Sabriye Çağrıcı hakkındaki bir anı kitabını önsüzünün Okar’ın bilgisayarında bulunmasıdır. İşin garip tarafı lise öğretmeni Çağrıcı’nın Ergenekon iddianamesinde ismi dahi geçmiyor.


Zuhal TEKİNER

 1) Yüz Binlerin Buluşması, 2) Taksim’e Akın Devam Ediyor, 3) Kazancı Yokuşuna 1977’de Yaşamını Yitirenler İçin Karanfil Bırakıldı, 4) İşte Taksim İşte 1 Mayıs, 5) İstanbul 1 Mayıs İçin 3 Koldan Toplanmaya Başlandı şeklinde internet sitesine haber geçersiniz terör örgütü propagandası yapmış olursunuz.

 

Özlem AĞUŞ

Pozantı’da meydana gelen, “Kürkçülerde askerin tacizine uğradım” başlıklı özel haber yapmış. Sonra tacize uğrayan mağdur ile birlikte terör örgütü üyeliğinden gözaltına alınmıştır.

 

Zeynep KURİŞ

“Pozantı cezaevinde cinsel istismar iddiası” isimli bir haber yapan Kuriş “devletin ve hükümetin mahremiyetini deşifre etmek” suçlamasıyla terörist ilan edilmiştir. Ve Pozantı cezaevi vakasında cezalandırılan tek kişi olmuştur.

 

Selahattin ARSLAN

Çalıştığınız dergide parmak izleriniz bulunur, Diyarbakır’ın Kürtçe adı olan Amed’i kullanırsanız. Artık sizde terör örgütü üyesi olabilirsiniz

 

ODA TV

14 sanıkla açılan davada sanıklara yöneltilen suçlama Ergenekon örgütü doğrultusunda haber, yazı ve kitap yazmaktır. Herhangi bir şiddet eylemiyle ilişkilendirilmeyen; çoğunluğu gazetecilerin oluşturduğu bu davada, sanıklar terör örgütü üyesi ve yardımcısı olmakla suçlanmaktadır.

134 sayfadan oluşan Odatv iddianamesinde; 361 kez “haber”, 280 kez “kitap”, 26 kez “röportaj” ve 5 kez “makale” sözcüğü geçmektedir. Bu istatistikler bile doğrudan gazetecilik faaliyetlerinin hedef alındığını göstermektedir.

 

İddianamede;

  • Sadece “devrim”, “savaş”, “Ergenekon” kelimeleri arama motorunda aratılmış ve çıkan sonuçlar alınmıştır.
  • “Devrimden Sonra” isimli filmi anlatan bir sinema eleştirisi, içinde “devrim” kelimesi geçtiği için iddianamede yer almaktadır.
  • ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un bir açıklamasının haberi bile içinde geçen kelimelerle iddianamede suçlama konusu olmuştur.
  • Odatv AKP’yi yıpratmak için şehit haberlerini öne çıkarmış ve bunu “örgütün” talimatı ile yapmıştır. Buna delil olarak da bir dizi haberler sıralanmış, bu haberler arasında neredeyse tüm ajansların verdiği “KARAKOLA SALDIRI 4 ŞEHİT” haberi bile verilmiştir.
  • Bunun dışında aynı site PKK'ya ve Abdullah Öcalan'a dair haberler yaptığı için PKK propagandasıyla suçlanmaktadır.
  • Barış Pehlivan'ın Lise yıllarında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nden 15 yıl önce aldığı burs iddianamede örgüt üyeliğine delil sayılmıştır.
  • Barış Terkoğlu'nun eşinin yıllar önce ölen Cumhuriyet yazarı Türkel Minibaş'ın üniversitede asistanı olduğunu gösteren referans mektubu delil klasörlerine girmiştir.

 

Ahmet ŞIK

Dünyada bir ilki daha yaşamış durumdayız. Bir gazetecinin basılmamış kitabı, ülkeyi yöneten Başbakan tarafından bombaya benzetilmiştir. Ahmet Şık, aylarca cezaevinde tutulmuştur.


NURETTİN DEMİR

Değerli Basın Mensupları

Cezaevlerindeki genel koşullar tutuklu gazetecileri de etkilemektedir. Onlar da cezaevlerinin her türlü olumsuzluklarından paylarını almaktadırlar.

 

Fotokopi imkânları sınırlıdır. Daktilo ve bilgisayar güvenlik gerekçesiyle verilmemektedir. On binlerce sayfa iddianamelerini CD ortamında almalarına rağmen bilgisayar kullanımları sınırlı olduğu için savunma hakları bile sınırlandırılmaktadır. Gazetecilerin ve aydınlar için olmazsa olmaz dergi ve yayınlar kendilerine verilmemektedir. Kitap sayıları sınırlandırılmakta ve kütüphaneye gidişleri engellenmektedir. Ayrıca Sohbet hakları sınırlandırılmakta ve çıplak aramaya maruz kalmaktadırlar. Bunlara ek olarak 23’ünün sağlık sorunu bulmaktadır.

Tuncay Özkan örneğinde olduğu gibi 4 gün boyunca koğuşa kanalizasyon suyunu akması gibi kötü fiziki koşullardan da etkilenmektedirler.

Ayrıca, raporumuzun İngilizce çevirisini de tamamlamış bulunuyoruz. İngilizce çeviriyi uluslararası Gazeteci Örgütleri başta olmak üzere Birleşmiş Milletlere, Avrupa Parlamentosuna, Avrupa Konseyi’ne ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarına, insan hakları örgütlerine ve tüm yabancı ülke büyükelçiliklerine göndereceğiz. Ama birilerinin dediği gibi ülkemizi yabancılara şikâyet etmek için değil, o birilerinin ülkemize dair söylemiş oldukları yalanları düzeltmek için göndereceğiz bu raporu.

Türkiye’yi Dünyanın en büyük gazeteci cezaevi olmakta kurtarmanın yolu, gerçek anlamda demokrasinin ilkelerinin işletmekten geçmektedir. Bunu içinde siyasi erkin gazetecilerin baskı tutmaktan vazgeçmelidir. Basın özgürlüğü yasal ve kurumsal olarak güvence altına alınmalıdır. Basın özgürlüğünün kısıtlanması yolunda en temel dayanak olan TMK da ve TCK da gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Bugün,  yayınladığımız Raporun,

• Sesleri susturulmuş gazetecilerin,

• Zalim medya patronlarının yumruğu altında ezilen köşe yazarlarının,

• Otosansür uygulamak zorunda kalan çaresiz gazetecilerin

Seslerini daha fazla yükseltmek için katkı sunacağını düşünüyoruz.

Hazırladığımız bu raporun “ülkemizin en büyük gazeteci cezaevi” olması durumunu değiştirecek ve basın emekçilerinin hak ettiği saygınlığı geri kazandıracak bir işlevi olacağına inanıyoruz.

Sözlerimize son vermeden önce bugün bu ülkenin onurlu gazetecilerin biraraya gelerek düzenlemiş oldukları “Gazetecilere Özgürlük Kongresi”ni de buradan selamlamak istiyoruz.

Diren Özgür Basın, Diren Gazetecilik, Diren Türkiye

 Nurettin DEMİR                                Veli AĞBABA                                    Özgür ÖZEL  

Muğla Milletvekili                             Malatya Milletvekili                          Manisa Milletvekili

SON BİR BUÇUK AY İÇİNDE İSTİFA EDEN, İŞTEN ATILAN, ZORUNLU İZNE ÇIKARILAN GAZETECİLER

 

1. Ntvmsnbc editörü Özkan Güven istifa etti

2. Ntvmsnbc kültür sanat editörü Hasan Cömert istifa etti.

3. Doğuş Yayın Grubu'nun dergilerden sorumlu genel müdürü Neyyire Özkan istifa etti.

4. Doğuş Yayın Grubu CEO'su Cem Aydın istifa etti.

5. GQ Türkiye dergisinin genel yayın yönetmeni Mirgün Cabbas istifa etti.

6. Kapatılan NTV Tarih dergisinin genel yayın yönetmeni Gürsel Göncü istifa etti.

7. NTV program direktörü Murat Toklucu istifa etti.

8. NTV program editörü Burcu Doğan istifa etti.

9. NTV program editörü Onur Yazıcıoğlu istifa etti.

10. NTV'de program yapan fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut istifa etti.

11. NTV gece haber prodüktörü Ömer Faruk Aykar istifa etti.

12. NTV haber merkezinde dijital editörlük görevini yapan Dilara Eldaş istifa etti.

13. NTV Ankara temsilcisi Nilgün Balkaç istifa etti.

14. NTV'de program yapan Çiğdem Anad istifa etti.

15. NTV muhabiri Ergün Güven istifa etti.

16. Sabah gazetesi yazarı Alper Bahçekapılı istifa etti.

17. Sabah gazetesi gece yazı işleri müdürü Erdal Erkasap istifa etti.

18. Kanal 24 spikeri ve moderatörü Remziye Demirkol istifa etti.

19. Habertürk gazetesi röportaj yazarı Kutlu Esendemir istifa etti.

20. Yenişafak gazetesi yazarı Işın Eliçin istifa etti.

21. Artı 1 televizyonu haber yayın yönetmeni Mustafa Hoş istifa etti.

22. Artı 1 televizyonunda program yapan Banu Güven istifa etti.

23. Artı 1 televizyonu anahaber sunucusu Uğur Dündar istifa etti.

24. Artı 1 televizyonu anahaber sunucusu Özlem Gürses istifa etti.

25. Artı 1 televizyonu program müdürü Uğur Tutçuoğlu istifa etti.

26. Artı 1 televizyonunda program yapan Haluk Şahin istifa etti.

27. Artı 1 televizyonunda program yapan Ece Temelkuran istifa etti.

28. Akşam gazetesi yazarı Nihal Kemaloğlu istifa etti.

29. Akşam gazetesi yazı işleri müdürü Banu Kurt istifa etti.

30. Akşam gazetesi yazı işleri müdürü Süreyya Üstünel istifa etti.

31. Akşam gazetesi yazı işleri müdürü Semra Kardeşoğlu istifa etti.

32. Akşam gazetesi yazarı Deniz Ülke Arıboğan istifa etti.

33. Akşam gazetesi muhabiri Alaz Kuseyri istifa etti.

34. Milliyet gazetesi ekonomi servisi ekler koordinatörü Necla Unutmaz istifa etti.

35. Milliyet gazetesi magazin müdürü Birsen Altuntaş istifa etti.

36. Halk TV haber sunucusu Aydoğan Kılıç istifa etti.

37. Vatan gazetesi yazarı Can Ataklı istifa etti.

38. İHA internet editörü Diren Selimoğlu işten atıldı.

39. Bursa Olay gazetesi internet sorumlusu Berhan Soner işten atıldı.

40. TMSF'nin el koymasının ardından Akşam gazetesi genel yayın yönetmeni İsmail Küçükkaya, görevden alındı. Yerine Mehmet Ocaktan getirildi.

41. Akşam gazetesi yazarı Tuğçe Tatari işten atıldı.

42. Akşam gazetesi yazarı Hüsnü Mahalli işten atıldı.

43. Akşam gazetesi yazarı Özlem Akarsu Çelik işten atıldı.

44. Akşam gazetesi yazarı Gürkan Hacır işten atıldı.

45. Akşam gazetesi yazarı Sevim Gözay işten atıldı.

46. Akşam gazetesi Ankara temsilcisi ve yazarı Çiğdem Toker, karşılıklı anlaşmayla gazeteden ayrıldı.

47. Akşam gazetesi genel yayın koordinatörü Nergis Bozkurt işten atıldı.

48. Yenişafak gazetesi yazarı Kürşat Bumin işten atıldı.

49. Sabah gazetesinde 6 yıldır röportajlar yapan Tuluhan Tekelioğlu işten atıldı.

50. Sabah gazetesi ekler yayın yönetmeni Elçin Yahşi işten atıldı.

51. Sabah gazetesi Günaydın eki genel yayın yönetmeni Şirin Sever işten atıldı.

52. Sabah gazetesi muhabiri Bilge Eser işten atıldı.

53. AA Mardin muhabiri Serkan Yücel Aydın işten atıldı.

54. Esquire dergisi fotoğraf editörü Uluç Özcü, Takvim gazetesini protesto eden kadınlarla selamlaştığı için işten atıldı.

55. Kanaltürk televizyonu sabah haberleri sorumlu müdürü Serkut Bozkurt işten atıldı.

56. Artı 1 televizyonu CEO'su Tuncay Mollaveisoğlu'nun kanalla ilişkisi kesildi.

57. Beyaz TV muhabiri Çağrı Ulu işten atıldı.

58. İstanbul Valiliği'nde muhabirlik yapan Metin Timur Tüfekçiler işten atıldı.

59. TMSF'nin el koymasının ardından Show TV'de 212 sayılı Basın Yasası'na tabi olan isimlerden 90 gün ve üstü izin hakkı bulunan çok sayıda gazeteci zorunlu izne çıkartıldı. Bu isimlerin, Ciner Grubu'na satılan kanala geri dönmeleri beklenmiyor. Zorunlu izne çıkarılan gazetecilerden biri anahaber sunucusu Ali Kırca.

60. Show TV haber dairesi başkanı Tuba Atav zorunlu izne çıkarıldı.

61. Show TV haber koordinatörü Ayhan Bölükbaşı zorunlu izne çıkarıldı.

62. Show TV haber müdürü Ozan Pezek zorunlu izne çıkarıldı.

63. Show TV yurt haberler müdürü Nafiz Akyüz zorunlu izne çıkarıldı.

64. Show TV kamera şefi Ediz Alıç zorunlu izne çıkarıldı.

65. Show TV Ankara büro temsilcisi Funda Tuna Görey zorunlu izne çıkarıldı.

66. Show TV parlamento muhabiri Özgür Akbaş zorunlu izne çıkarıldı.

67. Show TV kameramanı Bülent Kördemirci zorunlu izne çıkarıldı.

68. Show TV kameramanı Mesut Gengeç zorunlu izne çıkarıldı.

69. Show TV çalışanı Haydaran Çelik zorunlu izne çıkarıldı.

70. Show TV iç yapımlar müdür yardımcısı Özgür Uzun zorunlu izne çıkarıldı.

71. Show TV iç yapımlar teknik sorumlusu Metin Karaaslan zorunlu izne çıkarıldı.

72. Show TV iç yapımlar kameramanı Hakan Kırboğa zorunlu izne çıkarıldı.


GEZİ OLAYLARINDA YARALANAN GAZETECİLER

Başbakan’ın Dolmabahçe’deki çalışma ofisinde Akil İnsanlar Heyeti ile gerçekleştirdiği toplantının ardından akil insanlara soru soran gazeteci Musa Ağacık, Başbakan’ın korumaları tarafından darp edildi. Bu durum sonrası gazetecilere yönelik polis şiddetinin önü ise alınamadı.

•Aydınlık muhabirleri Beste Gül Öneren ve Selçuk Özmen gözaltına alındı.

•Serbest gazeteci Evrim Kurdoğlu, Bianet muhabiri Elif Akgül ve Onur Erem coplandı.

•Milliyet foto muhabiri Yunus Dalgıç TOMA'nın önüne fırlatıldı, fotoğraf makinesinin objektifi kırıldı.

•Gazeteci Tuğçe Tatari polis tarafından yere atıldı, tartaklandı ve kendisine hakaret edildi.

•Halk TV muhabiri Makbule Cengiz polis tarafından tartaklandı.

•Milliyet muhabiri Arif Balkan, Ulusal Kanal kameramanı Şengül Derin, İMC TV program yapımcısı Gökhan Biçici ve Sol gazetesi muhabiri Dilem Taştan plastik mermiyle yaralandı.

•Evrensel gazetesi yazarı ve fotoğrafçı Özcan Yaman'ın çenesine gaz fişeği isabet etti.

•Sözcü muhabiri Eda Sönmez polisin kullandığı gaz bombası nedeniyle geçici körlük yaşadı.

•Bunlar yetmezmiş gibi Milletvekilimiz Melda Onur’un gündeme getirdiği bir rezalet daha ortaya çıktı. Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Arzu Demir ile haber müdürü Derya Okatan, haklarında gözaltı kararı olmamasına rağmen evlerinde alıkonuldu ve çıplak aramaya maruz bırakıldı.

•Şiddetin yanı sıra, en son Tayfun Talipoğlu hakkında Gezi Direnişindeki tweetleriyüzünden soruşturma açıldı.





 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   bilgi@cgd.org.tr