ANADOLU AJANSI KAHİRE BÜROSUNDA GÖZALTINA ALINANLAR SERBEST BIRAKILMALIDIR!
 16 Ocak 2020, Perşembe

Anadolu Ajansı’nın Kahire Bürosu’na 14 Ocak 2020 tarihinde akşam saatlerinde Mısır güvenlik güçlerince baskın düzenlemiş, büroda bulunan 5 kişiyi gerekçe göstermeden gözaltına almıştır.
Polis, Anadolu Ajansı çalışanı Mısırlı bir gazeteciyi daha sonra serbest bırakmıştır.
Anadolu Ajansı tarafından yapılan açıklamaya göre, Mısırlı yetkililer, çalışanların gözaltına alınma gerekçeleri ve nerede olduklarına ilişkin avukatlara bilgi vermemiştir.
Yurtdışındaki gazetecilik büroları mesleki amaçların dışında kullanılamaz, ev sahibi ülkeler de aralarında sorun bile olsa bir ülkenin kendi topraklarında çalışan gazetecilerine ülkelerinin memurlarıymış gibi davranamazlar.
Mısır’da çalışan gazeteciler, ülkeler arasındaki siyasi hesaplaşmaların mağduru olma korkusuyla çalışmak zorunda kalmamalıdır.
Mısır yönetimi, halklarını aydınlatmaya çalışan gazeteci ve yayıncıların özgür çalışmalarına olanak sağlamalıdır.
Anadolu Ajansı Kahire bürosunda gözaltına alınanlar serbest bırakılmalıdır.

G9 GAZETECİLİK ÖRGÜTLERİ PLATFORMU
Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği
Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (HABER-SEN)
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK BASIN-İŞ)
Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD)
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)
Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği (TURÇEV)


 Mesleğimiz ve Haklarımız İçin Mücadelemizi de Dayanışmayı da Büyütelim
 09 Ocak 2020, Perşembe

Kapanan, kapatılan yayınlar, işsiz bırakılan basın emekçileri, hak gaspları ile bir yılı daha geride bıraktık. Bu yılın en akılda kalanlarından biri işten çıkartılan basın emekçilerine Demirören Grubu tarafından tazminatlarının ödenmemesiydi. Hafızalarda yer edenlerden biri ise gazetecilere yönelik gözaltı, darp, engelleme, saldırı gibi birçok olayın önlenmemesi konusunda birinci derece sorumluluğu bulunan bir bakanın 'gazetecilik yapmaya' niyetlenmesiydi.

2019 yılında yaşadıklarımıza şöyle bir göz atalım;

* Gazeteciler SETA isimli bir vakıf tarafından fişlendi
* Gazetecilerin fazla mesai alacakları için uygulanan hakkı mahkeme kararı ile gasp edildi
* Değişik dağıtım büyüklüklerine sahip 100 civarında yayın kapandı
* Yüzlerce gazeteci işsiz kaldı
* Binlerce gazetecinin devlet tarafından verilen basın kartı iptal edildi
* Basın İlan Kurumu muhalif basının ilan gelirini kesti
* Belirlenen asgari ücret beklentilerin çok altında kaldı
* Gazeteciler iktidar ve paydaşları tarafından hedef gösterilip sokak ortasında sopalı saldırılara maruz kaldı

Tüm bunlar yaşanırken, bir bakanın çıkıp, 'Her şeyi bırakıp gazetecilik yapabilirim' demesi ciddiyet ile bağdaşmıyor. Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla taleplerimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.

* Basın İlan Kurumu özerkleşmeli, siyasi iktidarların denetim amacı olmaktan çıkmalıdır
* Basın İlan Kurumu tarafından gazetecilere tanınan borçlanma hakkı, görsel, işitsel ve internet medyası için de geçerli hale gelmelidir
* Basın örgütleri tarafından verilen kimlik kartları gazetecilerin görevini yapabilmesi için geçerli kabul edilmelidir
* Yıpranma hakkı eski haline dönmeli, basın kurumlarında diğer çalışanlar için de geçerli olmalıdır
* Gazetecilerin görev yapmasını engelleyenlere yönelik cezalar caydırıcı hale gelmelidir
* İnternet medyası çalışanlarının Basın Kanunu'na tabi çalışması için düzenleme yapılmalıdır
* Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller son bulmalı, işkolu barajı gibi uygulamalar kaldırılmalıdır
* İşsiz meslektaşlarımızın yaşadığı zorluklar göz önüne alınınca işsizlik fonunun farklı amaçlarla kullanılmasına son verilmeli ve işsizlik maaşı insanca yaşamaya elverişli bir oran olarak yeniden belirlenmelidir.
Gazetecilere açılan keyfi davalar tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmalıdır

2020 yılı taleplerimizi elde etmek, mesleğimizi hakkıyla yapmak ve hapisteki basın emekçilerini özgür olması için mücadele edeceğimiz bir yıl olacaktır. Tüm basın emekçilerini örgütlerine destek olmaya, çalışmalara katılmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz.

G9 GAZETECİLİK ÖRGÜTLERİ PLATFORMU
Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ)
Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER-SEN)
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD)
Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK BASIN-İŞ )
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)
Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği (TURÇEV)


 Gerçeklerle yalanların keskinleştiği bir döneme giriyoruz. Medya hiçbir provokasyona alet olmamalı
 06 Ocak 2020, Pazartesi

Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak beş yıldır üçer aylık duyurduğumuz; 2019 yılının dördüncüsü, raporlar serimizin ise yirmincisiyle 2020 yılına giriyoruz. Basındaki hak ihlallerini, gazeteciliğin üzerine çöreklenen suçları, mesleğe ihanet boyutundaki manipülasyonları, meslektaşlarımıza yönelik sindirme politikalarını ve şiddeti artık Ankara şubemizin yanı sıra Bursa ve Antalya şubelerimizin katkılarıyla 2020 yılından itibaren aylık periyodlarla dikkatinize sunacağız.

2019 yılının bu son raporunda da ne yazık ki demokrasi için umut vadeden gelişmeleri not edemedik. Basın ve ifade özgürlüğü açısından önceki yılları aratan, daha karanlık, çok daha zorlu bir yıl geçirdik. İktidardan kaynaklı baskılar bu durumun birinci nedeniyken bir o kadar etkili ikinci neden de, geçmişte defalarca şahit olduğumuz üzere Türkiye’de medyanın olağanüstü dönemlerde meslek ilkelerini çiğnemekte bir dakika tereddüt etmemesi, hatta yok saymasıydı. Barış Pınarı Harekâtı döneminde işlenen gazetecilik suçları, hak ihlalleri ve manipülasyonlar, bu konuda adeta ders niteliğindeydi. Raporumuzun “İlke İhlalleri-Manipülasyonlar” başlıklı bölümünün içinde ayrıca işleme gereği duyduğumuz bu yayınlar, Türkiye’de medyanın büyük kısmının, talimatlarla yönetildiğini, ‘halktan gerçekleri gizleme görevi’ üstlendiğini göstermiştir.

Geride bıraktığımız üç aylık dönemde basına yönelik baskılardaki tek değişiklik, baskıların niceliksel olarak sayısının artmasıdır. Daha fazla işsiz kaldık, özlük haklarımız daha fazla tırpanlandı ve daha fazla fiziki şiddete uğradık, suçlandık, hapis cezaları kesildi. Bu bağlamda; Hürriyet gazetesinde basın tarihine kara bir leke olarak geçecek biçimde bir günde 46 meslektaşımız işten çıkarıldı. Gazetenin belkemiği niteliğinde ve uzun yılların deneyimine sahip bu kadro, sendikalaştıkları için hedef alındı. Devlet kurumları ve Hürriyet’in yeni işvereninin işbirliğiyle yapılan bu kıyım operasyonu sonrasında meslektaşlarımızın hakları da verilmiş değil. Bu gelişme çok daha ağır saldırıların da habercisidir.

Meslek etiği denince akla gelen önemli isimlerden biri olan gazeteci Faruk Bildirici’nin RTÜK üyeliğinin düşürülmesi, Anayasa Mahkemesi’nin “…fazla çalışma ücretinin, gecikmesi halinde yüzde 5 fazlasıyla ödenmesi”ne ilişkin yasal hakkımızı elimizden alması, Sözcü gazetesi yazar ve çalışanlarına yönelik akıl almaz FETÖ suçlamasına dayalı hapis cezaları, tutuklanan meslektaşlarımız ve arkası kesilmeyen gözaltılara dolu günler geçirildi.

Diğer yandan, devlet kurumlarını gazeteciliğe yönelik başlattığı sistemli yok etme politikası devam etti ve Basın İlan Kurumu, BirGün, Evrensel ve Cumhuriyet gazetelerine keyfi olarak resmi ilan yasakları koydu. Ayrıca 25 yıllık Bursa Olay Tv ve Radyo’nun kepenk kapatması, Star ve Güneş gazetelerinin kapanması bu dönemin öne çıkan konuları arasında yer aldı.

Maalesef bu dönemde de gazetecilere yönelik fiziksel saldırılar artarak devam etti ve hiçbir önlem alınmadığı gibi saldırganların yaptıkları yine yanlarına kar kaldı. Odatv yazarı Sabahattin Önkibar, Yeniçağ gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ’ın ardından Yeniçağ eski Ankara Temsilcisi Ahmet Takan, KRT programcısı Murat İde, Iğdır’da Metin Işık, Eskişehir’de Hakkı Sağlam, Konya’da Hasan Dönmez sokak ortasında saldırıya uğrayıp darp edilen gazeteciler oldu. Çoğu MHP’nin siyasi düşüncesine mensup kişiler tarafından işlenen bu suçlar yetkili makamlarca görmezden gelindi.

2020 için de tablo iyimser değil. Şimdiden savaşın, barbarlığın ve hak ihlallerinin yükseleceği günlere girdiğimizi öngörmek mümkün. Ortadoğu’da emperyalist çıkarların yükselttiği gerginlik, yoksulluk ve adalet arayışındaki halkları her an patlamaya hazır bir bomba üzerinde tutmayı sürdürüyor. Gerçeklerle yalanların çok daha yoğun karşı karşıya geleceği bir döneme girdiğimiz ortada. Bu dönemde medyanın hiçbir provokasyona alet olmayıp, çıkar çevreleri ve büyük güç odaklarının çatışmaları arasında kamunun yararı için gazetecilik yapılması, her zamankinden daha da fazla önem taşımakta. Bugün ölüme karşı yaşamın, çevre talanına karşı doğanın, iklim krizine karşı geleceğin, çıkar çevrelerine karşı halkın çıkarlarının savunulması, ilkeli gazeteciliğin gereğidir. Bu yolda mesleğin özüne tutkuyla bağlı bir gazetecilik için, demokratik bir basın ortamı ve ülke için 2020 yılında da meslektaşlarımızı örgütlü mücadeleye çağırıyoruz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu


 Bursa'da örgütümüzü hedef alan 'Şehir Gazetesi'ni uyarıyoruz: GAZETECİLİK, NE BEZİRGÂNLIK NE DE HEDEF GÖSTERMEKTİR...
 02 Ocak 2020, Perşembe
 
Türkiye gazeteciliğinde meslek ilkelerine tümden aykırı bir anlayış her gün kendini daha da fütursuzca ortaya koyabilmektedir. Gazeteciliğe şahsi ya da ticari çıkarlar uğruna giren, bu yolda siyasi yapılarla içli dışlı olmaktan çekinmeyen ve 'halkın sesi' olması gereken çalıştıkları ya da sahibi oldukları yayın organlarını, kendileri veya kendilerine kaynak aktaranların çıkarları için kullanan bu anlayışlar, hem ulusal hem de yerel ölçekte yerlerini sağlamlaştırmış, güvende hissetmektedir. Bir gazetecinin ya da basın organının bu hale düşmesinin tek nedeni, ifade ettiğimiz gibi ya kendi ya da ortaklarının çıkarlarının tehlikeye girmesidir ki bu aşamada artık gerçeklerin karartılması, gazeteciliği yalanların aracına dönüştürülmesi kaçınılmazdır. Çünkü doğruları yazmayan gazetecinin dilinin, kaleminin ucundaki tek şey yalandır.

Bursa'da yayın yapan 'Şehir Gazetesi' adı altındaki yapılanma, tam da yerinde bir örnek olarak karşımızda durmaktadır. Tüm belgeleriyle ortada olan bir gelişmede doğruları çarpıtarak, sağa sola saldırıp içine girdiği çıkar ilişkisini gizleme çabasına düşen 'gazete', sahibi lehine Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nde yapılan imar değişikliğinin Derneğimizin Bursa Şube Başkanı Rabia Deniz tarafından bir internet sitesinde haberleştirilerek kamuoyuna duyurulması üzerine Şube Başkanımızın şahsında Derneğimizi açıkça hedef göstermiştir. İddia ettikleri 'masumiyetlerini' belgeleriyle ortaya koyacak imkânları varken, çıkarları için kurdukları anlaşılan 'gazete'yi tehdit ve gerçekleri çarpıtmanın aracı haline getiren bu anlayışı, gazeteciliğin ne bezirgânlık ne de birilerini hedef göstererek susturma aracı olmadığı konusunda uyarıyoruz.

Derneğimize yönelik açık tehditler sadece bir gazetecilik sorunu olarak görülmemeli, nereden cesaret alındığına da dikkatle bakılmalıdır. Ülkemizde son yıllarda kanıksatılmaya çalışılan, 'belli siyasi odaklara' ya da 'sermaye grupları'na yakın durmanın sağladığı bir koruma mı söz konusudur! Hakaretler ve tehditler bu kadar rahat nasıl yapılabilmektedir! Bu ve benzeri soruların vakit geçirmeksizin yanıtlanması için 'Şehir Gazetesi' adıyla Bursa'da faaliyet gösteren yapının, Derneğimizi hedef gösteren yayınlarına ilişkin yargı makamlarının vakit geçirmeksizin harekete geçmesini beklemekteyiz.

Derneğimizin Bursa Şubesi'ne ve yöneticilerine yönelik olası herhangi bir olumsuz gelişmede, 'Şehir Gazetesi'nin yayınlarını sorumlu tutacağımızı buradan duyuruyoruz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu
 
 

 BASIN İLAN KURUMU'NU UYGULADIĞI CEZALARI KALDIRMAYA VE ŞEFFAF OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ
 
Basın İlan Kurumu'nun internet sitesinde kurumun tarihçesi "1957 tarihinde çıkarılan Kararname ile tüm resmi ilan ve reklamların, gazete ve dergilere sadece bu şirket aracılığıyla dağıtılacağı duyuruldu. Devamında da ihale ilanlarının yayımlanacağı gazeteleri, doğrudan hükümetin seçmesini öngören düzenlemeler geldi.
1960’a kadar süren bu dönemde hükümet ile gazeteler, resmi ilan dağıtımları ve yayınları konusunda karşı karşıya geldi. Basın özgürlüğü tartışmalarının yaşandığı bu dönem, 2 Ocak 1961’de 195 sayılı Basın İlan Kurumu’nun kuruluşuna ilişkin kanunun kabul edilerek, 9 Ocak 1961’de resmi gazetede yayımlanmasıyla sona erdi." denilerek anlatılıyor. Anlıyoruz ki Basın İlan Kurumu, hükümetin ilan dağıtımında yayınları kayırmasının, ekonomik bir silah olarak kullanmasının önlenmesi için kurulmuş.
Gelinen noktada Basın İlan Kurumu tümüyle iktidarın, hatta kısa bir süre önce basın kurumlarını ve çalışanlarını fişleyen Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) nın güdümündedir. 31 Ağustos 2019 tarihinde, SETA raporunun mimarı İsmail Çağlar, BİK temsilciliğine atandı. Atananlar arasında SETA ile ilişkili başkaları da vardı. Hemen ertesi gün, 1 Eylül 2019 tarihinden itibaren BirGün ve Evrensel gazetelerine ceza yağmaya başladı. İktidar, cezalarla yıldıramadığı yayınları bu kez ekonomik olarak cendere altına almaya çalışıyor.
Sadece ulusal yayınlar değil, Basın İlan Kurumu aracılığı ile desteklenmesi öngörülen yerel basın da cendere altında. Çok sayıda yayın yaşam mücadelesi veriyor, çalışanlarının ücretini ödeyemiyor.
Basın İlan Kurumu, beğenmediği haberler nedeniyle gazetelere ceza veriyor, ilan kesiyor. Gazeteciler haberlerini 'beğendirme', 'yaranma' amacıyla değil, kamuoyunu aydınlatmak amacıyla yazarlar.
Basın İlan Kurumu, iktidarların basın üzerindeki denetim aracıdır, iktidarın sopasıdır. Özerklikten uzak, tamamen politikleşmiş bu kurum ilanların dağıtımında adaleti değil, adaletsizliği temsil etmektedir.
Gazetelerin ve gazetecilerin hangi nedenle ve hangi araçla olursa olsun, engellenmesinin, baskı altına alınmasının karşısında olduk, olmaya devam edeceğiz. Basın İlan Kurumu'nu uyguladığı cezaları kaldırmaya ve şeffaf olmaya çağırıyoruz.
G9 GAZETECİLİK ÖRGÜTLERİ PLATFORMU
Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ)
Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER-SEN)
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD)
Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK BASIN-İŞ )
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)
Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği (TURÇEV)

 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2020   |   bilgi@cgd.org.tr