M. Tali Öngören'i özlemle anıyoruz
 13 Ekim 2018, Cumartesi
Değerli üyeler;

Mesleki bilgisi ve meslektaş dayanışmasıyla her zamana bizlere örnek olan, Derneğimizin 1980-1982 yılları arasında Genel Başkanlığını yapan Mahmut Tali Öngören’i, aramızdan ayrılışının 19’uncu yıl dönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu

 GAZETECİ COŞKUN'A HAPİS CEZASI, BAĞIMSIZ YARGININ DEĞİL PARTİLİ YARGININ KARARIDIR
 21 Temmuz 2018, Cumartesi
Cumhuriyet gazetesi muhabiri Canan Coşkun, iktidarın “Yeni Türkiye” dediği ve gazetecilik mesleğinin ortadan kaldırılmak istendiği bir adalet cehennemine atılan son meslektaşımız oldu. Coşkun’a, yaptığı haberler gerekçe gösterilerek hakkında açılmış davada, tam bir hukuk garabetinin ardından hapis cezası verildi.
Savcılık iddianamesinin hukuki hiçbir yönünün olmadığı Coşkun’un ve avukatlarının verdiği savunmayla ortaya çıkmışken verilen bu ceza, davanın hukukla değil AKP yasalarıyla görüldüğünü de gözler önüne sermiş oldu. Ne söz konusu haber bir suçtur ne de Coşkun suçlu. Burada suçlanan gazetecilik mesleği ve mesleğinin gereğini yerine getiren gazetecilerdir. İddianamede belirtilen suç unsuru AKP’ye yakın gazetelerde ve hatta Coşkun’un haberinden daha önce yer almıştır. Buna rağmen haberi nedeniyle Coşkun’a açılan dava ve verilen ceza, ülke yargısının siyasallaşma düzeyini göstermektedir. Mahkemeler AKP büroları, hakimler parti komiserleri haline getirilmek istenmektedir. Gazetecilik mesleğine saldırılar aynı zamanda hukuka saldırılar haline de gelecek düzeyde derinleşmiştir. Bu durum bizlere tarihin karanlık köşelerinde kalmış pek çok örneği bulunan faşizm mahkemelerini hatırlatmaktadır. 
Coşkun’a verilen ceza onun nezdinde halkın haber alma hakkına, gazetecilik mesleğinin toplumsal sorumluluk niteliğine ve tüm muhalefete verilmiş bir gözdağıdır. AKP iktidarı ve hem evrensel hukuk ilkelerini hem de meslek onurlarını ayaklar altına alan hakimler bilmelidir ki basın tarihinde faşizmin cezalarına karşı meslek onurunu koruyan gazeteciler de vardır.
Canan Coşkun’a verilen hapis cezası, bağımsız yargının değil partili yargının kararıdır. Gazetecilik yaptığı için Coşkun hakkında hapis cezası verilmesinde payı olanlar, hem evrensel hukukun geçerli olduğu bağımsız mahkemelerde hem de tarihin karşısında düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğünü katletmek suçu işlemiştir. Bağımsız mahkeme kararının ne olacağını sadece tahmin edebiliriz ama tarihin mahkemesinin kararının ne olacağını çok iyi biliyoruz: Diğer örneklerin yanına, tarihin karanlık köşelerine atılacaklardır.

Canan Coşkun’un ve Cumhuriyet gazetesinin yanındayız. 

ÇGD Genel Yönetim Kurulu

 MESLEĞE BİR DARBE DAHA!
 05 Temmuz 2018, Perşembe
HABERTÜRK Gazetesi'nin kapatılması hakkında ÇGD'nin açıklaması:


Haberi meta, gazeteyi kağıt, gazeteciliği ihalecilik, gazeteciyi iş takipçisi sanan Ciner Grubu, emek ve gazetecilik düşmanlığına devam ediyor. 
HABERTÜRK gazetesinin kapanması yüzlerce basın emekçisini işsiz bırakmış ve mesleğe büyük bir darbe daha indirmiştir. 
HABERTÜRK çalışanı tüm meslektaşlarımızın haklarıyla ilgili yürütecekleri tüm mücadelelerde yanlarındayız. 
Gazetecilik mesleğinin, ticaret-siyaset ilişkisinin aracı olmaktan çıkması ve hak ettiği değere tekrar kavuşması için örgütlü mücadelemize devam edeceğiz.

ÇGD Genel Yönetim Kurulu

 BİZ UTANMAYACAĞIZ “GAZETECİ” DİYENLER UTANMAYA MAHKUMDUR
 

ÇGD olarak 40 yıllık gazetecilik mücadelemizin en önemli başlığı her zaman “gazetecilik” olmuştur. Derneğimiz, hem mesleki hem toplumsal hem de sınıfsal bilinç ve sorumlulukla mücadelesine devam etmiştir, etmektedir. Başta düşünce ve ifade, basın ve yayın özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklerimize yönelik saldırıların yoğunlaştığı ve daha da artacağı kesin olan bugünlerde birlik olma vurgumuzu her dönem tekrarladık. Bu süreçte bir mücadelemizi de kendisine “gazeteci” diyen iktidar beslemelerine karşı verdik. Bu isimlerden biri de uzun yıllar TRT’de Haber Dairesi Başkanlığı gibi önemli bir görev yapan Nasuhi Güngör zihniyetindekilere oldu. Hepimizin vergileri ile hizmet veren TRT’de en önemli görevlerden birinde olan bu kişi, son olarak önce kendini, sonra kendisine taktığı “gazeteci” sıfatını ayaklar altına almıştır. Kendi yazdığı kitabın “mesnetsiz” olacağını söyleyecek kadar iktidara bağımlı olan bu kişi ve bu kişiyi bu görevde tutanlar da gazetecilik ilkelerine ihanet etmişlerdir. Bugün TRT’nin taraflı yayıncılığı da aynı şekilde temel gazetecilik ilkelerine aykırı şekilde sürdürülmektedir. Biz ÇGD olarak iktidarın son yılların yarattığı bu tip “gazeteci” sıfatlı kişilere karşı, gazeteciliğin hedef alınmasına karşı da mücadelemizi sürdüreceğiz. 

 

Biz Nasuhi Güngör’den utanmıyoruz, şaşırmıyoruz ama ona dün “gazeteci” diyenler bugün utanmaya mahkumdurlar.

 

ÇGD GENEL YÖNETİM KURULU


 BAĞIMSIZ, ÇOĞULCU VE ÖZGÜR BASIN İÇİN DAYANIŞMA VE MÜCADELEYE
 03 Mayıs 2018, Perşembe
3 Mayıs 1991’de, Namibya’da Windhoek Deklarasyonu ile bağımsız, çoğulcu ve özgür bir basın için çağrı yapılmasının üzerinden 27, BM’nin 3 Mayıs’ı Dünya Basın Özgürlüğü günü ilan etmesinin üzerinden 25 yıl geçti. Ne yazık ki, geçen çeyrek yüzyılın dünyaya daha bağımsız, daha çoğulcu ve daha özgür bir medya ortamı sağladığını söylemek mümkün değil.
 
Tersine; bu süre içinde medyanın birkaç uluslararası holdingin elinde toplanmasına, bağımsızlığın yitirilmesine, medya organlarının sayısı artarken içeriğin tektipleşmesine, gazetecilerin medya patronları ve iktidarların baskısı altında özgürlüklerini daha fazla yitirmesine tanık olduk.
 
Bu olumsuz küresel eğilim içinde, biz Türkiyeli gazetecilerin payına düşen çok daha fazlası oldu.
 
Kendimiz için değil, halkın haber alma hakkı adına mücadele ederken, gerçeklerin öğrenilmesini istemeyenlerin her türlü saldırısıyla karşılaştık. Dövüldük, sövüldük, öldürüldük, hapislere atıldık, kitlesel olarak işsizliğe mahkum edildik. Ancak, gerçeğe ve halkın haber almak hakkına sadakatle bağlı olanlarımız hiçbir zaman teslim olmadık! 
 
2018 3 Mayıs’ında Türkiye cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü 148 gazeteci var. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2017 Basın Özgürlüğü Endeksi, 2002 yılında 180 ülke arasında 99. sıradayken 157. sıraya gerilediğimizi gösteriyor.
 
Ülkemiz tarihinin en kritik seçimine giderken, medyanın neredeyse tümünün iktidarın sözcüsü durumuna geldiğini, bu denli kritik seçimler öncesinde liderleri onları seçecek kamuoyu önünde tartıştırabilmenin bile tarih olduğunu görüyoruz.
 
Bağımsız, çoğulcu ve özgür bir gazetecilik olmadan özgür ve demokratik bir ülke de olamayacağını biliyor ve bu ilkeler için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğimizi ilan ediyoruz! 
 
Ne hedef olduğumuz şiddet ve kapatıldığımız cezaevleri, ne mahkum edildiğimiz işsizlik bizi halkın haber alma hakkını savunmak ve gerçeğin peşinden koşmaktan alıkoyabilecek!
 
Bu 3 Mayıs’ta da, karşı karşıya olduğumuz kara tablonun değiştirilmesinin yolunun örgütlü mücadele ve dayanışmadan geçtiğinin bilinciyle, bütün meslektaşlarımızı bağımsız, çoğulcu ve özgür bir gazetecilik için birlikte mücadeleye çağırıyoruz. 
 
İyi bilinmelidir ki; bu niteliklere sahip bir medyanın olmadığı yerde, ne gerçek demokrasi, ne gerçek vatandaşlık vardır. 
 
Siyasi partiler de bilmelidirler ki; birbirleriyle yarışarak iktidar olabilecekleri asgari bir demokrasinin varlığı da özgür basının varlığına bağlıdır.
 
BM Genel Sekreteri António Guterres’in, hükümetleri basın özgürlüğünü güçlendirmeye ve gazetecileri korumaya çağırdığı 3 Mayıs mesajında da belirttiği gibi, “Özgür basını savunmak gerçeği bilme hakkımız için ayağa kalkmaktır.”
 
 
Yaşasın bağımsız, çoğulcu ve özgür gazetecilik mücadelemiz!
 
G9 GAZETECİLİK ÖRGÜTLERİ PLATFORMU
Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği, 
Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (Haber-Sen), 
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) 
Türkiye  Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş), 
Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) 
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)

 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2018   |   bilgi@cgd.org.tr