İSTANBUL TEMSİLCİMİZ UĞUR GÜÇ’E AÇILAN DAVA, HUKUKU DEĞİL 'SARAY’I EKSEN ALMIŞTIR!
 10 Şubat 2020, Pazartesi

Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Işıl Özgentürk’ün, iktidar yanlısı basın tarafından hedef gösterilmesinin ardından açılan davada 1.5 yıl hapis cezasına çarptırılması kararını, haber.sol.org‘da yayınlayan sorumlu yazı işleri müdürü, aynı zamanda Çağdaş Gazeteciler Derneği İstanbul Temsilci Uğur Güç’e, haberinden kaynaklı açılan ‘hakaret’ davası, açıkça basın özgürlüğü düşmanlığıdır.

Gazeteci Uğur Güç, Işıl Özgentürk’e 13 Ocak 2019 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki ‘Yeni Kuşak Türbanlılar’ yazısı nedeniyle verilen mahkeme kararını, “Mahkeme küfürbaz avukatın istediğini yaptı: Işıl Özgentürk'e hapis cezası” başlığıyla 4 Temmuz 2019 tarihinde haber.sol.org’da haberleştirdi. Işıl Özgentürk’e ceza verilen davada karşı tarafın avukatı Mustafa Doğan İnal’ın “'Bu yazı iğrenç bir paçavradır, faşist, kindar ve iğrenç iftiraların mahkeme nezdinde cezalandırılmasını talep ediyoruz” sözleri nedeniyle haberinin başlığında ‘küfürbaz avukat’ ifadesini kullanan Uğur Güç hakkında savcılık,  ‘kamu davası’ açılmasını kararlaştırdı.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hakaret davalarına da bakan avukat grubu içinde yer aldığı belirtilen Mustafa Doğan İnal’ın şikâyeti üzerine savcılığın, İstanbul Temsilcimiz gazeteci Güç hakkında açtığı davanın hukuki olmadığı ortadadır. İlk önce Işıl Özgentürk’ün, Cumhurbaşkanı’nın danışmanlarından Mariam Kavakçı üzerinden ‘yeni kuşak türbanlılar’a ilişkin yazdığı bir yazının cezalandırılması, ardından bu kararı habercilik sorumluluğu çerçevesinde halka duyurulma görevini yerine getiren Uğur Güç’e, yine ‘saray’a yakın bir avukatın talebi doğrultusunda ‘kamu davası’ açılması, Türkiye için normal evrensel hukuk açısından anormal bir durumdur. Bir avukatın, bir gazeteciye yönelik hakaret dolu sözlerinin haberleştirmesi ve haksız olduğu tartışmasız bu sözlerin ‘küfür’ olarak nitelendirilmesi basın özgürlüğü sınırları içindedir. Aksi durumda hukuk eliyle sansür meşrulaştırılmış olur.

Hukuk kimsenin oyuncağı değildir; hepimizin hak ve özgürlüklerinin teminatıdır. Bu özgürlükler arasında ‘basın özgürlüğü’nün ayrı bir önemde olduğunu hatırlatıp, kısıtlayıcı her türlü uygulamanın karşısında, basın özgürlüğü yolunda yargılanan tüm meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha belirtiriz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu


 SİSTEMATİK BASKIYA KARŞI TEK ÇIKIŞ YOLU ÖRGÜTLÜ MÜCADELEDİR!
 02 Şubat 2020, Pazar
Türkiye’de gazeteciler her yeni gün yeni bir engelle karşılaşıyor. Sansür, devlet akreditasyonu, resmi ilan kesme cezası, yargılama tehditleri, basın kartı ambargosu, iktidar yanlısı trol basının hedef gösterme çabası her geçen gün gazeteciliğe zarar veriyor. Toplumun demokratik ilerleyişine ve kamu yararına düşman iktidar anlayışının altında gazeteciliğin ilkelerini savunmak büyük önem taşıyor. Mesleğimiz için mücadele etmek, geleceğimiz için, demokratik toplum için ve halkın hakları için mücadele etmek anlamı taşıyor. Bu bilinçle, omuz veren meslektaşlarımızla meslek ilkelerini savunmayı sürdürüyoruz.

Bu çerçevede 2015 yılının başından itibaren üçer aylık periyodlarda, mesleğimize yönelik her türlü saldırıyı duyurma araçlarımızdan biri olan Medya İzleme Raporumuzu artık aylık açıklıyoruz. ÇGD Ankara, Bursa ve Antalya şubelerimizin çalışmalarıyla hazırlanan aylık raporlarımızın ilki Ocak-2020 Medya İzleme Raporumuzda, geride bıraktığımız ayda basındaki ilke ihlaller, gazetecilerin hak kayıpları, gazeteciliğe yönelik engeller, soruşturmalar ve cezalar, medya kuruluşu ayrımı yapılmaksızın kaydedildi.

Hem mesleğimiz için hem de dünya için ağır bir ayı geride bıraktığımızı söylemek mümkün. 2020, daha ilk günlerinden itibaren tüm bir yıl için yetecek kadar karamsar bir tablo çizdi. Bir özet yapacak olursak, Libya ve İdlib’de tüm sıcaklığıyla süren savaşın, Türkiye’nin maalesef en önemli konuları arasında yer tutmaya devam ettiğini belirtmemiz gerekir. Bu ay, Ortadoğu yeni bir savaşın eşiğine de geldi. İranlı general Süleymani’nin öldürülmesi ve İran’ın misillemesi dünyayı korkuttu. Çin’de başlayan Koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına aldı, Avusturalya’da bitmek bilmeyen yangınlar ve Türkiye’de üst üste depremler yaşandı. Önce İstanbul’da ardından Manisa, Ankara ve son olarak Elazığ-Malatya depremiyle tüm ülke sarsıldı. Sarsılan sadece siyasi arena ya da yer kabuğu değildi; tüm bu gündem kamuoyuyla paylaşılırken gazetecilik ilkelerine, mesleğimize ihanet aşamasına gelen uygulamalara, manipülasyonlara, şiddet övgüsüne, nefret suçlarına ve yalan haberlere şahit olduk.

Ocak ayında gazetecilerin sarı basın kartları iptal edildi. Birkaç gün meslektaşlarımız basın kartı isteyen kurumlara, örneğin TBMM’ye giremedi. Tepkiler üzerine İletişim Başkanlığı geri adım attı. Sarı basın kartları yeniden kullanıma açıldı ancak İletişim Başkanlığı’nın bine yakın meslektaşımıza yeni kartları vermeme inadı Ocak ayında da sürdü. Meslek örgütleri basın kartı dağıtımını kendi ellerine almayı tartışmaya başladı.

5 ay hapis cezası verilen Gazeteci Cevdet Akgün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününde cezaevine girdi, meslektaşlarımız Barış Polat’a 6 yıl 3 ay, Kazım Güleçyüz’e 1 yıl 8 ay, Halil İbrahim Özdabak'a 1 yıl 6 ay 22 gün, Hakan Gülseven’e 1 yıl 2 ay 7 gün, Osman Akın’a 5 ay hapis cezaları verildi. Onlarca gazeteci yine adliyelerde ceza tehditleri altında ifade verdi, duruşmalara katıldı.

Ayrıca Ocak ayının en önemli olaylarında basının okura hangi manşetlerle seslendiğini de not ettik. Libya’ya asker gönderme tezkeresi, Süleymani suikastı ve Elazığ depremiyle ilgili tartışmaların gazetelerin birinci sayfalarına nasıl yansıdığını aktardık.

Mesleğimizi, ilkelerimizi ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz. Gazetecilerin saldırılara ve yargılama tehditlerine maruz kalmadığı, özgürce konuşup yazdıkları, haber yaparken engellenmedikleri günlere ulaşmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm meslektaşlarımızı, gazeteciliği savunmak için örgütlenmeye çağırıyoruz. 

Çağdaş Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu


 Basın kartları üzerinde planlanan kirli oyunlara derhal son verilmeli! İletişim Başkanlığı, hukuksuz kararlarıyla açıkça suç işliyor!
 24 Ocak 2020, Cuma

Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün lağvedilerek görev ve işlemlerinin devredildiği Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik hukuksuz, basın özgürlüğü karşıtı uygulamalarına devam ediyor. İletişim Başkanlığı yetkilileri, Anayasa ve yasalara aykırı şekilde, hiçbir gerekçe sunmaksızın çok sayıda meslektaşımızın basın kartını iptal ederek açıkça suç işlemiştir.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, bilindiği üzere faaliyetlerine başladıktan kısa bir süre sonra Basın Kartları Yönetmeliği’ni yenileyerek, “gazetecilik” adı altında iktidarın “basın memurlarını” yaratmak için ilk adımı atmıştı. Anayasa ve yasalara aykırı hükümler içeren yönetmelikle, halk adına kamu otoritelerini denetleme görevini yapma sorumluluğuyla hareket eden gazetecilerin basın kartı alması zorlaştırılırken, basın kartına sahip gazeteciler de her an kazanılmış haklarından mahrum edecek bir tehditle karşı karşıya bırakılmıştı. Buna ek olarak basın kartlarını veren Basın Kartı Komisyonu’na gazetecileri fişleyen raporu ile bilinen SETA’dan yapılan “atamalar”, iktidara yakın medya yöneticilerinden seçilen üyeler, gazetecilik meslek örgütlerinin komisyondan uzaklaştırılmasıyla yeni dönemin taşları tek tek döşenmeye başlamıştı. İletişim Başkanlığı, söz konusu yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Derneğimizin Danıştay’a yaptığı başvuru sonrası, iş ve işlemlerindeki gayrı ciddiliği gizlemekten çekinmeksizin, ‘basın kartsız da gazetecilik yapılabiliyor’ şeklinde savunma bile yollayabilmişti.

Danıştay’da açtığımız dava sürerken, var olan hukuksuz uygulamalara bir yenisi eklendi. Yönetmelik değişikliğinin ardından 2019 yılının Ocak ayında başlanan basın kartlarının yenilenmesi işlemi, kapalı kapılar ardında, hangi kritere dayalı olduğu belirsiz, gazeteci ayrımı yapılarak bir yılı aşkın süredir devam ettirildi ve geldiğimiz aşamada aralarında üyelerimizin de bulunduğu çok sayıda meslektaşımızın kartları yenilenmediği gibi mevcut kartları da hiçbir gerekçe sunulmadan iptal edildi.

İletişim Başkanlığı’nın yeni basın kartını talep eden meslektaşlarımızı, “inceleniyor” ve “beklemede” yanıtlarıyla bir yılı aşkın süre oyalama taktiği izlemesini, hala kullanım süresi bulunan basın kartlarını hiçbir bildirimde bulunmadan keyfi olarak iptal etmesi kabul edilemez. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2019 yılının Haziran ayında gazetecilerin sorusu üzerine verdiği "Size ayar vermek gerekirse zaten İletişim Başkanlığımız o işi görür" yanıtının anlamı, son günlerde yaşanan gelişmelerle daha da netleşmiştir. İletişim Başkanlığı’nı, devlet mekanizması içinde basınla ilgili üst bir kuruluş olmaktan çıkartıp, gazetecilere ‘ayar veren’ bir yapıya dönüştürdükleri itirafında bulunanlara, yasalara aykırı bu işlemlerin geri çekilmesi uyarısında bulunuyor ve ne gazeteciliğin ne gazetecilerin kimsenin keyfine göre ayar çekeceği, eğleneceği bir meslek olmadığını hatırlatıyoruz. Basın emekçilerini yönelik bu hak gaspına karşın basın kuruluşu sahibi ve yöneticilerinin sessizliklerini de not ettiğimizi bildiriyoruz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu


 ANADOLU AJANSI KAHİRE BÜROSUNDA GÖZALTINA ALINANLAR SERBEST BIRAKILMALIDIR!
 16 Ocak 2020, Perşembe

Anadolu Ajansı’nın Kahire Bürosu’na 14 Ocak 2020 tarihinde akşam saatlerinde Mısır güvenlik güçlerince baskın düzenlemiş, büroda bulunan 5 kişiyi gerekçe göstermeden gözaltına almıştır.
Polis, Anadolu Ajansı çalışanı Mısırlı bir gazeteciyi daha sonra serbest bırakmıştır.
Anadolu Ajansı tarafından yapılan açıklamaya göre, Mısırlı yetkililer, çalışanların gözaltına alınma gerekçeleri ve nerede olduklarına ilişkin avukatlara bilgi vermemiştir.
Yurtdışındaki gazetecilik büroları mesleki amaçların dışında kullanılamaz, ev sahibi ülkeler de aralarında sorun bile olsa bir ülkenin kendi topraklarında çalışan gazetecilerine ülkelerinin memurlarıymış gibi davranamazlar.
Mısır’da çalışan gazeteciler, ülkeler arasındaki siyasi hesaplaşmaların mağduru olma korkusuyla çalışmak zorunda kalmamalıdır.
Mısır yönetimi, halklarını aydınlatmaya çalışan gazeteci ve yayıncıların özgür çalışmalarına olanak sağlamalıdır.
Anadolu Ajansı Kahire bürosunda gözaltına alınanlar serbest bırakılmalıdır.

G9 GAZETECİLİK ÖRGÜTLERİ PLATFORMU
Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği
Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (HABER-SEN)
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK BASIN-İŞ)
Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD)
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)
Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği (TURÇEV)


 Mesleğimiz ve Haklarımız İçin Mücadelemizi de Dayanışmayı da Büyütelim
 09 Ocak 2020, Perşembe

Kapanan, kapatılan yayınlar, işsiz bırakılan basın emekçileri, hak gaspları ile bir yılı daha geride bıraktık. Bu yılın en akılda kalanlarından biri işten çıkartılan basın emekçilerine Demirören Grubu tarafından tazminatlarının ödenmemesiydi. Hafızalarda yer edenlerden biri ise gazetecilere yönelik gözaltı, darp, engelleme, saldırı gibi birçok olayın önlenmemesi konusunda birinci derece sorumluluğu bulunan bir bakanın 'gazetecilik yapmaya' niyetlenmesiydi.

2019 yılında yaşadıklarımıza şöyle bir göz atalım;

* Gazeteciler SETA isimli bir vakıf tarafından fişlendi
* Gazetecilerin fazla mesai alacakları için uygulanan hakkı mahkeme kararı ile gasp edildi
* Değişik dağıtım büyüklüklerine sahip 100 civarında yayın kapandı
* Yüzlerce gazeteci işsiz kaldı
* Binlerce gazetecinin devlet tarafından verilen basın kartı iptal edildi
* Basın İlan Kurumu muhalif basının ilan gelirini kesti
* Belirlenen asgari ücret beklentilerin çok altında kaldı
* Gazeteciler iktidar ve paydaşları tarafından hedef gösterilip sokak ortasında sopalı saldırılara maruz kaldı

Tüm bunlar yaşanırken, bir bakanın çıkıp, 'Her şeyi bırakıp gazetecilik yapabilirim' demesi ciddiyet ile bağdaşmıyor. Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla taleplerimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.

* Basın İlan Kurumu özerkleşmeli, siyasi iktidarların denetim amacı olmaktan çıkmalıdır
* Basın İlan Kurumu tarafından gazetecilere tanınan borçlanma hakkı, görsel, işitsel ve internet medyası için de geçerli hale gelmelidir
* Basın örgütleri tarafından verilen kimlik kartları gazetecilerin görevini yapabilmesi için geçerli kabul edilmelidir
* Yıpranma hakkı eski haline dönmeli, basın kurumlarında diğer çalışanlar için de geçerli olmalıdır
* Gazetecilerin görev yapmasını engelleyenlere yönelik cezalar caydırıcı hale gelmelidir
* İnternet medyası çalışanlarının Basın Kanunu'na tabi çalışması için düzenleme yapılmalıdır
* Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller son bulmalı, işkolu barajı gibi uygulamalar kaldırılmalıdır
* İşsiz meslektaşlarımızın yaşadığı zorluklar göz önüne alınınca işsizlik fonunun farklı amaçlarla kullanılmasına son verilmeli ve işsizlik maaşı insanca yaşamaya elverişli bir oran olarak yeniden belirlenmelidir.
Gazetecilere açılan keyfi davalar tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmalıdır

2020 yılı taleplerimizi elde etmek, mesleğimizi hakkıyla yapmak ve hapisteki basın emekçilerini özgür olması için mücadele edeceğimiz bir yıl olacaktır. Tüm basın emekçilerini örgütlerine destek olmaya, çalışmalara katılmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz.

G9 GAZETECİLİK ÖRGÜTLERİ PLATFORMU
Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ)
Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER-SEN)
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD)
Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK BASIN-İŞ )
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)
Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği (TURÇEV)


 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2020   |   bilgi@cgd.org.tr