ÇGD 2021 Şubat Ayı Medya Raporu Basın Açıklaması
 03 Mart 2021, Çarşamba
Türkiye’de düşünce, ifade ve basın özgürlüğü mücadelesi kapsamında aylık olarak yayınladığımız Medya İzleme Raporu'nda; gazetecilere yönelik sansür, tehdit-şiddet, gözaltı-yargılama, özlük haklarında yaşanan kayıplar ile haberlerde yapılan manipülasyonları kayıt altına aldık. Şubat ayında “Sansür” başlığında 26, “İşten Çıkarmalar ve Gazetecinin Çalışma Yaşamı” başlığında 5, “Gözaltı, Tutuklama, Dava ve Yargı Kararları” başlığında 39, “Tehdit, Hakaret, Hedef Gösterme, Şiddet” başlığında 7 bulgu saptadık. “Manipülasyonlar ve İlke İhlalleri” başlığında ise dikkat çeken 5 durumu ele aldık.

Buna göre; 17 haberde "kişilik hakları ihlali" gerekçesiyle çoğunluğu ulusal gazetelerin haber siteleri olmak üzere 32 yayına erişim engeli konuldu. 12 haber sitesine erişim tamamen engellendi.

Olay TV çatısı altında bir araya gelen ancak iş insanı Cavit Çağlar’ın verdiği sözde geri adım atması üzerine yayını durduran 180 basın emekçisi, yeni frekans tahsisi sağlanamadığı için işten çıkartıldı. Geçen ay toplam 187 basın emekçisi haksız şekilde işinden oldu.

Şubat ayında 27 basın davası görüldü. Bu davalar kapsamında 7 basın emekçisi ilk duruşmalarına çıkarken, toplam 30 basın emekçisi yargılandı. 7 gazataciye hapis cezası verildi. Bir gazeteci de 40 bin lira para cezasına çarptırıldı. İki ayrı soruşturma kapsamında, 5 gazeteci hakkında da iddianameler kabul edilerek dava açıldı. 8 basın emekçisi, gözaltına alındı. 4 basın emekçisi, hakkındaki soruşturma kapsamında emniyette ifade verdi. Büyük çoğunluğu Boğaziçi Üniversitesi rektör atamasına ilişkin protesto eylemlerini takip eden olmak üzere 16 basın emekçisi ya darp edildi ya tehdit edildi ya da yaralandı.

İktidar güdümündeki medyada; Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan rektör ataması nedeniyle gerçekleştirilen eylemler, Gara Operasyonu ve eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın tekrar görevine dönebileceği iddiasına ilişkin algı oluşturma amacı taşıyan, hedef gösteren çok sayıda haber yer aldı.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu

 ÇGD 2021 Ocak Ayı Medya Raporu Basın Açıklaması
 02 Şubat 2021, Salı

Türkiye’de düşünce, ifade ve basın özgürlüğü mücadelesi kapsamında, meslektaşlarımıza yönelik sansür, tehdit-şiddet, gözaltı-yargılama, özlük haklarında yaşanan kayıplar ile haberlerde yapılan manipülasyonları kayıt altına aldığımız ve her ay kamuoyuna duyurduğumuz ‘Medya İzleme Raporu’nun 2021 yılının ocak ayı kapsamında; başta neredeyse tamamı RTÜK ve BİK’in verdiği idari cezalar ile çeşitli mahkeme kararlarına dayalı erişim engelleri olmak üzere 24 sansür olayı ile 35 gazetecinin karşı karşıya kaldığı adli ve yargısal işlemi not ettik. Gazeteciler ve çalıştıkları basın kuruluşları geçen ay da açıkça tehdit edildi, hakarete maruz kaldı. MHP’li üst düzey yöneticilerin tehditleriyle oluşan gergin atmosferde, basın mensuplarına yönelik saldırılar oldu ve saldırganlardan bazılarının MHP ile bağlantısı tespit edildi.

Geçen ay yaşanan siyasal, ekonomik ve sosyal gelişmelerin yayın organları tarafından haberleştirilirken yapılan manipülasyonların yer aldığı bölümün yanı sıra gazetecilerin çalışma yaşamındaki gelişmelerin de kayda geçirildiği ‘Medya İzleme Raporu’muzda, BirGün Gazetesi'ne, bir devlet kurumunun raporuna dayalı yaptığı haberden kaynaklı verilen ilan ve reklam cezası; RTÜK’ün, iktidarın politikalarının destekleyicilerinden Acun Ilıcalı’nın sahibi olduğu kanalın logosunu değiştirme başvurusunu 8 günde sonuçlandırılmasına karşın Sözcü Gazetesi bünyesinde açılmak istenen kanalın logosuna 11 aydır onay vermemesi; son 10 yıldır istisnasız her yıl baskılarla karşı karşıya kalan ve orijinal internet adresinde hala erişim engeli olan Odatv’nin Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ile Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun, yayınlanan son kitabı “Metastaz 2: Cendere” nedeniyle 158 yıla kadar hapis istemiyle suçlanmaları ve gazetecilere yönelik tehdit ve saldırılar detaylı şekilde yer aldı.

Mesleğimizi savunmak, en ağır bedelleri de öngörse artık yaşamsal önemdedir. Gazetecilerin saldırılara ve yargılama tehditlerine maruz kalmadığı, özgürce konuşup yazdıkları, haber yaparken engellenmedikleri günlere ulaşmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, mesleğimizi kimsenin propaganda aracı, yalan üretme makinesi ve kazanç kapısı yaptırmamakta kararlıyız.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu


 Mücadelemizin örgütü ÇGD 43 yaşında!
 23 Şubat 2021, Salı

Çağdaş Gazeteciler Derneği 43 yaşında!

Bugün dünden daha karanlık…

Sansür ve sömürünün her gün artan karanlığına karşı 1978 yılında emeğin hakkı, basın ve ifade özgürlüğü için “Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” diyerek yola çıkan genç gazetecilerin mücadele örgütü olarak kurulan Çağdaş Gazeteciler Derneği bugün 43 yaşında.

Türkiye’de faşizmin köşe taşlarının dizildiği, insan haklarının hiçe sayıldığı ve yoksulluğun alışkanlığa dönüştürülmek istendiği ve tüm bu gerçeklerin halktan gizlenmesi için yoğun baskıların yaşandığı günlerde kurulan ÇGD’yi inşa eden koşullar, aradan geçen 43 yılda aktörler değişse de aynı gerçekliğini korumaktadır.

Dünün sömürü çarkını yöneten medya patronları, bugün Saray’ın gölgesinde ihale odaklarına dönüşmüştür. Dünün sansür kurumları, aynı temeller üzerinde şekillenen ancak yoğun iktidar gücü ile takviye edilmiş olarak bugün de ayaktadır.

Gazeteciler artık sadece emeğin sömürüsüyle değil, iktidarın yüzde 90’ını elinde bulundurduğu medya düzeninde “Saray’ın memuru” gibi görülerek sansür kıskacı altında da ezilmek istenmektedir. Bu kıskaca boyun eğmeyen, “sahibinin sesi” olmayı reddeden basın emekçileri ise şiddet ve işsizlikle terbiye edilmek istenmekte, her gün haklarından mahrum bırakılan işsiz gazeteci ordusuna yeni meslektaşlarımız katılmaktadır.

ÇGD, 43 yıl önce “Örgütlü savaşım bayrağını açıyoruz” diyerek yola çıkan meslektaşlarının izinde, gazetecilerin özlük haklarının iyileştirilmesi, ifade özgürlüğü, demokrasi ve insan haklarının savunulması, sendikal örgütlenmenin genişletilmesi mücadelesine ilk günkü kararlılıkla devam etmektedir.

Tüm koşullar, bugünün basın emekçilerinin omuzlarına ÇGD’yi kuran onurlu mücadelenin azmini ve dayanışmayı büyütmenin görevlerini yüklemektedir.

Dünün sansür ve sömürü araçları aynı ise bugünün mücadele aracı da aynıdır.

Dünün ve bugünün karanlığına karşı yarının mücadele umudu da aynıdır.

43. yılında birlik, dayanışma ve savaşım için ÇGD’de birleşelim…

Yaşasın gazetecilerin onurlu mücadelesi!

Yaşasın ÇGD…

 

 


 Üyemiz Uğur Mumcu’yu özlem ve saygı ile anıyoruz
 24 Ocak 2021, Pazar

Yine bir Pazar günüydü. Tam 28 yıl üzerinden geçti. Uğur Mumcu, sadece gerçekleri yazdığı, sadece gazetecilik yaptığı için katledildi. Uğur Mumcu, kimleri rahatsız etti? 28 yıldır bu cinayeti kimler aydınlatmadıysa, kimler dosyaları üst üste yığarken hala içinden gerçeği bulamıyorsa onları… 

Uğur Mumcu, bugün hala yazdıklarıyla, 28 yıl geçmesine karşın, önümüzü aydınlatıyorsa, bu onun gazetecilik ilkelerinden taviz vermeden, kalemini satmadan yazmasından kaynaklıdır.

Uğur Mumcu önce biz gazetecilerin sonra tüm toplumun ışığı olmaya devam edecek. Bugün gazetecilerin tutuklamalar, gözaltı, sansür ve baskı ile karşılaştıklarında gazetecilik ilkelerinden sonra Uğur Mumcu’nun adını anmalarının sebebi de bu ışığı söndürememeleridir.

Uğur Mumcu da Uğur Mumcu gazeteciliği de ölümsüzdür! Mesleğimize yönelik saldırıları, Uğur Mumcu gibi inadına gazetecilik yaparak aşacağız.

Üyemiz Uğur Mumcu’yu özlem ve saygı ile anıyoruz temsil ettiği meslek değerlerini her ne olursa olsun savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu


 10 Ocak gazetecilerin mücadele günüdür...
 10 Ocak 2021, Pazar

10 0cak 1961 tarihinde kabul edilen, 212 sayılı yasa ile gazetecilerin halkın haber hakkını ve meslek onurunu korumak için edindiği hakların, geride kalan 60 yılda tamamına yakınının törpülendiği bir tablo ile karşı karşıyayız.

“Gazeteci hapishanesi” olarak adlandırılan Türkiye’de; gazeteciler, baskı, sansür, soruşturma, gözaltı, tutuklama ve maddi ceza kıskacında mesleğine devam etmek zorunda kalmaktadır. Demokrasiden her gün bir adım daha uzaklaşan ülkemizde, geriye doğru atılan her adımda da gazeteciler hedef alınmaktadır.

Halka gerçekleri aktarmak gazetecilerin görevidir. Bugün de kendi gerçeklerimizi aktarmak istiyoruz.

Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü açısından tablo şudur:

Halkın haber hakkı için başta Anayasa’nın 28. maddesinde yer alan “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmünden başlamak üzere, gazetecilerin korunması için bütün yasal dayanaklar bir bir törpülenmiş ve kâğıt üzerinde bırakılmıştır.

Haberler, soruşturma ve tutuklama gerekçesi sayılırken, gazeteciler her gün bir yenisi eklenen soruşturma ve davalar nedeniyle haber merkezleri kadar adliye koridorlarında mesleklerini sürdürmektedir.

Televizyon kanalları iktidar baskısı ile karartılırken, gazete ve televizyonların ilan ve reklam kesme gibi yüklü cezalarla ekonomik kıskaca alınmak istenmektedir. Yolsuzluk ve usulsüzlük haberleri bir bir engellenirken, Anayasa Mahkemesi kararlarının bile dikkate alınmadığı bir hukuk sisteminde, toplumun ötekileştirilmiş tüm kesimlerinin sesi olarak gazeteciler adalet arayışına devam etmektedir. Gazetecilik yapmak isteyen haber kanalları iktidar baskısı ile karartılmakta, iktidar havuzunda yer almayan gazete ve televizyonlar ilan ve reklam kesme gibi yüklü cezalarla ekonomik kıskaca alınmak istenmektedir.

Haberler soruşturma ve tutuklama gerekçesi sayılırken, gazeteciler her gün bir yenisi eklenen davalar nedeniyle haber merkezleri kadar adliye koridorlarında mesleklerini sürdürmektedir. İfade ve basın özgürlüğünü önceleyen kanunların görmezden gelindiği, diğer bir deyişle “askıya” alındığı bu dönemde, yargının siyasallaştırılması sonucunda kanunların kamu yararına değil, siyasetin önceliklerine hizmet ettiğine tanıklık etmek zorunda kalıyoruz. Bütün bunların ise yasama-yürütme ve yargının tek elde toplandığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin “doğal” bir sonucu olarak karşımıza çıktığını biliyoruz.

Tüm bu gerçekler ışığında, halk adında kamusal alanı denetleme görevi, sadece gazetecilerin omuzlarına bırakılmıştır. Bu nedenle de siyasal iktidar, her gün gazeteciler üzerindeki baskısını arttırmaktadır. Tek sesli, tek kumandalı, tek manşetli bir medya isteyen AKP iktidarı, medya sermayesinin yüzde 90’ını kontrol altına almış, kontrol edemediği gazete, dergi, radyo ve televizyon kanallarını ise cezalarla susturmak istemektedir.

Meslektaşlarımız, işte bu zor koşullar altında yaşama tutunmaktadır. Bu zor koşullara, son olarak yıpranma hakkımızdaki törpülenme de eklenmiştir. Meslektaşlarımız, iktidarın “keyfi” onayı ve kontrolündeki “basın kartlı”, “basın kartsız” ayrımı ile eşitliğe ve Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olarak haklarından mahrum edilmiştir. Yüzlerce basın kartı “yenileme” adı altında iptal edilirken, tepkilerimiz sonucu eski kartlarımız kullanıma açılsa da, meslektaşlarımız çeşitli gerekçelerle oyalanarak son iki yıldır kartları hala yenilenememiştir.

Covid-19 salgınında dünya genelinde 600, Türkiye’de de 20’ye yakın gazetecinin salgın nedeniyle yaşamını yitirdiği gerçeği, mesleki yıpranma hakkımızın en temel örneklerinden biri olarak hafızalarda yer tutmalıdır. Unutulmamalıdır ki, her basın kartı sahibi “gazeteci” değildir ve gazetecilik sınırlarını siyasal iktidarlar belirleyemez.

Gazetecileri “Saray’ın memuru” ve “sahibinin sesi” olarak görmek isteyenler, biat etmeyen meslektaşlarımızı hedef göstermekten, tehdit etmekten çekinmemektedir. 60 yıl önce gazetecileri korumak için sağlanan ekonomik haklar da bu doğrultuda, hukuki temeli tartışmalı kararlarla, yargının koruma alanından çıkarılarak meslektaşlarımız açlık ile terbiye edilmek istenmektedir.

Yasal güvence altında olmasına karşın korunamayan hakları nedeniyle yüzde 90’ı yoksulluk sınırının altında, büyük bir bölümü de açlık sınırının altında çalıştırılan meslektaşlarımız, meslek onurları ile ekonomik çıkarlar arasında seçime zorlanmaktadır. Bu doğrultuda her yıl yüzlerce meslektaşımız, gazetecilik onurunu korumak, kalemlerini satmamak adına yıllarca emek verdikleri basın sektöründen uzaklaştırılmaktadır. İşsizlik gerçeği her geçen gün gazeteciler için daha can yakıcı hale gelmiştir. İletişim fakültelerinden her yıl mezun olan binlerce genç meslektaşımız, işsizlik veya ucuz iş gücü olma “tercihi” arasında bırakılmaktadır.

Gazeteciler, günümüzün tarih yazıcılarıdır ve günümüz tarihi ise iktidarın manipülasyonları ile karartılmaktadır. Gazetecilerin gerçeklere ulaşmasını değil, servis edilen manipülatif içeriklerin kullanılmasını isteyen, niteliğin ve meslek ilkelerinin değil, “emir alan kullanışlı kalemlerin” öne çıktığı bu medya düzeninde de meslektaşlarımız “çalışamaz” duruma gelmiştir.

“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” Türkiye’de gerçeklerin peşindeki gazeteciler için bir bayram değil, bir mücadele günüdür. Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, mevcut koşullar altında 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü bir kez daha kutlayamayacağımızı belirterek, basın ve ifade özgürlüğü için mücadelemizi ve meslektaşlarımızla dayanışmayı büyüteceğimizi ilan ediyor, meslek onuru için mücadeleye devam eden bütün meslektaşlarımızı selamlıyoruz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu


 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2021   |   bilgi@cgd.org.tr