Gazeteciler İşsiz, Gazeteler Habersiz
 10 Ocak 2019, Perşembe

Basın ile siyaset ilişkileri, dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar Türkiye’de iç içedir. Siyasetin basın, basın siyaset üzerinden varlık ve rant oluşturması adeta geleneğimiz halini almıştır. Her dönemin iktidarının, farklı tonlarda da olsa geniş bir medya desteği söz konusu olagelmiştir. İlişki karşılıklıdır; yaygın medya organlarını kontrolü altında tutan sermaye grupları da, her dönem mutlaka iktidarların taşıyıcı kolonu görevi üstlenmiştir. Türkiye’de basın ile iktidar ilişkileri, ‘al gülüm ver gülüm’ sözünü anımsatırcasına ‘al gülüm ihaleyi, yayınla yalan haberi’ şeklinde işlemektedir.

Ne kural ne etik ne de hukuk tanıyan basın ve iktidar arasındaki bu büyük çıkar ortaklığının temel nedeni, Türkiye’de siyasetin de basının da içine düştüğü çamurdur. Sınıfların mücadele alanı olması gereken siyaset, dinsel ve etnik kışkırtmalarla çatışmaların var edildiği toplumsal bir faaliyet haline getirilirken; halkın doğruları öğrenme, halk adına kamu otoritelerini denetleme, düşünce ve ifade edilebilmesinin teminatı olan basın da sermaye gruplarının kar amacının aracı, siyasi propaganda aygıtına dönüşmüştür. Bu durumu siyasi iktidarın objektifinden fotoğraflarsak, bugün karşımıza üç ayrı görüntü çıkmaktadır. İlk görüntü, halkın haber alma hakkı ile kamu otoritelerini denetleme ilkesi doğrultusunda habercilik yapan ve sadece mesleklerini yaptıkları için iktidarın her türlü baskısıyla karşılaşan gazeteciler ve gazeteleridir. İkinci görüntü, yakın zamana kadar ‘merkez’ ifadesiyle anılan şimdinin ‘havuz medyaları’ndan ve görevi, ‘tarafsızlık’ görüntüsü altında halktan gerçekleri gizlemek olan kariyerist plaza çalışanları ve gazeteleridir. Üçüncü ve son görüntüsü ise, gazetecilik adına kalitesi çok ama çok düşük olduğu için basılması bile mümkün olmayan ve adına gazetecilik demekten utanç duyulacak; iftira, yalan ve nefret kusan, gazeteciliğin her türlü ilkesini yok sayanların yayınlarıdır.

Değerli basın emekçileri;

Türkiye’de gazetecilik, içinden geçtiğimiz süreçte keskin tartışmaların merkezinde yer almaktadır. Yapısal sorunlar, adeta sel sularının önüne katıp sürükleyerek bir ovada biriktirdiği geniş bir yaşam alanı oluşturmaya başlamıştır. Birçok örneğini verebileceğimiz, siyasi iktidarlar ile sermayenin kontrolü altındaki bu gazetecilik anlayışına, bizzat iktidar temsilcilerinin geçen yıl yaptığı bazı açıklamalarla sergiledikleri tutumlar tarihi önemdedir. Medyaya, artık kendisiyle özdeşleşmiş devletin çıkarlarını koruma sorumluluğu yükleyen AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan, 3 Ekim 2018 tarihinde ‘Sarayı’ndaki Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapılan Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni'ndeki konuşmasında, “Medya ile falan demokrasi olmaz” diyecek kadar niyetini ortaya koymuştur. Hükümetin ‘etkin bakanları’ndan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da Halifax Uluslararası Güvenlik Forumu için bulunduğu Kanada’da, 19 Aralık 2018 tarihinde yayınlanan BBC muhabiri Yalda Hakim’e verdiği mülakatta, Türkiye’de cezaevlerindeki gazetecilere ilişkin, “Bunların hiçbiri gazetecilik faaliyetlerinden dolayı cezaevinde değil. Onlar gazeteci değil. Gazeteci unvanına sahip olabilirler ama…” diyebilmiştir. Birinin Bakan Akar’a, gazeteciliğin bir unvan değil meslek olduğunu anımsatması belki bazı doğruların başlangıcı olacaktır. Hükümetin bir başka bakanı olan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise bir muhabire, ‘maskara’ yani ‘soytarı’ diyecek kadar ileri gidebilmiştir.

Basın meslek örgütü olarak şahit olduğumuz bir başka gerçek de, mesleğimizin itibar kaybına içeriden katkı verenlerin, patronlarının karının kaygısına düşüp gelinen aşamaya eleştirel bakmalarıydı. Gazetecileri işsiz, gazeteleri habersiz hale dönüştürmekle görevlendirilmiş kişiler, basın özgürlüğü ihlalleri ile kendilerinin de tüm güçleriyle katkı verdiği iktidar yanlısı habercilik krizini görmezden gelip gazete satışlarının düşüklüğünden yakınmaya başladı. Buradan bir kez daha uyarıyoruz! Gazeteleri, okunacak içeriklerle doldurmak yerine nitelikli gazeteciliği yok etmenin bedeli sadece gazete satışları olmayacaktır.

Değerli basın emekçileri;

Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin her üç ayda bir hazırlayarak kamuoyuyla paylaştığımız ‘Medya Raporları’ndan 2018 yılının son üç aylık olanında, hem yılın son raporu hem de duyurulma tarihinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne denk gelmesi nedeniyle geçen yılın tamamını kapsayan rakamsal değerlendirmelere yer vermemiz de anlamlı olacaktır. Geçen yıl toplam 69 gazeteci, yayınlanan haberleri ya da haber takibi sırasında gözaltına alınırken, 47’si tutuklandı. 46 yeni soruşturma ve dava açıldı; süren ve açılan yeni davalar kapsamında 76 gazeteciye hapis ve para cezası verildi. Geçen yıl işten çıkartılan gazeteci sayısı ise 700’dü.

Gazeteciliği her türlü zorluk ve baskıya karşı savunan ve mesleğimizi, arının çiçek özlerini taşıyarak tabiatın dengesine sağladığı katkı gibi toplumsal birlikteliğimizi gerçeklerin etrafından örme uğrunda sürdüren tüm meslektaşlarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyoruz.

 

Çağdaş Gazeteciler Derneği


 ÇGD "Yılın Başarılı Gazetecileri" yarışmasına başvurular başladı
 17 Aralık 2018, Pazartesi

Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin geleneksel “Yılın Başarılı Gazetecileri” yarışmasına başvurular başladı. Yarışmaya katılacaklar, 2018 yılına ilişkin ürünlerini en geç 18 Ocak 2019 cuma günü akşamına kadar Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Merkezi (Ahmet Taner Kışlalı Mah. Banga Bandhu Şeyh Mucibur Rahman Cad. Özçelik İş Merkezi, No: 94 Kat 5 No:12 Çayyolu- Çankaya/ Ankara) adresine posta ile ya da elden teslim edebilirler. Yarışma ile ilgili ayrıntılı bilgiye www.cgd.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.Yarışmaya aşağıda belirtilen dallarda başvuru yapılabilir. 

- Haber

- Fotoğraf 

- Karikatür 

- Röportaj 

- İnceleme-Araştırma

- Sayfa Düzeni

- Televizyon Haber

- Televizyon Programı 

- Televizyon Belgesel 

- Radyo Programı

- Yerel Basın

- Kent Haber

 

Katılım koşulları:

- Yarışmaya katılacak ürünlerin 2018 yılı içinde yayınlanmış olması gerekmektedir.

- İsteyen birden fazla ürünle yarışmaya katılabilir.

- Basılı ürünlerden bir adet gönderilmelidir.

- Görüntü ve ses içerikli ürünler CD, VCD formatında gönderilmelidir.

- Yarışmaya katılacak ürünle birlikte yarışmaya katılanın açık kimliği, iletişim bilgileri belirtilecektir.

-Posta ve elden başvuruların yanı sıra  bilgi ve belgelerini cgdmerkez@gmail.com adresine göndererek de başvurular yapılabilir. 

-Ödüller belirlenirken başvurular dışında da jüri tarafından öneriler yapılabilecektir.

 

Saygılarımızla.

 

ÇGD Genel Yönetim Kurulu


 Gazeteciler sarayın memuruna dönüştürülmek isteniyor, reddediyoruz!
 14 Aralık 2018, Cuma

Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün (BYEGM) 703 sayılı KHK ile kapatılarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na dönüştürülmesinin ardından Basın Kartı Yönetmeliği de değiştirilmiş ve yeni yönetmelik bugün Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Daha önce de kabul edilemez şekilde dizayn edilen yönetmelik yeni düzenlemelerin ardından tam bir fecaat halini almıştır.

Söz konusu yönetmeliğin sadece adında ‘basın’ ifadesini taşıdığı söylenebilir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün gazetecilik mesleğinin vazgeçilmezi olduğunu bilmeyenlerin kaleminden çıktığı anlaşılan yönetmelik, gazeteciliği Resmi Gazete yayıncılığına, gazeteciyi de memura dönüştürmek istemektedir. Sorusu, sorgulaması; ‘ne’, ‘nerede’, ‘ne zaman’, ‘nasıl’ ve ‘neden’ ile ‘kim’ temelindeki merakıyla var olan mesleğimizi, uzun zamandır uygulanan baskılarla sindirmeye çalışanlar, anlaşılan bunu başaramayacaklarını görünce kafalarındaki memurluğu gazetecilik diye mevzuata işlemeye uğramışlar. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, gazetecilik mevzuatlardan dayanak alınarak yapılan bir meslek olmadığı gibi tam tersine mevzuatlara rağmen yapılan, evrensel ilkeleri olan bir meslektir ve öyle kalacaktır. Ki bu tür sınırlandırma ve baskılara karşı durdukça gazetecilik var olacaktır.

Aynı yasakçı zihniyetin yönetmelikte dikkat çeken bir başka yansıması ise, gazeteciliği ‘terör faaliyeti’ ile eşdeğer tutma çabasıdır. Basın kartı alabilme ya da kartın iptali kriterleri arasına Terörle Mücadele Yasası’ndaki çeşitli hükümler serpiştirilerek, tutuklu gazetecilere oyun oynanmakta ve ‘onlar gazeteci değil terörist’ algısı oluşturulmak istenmektedir. Birçok meslektaşımızın hukuki dayanaktan yoksun delillerle bu suçlamaya maruz kaldığı ve cezaevinde tutulduğunu göz önünde bulundurduğumuzda bu düzenlemeyle AKP, baskıcı, otoriter, temel özgürlükleri yok sayan yeni rejim özlemini mevzuatlarla meşrulaştırmaya çalışmaktadır.

Yönetmelikte gazeteciler üzerinde yargısal kararlara dayalı olanların yanısıra hiçbir yargı kararına dayanmayan baskı unsurları da yer almaktadır. "Milli güvenlik ya da kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunmak veya bu davranışları alışkanlık haline getirmek," basın kartının iptal edilme sebepleri arasında sayılmıştır. Yönetmeliğin bu bölümü, gazeteciler üzerinde ‘Demokles’in kılıcı’ misali bir tehdit unsuru oluşturmayı amaçlamaktadır. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın, haklarında hiçbir yargı kararı olmasa dahi gazetecilerin basın kartını keyfine göre iptal edebileceği ve bu sebeple basın kartı iptal edilen gazetecinin basın kartı başvurusu yapma hakkının ömür boyu elinden alınacağı anlaşılmaktadır.

Söz konusu yönetmeliğin Anayasa ve yasalara aykırı olduğu tartışmasız ortadadır ve bu gerçeğe dayalı olarak gerekli hukuki değerlendirmeleri de yapıp yasal haklarımızı kullanma yoluna gideceğiz. Başta siyasi iktidarlar olmak üzere güç odaklarıyla karşı karşı gelmeyi göz önüne almak pahasına yaptığımız mesleğimizi, basın ve ifade özgürlüğü karşıtı bu ve benzeri düzenlemelere karşı savunmaya devam edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu


 ÇAĞDAŞ GELENEĞİ BURSA ŞUBEMİZLE GÜÇLENİYOR
 04 Aralık 2018, Salı

Çağdaş Geleneği Bursa Şubemizle Güçleniyor

1 Aralık 1989 yılında, meslek büyüğümüz Yılmaz Akkılıç’ın başkanlığındaki kurucu heyetin harcını kararak ilk tuğlasını koyduğu Bursa Şubemiz, 29’uncu yaşına girdi. Ülkemizde sosyal ve ekonomik dönüşümlerin en yoğun etkilerinden birinin mesleğimiz gazetecilikte görüldüğü dönemlerde kurulan Bursa Şubemizin bugünlere taşınmasında büyük özveriler olduğunu yakından biliyoruz.

Şubemiz, gazetecilik bilhassa da gazetecilik örgütlenmeleri açısından yerel ölçekteki ilişkilerin yarattığı zorlukları aşarak Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin basın özgürlüğü, halkın doğru haber hakkı ve emekçi dayanışması çerçevesindeki değerlerinin Bursa ve Güney Marmara bölgesinde kök salmasını sağlamıştır. İlk günlerden bu yana görev alarak bugünlere taşıyan ve içinden geçtiğimiz şartlarda görev üstlenerek ilkelerimizi tavizsiz savunan yöneticilerimize, Şubemiz çatısı altında birlik ve dayanışma gösteren üyelerimize hepimizin teşekkür borcu vardır.

Çalışmalarıyla övünç kaynağımız olan Şubemizin bugünlere gelmesinde, yönetimler arasındaki usta-çırak ilişkisine dayalı devamlılığın büyük payı olduğu bir gerçektir. Derneğin çeşitli kademelerinde görev alarak, önce derneğin emekçisi sonra yöneticisi olma anlayışını oturtan Bursa Şubemizin, kutladığımız 29’uncu kuruluş yıldönümü ve ödül törenine katılım ve sergilenen dayanışma, gelecek yıllarımızın da sağlam temellerde yükseldiğine en güzel örneklerdendir. Tören, Aykut Güngör başkanlığındaki Şubemizin nitelikli çalışmalarının yansıması ve gelecek çalışmalarının iddiasıdır. Başta Genel Yönetim Kurulu olmak üzere tüm ÇGD organlarının bu iddiayı desteklemesi, sahiplenmesi ve çoğaltması gerekmektedir.

Genel Merkez Yönetim Kurul üyemiz Hüseyin Hayatsever, Danışma Kurulu üyelerimiz Gökhan Bulut ve Kenan Şener ile birlikte Bursa’da tanık olduğumuz; bir parçası olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğumuz ödül törenine emeği geçen tüm ÇGD’lileri tebrik ediyor, onlara bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Ödül alan herkesi bu vesileyle tekrar kutluyor, halkın haber alma hakkı ile toplumsal mücadelenin anlamlı örneklerini ödüle layık gören Bursa Şubemize başarılarının devamını diliyor ve dayanışma duygularımla bir kez daha selamlıyorum.

Can GÜLERYÜZLÜ - Genel Yönetim Kurulu Başkanı 


 ANKA'ya Kilit Vuranlar, Hesabını Vermelidir
 12 Kasım 2018, Pazartesi

Türk basınında, geçmişte özgür ve bağımsız haberciliğin yapıldığı kurumların başında gelen ANKA Haber Ajansı, uzun süren ekonomik sıkıntıların ardından 6 Kasım 2018 tarihinde yayın hayatına son vermiştir. ANKA, 1972 yılında kurulmasının üzerinden geçen 46 yılda, halkın doğru haber alma hakkı ve dayanışmayı esas alan meslek ilkelerine bağlı yüzlerce gazetecinin yetiştiği, bu doğrultuda sayısız haberin üretildiği bir okuldur. ANKA’yı bir okul; ANKA yapan değerler, herhangi bir sermayeye ya da çıkar grubuna sırtını dayamadan, çalışanlarının omuzladığı bir kurum olmasıdır. Ömrünün sonuna kadar bu uğurda mücadele veren meslek büyüğümüz Müşerref Hekimoğlu’nu bu vesileyle bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Kuruluş yıllarında Türkiye’nin ilk özel haber ajanslarından biri olma özelliğini taşıyan ANKA’nın, meslek ilkelerimiz çerçevesinde kattığı pratik kazanımlar arasında örgütlü bilinç de önemli yer tutmaktadır. ANKA, kuruluş felsefesi temelinde gazetecilerin sendikal örgütlenmesinin Türkiye’de en önemli dayanaklarından biri olmayı uzun yıllar sürdürmüş ve ANKA’dan yolu geçen tüm meslektaşlarımız, emekten yana habercilik ve duruşun temsilcileri olmuş, olmaya devam etmektedir. Haberin, sadece bugünü aktaran değil yarını da kuran bir faaliyet olduğunu bilen ANKA’cılar, sermayenin değil emeğin dayanışmasının temsilcileri olagelmişlerdir.

Türkiye’nin içinden geçtiği genel şartlar ile ANKA’nın karşı karşıya kaldığı özel şartlar, ne yazık ki yarım asırlık bir kurumun kapısına kilit vurulmasına kadar uzanmıştır. Gerek siyasi gerek idari gerekse de ekonomik her türlü kanalı kullanarak basına yönelik baskılarını artıran ve basın kuruluşlarını, propaganda aracı haline dönüştürmeye çalışan AKP iktidarının politikalarından ANKA da ağır derecede etkilenmiştir. Abonelik sistemi üzerinden varlığını sürdüren ANKA Haber Ajansı, zaman içerisinde bazen baskıyla bazen kaygıyla birçok kurumun aboneliğini sonlandırması nedeniyle ciddi bir ekonomik kriz yaşamaya başlamıştır. Bu ekonomik sorunlar, Müşerref Hekimoğlu’nun vefatının ardından yönetimi devralan şahıslar tarafından daha da derinleştirilmiş ve ANKA son 14 yıldır çalışanlarına, maaşlarını aksamalı ya da eksik ödeyebilmiştir. Özellikle son dönemde ANKA yönetimini devralan, aralarında eskiden ANKA’da çalışanların da bulunduğu yönetim, tam anlamıyla kurumu öngörüsüz ve keyfi şekilde idare etmeye başlayınca, ANKA iflas masasına taşınarak uzun süre kayyumun eline düşürülmüştür. Geçen süre zarfında birçok ANKA çalışanı kurumdan kırgın ve belli haklarını bırakarak ayrılırken, son iki ay içinde dikkat çeken gelişmeler olmuş ve ANKA Haber Ajansı’nın ‘marka’ değeri Ankara 21. İcra Dairesi aracılığıyla yapılan satışla Kalender Özdemir tarafından 262 bin lira bedelle alınmıştır. 24 Eylül 2018 tarihinde gerçekleşen ve kurum için dönüm noktası olarak düşünülen bu alışverişten 45 gün sonra ise birçok çalışanın maaş ve tazminat kayıplarına neden olacak 6 Kasım 2018 tarihine, yani kapanma kararının açıklandığı güne gelinmiştir.

Hem Türk basının içindeki güzide yeri hem de çalışanlarının hak kayıpları açısından ANKA’ya kilit vurma ölçüsüzlüğünü sergileyenlerin cevap vermeleri gereken sorular vardır:

-ANKA Haber Ajansı’nın yüzde 61’ini 2005 yılında satın alanlar, kuruma kaç lira sermaye koymuşlardır?

-ANKA Haber Ajansı’ndan son 13 yılda ayrılan çalışanlardan kaçının maaş ve tazminat alacakları kalmıştır? Bu kişilerin kaçı dava açmıştır ve kaçının hakları verilmiştir?

-ANKA Haber Ajansı’nın kapanma kararıyla birlikte mevcut çalışanlardan kaçının ne kadar alacağı bulunmaktadır?

-ANKA Haber Ajansı’nın 6 Kasım 2018 tarihinde yayın hayatına son verdiğinin açıklanmasından 45 gün önce Ankara 21. İcra Dairesi aracılığıyla yapılan marka satışıyla amaçlanan nedir? ANKA’nın yayın hayatını sürdürmesi sağlanmayacaksa bu satış niçin yapılmıştır?

-Türkiye’de özgür ve bağımsız haberciliğin en önemli adreslerinden biri olan ve kesintisiz 46 yıldır yayın hayatını sürdüren ANKA’nın kapısına kilit vurulmasının ardından satın alınan ANKA ismi hangi amaçla kullanılacaktır?

ÇGD Genel Yönetim Kurulu


 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   bilgi@cgd.org.tr