"SANİYELİK TWEETE 3 YIL HAPİS VERENLERE, 'ÖMÜR BOYU BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DÜŞMANI ÖDÜLÜ' VERİLMELİDİR"
 22 Kasım 2017, Çarşamba



Ülkemizde basın ve yayın özgürlüğüne yönelik baskıcı uygulamalar artık birilerinin, açıkça "basın özgürlüğü düşmanı ödülü"nü hak ettiğini gösteriyor. Basın özgürlüğüne yönelik her türlü baskıyı, başta siyasiler olmak üzere açıklama ve ya da kararlarıyla meşrulaştırmaya çalışanlar, her gün adeta birbirleriyle yarışıp bu ödüle aday olduklarını gösteriyorlar. www.cumhuriyet.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven'in hapis cezasına mahkûm edildiği dava da bu ödülün son adaylarını ortaya çıkarmıştır.

Meslektaşımız Oğuz Güven, trafik kazası sonucu yaşamını yitiren Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper'in ölümüne ilişkin Cumhuriyet gazetesinin resmi hesabından atılan tweet nedeniyle "Terör örgütü propagandası yapmak" suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. 55 saniye yayında kalan tweetten kaynaklı 1 ay tutuklu kalan Güven, ilk mahkemede dün sonuçlanan yargılama sonunda da 3 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Adaleti sağlaması gereken yargı, gazetecileri, mesleklerini yapamaz hale getiren kararlar almaktadır. 55 saniye yayında kalan bir mesajı 'terör örgütü propagandası' nitelemek, gazetecilere, "siyasi iktidarın beğenmeyeceği bir tek kelime yazılamaz, bir tek cümle bile kurulamaz" demektir. Bu anlayışın, demokratik toplumların olmazsa olmazı "basın özgürlüğü"ne karşıt bir karar olduğu tartışmasız bir gerçektir. Hatta, saniyelik tweeti 3 yıl hapisle cezalandıranlara, "ömür boyu basın özgürlüğü düşmanı ödülü" verilmelidir!

Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, meslektaşımız Oğuz Güven'e verilen hapis cezasını kınıyor; demokrasinin temel kurumlarından birisi olan basının özgürlüğü yolunda mücadele etmekte kararlı olduğumuzu bir kez daha haykırıyoruz. Görevi sadece gerçek ve doğru haber yapmak olan gazetecilere yönelik baskılara bir an önce son verilmelidir.

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU
 
 
 

 MUHABİRDEN MUHBİR YARATAMAZSINIZ!
 01 Kasım 2017, Çarşamba



Siyasi ikbalini, korkutma ve baskı; mesleğimiz gazetecilik özelinde ise sansür, gözaltı ve tutuklamalarla devam ettirmeye çalışan AKP iktidarı ve iktidardan güç alan çevreler, gazetecilere yönelik her türlü ahlaksız teklife başvurmaktan çekinmemektedirler. İftiralarla birçok meslektaşımızı hukuksuz bir şekilde aylarca cezaevinde tutarak susturmaya çalışanlar, son olarak meslektaşlarımıza tehditle karışık muhbirlik teklif ederek tacizde bulunmuşlardır.

Hatırlanacağı üzere 20 Ekim 2017 tarihinde Ankara’da birçok meslektaşımız gözaltına alınmıştı. Kanun hükmünde kararnameyle kapatılan basın kuruluşu DİHA’nın devamı niteliğindeki Mezopotamya Ajansı’ndan Selman Güzelyüz ve Diren Yurtsever ile Jin News editörü Sibel Yükler, muhabirler Habibe Eren ve Duygu Erol ifadelerinin alınmalarının ardından serbest bırakılmıştı. Meslektaşlarımız serbest bırakılmalarına karşın polisin tacizine uğramaktan kurtulamamışlardır. Mezopotamya Ajansı’ndan Selman Güzelyüz ile Diren Yurtsever, evlerine ya da işlerine giderken sokakta kendilerine yaklaşan kişilerin muhbirlik teklifinde bulunduklarını belirttiler. Söz konusu tacizin, üst üste birkaç defa yaşandığı bizlere iletildi.

Bu kurumlarda habercilik yapmaya çalışan meslektaşlarımızın tek suçu, siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen konuları ve gelişmeleri kamuoyuyla paylaşmaktır. Son gözaltıların ardından yaşanan bu muhbirlik teklifi, geldiğimiz vahim aşamanın en açık göstergelerinden biridir. Gazeteciliği, "halkın haber alma hakkı" olarak görmeyen, aksine gerçekleri gizleyip manipülasyon aracı haline dönüştürmek isteyenlere, anlayana kadar söyleyeceğimiz tek söz: MUHABİRDEN MUHBİR YARATAMAZSINIZ!

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU
 
 
 

 Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Basın Özgürlüğü!
 28 Ekim 2017, Cumartesi

 



Yalın anlamıyla halkın yönetimi olan Cumhuriyet Devrimi, bu topraklara 94 yıl önce büyük zorluklarla ekildi. Eşit yurttaşlık hedefi ile çıkılan yolda hem sosyal hem ekonomik sorunlardan kaynaklı birçok badire atlatıldı, hâlâ da Cumhuriyet'e yönelik ciddi saldırılar yaşanmakta. Cumhuriyet'in demokrasi ile birlikte güvencesine aldığı Düşünce, İfade, Basın ve Yayın özgürlükleri de bu saldırıların yöneldiği alandadır.

Mevcut AKP iktidarı rejim değişikliği hedefinde en önemli engel gazeteciliği görmekte; bir yandan basın kuruluşlarını güdümü altına almaya diğer yandan gazetecilere gözaltı ve tutuklama yoluna gitmektedir.  Bu sansür ve baskılar, Cumhuriyet'in sahibi halkın doğru haber alma hakkını kutsal bir ilke olarak gören bizleri yıldıracağı düşüncesi ile her gün artarak devam etmektedir. Gerçek gazetecilerin otoriterliğe karşıtlığı, özgürlüğe düşkünlüğü ve bu bağlamda ne kalemini ne aklını kiralamayacağını bilmeyenlerin bu beyhude çabasına karşı; Yaşasın Cumhuriyet; Yaşasın Basın Özgürlüğü diyerek Cumhuriyet'in 94. yılını kutluyoruz.
 
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU
 
 
 


 Gazetecilere yönelik baskılar bumerang gibidir, döner sizi vurur!
 20 Ekim 2017, Cuma
 
  
Uyandığımız her yeni gün, mesleğimize yönelik baskı ve sindirme uygulamalarına yenilerinin eklendiği günler olarak kayda geçmektedir. Gazeteciliği, yönettikleri kurumların basın bürolarındaki faaliyet, gazetecileri de buralarda çalışan personele dönüştürmek isteyen siyasi iktidar kaynaklı anlayış, son birkaç gündür kendilerince ‘çizgi dışına çıktığını’ düşündüğü meslektaşlarımıza yönelik polisiye ve adli tedbirleri yoğunlaştırarak baskıyı artırmaktadır.
 
Fox TV’nin hafta içi sabah haberlerini sunan gazeteci İsmail Küçükkaya’yı, AKP’li bir bakana yönelik ekranlardan paylaştığı haberinden dolayı, açıklama yapmak yerine kontrol altına aldığı yargının sopasıyla ifadeye çağıran basın ve yayın özgürlüğünü hiçe sayan OHAL’ci zihniyet, Evrensel gazetesinde “Kardeşçe, barış içinde, hürce yaşamak için ‘hayır’ diyelim” başlığıyla yayınlanan mektuptan kaynaklı Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Çağrı Sarı'yı da aynı gün, 'Cumhurbaşkanına hakaret' iddiasıyla hapis cezasına mahkûm etti. Bugün sabah saatlerinde ise Ankara’da 5 meslektaşımız evlerinde gözaltına alındı. Haklarında ihbar olduğu iddiasıyla evlerine yapılan operasyonda Jin News editörü Sibel Yükler, Jin News muhabirleri Habibe Eren ile Duygu Erol ve Mezopotamya ajansı muhabirleri Selman Güzelyüz ve Diren Yurtsever gözaltına alındı.
 
Gazeteciliğin güç odaklarının sözcülüğü değil ‘halkın doğru haber alma hakkı’ ve bu bilinçle kalemini eğip bükmeden habercilik yapan gazetecilerin örgütü Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, son yıllarda ifade ve basın özgürlüğüne yönelik sistematikleşen baskılara şaşırmıyoruz; bu baskıların, halk adına yaptığımız mesleğimize ödetilen bedeller olduğunun farkındayız. Basın ve yayın özgürlüğünü yok etmeye çalışanlara da, ‘gazetecilere yönelik baskıların bumerang gibi olduğu ve dönüp bir gün mutlaka onları vuracağını’ akıllarından hiç çıkarmamalarını tavsiye ediyoruz. 
 
Basın özgürlüğü yolunda mücadelemizin süreceğini bir kez daha haykırarak; gazetecilere yönelik baskılara  son verilmesini, yargılamaların tutuksuz yapılmasını ve gözaltındaki meslektaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. 
 
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU
 
 
 

 MESLEKTAŞLARIMIZA YÖNELİK SALDIRIYI KINIYOR, GERÇEKLERİN SÖZCÜSÜ OLACAĞIMIZI BİR KEZ DAHA HATIRLATIYORUZ!
 15 Eylül 2017, Cuma



Ankara Adliyesinde görülmeye başlanan duruşmada gelişmeleri kamuoyuna aktarmak için görevlerinin başında olan ve konulan bütün zorluklara karşın duruşmayı takip etmeye çalışan meslektaşlarımız, dava sonrası Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde düzenlenen protesto gösterisinde doğrudan polisin hedefi olmuşlardır. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesine tepki amaçlı basın açıklaması yapanlara müdahale eden emniyet güçleri, olayları takip eden meslektaşlarımıza direkt gaz sıkmaktan çekinmemişlerdir.

Görev yapan gazeteciler polisin müdahalesini fotoğraflamaya, olayı izlemeye çalışırken, objektiflerine ve yüzlerine sıkılan gazla durdurulmak istenmişlerdir. Meslektaşlarımız, asıl işleri güvenliği sağlamak olan kişiler tarafından kasıtlı olarak hedef alınmış ve görevlerini yapmaları engellenmiştir. Siyasi iktidarın toplumu kutuplaştırma ve bu zemin üzerinden şiddeti meşrulaştırmasının sonucu olarak, tüm evrensel değerlerin yok edilmesiyle karşı karşıyayız. Tartışmasız bir insanlık suçu saydığımız bu hak ihlallerinin kamuoyu tarafından duyulmasının önüne geçmek de artık bu iktidarın, çaresizce başvurdu tek yol olmuştur. Bu doğrultuda yüzlerce gazeteci meslektaşımız bugün içerde özgürlüklerinden yoksun bırakılmakta, dışarıdaki gazeteciler de bizzat polis tarafından saldırıya uğramaktadırlar.

Mesleğimiz üzerinden "halkın haber alma hakkı"na yönelen bu saldırıyı kınıyor, saldırıya uğrayan meslektaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Türkiye’yi toptan bir şiddet sarmalına sokmaya çalışanlara karşı örgütlü bilincimizle duracağımızı, gerçeklerin sözcüsü olacağımızı bir kez daha hatırlatıyoruz.

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU

 
 


 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   bilgi@cgd.org.tr