‘Alternatife Alternatif…’

Cumhuriyet, Oktay Ekinci – 1 Haziran 1996

HABİTAT YORUMU / OKTAY EKİNCİ

‘Alternatife Alternatif…’

HABİTAT-II Konferansı, Birleşmiş Milletler tarihinde ilk kez ‘sivil toplum kuruluşları’nın (STK’ler) geniş katılımıyla yapılıyor. Bunun temel nedeni, insanlığın geleceği için belirlenecek evrensel politikalarda bundan böyle sadece devlet ya da hükümetlerin “resmi söylemleriyle” yetinmemek. Yaşanagelen sorunlardan açıkça “sınıfta kaldıkları” anlaşılan bu gerçek dışı söyleme “alternatif” olabilecek yeni görüşlerin güçlenmesine de yardımcı olmak. Çünkü STK’ler, en genel anlamıyla siyasi ve ekonomik beklentilerden “arınmış” kuruluşlar. “Gönüllülük” temeline dayanıyorlar ve bu nedenle “özgürce” fikir getirebiliyorlar. Zaten bu yetenekleri ve misyonlarından ötürü de oldum olası devlet ve hükümet kanadıyla pek barışık değiller.

Şimdi bu ele avuca sığmaz kuruluşlar, “Birleşmiş Milletler’in himayesinde” ulusal ve uluslararası ölçekte alternatif görüşlerini sergilemek ve savunmak için hep birlikte Taşkışla’dalar. Üstelik HABİTAT-II’nin en yoğun ve en zengin tartışma forumunu oluşturuyorlar. Konferansın sonlarına doğru tezlerini “resmi toplantılara” taşıyacaklar. HABİTAT-II’nin politik ve kuramsal savlarını “gerçekçi ve bağımsız görüşlerle” etkilemeye çalışacaklar…

Ne var ki ülkemizden bir grup STK’miz, bu “coşkulu süreçte” yerlerini almıyorlar. “HABİTAT-II’de tüm gerçekler dile getirilemeyecek” şeklindeki bir gerekçeyle düşüncelerini “alternatif HABİTAT” düzenleyerek sergiliyorlar. Şişli’deki “La Bella” düğün salonunda bir araya gelerek, hem tartışıyor hem de bir anlamda HABİTAT-II’yi “protesto” ediyorlar. Üstelik bu STK’lerimiz, öyle herhangi birer gönüllü kuruluş da değiller. İnsan Hakları Derneği, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği gibi, şu günlerde yine Taşkışla’da dünyanın birçok ülkesinden katılan benzer amaçlı STK’lerle “eş saygınlıkta” olan önemli ve etkin kuruluşlarımız…

Oysa bu kuruluşlar da pekâlâ HABİTAT-II kapsamında aynı görüşlerini ve önerilerini dile getirebilirlerdi. En az Şişli’deki düğün salonunda olduğu kadar da “özgür” olabilirlerdi. Dahası belki de dünyadan da “sivil destek” alarak, öneri ve dileklerini HABİTAT belgelerine yansıtabilirlerdi.

Ancak yine bu saygın kuruluşlarımız, daha başlangıçtan itibaren HABİTAT’ın İstanbul’da yapılmasına karşı çıktılar. Türkiye’nin böylesi bir evsahipliğine “layık olmadığını” ileri sürdüler. Gerekçe olarak ise özellikle son yıllardaki “köy boşaltmalarını” ve Güneydoğu’daki diğer “insan hakları ihlallerini” vurguladılar…

Öyle görünüyor ki şimdi Taşkışla’daki diğer “alternatif forumlara bir alternatif” oluşturmaya çalışan STK’lerimiz, iki temel gerçeği galiba gözardı ediyorlar.

Birincisi, HABİTAT’ın “sorunlar yumağı olan” bir ülkede ve kentte yapılması, hem o ülke için hem de tüm insanlık için en doğru seçim değil midir? Bu anlamda Türkiye’nin böylesi bir uluslararası tartışma ortamını yaşaması, ulusal düzeyde bir bilinçlenme ve duyarlılık için eşi bulunmaz fırsat sayılmaz mı?..

İkincisini ise çok ünlü bir örnekle açıklamak isterim. Biliyorsunuz, bugün hem İHD’nin hem de tüm insan hakları savunucularının “evrensel anayasası” sayılabilecek belge, aslında bir Birleşmiş Milletler Kararı’dır. 10 Aralık 1948’de Fransa’nın başkenti Paris’te yapılan “BM toplantısında” kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, şimdi elbette ki Şişli’de düzenlenen alternatif HABİTAT toplantısında da savunuluyor ve yaşama geçmesi isteniyor.

Ama acaba Fransa’nın özellikle 1948’lerde yeryüzünün en eli kanlı bir “sömürgeci ülkesi” olduğu, Afrika’da ve bir çok denizaşırı ülkede inanılmaz insan hakları ihlallerine yol açtığı ve Paris’in de işte böylesi bir politikanın “başkenti” olduğu bugün hiç akla geliyor mu?..

Kim bilir, bugün yine Fransa, özgürlüklere böylesine saygılıysa, bunda 1948 Bildirgesi’ne “ev sahipliği” yapmasının da payı vardır…

Evet. Biz yine de alternatif HABİTAT’ın da başanlı geçmesini diliyoruz. Yıllar sonra HABİTAT-II’nin insanlıktan yana olan ilkelerini de yaşama geçirme çabasında yine aynı STK’lerimizin de etkin görev alacaklarını bilerek…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

ÖNE ÇIKANLAR

ÇAĞDAŞ DERGİ

BASIN AÇIKLAMALARI

EN SON...