Milliyet, Melih Aşık – 9 Mayıs 1990
Ne ka rütbe, o ka tazminat
HALEN Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkan Vekilliği görevini sürdürmekte olan arkadaşımız Rahmi Yıldırım, sicili son derece parlak bir üsteğmen iken, 1982 yılında “gizil örgüt” üyesi olduğu iddiasıyla önce re’sen emekli edilmiş, sonra da tutuklanmıştı.
Yıldırım, 2.5 yıl “malum koşullarda” hapis yattıktan ve 6 yıl da yargılandıktan sonra 1988 yılında yargılandığı davadan beraat etti. Türkiye, hukukun değil, hukuksuzluğun üstün ve egemen bir ülke olduğu için Yıldırım, beraat etmesine karşın, eski görevine döndürülmedi. Arkadaşımız, bir süre önce “haksız tutuklama” gerekçesiyle Maliye aleyhinde 80 milyon liıalık manevi tazminat davası açtı. Davaya bakan Yenimahalle Ağır Ceza Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde kararını açıkladı. Kararda, Rahmi Yıldırım’ın, cezaevinde bulunduğu sırada, tek tip elbise giymediği belirtildikten ve bu durumun “düşünce yapısını ortaya koyan aleyhte bir puan” olduğu vurgulandıktan sonra şöyle deniliyordu: “Davacının sosyal yapısı, ekonomik durumu ve düşünce yapısı nazara alınarak kendisine 1.5 milyon lira tazminat verilmesi uygun görülmüştür.”
Mesleğinin elinden alınması bir yana, 900 günlük hapsin karşılığında uygun görülen tazminat 1.5 milyon liraydı. Yani günlüğü 1.666 liraydı.
Kararı temyiz eden arkadaşımız bugünlerde bir espriyle teselli bulmaya çalışıyor. Esprisi şu:
“MİT raporunda, bir şarkıcı kadınla ilişkisi olduğu iddia edildiği için Orgeneral Necdet Üruğ 50 milyon lira tazminat aldı devletten. Ben, radyoda, televizyonda, günlerce gizli örgüt üyesi olarak teşhir edildim. İşkenceler gördüm. 2.5 yıl hapis yattım. Sonuçta, bana uygun görülen tazminat 1.5 milyon lira. Bizim halkımız, bazı durumları, ne ka ekmek, o ka köfte cümlesiyle anlatır. Bence buna şimdi ne ka rütbe, o ka tazminatı da eklemek lazım.”


