Milliyet, Taner Erkiner – 23 Eylül 1990
Gözaltında düşük
• Taner ERKİNER
• ANKARA
ANKARA, Seyranbağları semtinde, dergi satışı yaptığı sırada gözaltına alınan ve Siyasi Şube’de soğuk hücrede yatırıldığı için düşük yaptığını söyleyen (DEMKAD) Ankara şubesi saymanı Nevruz Türkdoğan bebeğini nasıl düşürdüğünü anlattı.
Seyranbağları’nda Mücadele dergisinin dağıtımı sırasında polislerin “dur” ihtarı yaptıklarını ve olayın böyle başladığını belirten Türkdoğan şunları söyledi:
“Polis ‘dur’ ihtarı yaptığından arkamı döndüm. Birinin elinde silah vardı, diğeri silahını kılıfından daha yeni çıkartıyordu. Yanımda Elif Özbolat, Sevil Erbasan adlı iki arkadaşım daha vardı. Paltolarımızı çıkarmamızı ve çantalarımızı vermemizi İstediler. Ben vermedim. Tartıştık. Sivil otolara binmemizi istediler. Direndik ve dergilerin yasak olmadığını söyledik. Bizi yumruk ve tekmelerle arabaya bindirdiler. Seyranbağları Karakolu’na götürdüler. Karakolda ifademizi alıp Siyasi Polis’e teslim ettiler. Yine bir minibüse bindirdiler. Pankreas lakaplı bir polis sürekli üzerime abanıyordu. Hamile olduğumu söyledim. ‘Bizi kandıramazsın’ dediler. Siyasi Şube’ye geldik. Savaş Demir, Ali Ercan ve ismini bilmediğim diğer polisler sorular sormaya başladı. Bu sırada Sevil Erbasan adlı arkadaşı içeri aldılar. Çığlıklarını net olarak duyuyordum. Benim de kafama yumruk ve tokat atıyorlardı. ‘Geneleve gidin parayla çalışın, daha iyi para verirler’, ‘Senin tek kocan yok, burada bir sürü kocan var’, ‘Senin bu piçini düşürttüreceğiz’ şeklinde hakaret ve tehditler savurdular. Tekme ve yumruk yedim, bunlar çocuğumun düşmesine neden olmuş olabilir. Gözlerim bantlıydı, kafama yediğim yumruk arasında gözümdeki bant açıldı, polislerin yüzlerini gördüm.”
İfade tutanağını zorla imzalatmak istediklerini ve imzalamadığını söyleyen Türkdoğan, soğuk bir hücreye götürüldüğünü belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ali Ercan adlı polis soyunmamı istedi. Beni çıplak olarak soğukta bırakmak istiyortardı. Soyunmadım, üç gün soğuk hücrede kaldım. Tuvalete bile götürmüyorlardı. Sonra geldiler. Ben bu arada çocuğumu düşürmüştüm. Kapıyı açtılar, ben hemen tuvalete koştum. Gardiyanı çağırdım ve olayı anlattım. Bir adam geldi ve çocuğu düşürdüğümü ispat etmemi istedi. Hücreye gidin anlarsınız dedim. Gittiler, hücre kan İçindeydi. Aralarında konuşmaya başladılar ve beni ölürüm korkusuyla hastaneye götürmeye karar verdiler. Numune Hastanesl’ne götürerek kürtaj yaptılar. Daha sonra tutuklu koğuşuna götürdüler. Senet imzalatmak istediler, imzalamadım. Sabaha kadar hastanede kaldım, sonra taburcu etiller.”
Nevruz Türkdoğan’ın avukatları da işin peşini bırakmayacaklarını savcı ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirttiler.
CİNAYET İŞLENDİ
Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanvekili Rahmi Yıldırım da olayın cinayet olduğunu belirterek, “Cinayet işlenmiştir. Kaçarken vuruldu diyemeyecekler. Çünkü cinayete kurban giden daha dünyaya gözlerini açmamış bir bebek” şeklinde konuştu.


