Cumhuriyet – 3 Nisan 1993
Tepkiler
Uygulama anti-demokratik
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) – Ulaştırma Bakanlığı’nın genelgesiyle özel radyo istasyonlarının kapatılmasını demokratik kitle örgütleri ve meslek kuruluşları da tepkiyle karşıladı. Bu kuruluşlar yayımladıkları açıklamalarda uygulamanın anti-demokratik olduğunu belirttiler.
Ulaştırma Bakanı Yaşar Topçu’nun, “5 MHZ gücün üzerinde yayın yapan radyoların radyasyon yaydığı” yönündeki iddiası da özel radyolar konusunda yeni bir tartışmayı başlattı. Radyoların neden olduğu radyasyonun nükleer radyasyondan farklı nitelikler taşıdığı ve kalıcı olmadığı bildirildi.
Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi Sıtkı Çiğdem, Ulaştırma Bakanı Topçu’nun. “5 MHZ’nin üzerinde yayan yapan radyoların radyasyon yaydığı” iddialarını da değerlendirirken, radyoların nükleer radyasyon yaymasının sözkonusu olmadığını söyledi. ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Altunkan Hızal ise, elektromanyetik radyo dalgalarının, vericilerin bulunduğu yerlerde radyasyon yayabileceğini bildirdi. Vericilerin de 5-10 metre civarına radyasyon dalgaları yayabileceğini belirten Hızal, bu alan içinde bulunan insanlar üzerinde etkili olabileceğini vurguladı. Radyo dalgalarının yaydığı radyasyonun, nükleer radyasyon gibi kalıcı olmadığını vurgulayan Hızal, vericinin kapatılması durumunda radyasyon yayılmasının da durduğunu bildirdi. Hızal, ancak bir apartman ya da bina_üzerine verici kurulması durumunda, o civardaki insanlar üzerinde radyasyonun tehlikeye yol açabileceğini bildirdi.
Elektrik Mühendisleri Odası, özel radyo ve TV’lerin kapatılması kararıyla ilgili olarak bir panel düzenledi. “Özel radyo ve televizyon” paneline, kapatma kararını uygulayan Ulaştırma Bakanı Yaşar Topçu da davet edildi. Önümüzdeki hafta başında Adana’da yapılacak panelde, kapatma kararı ve yansımaları, bu alandaki yasal boşluğun nasıl giderileceği konuları tartışılacak.
Elektrik Mühendisleri Odası Yönelim Kurulu üyesi Sıtkı Çiğdem, radyo ve televizyon alanında yaşanan kargaşanın nedeninin iktıdarların tutumundan kaynaklandığını söyledi. Türkiye’de bu alanda bir yasal boşluk olduğunu belirten Çiğdem, “Bugüne kadar da bu boşluk ciddi şekilde düzenlenmediği için herkes kendi gücünün yettiği ölçüde yayın işine soyunuyor ve yayınını yapıyor. Hükümet, ‘yurtdışından yapılanları engelleyemiyorum’ diyor. Bu da bir bahane tabii” dedi.
Ankara Barosu Başkanı Avukat Erdal Merdol da, özel radyoların kapatılması olayının devletin “tepeden inmeci” anlayışının sonucu olduğunu söyledi. Bu konuda sorumlunun şimdiye kadar yasal düzenleme yapmayan devlet olduğunu belirten Merdol, 1,5 yıldır yayınlarını sürdüren özel radyoların kapatılmasının hukuk dışı olduğunu söyledi. Devletin 1970’li yıllarda da kitaplar hakkında aynı işlemi yaptığını belirten Merdol, “O zaman da kitaplar dışarıda satılırdı, ancak bu kitaplar insanların evinde bulunduğu zaman suç sayılırdı. Bu durum şimdi özel radyolarda yaşanıyor” dedi.
ÇGD: Demokratik çözüm bulunsun
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Mustafa Ekmekçi, Başbakan Demirel’e telgraf çekerek, özel radyo ve TV’ler hakkında demokratik bir çözüm yolu bulunmasını istedi. Çözüm yolu bulunması yerine kapatılma kararı alınmasını eleştiren Ekmekçi, “Radyo ve televizyon yayınları demokratik, çoğulcu ve katılımcı bir toplumun gereklerine uygun yasal düzenlemeye kavuşturulmalıdır” dedi. Ekmekçi, bu konuda anayasal değişikliğin yapılması için, muhalefet partilerinin de destek vermesi konusunda girişimde bulunulmasını istedi.
TGS’den tepki
TGS Genel Başkanı Orhan Erinç, özel radyo ve televizyonların kapatılmasında uygulanan yöntemi eleştirerek, “ANAP iktidarlarının yazılı basına ‘iki buçuk gazete kalacak’ mantığı ile yönelttiği baskıların, bu kez de DYP-SHP koalisyonu tarafından sözlü ve görüntülü basına ‘yalnız TRT kalacak’ yaklaşımıyla yöneltilmesini kaygıyla karşılıyoruz” dedi. Erinç, TBMM’deki siyasal partilerin eleştiri ve suçlamaları bir yana bırakarak, üzerinde anlaşmaya varıldığı açıklanan anayasa değişikliğini gerçekleştirmek için bir araya gelmelerini isledi.


