Sen n'aptın be ÇGD!
 09 Mayıs 2017, Salı
lodoshaber.com - 8 Mayıs 2017

Sen n'aptın be ÇGD!

Yazıya başlamadan önce kıymet verdiğim bir hakikati illa ki vurgulamak isterim.

Mesele kişisel değil. Kişilerin kişilikleri ya da dostluklarıyla zerre kadar bağlantılı değil.

Başkanı olduğu dernekteki tavrına (elimde olmayan sebeplerle) hayran olamadığım Sevgili Aykut Güngör, benim yirmi küsur yıllık arkadaşımdır. Kendisini bir meslektaş ve dahası arkadaş olarak severim, O’nun açısından da bir beis yoksa sevmeye de devam ederim.

Şayet beis varsa da, nasıl derse öyle yaparım.

Gelelim, dernek yönetiminde görev alan genç meslektaşlarıma…

Her biri benim için kıymetlidir, önemlidir, özeldir.

Ve fakat mevzu, sevgiden, dostluktan, arkadaşlıktan başka bir minvalde ve önemdedir.

Çok özet olarak geçmeye gayret edeceğim hadise şu:

Bir sabah öğrendik ki, ÇGD Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Kaplanoğlu gözaltına alınmış.

Yaşadığımız, habercilik yaptığımız kentteki bir gazetecinin gözaltına alınması nereden baksan haberdir. Ve tabii ki haberin unsurlarının oluşması için de, “neden, nasıl, niye ki ve n’oluyor orda?” türünden soruların yanıt bulması gerekir.

Aksi halde, o haber haber olmaz, eksik bilgi paylaşımı türünden ortaya karışık bir şey olur.

Diye, dernek yönetiminden bir arkadaşımızı arayarak, “bu çocuk niye gözaltına alındı? Neler oluyor?” diye sorduk.

Yanıt, “o iş epey karışık. Siz topa sakın girmeyin! İşin altından başka şeyler çıkabilir. Biz frene bastık! Siz de bekleyin!” oldu.

“Haydaaa” falan dediysek de, madem ki bizatihi dernek yöneticisi bizi, “o iş karışık! Altından başka şeyler çıkabilir! Biz frene bastık! Siz de sakın o topa girmeyin!” diye uyardıysa, yönetimlerine aldıkları ve birlikte çalıştıkları insan hakkında haliyle çok daha fazla bilgi sahibidirler diye düşünerek, frene basmasak da rölantide bekledik.

ÇGD’nin freni gün boyunca sürdü ve Ozan Kaplanoğlu ile ilgili bir bilgiye ulaşamadık.

İddia ne?

Neden gözaltına alındı?

Neler oluyor?

Niye oluyor?

TIK yok.

Ertesi gün Ozan‘ın tutuklandığını öğrendik.

Ama sadece bu kadar.

Neden, niçin, nasıl?..

“Hay Allah! Vah vah” Pek de gençti!” Türünden vıyıklamaları saymazsak, bu çocuğun niye tutuklandığı hala belli değil.

Dernek Başkanı Aykut Göngör’den hala tık yok!

İsteyen istediği kadar kusuruma baksın. Başkanı olduğu derneğin yönetim kurulu üyesi önce gözaltına alınıyor, ardından da tutuklanıyor! Dernek Başkanı kuzuların sessizliği modunda??? (Ki benim bunu kabullenmem imkan dahilinde değildir.)

Diğer tüm konularda olduğu gibi bu konudaki çabasını da asla yadsıyamayacağım Rabia Deniz hariç diğer tüm yöneticiler ona keza.

Bize “aman o topa girmeyin! Uzak durun!” diyen dernek yöneticisi ha keza…

***

Sonra, teeeee gece vakti sosyal medyada gördük ki, meğer fren fazla basılmaktan patlayıp, boşalmış!

Hem de öyle bir boşalmış ki…

Yok “Ozan yalnız değildir” yok, “Ozan bizim canımızdır, gözümüzdür!”

Bir dünya heştek’li, atarlı paylaşım…

Bizi “aman o topa girmeyin! İşin altından başka şeyler çıkacak!” diye uyaran meslektaşımız misal…

Bırakın topa girmemeyi, koymuş topu klavyenin üzerine, tııık tık sektiriyor!

***

Bu kadar tutarsızlık, tuhaflık, izahı olmayan acayip haller ve şimdi buraya yazarsam ayıp olacak diye yazmayacağım bir dünya şeyden ötürü, ÇGD’den Feys hesabım üzerinden yaptığım bir paylaşımla, bile isteye, memnuniyetle istifa ettim.

Sağ olsun, onlar da kırmayıp istifamı kabul etti.

…de, zaten yazının konusu ne benim istifam, ne de kabulü!

Benim beyana dayalı eleştirel istifamı değerlendirip kabul etmekte yerden göğe kadar haklı olan ÇGD Yönetimi, eş zamanlı olarak bir başka gazetecinin de üyeliğini sonlandırmakla öyle bir şey yaptı ki…

Hala inanabilmiş, ne yaptıklarını, nasıl bir zihniyete hizmet ettiklerini anlayabilmiş değilim.

Şöyle ki:

Ozan Kaplanoğlu’nun gözaltına alınması ve tutuklanması sürecinde, önce frene basan, ancak ve ancak neredeyse 48 saat sonra ortaya tam bir tavır koyabilen meslektaşlarımız, yememiş, içmemiş, bu kez frene değil son sürat gaza basmış bir şekilde, sırf benim sosyal medyadaki yorumuma “istifa ise ben de varım!” diyen bir başka ismin, Semra Teke’nin üyeliğini sonlandırmış!

Açıyoruz konuyu…

ÇGD Yönetimi n’apmış?

Benim sosyal medya hesabımı incelemeye almış!

Sonra n’apmış?

Benim paylaşımıma yapılan yorumları incelemiş!

Başka ne yapmış?

Oradaki bir yorumu mercek altına almış?

Ya sonra?

O yorumu yapan Semra Teke’nin dernek üyeliğini sonlandırmış!

Bik bike hiç gerek yok. Özetle ÇGD n’apmış?

Semra Teke’yi dernek üyeliğinden atmış!

Bunu neye dayanarak yapmış?

Teke’nin, benim feysbuk paylaşımıma yaptığı yoruma dayanarak!

“heeeee” demiş. “Demek bu da memnun değil bizden! Memnun değil ki böyle eleştirel bir yorum yapmış!”

“O vakit gereği düşünüldü” denilmiş ve Teke’nin üyeliği de sonlandırmış!

?!?!?!

***

Şimdiiii…

Hep birlikte nereye dönüyoruz?

En başa, ana temaya!

ÇGD Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Kaplanoğlu nerede?

İçeride!

Neden?

Sosyal medya paylaşımlarından, yani attığı tivitlerden ötürü!

Devlet n’apmış?

Ozan’ın sosyal medya paylaşımlarını, attığı tivitleri incelemiş!

Sonra n’apmış?

Bunlarda “hakaret” var deyip önce gözaltına almış sonra da tutuklamış! (Ki, burada da isteyen istediği kadar kusuruma baksın ama tavrım nettir. Eli kalem tutan bir insanın, hele hele bir gazetecinin, eleştirisini, muhalefetini ve dahi derdini hakaretle vesaireyle ortaya koymasını ahir ömrümce anlaşılabilir bulmadım. Binlerce kelime ve onların milyonlarca değişik şekilde bir araya gelme ihtimali varken, içinde zerre kadar küfür ya da hakaret barındırmayan, hasılı suç unsuru oluşturmayan yorum yapmak mümkünken bu yönteme başvurulmasını ben pek sevemedim niyeyse!)

Devamla…

ÇGD n’apmış?

O da benim sosyal medya hesabımı ve yapılan yorumları incelemiş!

Peki, son tahlilde her ikisi de ne yapmış?

Yaptırım uygulamış!

Biri devlet ya…

Yaptırım gücü haliyle kallavi!

“Sen Cumhurbaşkanı hakkında öyle tivitler atamazsın. Bu yaptığın suçtur!” deyip, tutuklamış!

Diğeri de, “sen Derneği öyle uluorta eleştirip istifa etmekten falan bahsedemezsin. Biz seni atarız!” demiş.

Biri devlet.

Diğeri dernek.

Gel gelelim..

Bakıldığında, her ikisi de benzer bir zihniyetle, aynı mecrayı baz alarak yaptırım uygulamış.

Biri hapse atmış!

Diğeri üyelikten atmış!

Dikkatinizi çekerim. Burada bir sebep-sonuç ilişkisi kurmaya çalışmıyorum.

Elbette bir insanın özgürlüğünü kaybetmesi ile dernek üyeliğinin sonlanmasını aynı kefeye koyacak değilim.

Elbette birinin diğerine oranla ne kadar vahim, ne denli korkunç olduğunun farkındayım.

Mamafih, niyet, zihniyet ve yöntem o kadar benzeşiyor ki…

Sonuçta her ikisi de yaptırım gücü oranında ceza kesiyor!

***

Ve final…

İşte bu sebeple bir kez daha anladım ki, ÇGD’den istifa etmekle son derece doğru ve yerinde bir tavır sergiledim.

Ne zamana kadar frene, ne zamandan sonra ve hangi değişkenlere bağlı olarak gaza basacağı belli olmayan…

Üyelerinin sosyal medya hesaplarını ve paylaşımlarını inceleme altına alan…

Oralarda “sakıncalı!” bulduğu paylaşımlar üzerinden yaptırım uygulayan…

Hasılı eleştiriye, muhalefete gelemeyen bir yapı içerisinde olmak, bu yaştan ve saatten sonra bana harbi zul gelirdi.

Kalan sağlar sizindir.

İstifa neticede prosedürdü.

Ben bu kez en kalbi hislerimle gittim…

 

Yazarın Notu:

ÇGD üyeliği bir nev-i benim yüzümden sonlandırılan Semra Teke’yi hayatım boyunca toplasan üç kere gördüm. Üstelik, şunun şurasında eldeki iki sol-sosyal demokrat belediyeden biri olan Mudanya Belediyesi’ne ve bizatihi Belediye Başkanı’na karşı olan müzmin muhalif tavrından ötürü de kendisine ivedilikle gıcığım var!

Ve fakat, Semra Teke’ye karşı sergilediğiniz bu antidemokratik tavrı kabul etmem imkansız!

Başında, kapı gibi çağdaş ibaresi olan bir derneğin, sosyal medya yorumları üzerinden hafiyelik yapması ve ihraç edilecekler listesi çıkarması, benim demokratik örgütlenme ve örgütlülük algımın sınırlarını fersah fersah aşan bir durumdur.

Umarım yarın bir gün, “sosyal medyadaki paylaşımları yüzünden şu an içeride olan Ozan Kaplanoğlu ile ilgili açıklama yaptığınızda, fikir ve eleştiri hakkını savunduğunuzda, kendinizin de benzer bir zihniyetle hareket ettiğinizi unutmazsınız!



<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2020   |   bilgi@cgd.org.tr