Çağdaş Gazeteciler Derneğinden Basın Açıklaması
 15 Ocak 2017, Pazar
omedyam.com - 15 Aralık 2017

Çağdaş Gazeteciler Derneğinden Basın Açıklaması

3 medya mensubu öldürüldü; 80 basın mensubu tutuklandı; 299 basın mensubu gözaltına alındı; 32’si darp edildi, şiddete uğradı, tehdit edildi; 7 yabancı gazeteci sınır dışı; 2 bin 622 basın emekçisi işsiz kaldı; 5 yayın kurumuna saldırı oldu; 157 medya kurumu, 9 yayın evi ve şirket kapatıldı; 3 basın merkezine polis baskını yapıldı; 24 olay hakkında yayın yasağı verildi; 20 siteye erişim engeli konulurken, bazı sitelere birden çok uygulandı; 624 basın kartı, 32 parlamento kartı iptal edildi.

FARKINDA MISINIZ? 2016 YILINDA İKTİDAR ELİYLE BASINA DARBE YAPILDI!
3 medya mensubu öldürüldü; 80 basın mensubu tutuklandı; 299 basın mensubu gözaltına alındı; 32’si darp edildi, şiddete uğradı, tehdit edildi; 7 yabancı gazeteci sınır dışı; 2 bin 622 basın emekçisi işsiz kaldı; 5 yayın kurumuna saldırı oldu; 157 medya kurumu, 9 yayın evi ve şirket kapatıldı; 3 basın merkezine polis baskını yapıldı; 24 olay hakkında yayın yasağı verildi; 20 siteye erişim engeli konulurken, bazı sitelere birden çok uygulandı; 624 basın kartı, 32 parlamento kartı iptal edildi.

Kamuoyuna,
Değerli basın emekçileri;
Türkiye siyasi ve toplumsal tarihi açısından 2016 yılı, dönüm noktası özelliğindedir. 7 Haziran 2015 tarihindeki genel seçimlerin ardından içine girilen çatışmalı toplumsal atmosfer, 2016 yılında darbe girişimi - hala birçok noktası aydınlatılamayan - düzeyine ulaştı. ‘Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’ (FETÖ/PDY) üyelerince gerçekleştirilen 15 Temmuz Darbe Girişimi sonucunda, 246 kişi hayatını kaybederken bin 536 kişi de yaralandı. AKP iktidarı ile darbe girişiminde bulunanların üyesi olduğu ifade edilen Fethullah Gülen Cemaati’nin yıllardır sürdürdükleri işbirliğinin bedeli, ne yazık ki halk tarafından ödendi.

‘15 Temmuz 2016’ günü, söz konusu darbe girişimi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti kayıtlarına, her anlamıyla unutulmayacak bir gün ve dönemin başlangıcı olarak geçti. Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamenter sistemine yönelik gerçekleştirilen bu girişimin başarısızlığa uğratılması, öncelikle parlamenter sistemin korunması sonra da 14 yıldır Türkiye’de tek başına iktidar olan AKP’nin, süregelen otoriter yönetim anlayışının yarattığı sorunlara işaret etmesi açısından yeni bir siyasi süreç umudunu ortaya koydu. Ancak süreç umulduğu gibi olmadı, otoriterlik daha da arttı ve devlet gücü tek bir kişide, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da toplanmaya başladı. Türkiye genelinde 3 aylık Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edilirken, bu süre daha sonra tekrar uzatıldı ve bir darbe girişiminden kurtulan Türkiye Cumhuriyeti, darbe dönemlerini aratmayan uygulamaların ülkesi haline geldi. Görüntüde var olmakla birlikte parlamento devre dışı bırakıldı; Ülke, çıkartılan kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) yönetilmeye başlandı. FETÖ/PDY ile ilişkili kişi ve yapılara yönelik olması beklenen yaptırımlar, çok çok öteye taşarak adeta AKP iktidarını eleştiren, karşıt görüşe sahip her kesimi kapsamaya başladı.
Öncesi ve sonrasıyla toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel her açıdan tartışılan ve tartışılmaya devam edilecek olan ’15 Temmuz Darbe Girişimi’nin en net fotoğraflarından biri, özellikle mesleğimiz gazeteciliğe yönelik baskı ve sindirme nitelikli kararlarda görülebilecektir. Bu fotoğrafı Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak her üç ayda bir yayınladığımız “Medya Raporu” ile çekerek kamuoyu ile paylaşırken, 2016 yılına ait son üç aylık (Ekim-Kasım-Aralık) olanını, yılın son raporu olması dolayısıyla yıllık değerlendirmeyle birlikte sizlere sunacağız.

Değerli basın emekçileri; AKP’nin Suriye politikası ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bazı şehirlerde yaşanan çatışmalı süreçlere ilişkin haber takibi yapan, değerlendirmeler yazan gazeteci ve basın kuruluşlarına baskı uygulamalarıyla başlayan, FETÖ/PDY Darbe Girişimi sonrası artarak devam eden 2016 yılı, yine Suriye politikası, darbe girişimi ve kanun hükmünde kararnameler kapsamındaki düzenlemelerle ilişkin haberleri nedeniyle gazetecilere baskıyla sonlandı. Son üç ayda basına yönelik baskılar arasında dikkat çeken gelişmelerin başında, AKP’nin iç ve dış siyasetteki uygulamalarına eleştirel ve tarafsız habercilik penceresinden bakan gazeteci Ahmet Şık ile Hüsnü Mahalli’nin tutuklanması yer aldı. Özellikle Ahmet Şık’ın FETÖ/PDY ile ilişkili gösterilerek tutuklanması, Türkiye’de haberciliğin her dönem hedef alındığının net göstergesi oldu. Gazeteci Şık, 5 yıl önce de dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından hedef gösterilmiş, Fethullah Gülen Cemaati’nin kumpası sonucu tutuklanmış bir gazeteciydi.

Geçen üç ayda da basın kuruluşları kapatıldı, gazeteciler gözaltına alındı, tutuklandı; gazeteciler ve basın kuruluşları siyasi erk tarafından tehdit edildi. Basın kuruluşları bir yandan söz konusu baskılarla mücadele ederken diğer yandan siyasi iktidarın ‘resmi ilan kesme’ tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Bu süreçte baskılara direnen gazetecilik anlayışı olduğu gibi ‘havuz’ ve ‘merkez’ medya iktidara yanlısı bir yayıncılık anlayışı sergiledi. Bu medya tanımlaması içinde yer alan basın kuruluşları, yüzlerini iktidara dönerek adeta basına yönelik baskıları görmezlikten geldi. Bazı televizyon kanalları, habere konu olan gelişmenin taraflarının canlı yayına bağlanıp görüşlerini açıklamasına bile müsaade etmezken, siyasi iktidarın uygulamalarının övgüyle anlatıldığı saatler süren programlar yapıldı. Son üç ayın Türkiye basın tarihinin karanlık dönemine yansıyan istatistikleri ise şöyle oldu:
“70 basın mensubu gözaltına alındı; 10 gazeteci tutuklandı; 4 gazeteci hakkında yakalama kararı verildi; 4 basın kartı iptal edildi; 29 medya kurumu kapatıldı, daha önce kapatılan 3 medya kurumuna mühür vuruldu; 4 gazeteci gözaltında darp ve tehdit edildi; 35 soruşturma / davaya devam edildi; 9 yeni dava /soruşturma açıldı; 3 gazetecinin pasaportuna el konuldu; 3 medya kurumuna silahlı saldırı gerçekleştirildi; 9 olay hakkında yayın yasağı verildi; 5 siteye erişim engeli getirildi; 2 kanal hakkında yayın durdurma kararı verildi; 2 haber hakkında erişim engeli konuldu, bu nedenle yaklaşık 23 sitede yer verilen habere erişilemedi; 358 basın emekçisi işsiz kaldı; 1 yabancı gazeteci sınır dışı edildi.”

Değerli basın emekçileri;
Ülkemiz açısından 2016, bir darbe atlatılırken başka bir darbenin oldu yıldı. Bu darbe “TARAFSIZ BASINA, GAZETECİLERE” yapıldı. Önce basın sonra tüm toplum susturuldu. Yaşadıklarımız tartışmasız, basını susturulmuş bir ülkenin geleceğinin de sessizliğe gömüldüğünü bir kez daha gösterdi. Ülkemizde rejim değişikliği düzeyinde anayasal değişikliklerin yapıldığı bir dönemde basına yönelik baskıların artmasının temel nedeni de işte bundandı. Bu amaç doğrultusunda 2016 yılında karşılaştığımız baskıların yarattığı acı tablonun fotoğrafı ise şöyle oldu:

“-3 medya mensubu öldürüldü.
-80 basın mensubu tutuklandı.
-299 basın mensubu gözaltına alındı.
-32 gazeteci darp edildi, şiddete uğradı, tehdit edildi, hedef gösterildi.
-7 yabancı gazeteci sınır dışı edildi.
-157 medya kurumu kapatıldı.
-29 yayın evi ve şirket kapatıldı.
-5 yayın kurumuna saldırı gerçekleşti.
-3 basın merkezine polis baskını yapıldı.
-24 olay hakkında yayın yasağı verildi.
-20 siteye erişim engeli getirildi, bazı sitelere erişim yasağı birden çok kez uygulandı.
-9 haber hakkında erişim engeli getirildi.
-2 bin 622 basın emekçisi işsiz kaldı.
-624 basın kartı iptal edildi.
-32 parlamento kartı iptal edildi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Ankara Şubesi



<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   bilgi@cgd.org.tr