‘Yolsuzluğun temeli 2002’de atıldı’
 05 Ocak 2015, Pazartesi
evrensel.net - 5 Ocak 2015

‘Yolsuzluğun temeli 2002’de atıldı’



Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hakkındaki geçmişte gündeme gelen yolsuzluk iddialarını kitaplaştıran ve belgeler sunan gazeteci İlhan Taşçı, son 17-25 Aralık sürecini ve AKP-cemaat çatışmasını Evrensel’e değerlendirdi.

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hakkındaki geçmişte gündeme gelen yolsuzluk iddialarını kitaplaştıran ve belgeler sunan gazeteci İlhan Taşçı, son 17-25 Aralık sürecini ve AKP-cemaat çatışmasını Evrensel’e değerlendirdi. “17-25 Aralık sonrası ortaya çıkan belgelerle, yolsuzluk yaptıkları ileri sürülen bakanların mal edinimleri bir arada değerlendirildiğinde her şey ortadadır” diyen Taşçı, AKP’nin iktidara geldikten sonra ilk işinin ‘Nereden Buldun Yasası’ olarak bilinen düzenlemeyi kaldırdığı olduğunu söyledi. Taşçı, AKP ve cemaat arasındaki kavga için ise “12 yıldır ne yaptılarsa beraber yaptılar” değerlendirmesinde bulundu.

‘Bir AKP Belge’seli: Maskesiz Soygun’ kitabınızda AKP’li isimler hakkında eskiden olmuş, yolsuzluk, usulsüzlük iddiaları belgeleriyle yer alıyor. Peki siz geçmişten günümüze bakıp, 17-25 Aralık yolsuzluk iddiaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gelinen noktada ayyuka çıkan yolsuzluk iddialarında şaşıracak bir nokta yok. Çünkü AKP 18 Kasım 2002’de iktidara geldiğinde bunu yapacağını resmen ilan etmişti. Nasıl mı? Anımsayınız, AKP ilk iktidara geldiğinde Tayyip Erdoğan siyasi yasaklıydı ve ne genel başkan ne de Başbakan olabilmişti. O nedenle yerine Abdullah Gül hükümeti kurmuştu. Gül Başbakanlığında kurulan ilk AKP hükümetinin ilk icraatının doğal olarak siyasi yasaklı liderleri Erdoğan’ın siyasi yasağını kaldırmak olması beklenir. Ancak AKP Hükümetinin ilk icraatı bu değil, kamuoyunda Nereden Buldun Yasası olarak bilinen düzenlemeyi kaldırmak oldu. Dolayısıyla AKP iktidarı daha ilk gün neyi hedeflediğini yasal olarak da ortaya koymuş oldu. Onun için 17, 25 Aralık yolsuzluk iddialarına şaşırmamak lazım diyorum.

‘YOLSUZLUK BELEDİYE DÖNEMİNDE BAŞLADI’

Yolsuzluk iddiaları hükümetle başlamadı ki. Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminde de belli işadamı çevrelerine yönelik ihalelerdeki usulsüzlükler yolsuzluklar soruşturma konusu edildi. Kaç siyasetçi vardır ki, hakkında kalpazanlık suçundan Mecliste dokunulmazlık dosyası olan. Ama Tayyip Erdoğan’ın var. İBB döneminde de tıpkı şimdilerde olduğu gibi havuz hesap kavgası yaşanıyor ve mülkiye müfettişlerince inceleniyor, davalara konu oluyordu. Belediye Başkanlığı döneminde oluşturulduğu belirtilen havuz hesabının açıldığı bankanın şube müdürü olan kişi bugün örtülü ödeneğin başındadır! Daha ötesi var mı?”

Geçişteki iddialardan bu isimlerin yargılanmamış olmaları bugün hâlâ cesaretle bu işlere devam etmelerini sağlıyor olabilir mi?
Bir hükümet kendi çıkardığı yasalarla kendi ticari yaşamını biçimlendiriyorsa, kendisine çıkar sağlıyorsa, hatta ve hatta vergi aflarından yararlanıyorsa kuşkusuz mercek altına alınması gerekir. Yapılanların ahlaki yönü sorgulanabildi, ancak hukuki boyut henüz işletilmedi. Utulmamalıdır ki, Türkiye’de denetimler her zaman geriden gelmiştir. Bir dönem Maliye Bakanı olan Kemal Unakıtan’ın çocuklarının ürettiği bir likit yumurta için 5 yıldızlı oteller fabrikanın önünde sıraya girdiler. Sanıyor musunuz ki, bu sıraya girişin sebebi ürünün kalitesi. Asla... Tek nedeni Maliye Bakanının çocukları olmasıydı. Tayyip Erdoğan’ın çocuklarının AKP iktidarı öncesi tek kuruşluk ticari faaliyetleri yokken, işadamı bursuyla eğitim alabilirken, hatta ve hatta asgari ücretle çalışırken iktidardan sonra ne oldu da gemi filoları kurabildiler? Bunu vizyonla açıklayamayız. O sebeptendir ki, bunların hepsini yanıtını yargı zamanı geldiğinde araştırır ve ortaya koyar. İktidarlar her zaman güçlerinin kendilerine ait olduğu sanısını yaşar oysa güçlü olan koltuktur. Orada oturan değil.

‘KAMU VİCDANINDA MAHKUM OLDULAR’

Dürüst ve şeffaf yönetim açısında bugün de hakkında iddialar olan isimler bir şekilde aklanırsa geleceğe umutla bakılabilir mi?
17, 25 Aralık operasyonlarından sonra ortaya çıkan fezlekeler, belgeler, konuşma tapeleri ve mal edinimleri bir arada değerlendirildiğinde kamu vicdanında hepsi mahkum oldu bile. Birazcık cesur ve akıllıca davransalar, mahkeme huzuruna çıkarak aklanma şansını yakalayabilirler. Ama Yüce Divan’a bizi göndermeyin diye ricacı olanlar sonsuza kadar vicdanlarda mahkum olacaklardır, olmuşlardır. Yolsuzluk nedeniyle geleceğe umutsuz bakmak da sağlıklı değil. Kabul ediyorum durum vahim ama umutsuz değil!

NE YAPTILARSA BİRLİKTE YAPTILAR

AKP’ye yakın medya da cemaati aynı suçlar ve darbecilikle suçluyor. İki tarafın da yolsuzluk ve usulsüzlükleri olabilir mi? Varsa her ikisi için “Tencere dibin kara seninki benden kara” diye bilir miyiz?
Ne cemaat yaptıkları nedeniyle hükümeti, ne de hükümet cemaati suçlayabilir. Çünkü her ne yaptılarsa 12 yıldır beraber, yarı yarıya yaptılar. Hükümetin kalemi demedi mi, 2004’ten önce cemaatin kaç valisi, milletvekili vardı diye. Hükümetin vekili açıklamadı mı emniyeti cemaate bıraktık diye. O zaman kim kime neyin hesabını soracak. Hesabı sorulacak bir durum varsa ki var, o da suçsuz insanları yıllarca cezaevlerinde tutsak edenler, Ali Tatar gibi karanlığı aydınlatabilirim düşüncesiyle yaşamına son veren insanların hesabının verilmesi, sorulmasıdır. Yoksa helalleşelim, özeleştiri versinler demek ziyadesiyle naif olur.

‘HESABI HUKUK İÇİNDE SORULSUN’
Özellikle 2007 yılından beri yürütülen siyasi amaçlı operasyonların hedefini anlamamak olur. Şu anda cemaat ve hükümet temsilcileri neyi tartışıyor o ismi siz değil biz tutukladık. Bu bile aslında ikisinin de ne derece suçlu olduğunu ve birbirlerinin yaptıklarından ne kadar haberdar olduklarını gösterir. Elbette tüm hesap sorgulamaları hukukun evrensel kuralları içerisinde yapılacaktır. Cemaatçilere eğer yaptıkları hukuksuzluklar, yasadışılıklar nedeniyle operasyon yapılıyorsa bunun hukuk içerisinde yapılmasını dilemekten başka bir şey diyemeyiz. Ama şu anda yapılan bir iç hesaplaşma. Oysa kamuoyunun beklediği gerçek anlamda bir hesap verebilirlik. Ne cemaatçilere, ne hükümet temsilcilerine hukuksuzluk yapılmasın ama yaptıkları hukuksuzlukların da hesabı sorulsun. Yoksa o hesabın sorulma fırsatı da kaçar; daha düne kadar intihar eden insanlar için mermiye kafa attı diye dalga geçen, tiye alan insanlar birer sanal kahramana dönüştürülür.”

İLHAN TAŞÇI KİMDİR?

İlhan Taşcı, Konya-Cihanbeyli’de doğdu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü bitirdi. Gazeteciliğe Cumhuriyet’te başladı. Mesleğini yargı muhabiri olarak Cumhuriyet Gazetesi’de başladı ve son olarak Karşı Gezetesi’nin  Ankara Büro Temsilciliğini yaptı. Newyork’ta 11 Eylül 2001 tarihindeki İkiz Kuleler saldırısını düzenlediği ileri sürülen El Kaide’nin Türkiye’deki parasal kaynak ve bağlantılarına ilişkin haberleriyle 2001 yılında Çağdaş Gazeteciler Derneği “Gazetecilik Başarı” ödülü, AKP kurucusu olan Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı’nın karıştığı milyonlarca dolarlık akaryakıt kaçakçılığına ilişkin haberleriyle de 2005 Bülent Dikmener Jüri Özel Ödülü, Türkiye’nin geniş bir alanında istihbarat çalışması yapmak üzere kurulması öngörülen gizli bir örgütün kurulma hazırlığı ve örgütün harcamalarının örtülü ödenekten karşılanması planlarına ilişkin “Kaçakçılıkta Özel İstihbarat Örgütü” haberleriyle de 2005 yılında Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından Başarılı Gazeteci Ödülü’nü aldı. Ayrıca İsmailağa ve Fethullah Gülen cemaatlerine yönelik soruşturmaların siyasi baskılarla durdurularak, dosyaların sümenaltı edilişine ilişkin “Cemaate dokunulamadı” haberleriyle de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nce düzenlenen 2009 yılı Geleneksel Türkiye Gazetecilik Başarı ödülüne siyasi haber dalında layık görüldü.

KİTAPLARI...
İnceleme ve araştırma kitapları arasında; Af Dağının Ardındaki AKP (2. Basım, 2005), Bir AKP Belge’seli: Maskesiz Soygun (13. Basım, 2009), Babam Sağ Olsun (4. Basım, 2009), Telekulağın Duydukları/Kulak Misafiri (2009), Hükümet Cemaat Kuştması Cüppeli Adalet (8. Basım, 2010), Yargının Siyasallaşma Günlüğü İlahi Adalet (6. Basım, 2011).


Haberin linki:
https://www.evrensel.net/haber/101385/yolsuzlugun-temeli-2002de-atildi
 
 

Şavşat Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı
evrensel.net - 23 Temmuz 2015
Gazeteci örgütlerinden çağrı: Gazetecilik için ayağa kalk
evrensel.net - 3 Mayıs 2015
Gazeteciler özgürlük için yürüyecek
evrensel.net - 2 Mayıs 2015
ÇGD'den üç aylık medya raporu
evrensel.net - 5 Nisan 2015
'Selam olsun insanlık tükenmeden umudun tükenmeyeceğini gösterenlere'
evrensel.net - 28 Şubat 2015
Twitter linklerine erişim yasağına tepki
evrensel.net - 21 Ocak 2015
‘Yolsuzluğun temeli 2002’de atıldı’
evrensel.net - 5 Ocak 2015
GÖP sözcülüğü Abakay’ın
evrensel.net - 21 Aralık 2014
Akreditasyon, gazetecilik faaliyetini engelliyor
evrensel.net - 8 Kasım 2014
Mumcu Araştırmacı Gazetecilik ödülü Evrensel'den Hasan Akbaş'ın
evrensel.net - 10 Mart 2014
ÇGD Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik ödülü, Evrensel'e
evrensel.net - 26 Ocak 2014
Metroda satış yasağı belgelendi
evrensel.net - 5 Ocak 2014
Gazeteci Kırkaya ring aracında darp edildi
evrensel.net - 3 Aralık 2013
Muhabir, Erdoğan'dan bayram harçlığı istedi, Erdoğan da verdi!
evrensel.net - 15 Ekim 2013
ÇGD: Beni de Fazıl Say!
evrensel.net - 22 Nisan 2013
ÇGD: Gazeteci kıyımından vazgeçin
evrensel.net - 8 Şubat 2013
Sorumluları devlet bulmalı
evrensel.net - 20 Temmuz 2011
Büyük bir PR çalışması: Hacı Boğatekin
evrensel.net - 2 Nisan 2011
TUTUKLU GAZETECİLER ULUSLARARASI KAMUOYUNDA
evrensel.net - 19 Mayıs 2010
Basın özgürlüğü unutuldu
evrensel.net - 5 Mayıs 2009
TSK örgütleri fişlemiş
evrensel.net - 15 Ağustos 2008
Koray Düzgören'e ne oldu sahi?
evrensel.net - 16 Haziran 2008
ÇGD: TRT'de 12 Eylül anlayışı
evrensel.net - 12 Mart 2008
Haklar kalmasa da bayram kutlandı
evrensel.net - 11 Ocak 2007
Gazeteciye rüşvet caiz mi?
evrensel.net - 19 Şubat 2002
<<< <
1 - 2
 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   bilgi@cgd.org.tr