2002 EKİM İhlal Raporu
 30 Ekim 2002, Çarşamba
mazlumder.org - 30 Ekim 2002

2002 EKİM İhlal Raporu

MAZLUMDER
EKİM 2002 İNSAN HAKLARI RAPORU

YAŞAMA HAKKI

Faili Meçhul Cinayetler/Şüpheli Ölümler : 6

Yerinde İnfaz : 1 ölü
Çatışmalarda Ölen ve Yaralananlar: 5 ölü, 7 yaralı

Sivillere Yönelik Eylemler : 5 olay

Bomba ve Mayın Patlaması : 7 olay, 4 ölü, 7 yaralı

Azınlık Hakları :
KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ
Kaçırma ve Kayıplar : 1
İşkence/İşkence İddiası : 11 olay

Çeşitli Amaçlarla Yapılan Baskı ve Tehditler : 2
Gözaltılar : 1066
Tutuklamalar : 10
Yerleşim Merkezlerine Yönelik Baskılar : 6

Cezaevlerinde Yaşanan Olaylar : 15 olay
DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

İstenen Ceza : 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası; 6 ay hapis cezası ve ağır para cezası

Verilen Ceza : 2 milyar, 167 milyon lira para cezası
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Kapatılan/Toplatılan/Yasaklanan Yayın ve Etkinlik : 4 kapatma, 5 toplatma, 3 yasaklama,

Gazetecilere Ve Yayın Organlarına Yönelik Baskılar : 10

Gözaltına Alınan Gazeteciler: 6
DİN ÖZGÜRLÜĞÜ: 17 olay
ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ :

Soruşturma Geçiren/Ceza Alan/Atılan Öğrenci : 19 soruşturma, 20 atılan öğrenci

Öğrenci Olayları : 16
ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ 22 olay
Sivil Toplum Örgütlerine Yönelik Baskılar : 1
SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER: 765
ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER

Ölenler : 3

Yaralananlar: 1

İşten Atılanlar : 172

____________________

(*) MAZLUMDER İnsan Hakları İhlallerini İzleme Komisyonu'nca hazırlanmıştır.

MAZLUMDER
EKİM 2002 İNSAN HAKLARI RAPORU
YAŞAMA HAKKI
FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER/ŞÜPHELİ ÖLÜMLER

Bahçelievler'de, Osman (55) ve Nursel Gökdemir (50) çiftinden önceki geceden beri haber alamayan komşuları, polise haber verdiler. Kapıyı kırarak içeriye giren polis emekli, böbrek hastası Osman Gökdemir ve eşinin boğazı kesilip bıçaklanmış cesetleriyle karşılaştı. Cesetler otopsi için Adli Tıp Kurumu'na kaldırılırken, polis yetkilileri, cinayetin hırsızlık için işlenmiş olabileceğini söyledi.(7.10.2002)

Keçiören'de Nuri Gönenç (25) adlı bir kişi, kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi tarafından, Keçiören 5. Cadde 8. sokakta bulunan bir marketten aldığı bıçakla, marketin önünde birkaç yerinden bıçaklanarak öldürüldü. (13.10.2002)

Tokat'ta emekli maaşını aldıktan sonra ekim ayı ortalarında kaybolan Abdullah Onat (75) adlı adamın yakılmış cesedi, il merkezindeki Aile Mezarlığında bulundu. Yetkililer, yaşlı adamın, maaşı için öldürülmüş olabileceğini kaydettiler.(19.10.2002)

Güllüoğlu'nda çalışan Ahmet Kaymak (30), baklava dağıtımı yaptığı minibüsün içinde bıçaklanarak öldürülmüş bulundu. Kaymak'ın üzerinden otogardaki şubeden aldığı hasılatın çıkmadığı, cinayetin gasp amacıyla işlenmiş olabileceği bildirildi. (23.10.2002)

Eskişehir'in İnönü İlçesinde, kahvehane işleten ve eşinden ayrı yaşayan İsmail Süneçoğlu adlı bir kişinin cesedi, Çarşı Mahallesi Sarıçiçek Sokaktaki evinin bahçesinde, okula gitmeye hazırlanan lise öğrencisi oğlu Mesut Süneçoğlu tarafından bulundu. Kimliği belirsiz kişilerce boğazı kesilerek öldürülen Süneçoğlu'nun üzerindeki para ve değerli eşyaların alınmadığı tespit edildi. (27.10.2002)

YERİNDE İNFAZ ve İŞKENCE İLE ÖLÜM

Burdur'un Çeltikçi İlçesi'nde jandarma, "Dur" ihtarına uymayan otomobile ateş açtı. Açılan ateşe rağmen kaçmaya çalışan ve içinde 7 kişi bulunduğu belirtilen Mercedes marka otomobildeki 4 kişi yaralandı.

Halkın Hukuk Bürosu, polis tarafından Avcılar'da dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle vurularak öldürülen İsmail Karaman'ın öldürülmesi olayının polisin infazı olduğunu açıkladı. Polis dosyasında, Karaman'ın ellerinde barut izine rastlandığının belirtildiğini açıklayan Halkın Hukuk Bürosu, Adli Tıp Raporu'nun polisin raporunun sahteliğini ortaya çıkardığını belirtti. İsmail Karaman'ın silah kullanmadığının Adli Tıp Kurumu tarafından açıklandığını aktaran Halkın Hukuk Bürosu, polisin kullandığı telsiz cep telefonlarının konuşma çözümlerinin alınmasını, olay yerinde inceleme yapılmasını ve sanık polislerin tutuklanmasını talep ettiklerini bildirdi.

Van'ın Başkale ilçesine bağlı Saçan köyünde çobanlık yapan Mehmetcan Alkan, "dur ihtarına" uymadığı gerekçesiyle açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi. Türkiye-İran sınırındaki Gelincik mevkiinde arkadaşlarıyla birlikte koyun otlatan Saçan köyü çobanı Mehmetcan Alkan (18), yiyecek almak için köye indi. Yiyecek alarak tekrar geri dönen Kayhan, sınıra iki kilometre kala "dur ihtarına" uymadığı gerekçesiyle Gelincik Karakolu'na bağlı askerler tarafından bacağından vuruldu. Yaklaşık beş saat olay yerinde kaldığı iddia edilen Kayhan, aşırı kan kaybı sonucu yaşamını yitirdi. Başkale Cumhuriyet Savcılığı, olayla ilgili bir soruşturma başlattı. Soruşturma çerçevesinde savcı tarafından sorgulanan askerlerin, "mazot kaçakçılığı yaptığı ve dur ihtarına uymadığı için çobana ateş açtıkları" şeklinde ifade verdikleri öğrenildi. Kayhan'ın mazot kaçakçısı olmadığını belirten yakınları ise, askerlerin araçları olduğu halde yaralıyı hastaneye kaldırmayarak olay yerinde beklettiğini, havaya ateş açan askerlerin olay yerine köylülerin gitmesine imkan tanımadığını söylediler. Öldürülen çobanın cenazesi 29 Ekim günü saat 16.00 sıralarında yapılan otopsi sonrası köyde toprağa verilirken, olaya tepkili olan köylülerin askerler hakkında dava açacağı öğrenildi.

ÇATIŞMALARDA ÖLEN VE YARALANANLAR:

ÖLENLER:

Bingöl'de, güvenlik güçleriyle PKK/KADEK'li grup arasında çıkan silahlı çatışmada bir er şehit oldu, iki örgüt üyesi öldürüldü.

Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nden yapılan açıklamada, Tunceli'nin Kutu Deresi Bölgesinde çıkan çatışmada bir kişinin öldüğü bildirildi. Hakkari'de ise 3 kişinin teslim olduğu bildirildi. Operasyonlarda, 2 askerinde yaralandığı belirtildi.

Tunceli Valisi Mustafa Erkal, Sütlücü Bölgesi'nde yürütülen operasyonlar sonucu bir kişinin öldürüldüğünü bildirdi. Bu arada Nazmiye'nin kırsalında ise üzerine ateş açılan 5 güvenlik görevlisinin yaralandığı açıklandı.

YARALANANLAR:

Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nden yapılan açıklamada, Tunceli'nin Kutu Deresi Bölgesinde çıkan çatışmada bir kişinin öldüğü bildirildi. Hakkari'de ise 3 kişinin teslim olduğu bildirildi. Operasyonlarda, 2 askerinde yaralandığı belirtildi.

Tunceli Valisi Mustafa Erkal, Sütlücü Bölgesi'nde yürütülen operasyonlar sonucu bir kişinin öldürüldüğünü bildirdi. Bu arada Nazmiye'nin kırsalında ise üzerine ateş açılan 5 güvenlik görevlisinin yaralandığı açıklandı.

SİVİLLERE YÖNELİK EYLEMLER :

Hakkari'nin Yüsekova İlçesine bağlı Bağışlı Köyünde MHP İl Başkanı Timur Yoldaş'ın kuzeni ve eski korucubaşı olan Zeki Yoldaş, köyün eski muhtarı Necip Demir'i vurarak öldürdü.

Sivas'ta Elçibey İlköğretim Okulu 4. Sınıf öğrencisi H. D. (11), öğretmeni Ali Beyaztaş'ın kendisini döverek kulak zarını patlattığını iddia etti. Soruya doğru yanıt veremeyince tokatlandığını iddia eden H. D.'ye 15 gün rapor verildi.

Hasan Tahsin Mesleki Eğitim Merkezi'ndeki yanlış uygulamalar, 13 yıldır bu okulda görev yapan 24 yıllık bir öğretmenin dövülmesi boyutuna kadar ulaştı. Hakkında usulsüz atandığı iddiaları da bulunan müdür vekili Neşet Karaağaç, okuldaki uygulamalara başından bu yana karşı çıktığı için başka branş öğretmenleri gibi norm kadro dışı bırakılan matematik öğretmeni Orhan Yüce'ye "öğretmenler odasında oturduğu" gerekçesiyle saldırdı. Yani okulda dönen dolaplara karşı çıkan ve norm kadro dışı tutulduğu için dersi olmayan Yüce'nin öğretmenler odasında oturmasına bile tahammül edilememişti. Yüce'ye saldırıdan sonra gittiği hastaneden üç gün iş göremez raporu verildi.

Küçükesat'ta, Domes Gıda adlı şirket kimliği belirlenemeyen 3 kişi tarafından basıldı. Şirket sahibi Dursun G. ile şirket çalışanı Nurettin S.'yi silah zoruyla yere yatıran saldırganlar, şirketin bulunduğu binanın sahibi Kazım Ç.'nin nerede olduğunu sordular. "Kazım Ç. nerede söyleyin yoksa kafanıza sıkarız" diyen silahlı kişiler daha sonra, 15 dakika kalkmadan bekleyin" diyerek işyerinde ayrıldılar. Dursun G. olaydan sonra polisi arayarak olayı bildirdi. Kazım Ç.'yi Ümitköy'e aramaya giden 3 kişi jandarma tarafından bir arabanın içinde yakalandı. Eski özel harekat mensubu olan ve halen bir karakolda görev yapan polis memuru Şenol F., İdris H. ve Mehmet V. adlı kişilerin gözaltına alındığı bildirildi.

Şırnak'ın Uludere ilçesinde, Gülyazı Köyü'nde koruculuk yapan Mesut E. ve Hacı E. ile köylerine gelen ve düğünlerde saz çalan M. Nuri Keskin (25) arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu geçici köy korucusu olduğu belirtilen Mesut E. ve Hacı E.'nin, Keskin'i kalaşnikof marka uzun namlulu silahla öldürdükleri bildirildi. İki korucu olaydan sonra kaçtı.

Şırnak'ın Kumçatı Beldesi'nde geçen yıl Mayıs ayında evlerine yapılan baskında "PKK'ye ait telsiz, bayrak, flama, el bombaları, kalaşnikof tüfekler ve bir adet doçka marka uçaksavar bulundurdukları" gerekçesiyle gözaltına alınan ve bir süre tutuklu kalan öğretmenler ile Kumçatı Belediye Başkanı korucubaşı Osman Demir, yargılandıkları Diyarbakır DGM'de beraat etti. Öğretmen Mehmet Şahin, Ali Ekber Çalgan, Ali Saro, Nazım Bartan, Özgür Mercan, Kumçatı Belediye Başkanı Osman Demir ile öğrencilerin de bulunduğu 28 kişi, "Evlerinde uzun namlulu silah, el bombası ve uçaksavar bulundurdukları ve PKK'ye yardım ve yataklık ettikleri, Kürtçe ders verdikleri" iddiasıyla gözaltına alındı. İlk sorgularında 22 kişi serbest bırakılırken, öğretmenler tutuklanarak önce Şırnak, ardından da Mardin Kapalı Cezaevi'ne konuldu. Haklarında dava açılan öğretmenler ve Osman Demir'in ilk duruşmaları 4 Temmuz'da 3 No'lu DGM'de yapıldı. Bu duruşmada, "Öğrencilerine Kürtçe eğitim verdiği" ileri sürülen öğretmenlerden Özgür Barış Mercan'ın Kürtçe bilmediği ortaya çıktı. Tahliye edilen Demir ile öğretmenlerin son duruşması 18 Ekim 2002 günü yapıldı. Duruşmada, savcı esas hakkındaki görüşünde, yargılananların PKK örgütünün üyesi veya yardım ve yataklık ettiklerine ilişkin delil olmadığını belirterek beraatını istedi. Avukatların da savunmalarında beraatı istemeleri üzerine DGM, beraat kararı verdi. DGM silahlara ilişkin ise görevsizlik kararı vererek, dosyayı Şırnak savcılığına gönderdi.

BOMBA VE MAYIN PATLAMASI

Siirt'in Pervari ilçesinde mayın patlaması sonucu bir çocuk yaralandı. Çemikari Yaylası'nda, Ahmet Baykara (10), hayvanlarını otlattığı sırada mayına bastı. Patlamada, Baykara'nın sol ayak topuğu koptu. Pervari Devlet Hastanesinde ilk müdahalesi yapılan Baykara, Siirt Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Van'ın Başkale ilçesine bağlı Koçdağı (Xelkava) köyündeki karakol yakınlarında bulduğu bomba ile oynayan 11 yaşındaki N. D. ağır yaralandı.

Yeni Türkiye Partisi'nin (YTP) Maltepe Gülensu Mahallesindeki seçim bürosuna, molotofkokteylili saldırı düzenlendi.

Şirnak'ın merkez Güneyce köyü bölgesinde, kuzen olan Adalet Güngör (20), Zahide Güngör (16) ve Elmas Güngör (16), köy dışında ot toplarken, daha önce teröristlerce döşendiği bilinen mayına bastılar. Patlamada, Adalet Güngör olay yerinde ölürken, Zahide ve Elmas Güngör yaralandı.

Okmeydanı Şark Kahvesi'nde bulunan Köşem Büfe'ye molotofkokteyli atıldı.

Tunceli'nin Hozat ilçesinde 6 genç, çöplükte buldukları havan mermisini ilçe merkezindeki bir parka götürerek oynadılar. Havan mermisinin patlaması sonucu E. A. (14), G. G. (15), U. G. (14) olay yerinde öldü. Ağır yaralanan M. D., H. C. (12) ile H. Ç. (27) helikopterlerle Elazığ Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Patlamadan sonra Tunceli Valisi Mustafa Erkal helikopterle olay yerine giderek incelemelerde bulundu.

Van'ın Saray İlçesi'ne bağlı Aşağı Koçbaşı (Çılık) Köyü yakınlarında, çobanlar tarafından otlatılan koyun sürüsü, ne zaman ve kimler tarafından döşendiği bilinmeyen mayınlara bastı. Patlama sonucu dört koyun parçalanarak telef oldu. Aynı bölgede daha önce de bir atın mayına basması sonucu telef olduğu bildirildi.

Dersim'in Pertek ilçesine bağlı Gün boğazı köylüleri, 16 aileye ait tapulu araziye 1995 yılında askeriye tarafından döşenen mayınların temizlenmesi için yargıya başvurdu.

AZINLIK HAKLARI:

Cemaat vakıflarının mal edinebilmesine ilişkin yönetmelik, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) engeline takıldı. MGK, Başkanlığa, "azınlık kapsamının genişletilmesi"nin, "Türkiye'nin geleceğine yönelik bir tehdit oluşturabileceği"ni bildirdi. Yazıda, Lozan Antlaşmasıyla tanımlanan azınlık kavramına bağlı kalınması ve "Keldani, Gürcü, Arap-Ortodoks, Bulgar, Süryani" ifadelerinin yönetmelikten çıkartılması istendi. MGK yazısında, "alt gurupların isimlendirildiği" yönetmelik taslağının "Türkiye'yi geleceğe yönelik bağlayıcı nitelikte olduğu" vurgulandı.

AB'ye uyum yasaları çerçevesinde hazırlanan "Cemaat Vakıflarının Taşınmaz Mal Edinmeleri ve Bunlar Üzerinde Tasarrufta Bulunmalarına ilişkin yönetmelik MGK'nın görüşleri doğrultusunda değiştirilerek, Resmi gazeteye gönderildi. Kürtçe yayın konusundaki yönetmelik ise yayın konusundaki çekinceler nedeniyle tamamlanamadı. Cemaat vakıflarıyla ilgili yönetmeliğin kapsamı, Lozan Antlaşması'nın azınlık haklarını tanımlayan maddelerine uygun düzenlendi ve Musevi, Ermeni ve Rumlar dışında kalan azınlıkların hak edinmesinin önü kapatıldı. MGK Genel Sekreterliği'nin "Türkiye'yi geleceğe dönük biçimde bağlayacağı" gerekçesiyle karşı çıktığı yönetmelik, Başbakanlık Azınlık Tali Komisyonunda yeniden ele alındı. AB'ye uyum kapsamında hazırlanan Vakıflar Yasası'ndaki "cemaat" kavramının yeterince açık olmadığını belirleyen komisyon, bu ifadenin yönetmeliğe yansıması ile Rum, Ermeni ve Museviler dışındaki azınlık vakıflarının da hak sahibi olacağı sonucuna vardı. Komisyon ayrıca, sadece bundan sonra edinilecek mallar için değil, geçmişte edinilmiş taşınmazların tescili için de Bakanlar Kurulu onayı istedi. Başbakanlıkta bekleyen yönetmelik taslağı, Azınlık Tali Komisyonu'nun raporuyla birlikte Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden sorumlu Devlet Bakanı Ali Doğan'a tekrar gönderildi. Taslak üzerinde yapılan değişiklikler, Başbakan Bülent Ecevit'in onayından geçtikten sonra, Resmi Gazete'de yayımlanmak üzere Mevzuat Genel Müdürlüğü'ne gönderildi. MGK'nın itirazlarını yazılı olarak Başbakanlığa ilettiği yönetmelik, azınlık vakıflarının mal edinmelerinde ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunmalarına ilişkin ilkeleri belirliyor. Uyum yasası ve yönetmelik uyarınca mal edinme ve üzerinde tasarrufta bulunmada son kararı Bakanlar Kurulu verecek, Yönetmelik, "yasa yetmez uygulama gerekir" diyen ve İlerleme Raporu'nu yazan AB Komisyonu'nu etkilemek amacıyla rapor 9 Ekim'de açıklanmadan Resmi Gazetede yayımlanacak. 1 Ekim tarihine kadar hazırlanması planlanan Kürtçe yayına ilişkin yönetmelikte de sorun çıktı. RTÜK, yayınların TRT'den mi, yoksa özel kanallardan mı yapılacağı konusunda netleşme sağlanamadığı için üzerinde çalıştığı yönetmeliğe son şeklini verdi. Yönetmelik taslağının henüz Başbakanlığa sunulacak aşamaya gelmediğini belirten RTÜK Başkanı Fatih Karaca, "Önümüzdeki hafta belki hazırlayabiliriz. Bazı Kurumlar, yayınların TRT'den yapılmasını doğru bulmuyor" dedi. RTÜK yönetmelik için aralarında MGK, MİT, Genelkurmay'ın da bulunduğu 11 kurum ve kuruluştan görüş almıştı. Yayınların Kürtçe'nin hangi lehçesinde yapılacağı konusunda da kesinlik sağlanamadı. Kürtçe de en yaygın lehçe olan "Kumançi'ye askeri kesimin 'ulusal bir dil iddiasıyla öne çıkabileceği' görüşüyle karşı çıktığı kaydedildi.

Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, "Türkiye Çingeneleri" adlı kitapta, " dilenci, fuhuş yapan, genelev işletmecisi, hırsız" diye nitelendirilen Çingenelere, hakaret edildiği iddiasıyla açılan tazminat davasını reddetti. Mahkemenin gerekçeli kararında, kitapta verilen bilgilerin "bilimsel" olduğu, Çingenelerin toplumsal incelediği belirtildi. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin gerekçeli kararında, Çingene olduğunu belirten Mustafa Aksu adlı kişinin 2000 yılında yayımlanan kitabın bazı bölümlerinde, Çingenelerin "dilenci", "kavgacı", "çok eşli", "genelev işletmecisi", "hırsızlık", "yankesicilik", vurgunluk", "gaspçılık", "tefecilik", "fuhuş yapan" olarak tanıtıldığı ve bu yolla Çingenelere hakaret edildiği iddiasıyla yazar Ali Rafet Özkan'dan 5 milyar, Kültür Bakanlığı'ndan ise 2 milyar lira tazminat istediği anımsatıldı. Gerekçeli kararda, dava dilekçesinde, Çingeneler hakkındaki bu nitelenmelerin ilkelliğin ve kötü niyetin ürünü olduğunun, bu bilgilerin hurafelerden ve eğitimsizlikten kaynaklandığının da ifade edildiği kaydedildi. Kararda, yazarın "Türkiye'de azınlık halde bulunan Çingenelerin yaşayışlarını, çalışmalarını, aile düzenlerini, evlenmelerini, adetlerini bilimsel verilerle ve dünyadaki Çingenelerle karşılaştırarak ele alındığına" işaret edildi.

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ

KAÇIRMA/KAYIP

Konya'nın Kulu İlçesi'nde, kaçırılarak serbest bırakılması için babasından 15 bin dolar fidye alınan çocuğun cesedi, okulunun yanındaki bir kuyuda bulundu. İstedikleri fidyeyi almalarına rağmen, kaçırdıkları çocuğu öldürdüler. Talihsiz baba ise istenilen parayı vermesine rağmen oğlunu kurtaramadı.

İŞKENCE/İŞKENCE İDDİASI ve KÖTÜ MUAMELE

Evrensel gazetesinin Gaziantep muhabiri Gökhan İmrek'e, bir gün boyunca tutulduğu karakolda tehdit ve kaba dayağa maruz kalmasına rağmen "polise mukavemet" yaptığı gerekçesi ile fezleke hazırlandı. Ünaldı Sanayi Bölgesindeki Bozoklar Mahallesinde DEHAP'ın seçim bürosu açılışına saldırıda bulunan polisler gazetemiz muhabiri İmrek'i de döverek gözaltına almışlardı. Gözaltında 24 saat süre ile tutulan arkadaşımız İmrek'e polisler, "Bu gazeteyi bırak yoksa senin için daha kötü olur" dediler. Gözaltı süresi boyunca polislerin küfür, tehdit ve kaba dayağına maruz kalan İmrek, daha sonra Gaziantep Cumhuriyet Savcılığı'na çıkarıldı.Burada "polise mukavemet" yaptığı gerekçesiyle hakkında dava açıldı. Diğer taraftan ise vücudunda bulunan darp izleri nedeniyle Adli Tıp'tan rapor alan İmrek yetkililer hakkında suç duyurusunda bulundu.

Çevik Kuvvet polisi Sevil Semen'e, darpla ilgili şikayeti olmadığı halde, karakolda amirleri tarafından kendisine vurulduğu şeklinde zorla ifade verdirildiği ve sahte rapor alındığı ortaya çıktı.

Adana'nın Yüreğir ilçesine bağlı Misis beldesindeki Güneşli Çiftliği'nde 12 gün boyunca rehin tutulan Murat Kor, "Gündüzleri ırgatlara ait su deposuna soktular, geceleri ise ellerime ve ayaklarıma köpek tasması takarak ağaçların altında beklettiler" dedi. El ve ayaklarına köpek tasması takılarak 12 gün boyunca aç bırakıldığını belirten Kor, şöyle devam etti: "Gündüzleri ırgatlara ait su deposuna soktular. Geceleri ise ellerime ve ayaklarıma köpek tasması takarak ağaçların altında bırakıyorlardı ve her akşam da tekme ve tokatlarla dayak atıyorlardı. Pantolonumu indirip iç çamaşırlarımı ateşe verdiler. Ağzıma silah dayadılar. Beni öldürmeyi düşünüyorlardı ama evden ayrılırken Şeref Almalı'nın yanına gideceğimi ablama söylemiştim. Ve biliyorlardı. Durumumun kötüye gittiğini görünce bir doktor getirtip muayene ettirdiler."

Deri- İş Sendikası Tuzla Şubesine üye oldukları gerekçesiyle çalıştıkları Kampana, Güven Karaca ve Tabak-San fabrikalarından atılan 40 işçi, gözaltına alındıklarında işkence gördüklerini açıkladı.

Eğitim-Sen Bursa Şube Başkanı Sayim Gültekin, KESK'in bir günlük hizmet üretmeme eylemi nedeniyle sevk almak isteyen öğretmenlerin, Sağlık Eğitim Merkezi'nde hak etmedikleri kötü muameleye maruz kaldığını söyledi.

İHD Van Şubesi'ne başvuran Arif Çelik, Hakkari Şemdinli'deki evinde polis işkencesine maruz kaldığını iddia etti. Şemdinli'de Moda Mahallesi'nde oturan Çelik, 17 Ekim Perşembe günü yaşanan olayı şöyle anlattı: "17 Ekim'de saat 21.00 sıralarında adını sonradan öğrendiğim Mehmet Akçay isimli polisin de aralarında bulunduğu üç sivil polis evime geldi. Kardeşim Kazım'ın nerede olduğunu sordular. Ben de 'inşaatta çalışır, nerde olduğunu bilmiyorum' dedim. Bunun üzerine polis Mehmet ile başka bir polis beni binanın üst katına çıkardı, diğer polis de alt katta bekledi. Mehmet Akçay, kollarımdan tutarak sırtımı duvara vurmaya başladı. Bayılana kadar bu devam etti. Gözlerimi Şemdinli Devlet Hastanesi'nde açtım." Doktorların emniyete haber vermesi üzerine hastaneye gelen Mehmet Akçay'ın yeniden kendisine baskı yaptığını anlatan Çelik, diğer polislerin araya girmesiyle baskının durduğunu söyledi. Çelik, Mehmet Akçay'ın tehditlerin sürdüğünü söyledi. Çelik başvurduğu hastanelerden rapor alamadığını da söyledi.

İstanbul Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alınan iki kadının, gözaltında işkence görüp cinsel taciz ve tecavüze uğradığı öne sürüldü. Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Projesi avukatlarından Eren Keskin ve Fatma Karakaş basın toplantısı düzenleyerek iki yeni tecavüz iddiasını açıkladı. Adalet Bakanı Aysel Çelikel'in "Gözaltında işkence artık münferit bir olaydır" açıklamasını hatırlatan Keskin ve Karakaş, daha birkaç gün önce yine gözaltında işkence, taciz ve tecavüze uğrayan N. Ç. ve S. Y. adlı iki kadının kendilerine başvurduğunu söyledi. Bu olayla ilgili olarak Fatih Cumhuriyet Savcığı'na suç duyurusunda bulunduklarını belirten Fatma Karakaş, mağdur iki kadının psikolojilerinin çok kötü olması ve ailelerinin haberdar olmaması nedeniyle isimlerini basına şu anda açıklamayacaklarını ifade etti. Karakaş, olaylar hakkında şu bilgileri verdi: "Bize başvuran N. Ç. 23 Eylül'de Atışalanı Köprüsü üzerinde, S. Y. de 24 Eylül'de Göztepe Çeşme durağında Terörle Mücadele Şube ekiplerince gözaltına alınıp İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmüş. Burada kaldıkları 4 gün boyunca işkence gördüklerini belirten iki mağdurun anlatımlarına göre N. Ç., sahte kimlik kullandığı gerekçesiyle önce ablasının evine getirirler. Burada N. Ç., kimliği nereye koyduğunu söylemesi için dövülerek çırılçıplak soyulur, tecavüzle tehdit edilir. Sonra da bir benzin istasyonuna götürerek üzerine benzin döküp yakmakla korkutulur. Benzin istasyonundan da İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürülür. Burada bütün gözaltı süresi boyunca ayakta tutulur, aç bırakılır, tuvalete dahi götürülmez. Örgüt üyesi olmakla suçlarlar ve suçlamaları kabul etmezse tecavüz etmekle tehdit ederler. Çırılçıplak soyup, adet gördüğü halde vajinasına soğuk su tutarlar, iz bırakmaması için yine vajinasının üzerine pamuk koyarak elektrik verirler, ağzına defalarca tükürerek tükürüğü zorla yuttururlar. Birkaç polis cinsel organlarını yüzüne sürer, ağzını zorla açtırarak cinsel organlarını ağzına sokarlar. Yine çırılçıplak bir halde yere yatırılır ve polisler üzerine uzanarak cinsel organlarını vücudunda gezdirirler, tecavüz edeceklerini söylerler, makatına hortum sokarlar. Aynı işkenceler S. Y.'ye de yapılır. N. Ç.'de S. Y.'de zorla bazı belgeler imzalatır." N. Ç.'nin ve S. Y.'nin 27 Eylül'de İstanbul DGM Savcılığı'na sevk edildiğini buradan gördükleri Adli Tıp'ta sırtlarındaki ve omuzlarındaki işkence izlerinin tespit edildiğini belirten Karakaş, "Şu anda ikisi de tutuklu. Yaşadıklarının etkisinden kurtulamadıkları için psikolojileri çok kötü, sürekli ağlıyorlar. Halen düzensiz kanamaları oluyor, karınlarından aldıkları tekmeler yüzünden sancılanıyorlar. Uykusuzluk ve bu nedenle konsantrasyon güçlüğü yaşıyorlar" dedi. Eren Keskin de, mahkemelerin ve savcılıkların taciz ve tecavüz işkencelerine bakış açılarını eleştirdi. Keskin, "Tecavüzün hukuki bir tanımı yok. Mahkemeler de siyasi nedenlerle cinsel işkencelere yanlış yaklaşıyorlar. Tecavüz yalnızca penisle yapılmıyor, ama mahkemeler ya da savcılık genelde böylesi tecavüzleri tecavüz sayarak, elle yapılan ya da farklı araçlar kullanarak yapılan tecavüzleri tecavüz olarak görmüyor. N. Ç.'nin ve S. Y.'nin de yaşadıklarının hepsi birer tecavüzdür. Kadınlarda yarattığı etki direk tecavüz etkisidir, yaratacağı travma aynıdır. Ama devlet olayı böyle görmüyor, çünkü görmek istemiyor" diye konuştu. Bu tür davalarda hiçbir zaman şube müdürleri aleyhinde ya da yetkililer hakkında dava açamadıklarını, yalnızca bu olayı yapan polislerden şikayetçi olabildiklerini belirten Keskin, "Oysa bu olayların yaşanmasında yetkililer, amirler de sorumludur. Sadece işkenceyi yapan sorumlu değildir. İşkenceyi yaptıran, buna göz yuman ya da işkence davalarında beraat, takipsizlik kararı veren hakimler, işkencecileri sorgulamayan savcılar da sorumludur" diye konuştu. Keskin, Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu'na 5 yılda 160 gözaltında taciz ve tecavüz başvurusu aldıklarını kaydetti. Keskin, halen savcılar tarafından incelenmemiş dosyaların yanı sıra, takipsizlik kararı verilip de kendilerine tebliğ edilmeyen birçok dosyanın da olduğunu ifade etti.

PKK üyesi olduğu gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra zorla bekaret kontrolünden geçirilen 16 yaşındaki D. F.'nin yaptığı suç duyurusu üzerine Van Asliye Ceza Mahkemesi'nde bir jandarma eri hakkında "Memur vazifesi suiistimal" etmekten dava açıldı. Bu dava, özellikle bölgede sıkça rastlanan "bekaret kontrolü" tartışmalarını tekrar gündeme getirdi.

"Anadilde eğitim hakkı" talebiyle dilekçe verdikleri için bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan 4 öğrenci İHD İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı düzenleyerek, yaşadıklarını anlattı. Mürsel Sorgut adlı öğrenci, gözaltına alındıklarında gözlerinin bağlandığını, çeşitli işkence ve kaba dayağa maruz kaldıklarını dile getirerek, "Örgüt üyesi olduğumuzu iddia ederek, iddialarını kabul etmemizi istediler" dedi. Oğlu tutuklu bulunan Aslan Azizoğlu ise, "Oğlum 12 ay boyunca cezaevinde tutulacak. Bu yapılanların hesabını kim verecek?" dedi. İHD Şube Başkanı Kiraz Biçici de anadilde eğitim hakkına yönelik yapılan tüm baskıları kınadıklarını kaydetti.

Kapanan Yedinci Gündem gazetesi dağıtımcısı Recep Karayel, okul önünde simit sattığı gerekçesiyle dövüldü. Geçimini okul önlerinde simit satarak sağlayan Recep Karayel, 26 Ekim günü saat 15:00 sularında Adana Erkek Lisesi önünde simit tablasıyla beklediği sırada, resmi kıyafetli iki polisin yanına geldiğini ve okul önünde simit satılmasının yasak olduğunu belirttikten sonra dayak attıklarını ifade etti. Polisin, kendisini dövdükten sonra simit tablasını aradığını ve Yeniden Özgür Gündem Gazetesi ile Evrensel Gazetesinin eski sayılarını bulduğunu ifade eden Karayel, gazetelerin bulunmasından sonra sivil bir ekibin çağrıldığını söyledi. Gelen sivil polislerin kendisine hangi partiye oy vereceğini sorduğunu belirten Karayel, "Ben herhangi bir partiye vereceğimi söyledim. Bunun üzerine polisler bana sen teröristsin, oyunu DEHAP'a vereceksin diyerek eski gazetelere el koyup gittiler" dedi.

Mazlum-Der Genel Başkan Yardımcısı ve Şanlıurfa Şube Başkanı Şehmus Ülek, gözaltına alınan Mustafa Akçiçek'e işkence yapıldığını söyledi. Mazlum-Der Şanlıurfa Şubesi'nde basın toplantısı düzenleyen Ülek, bir trafik kazasından hemen sonra gözaltına alınan Akçiçek'in ellerinin arkadan kelepçelenerek tabanca kabzası ile dövüldüğünü kaydedip, "Daha sonra getirildiği kaza yerinde ve kaldırıldığı hastanede çok sayıda polis memuru tarafından darp edilmek suretiyle burnu dört yerinden kırılmış, işkenceye maruz kalmıştır. Daha sonra mağdur yakınları derneğimize başvuruda bulunmuştur. Mağdur ameliyat geçirmiş, konuşmakta güçlük çeker bir vaziyette evinde yatmaktadır. Akçiçek'e yönelik işkencenin çok sayıda vatandaşın gözleri önünde yapıldığı bildiriliyor. İddialar doğru ise polis amirlerinin de hazır olduğu bir ortamda gerçekleşmiş olması olayın vahametini daha da artırmıştır. Mazlum-Der, bu olayda da müdahil olacak, davanın her aşaması titizlikle takip edilecektir" şeklinde konuştu. Ülek, polisler hakkında soruşturma başlatılmasını istedi.

Sendikacı Süleyman Yeter'in "kastı aşan fiil sonucu ölümüne sebebiyet vermek" iddiasıyla yargılanan 3 Polisin yargılandığı davada müdahil avukatı, polislerin idamla yargılanmasını talep etti. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya biri gıyabi tutuklu 3 polis katılmazken, Yeter'in eşi Ayşe Yumli müdahil sıfatıyla hazır bulundu. Dava hakkında son görüşlerini açıklayan müdahil avukatlarından Ercan Kanar, sanık polislerin Yeter'i işkence ile öldürdüklerini iddia ederek, haklarında idamı düzenleyen TCK'nın 450/3. maddesinin uygulanmasını istedi. Esas hakkında son mütalaası sorulan savcı, gerekli incelemeleri yapmak için tamamlanması için duruşmayı erteledi.

Şırnak'ta polis, 21-27 Mart 2000 tarihlerinde, Mehmet Kartal, Mehmet Baysal, Mehmet Ebuzeyitoğlu, Derviş Algül, Kamuran Kabul, Hacı İnan ve Mahmut Bulduş'u gözaltına aldı. Emniyette tutuldukları 11 gün boyunca beşer kez doktor kontrolünden geçirilen zanlılara her sefer "darp ve cebir izi bulunmadığına" dair rapor verildi. Sanıklar PKK üyesi oldukları iddiasıyla tutuklanarak Şırnak Cezaevine gönderildi. Sanıklar, üç gün burada tutulduktan sonra Mardin Cezaevine sevk edildi. Ancak Mardin Cezaevi yetkilileri, yüz ve vücutlarının morluk içinde olduğunu görünce, sorumlu olmak istemedikleri için sevki kabul etmedi. Bunun üzerine Şırnak'a geri gönderilen sanıklar aynı gün savcı nezaretinde doktor kontrolüne götürüldü. Gözaltının üzerinden iki hafta geçtikten sonra, 3 Nisan günü yeniden muayene edilen sanıklar, daha önce polislerin tehdidi yüzünden işkence gördüklerini gizlediklerini söyledi. Sanıkların gözaltı müddetince getirildikleri Şırnak 3 Nolu Sağlık Ocağı'nda bu kez savcı nezaretinde yapılan muayenede işkence saptanarak rapora geçildi. Mağdurlar elektrik vermeden coplu tecavüze kadar çeşitli işkencelere maruz kaldıklarını belirterek polisler hakkında işkence, doktorlar hakkında da işkenceyi gizlemek iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Ancak Şırnak Cumhuriyet Savcılığı 12 Temmuz 2000 günü delil yetersizliği gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Mahkemenin bu kararı avukatların itirazı üzerine Siirt Ağır Ceza Mahkemesi'nce kaldırıldı. Yapılan soruşturma sonunda, olay tarihinden 16 ay sonra, Haziran 2001'de dava açılabildi. Davada, o dönemde Şırnak Emniyet Müdürlüğü'nde görevli polisler Uğur Selçuk Şener, Bülent Yılmaz, Faruk Yakıcı, Ahmat Gök, Abdulkadir Yüce işkence yapmak, doktorlar Hatice Taslak, Orhan Kaştan, Duran Akmirza, Vildan Baki, Bülent Sarı ve Gelincik Semra Özten hakkında ise gerçeğe aykırı rapor düzenleyerek işkence bulgularını gizlemekle suçlandı. Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi'nde altıncı duruşması 12 Eylül günü yapılan davada mahkeme heyeti savcının talebine uyarak, "delil yetersizliğinden" beraat kararı verdi. Polis Abdulkadir Yüce'nin, yine bir işkence davasından yargılandığı Niğde 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde, efrada suimuamele suçundan hüküm giydiği belirlendi.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun Türkiye çapında cezaevleri, karakollar ve emniyet müdürlüklerini kapsayan incelemeleri sonucu hazırlanan, yaygın olarak işkence yapıldığını resmen belgeleyen raporları sonuçsuz kaldı. Aradan geçen 2 yıl içinde Meclis ile yargı arasında binlerce sayfalık yazışma yapıldı, yaklaşık 800 olayda, "zamanaşımı" nedeniyle yargılamanın mümkün olmadığı sonucuna varıldı. İşkence yaptığı iddia edilen kamu görevlilerinden hiçbiri yargı önüne çıkarılamadı ama seçimlerin hemen ardından raporları hazırlayan Komisyon Başkanları Sema Pişkinsüt ve Hüseyin Akgül, yargıya hesap verecek.

Eşi Süleyman Yeter'i işkenceyle öldürmekten sanık polislerin yargılanmasına katılan Ayşe Yumli Yeter, adliye koridorunda slogan attığı gerekçesiyle tam 16 dava açıldı. İşkence takipçilerini yıldırmak için açılan davalarda 96 yıla kadar hapis cezası istenirken 5 de soruşturma sürüyor.

Kamuoyunda "Manisalı Gençler Davası" olarak bilinen, biri baş komiser 10 polisin yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme heyeti, daha önceki kararında direnerek, sanıkları 60 ile 130 ay arasınsa değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Manisa Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın duruşmasına, sanıklardan Levent Özvez, Musa Geçer, Ramazan Kolat ve baş komiser Halil Emir katıldı. Altı sanık ise duruşmaya gelmedi. Mahkeme, buna göre, polis memurları Levent Özvez'i 12 mağdur için 120 ay, Turgut Demirel'i 6 mağdur için 60 ay, Engin Erdoğan'ı 11 mağdur için 110 ay, Fevzi Aydoğan'ı 11 mağdur için 110 ay, Musa Geçer'i 11 mağdur için 110 ay, Mehmet Emin Dal'ı 11 mağdur için 110 ay, Turgut Özcan'ı 7 mağdur için 70 ay, Atilla Gürbüz'ü 10 mağdur için 100 ay, Ramazan Kolat'ı 11 mağdur için 110 ay ve Baş komiser Halil Emir'i de 13 mağdur için 130 ay hapis cezası verdi.

Ceza usul hukukunda baskı ve işkence ile alınan ifadelerin geçersiz olduğu açıkça yazılmasına karşın, gözaltında tecavüze uğradığını açıklayan ve bunu bilimsel raporla ispatlayan Asiye Güzel Zeybek ile 4 arkadaşına 12'şer yıl 6'şar ay hapis cezası verildi. İnsan hakları savunucuları İstanbul DGM'nin bu kararının, "işkenceli sorgu yöntemi"nin sistematikleşmesine verilen en büyük destek olarak değerlendiriyor.

11 kez gözaltına alınıp, ağır işkencelerden geçirilen öğretmen Medeni Alpkaya için OHAL sürgün kararı çıkardı. Alpkaya, sivil itaatsizlik eylemi ile sürgün cezasına rağmen Diyarbakır'ı terk etmedi.

Yargıtay, gözaltında darp edilen zanlının açtığı davada iki jandarma hakkında verilen beraat kararını bozarken, mağdurun kendi kendini yaraladığı yönündeki görüşü de eleştirdi. 1999'da Şanlıurfa'nın bir köyünde jandarma tarafından gözaltına alınan bir yurttaş, suçu üstlenmesi için dövüldüğü gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine iki jandarma 'efrada kötü muamelede bulundukları' gerekçesiyle 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlandı. İki doktor raporuna karşın sanıklar beraat etti. Mağdurun temyizi üzerine davayı görüşen Yargıtay 8. Ceza Dairesi, beraat kararını oybirliğiyle bozdu. 8. Ceza Dairesi, doktor raporunun dikkate alınmamasını eleştirirken, sanıklardan birisinin 'işkence' suçundan beş yıla kadar, diğerinin ise 'kötü muamelede' bulunduğu gerekçesiyle üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını istedi.

Yargıtay, 5.5 yıl önce Mersin'de meydana gelen olayda, iki tüccara işkence yaptıkları tespit edilen polislere verilen 'birer milyon lira ağır para cezası' kararını bozdu. Sanıklar için hapis cezası istendi. Yargıtay kayıtlarına göre işkence olayı şöyle gelişti ve 'ağır para cezası' şöyle verildi: Hububat ticareti ve nakliyesiyle uğraşan Abdulvahap Terzi ve Recahi Erkmen 21 Mayıs 1997'de Mersin'de oto hırsızlık masası ekiplerince kuşku üzerine gözaltına alındı. İki tüccari, daha önce iki kez işkence suçundan hüküm giyen başkomiser Soner Dülger ile polis memuru İbrahim Altuntaş sorguladı. Tüccarlar 23 Mayıs 1997'de adli tabipliğe sevk edildi. Erkmen ve Terzi'yi, polislerin odada olduğu sırada, sadece "Bir şeyiniz var mı?" diyerek 'muayene eden' doktor Suat Tekin Turhan, "Darp ve cebir izine rastlanmadı" şeklinde rapor tuttu. Polisin aynı gün salıverdiği Terzi ve Erkmen, hemen suç duyurusunda bulundu ve savcının emriyle aynı gün bir kez daha başka bir adli tabip tarafından muayene edilerek işkenceye uğradıkları saptandı. Bunun üzerine başkomiser Dülger ve polis Altuntaş hakkında 'işkence ve hakaret' suçlarından 7 yıl 10 aya kadar, adli tabip Turhan hakkında ise 'görevi kötüye kullanmak' suçundan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Yargılama sonunda sanık doktorun beraatını kararlaştıran Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi, daha önce aynı suçtan iki ayrı sabıkası olan başkomiser Dülger'i 'kötü muamelede bulunduğu' gerekçesiyle 3.5 ay hapis cezasına çarptırdı ve bu cezayı '1 milyon 50 bin lira ağır para cezasına' çevirdi. Polis memuru Altuntaş da aynı suçtan önce 3 ay hapis cezasına, daha sonra da 2900 bin lira ağır para cezasına' çarptırıldı. Hakaret suçundan beraat eden sanık polisler, 3-3.5 ay memuriyetten uzaklaştırıldı. Temyiz üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza dairesi, adli tabip olan sanığın suçunun 'görevi ihmal' kapsamında değerlendirilmesini benimserken, diğer iki sanık polisin 'işkence' suçundan, iki ayrı mağdurun bulunması da göz önünde tutarak ikişer kez cezalandırılması gerektiğini bildirdi. 8. Ceza Dairesi, oybirliğiyle aldığı kararda, sanık başkomiserin 'aynı suçu işlemekteki ısrarlı tutumu' nedeniyle cezanın paraya çevrilmesinin de yasalara aykırı olduğunu bildirdi. Eski kararında direnen mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi, işkence suçunun oluşabilmesi için gözaltındaki kişi hakkında dava açılarak sanık durumuna düşürülmesi gerektiğini savundu. Mahkeme, ancak bu durumda 'sanığın suçunu söyletmek kastıyla işkence etmek, zalimane davranmak' hükmünün oluşabileceğini iddia etti. Mahkeme, sanık adli tabibin suçunun görevi ihmal olarak görülmesi durumunda dahi, 'Af Yasası' uyarınca hakkındaki davanın erteleneceği, ancak 'beraat kararının ertelenmeye göre daha teminatlı olacağı' görüşüyle kararında direndi. 5.5 yıllık hukuk sürecinin ardından karar, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda tartışıldı. Sadece bir üyenin beraat kararının onanmasını istediği sanık doktor Suat Tekin Turhan hakkındaki dava, 23 üyenin oyuyla, Af Yasası uyarınca 5 yıllığına ertelendi. Turhan, bu sürede benzeri bir suç işlerse davaya yeniden devam edilecek. Yerel mahkemenin direnme kararını kaldıran Genel Kurul, başkomiser Soner Dülger'in 6 yıl 8 aya kadar, İbarhim Altuntaş'ın ise 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasına oybirliğiyle karar verdi. Kurulun kararlarına itiraz edilemiyor.

ÇEŞİTLİ AMAÇLARLA YAPILAN BASKI VE TEHDİTLER

8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan Musa Geçer, DHKP-C örgütünden sürekli tehdit mektupları geldiğini belirtti. Geçer, "Bu mektuplar resmi kanaldan bize tebliğ edilip dikkatli olmamız istendi. Sürekli eve gelen "Öldürüleceksiniz", "Kurtuluşunuz yok" şeklindeki tehdit telefonlarından artık bıktık ." şeklinde konuştu.

Bismil HADEP İlçe Başkanı Nedim Biçer DEHAP seçim bürosuna gelen polisler tarafından tehdit edildiğini ileri sürdü. Diyarbakır İHD Şubesine başvuran Biçer, "Kamera çekimi yapılmaması konusunda polisleri uyardım. Bunun üzerine 'Biz polisiz istediğimiz yerde çekim yaparız dediler" daha sonra ismi Uğur olan kişi 'En geç 10 gün içinde seni tümden susturacağım' diyerek beni tehdit etti" dedi.

Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı, kaybedilen HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış'ı tehdit ettiği gerekçesiyle dönemin alay komutanı Levent Ersöz hakkında takipsizlik kararı verdi. Savcı Serkan Erol, Şuayip Tanış'a yaptığı tebligatta, halen Bursa Garnizon Komutanı olarak görev yapan ve Serdar Tanış ile Ebubekir Deniz'in gözaltında kaybettirildiği dönemde Şırnak Jandarma Alay Komutanı olan Levent Ersöz hakkında kamu davası açılmasına gerek görmediğine karar verdi. Savcı Serkan Erol takipsizlik kararında Ersöz'ün "üzerine atılı suçu işlediğine dair müştekinin soyut iddiası dışında kamu davasının açılmasını gerektirecek kanıt elde edilmediğinden CMUK'un 164/1. Maddesi gereğince sanık hakkında koğuşturmaya gerek görülmediğine" karar verildiği bildirildi.

GÖZALTILAR

???: Yakalanan bir TKP (ML) TİKKO üyesinin verdiği bilgiler üzerine operasyon başlatan Ovacık Jandarma Alay Komutanlığı tarafından, Akyayık Köy Muhtarı Mustafa Ulaş, Yeşilyazı Köy Muhtarı Haşim Özdemir, Topuzlu Köy Muhtarı Muzaffer Gezici, Hanuşağı Köy Muhtarı Hasan Sal, Söğütlü Köy Muhtarı Ali Haydar Topuz, Yenikonak Köy Muhtarı Yadigar Hayıroğlu, Havuzlu Köy Muhtarı Ali Çakmaz;

???: Bir TIR'ın dorsedinde saklanarak yurda giren 196 kaçak, tuvalet ihtiyaçlarını da TIR'ın içinde yapınca; (16 Ekim'den alındı)

???: Kapatılan Demokrasi gazetesinin İmtiyaz Sahibi Veli Mükyen;

???: Sultanhisar ilçesinde bundan iki ay önce Mehmet Yaban ismindeki 13 yaşında bir çocuğun elektrik direğindeki kaçaktan dolayı çarpılmasının ardından olay yerinde inceleme yapan keşif grubuna olayı Kürtçe anlatan Kevser Yaban; (20 Ekim'den alındı)

ADANA: Küçükdikili Belde Jandarma Karakolu tarafından düzenlenen basınlarda, Özgür Halk Dergisi Adana büro çalışanı Mehmet Yazıcı, HADEP Küçükdikili Beldesi Gençlik Kolları üyesi Murat Vural ile HADEP Gençlik Kolları Basın Komisyonu üyesi Seyit Kaşdaş;

AĞRI: Yeniden Özgür Gündem'in Doğubeyazıt dağıtımcısı Yusuf Abay, polis tarafından;

ANKARA: İsrail Büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e almasını öngören kanun tasarısını kabul etmesine tepki göstermek amacıyla, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakmak isteyen, BBP Yenimahalle İlçe Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyesi Durmuş Ufuk Yüksel başkanlığındaki toplam 10 kişilik grup; Türkiye Komünist Partisi (TKP), duyuru panolarına afiş asan 5 parti üyesi gerekçe gösterilmeden;

BALIKESİR: Genç Partinin Edremit ilçesinde düzenlenen mitinginde Genel Başkan Cem Uzan'ın konuşması sırasında, "Tele On paraları nerede?" yazılı pankart açan ve Cem Uzan'ı protesto eden kahvehane işletmecisi Yücel Güler, polis tarafından;

DİYARBAKIR: 11 kez gözaltına alınıp, ağır işkencelerden geçirilen öğretmen Medeni Alpkaya için OHAL sürgün kararı çıkardı. Alpkaya, sivil itaatsizlik eylemi ile sürgün cezasına rağmen Diyarbakır'ı terk etmedi.

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) eski Genel Başkanı, Diyarbakır bağımsız milletvekili adayı Abdulmelik Fırat, Kürtçe konuştuğu için;

Seçim çalışmaları kapsamında gittiği Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 5 saat süreyle sorgulanan HAK-PAR Genel Başkanı A. Melik Fırat, yeniden gözaltına alındı. "PKK'ye yardım ve yataklık ettiği" iddiasıyla hakkında soruşturma açılan HAK-PAR Genel Başkanı A. Melik Fırat, 23 Ekim günü sabah saatlerinde kaldığı Prestij Oteli'nde polisler tarafından gözaltına alındı. Abdülmelik Fırat daha sonra Diyarbakır DGM'de ifade verdi. Fırat, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. DGM çıkışında gazetecilere açıklama yapan Fırat, seçim çalışmaları sırasında yaptığı konuşmalarında kullandığı bazı ifadeler nedeniyle PKK'ye yardım ve yataklık etmekle suçlandığını söyleyerek, 45 yıldır siyaset yaptığını ve aynı ifadeleri daha önce de kullandığını belirtti.

Şehitlik semtinde bulunan DEHAP Seçim Bürosu'nda çalışma yapmaya giden Alaatin Soluca, Muhlis Işıktaş ve soyadı belirlenemeyen Remzi adındaki 3 DEHAP'lı, Ticaret Lisesi önünden geçerken yakalarındaki parti kokartını çıkartmalarını isteyen polislerle çıkan tartışma sırasında;

EDİRNE: Yasadışı yollardan sınırı geçmek isteyen yabancı uyruklu 60 kişi; Yapılan kontrollerde yasadışı yollardan sınırı geçmek isteyen 5'i Türk 167 kişi; Jandarma ekiplerince yapılan kontrol ve aramalarda, Meriç ilçesine bağlı Paşaköy'de, guruplar halinde Yunanistan sınırına gittikleri belirlenen, pasaportsuz ve kimliksiz, Pakistan, Irak ve Filistin vatandaşı 49 kişi; Kaçak olarak sınırı geçmek isteyen 89 yabancı uyruklu ile bu kişilere kılavuzluk yapan 1 Türk vatandaşı; Yasadışı yollardan sınırı geçmek isteyen yabancı uyruklu 47 kişi;

ELAZIĞ: E Tipi Cezaevi'ndeki kardeşini ziyaret etmek için annesi ve kızıyla birlikte Elazığ'a giden Ahmet Çelik adlı kişi, polisler tarafından;

GAZİANTEP: Evrensel gazetesinin Gaziantep muhabiri Gökhan İmrek;

HAKKARİ: DEHAP'ın davet edildiği düğünlere 15 araçlık düğün konvoyu ile hareket eden, DEHAP Hakkari Milletvekili Salih Yıldız, Yüksekova Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne bağlı polisler tarafından, "Yazılı ifade vermeniz gerekiyor" denilerek;

HATAY: Samandağ ilçesine bağlı Yaylıca beldesinde, Asi Bilim Kültür Sanatevi'nin açılışı sırasında, Ekmek ve Adalet Dergisi Muhabiri Canan Yabancı, hiçbir gerekçe gösterilmeden jandarma tarafından;

İSTANBUL: Rektör Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun konuşması sırasında YÖK'ü protesto eden, aralarında Başak Şahinadlı genç kızın da bulunduğu 19 öğrenci polis tarafından; Başörtülü oldukları için okullarına alınmayan Kadıköy İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin yasağı protesto etmeleri sırasında bir kız, iki erkek öğrenci ve altı veli olmak üzere toplam 9 kişi; Ezilenlerin Sosyalist Platformunun (ESP) Atılım gazetesi tarafından hazırlanan seçim afişlerini asan iki kişi; Esenler'de KADEK'e lojistik destek sağladıkları öne sürülen Mehmet Aslan, Haşim Şahin ve Barış Çetin isimli 3 kişi; İsrail'in Filistin'de gerçekleştirdiği katliamlarda şehit olanlar için, İstanbul Beyazıt Camiinde Cuma namazı çıkışında kılınan gıyabi cenaze namazı sonrasında 6 kişi; Ümraniye'de İnsan Simsarı bir çetenin, Avrupa ülkelerine götürmek vaadiyle kaçak yollardan Türkiye'ye soktuğu 50 Pakistanlı, bir gecekonduda; Türkiye Komünist Partisinin (TKP) seçim afişlerini asmaya çalışan 4 partili; Ölüm orucu eyleminde hayatını kaybeden 95 kişiyi anmak amacıyla Galatasaray Lisesi önünde toplanan tutuklu yakınlarına çevik kuvvet polislerinin müdahalesi sırasında, 42'si kadın 101 kişi; Okmeydanı'nda Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin (ÖDP) seçim afişlerini asan 11 ÖDP'li polislerce; Tuzla Organize Deri Sanayi Bölgesi'nde işten atıldıkları için işyeri önünde bekleyen 40 deri işçisi, keyfi şekilde jandarma tarafından; İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖN-DER) Başkanı İbrahim Solmaz ile Yönetim kurulu üyeleri Güven Yılmaz ve Sabri Otağ;

MALATYA: Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) Malatya bağımsız milletvekili adayı Mahmut Boran ile İkrar Budak, Hasan Basri Erdoğan ve Yavuz Kılıç isimli 3 kişi, ESP özel sayı ve bildirilerini dağıtırken;

MANİSA: Akhisar ilçesinde, yasadışı yollardan yurtdışına çıkmak isteyen Pakistan uyruklu 49 kişi;

MARDİN: Derik ilçesinde 52 pamuk işçisi, "DEHAP lehine slogan attıkları" gerekçesiyle;

MUĞLA: Marmaris İlçesi'nde, yasadışı yollardan Yunanistan'a geçmek isteyen Afganistan uyruklu 17 kaçak ile bu kişilere para karşılığında yardım eden 3 Türk; Silivri'de jandarmanın durdurduğu bir minibüste, Senegal ve Gambiya uyruklu 15 kişi; Marmaris'in Çetibeli köyünde düzenlenen operasyonda kaçak olarak yurtdışına çıkmak isteyen 8 Afganlı;

NEVŞEHİR: Cumhuriyet'in kuruluşunun 79. yıldönümü kutlamaları sırasında, Nevşehir'deki Atatürk Anıtı'na çelenk koyduktan sonra saygı duruşunda bulunmadan protokoldeki yerlerine geçen DEHAP 3. sıra milletvekili adayı Ekrem Gerçeker ve İl Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Mahsun;

SAMSUN: İşçi-Köylü çalışanlarından Derya Gökmen ve Derya Binay, bildiri dağıtırken;

VAN: DEHAP Van Milletvekili adayları İsmail Göldaş, Mehmet Tekin, Rüknettin Hakan, Nezahat Ergüneş ile Hamdi Demir, seçim çalışmaları kapsamında Erciş İlçesi'nde toplanan yaklaşık bin 500 kişiye hitap ettikten sonra Van'a dönmek için ilçe binasında ayrılırken, çok sayıda partili ve olayları görüntülemeye çalışan DİHA Muhabiri Evin Kuturman; Saray ilçesinde konvoya katılmak isteyen eski HADEP İlçe Başkanı Mehmet Keskin, ilçe eski yöneticisi Abdulkadir Ateş ve DEHAP İlçe Saymanı Yusuf Bilici jandarma tarafından;

YALOVA: İrtica faaliyette bulundukları iddiasıyla Orhan B., Kemal T., Necip G., Fatih Ö., Hamdi S., Taner S., Cengiz T., Reşat B., İsmet Kaan B., Müşerref H., Can M., Şeyma T., Fatma D., Ayşe Esra S. Ve Saliha B. adlı 15 kişi; ANAP Yalova İl Başkanlığı'nca izinsiz düzenlediği öne sürülen toplantının yapıldığı Milli Eğitim Bakanlığı'na ait binaya asılan parti bayrağı, afiş ve posterleri jandarma tarafından toplatılarak, toplantıya izin veren tesis müdürü Muammer Mısır gözaltına alındı.
TUTUKLAMALAR

ADIYAMAN: Besni İlçesi'ne bağlı Atmalı Köyü'nde, Ferdi Türkan'ın (8) trafik kazasında ölmesini protesto eden 10 köylü;

GÖZALTINDA ÖLÜM

Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre son 8 yılda 68 kişi gözaltında hayatını kaybetti. Ölümlerin intihar, sağlık sorunları, başkaları tarafından öldürülme ve kaçarken ölme gibi nedenlerden kaynaklandığı açıklandı.

YERLEŞİM MERKEZLERİNE YÖNELİK BASKILAR

İnsan Hakları İzleme Komitesi Avrupa ve Orta Asya Bölgesi araştırmacılarından Jonathan Sugden, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde köylerinden göç edenler hakkında hazırladığı raporu Taksim Hill Hotel'de kamuoyuna açıkladı. Raporda, hükümetin projede samimi olmadığı, geri dönüşün yollarını açacak yerde, engelleyici yöntemlere başvurulduğu belirtildi. Hükümet tarafından uygulanan Köye Dönüş projesinin sağlıklı bir şekilde işlemediğini belirten Jonathan Sugden, "Türk hükümeti köye dönüş projesi için uluslararası kuruluşlardan tek kuruş talep etmedi. Oysa uluslararası kuruluşlar Makedonya'ya 7,2 milyon dolar, Kosova'ya 2 milyar dolar, Yugoslavya'ya 4 milyar dolar, Bosna'ya son 10 yılda 15 milyon dolar evlerini terk etmek durumunda kalan insanların tekrar yerleştirilmeleri için yardımda bulundu" dedi. İnsan Hakları İzleme Komitesi'nden Minky Worden, 1991'de göç eden Salih Demir ve Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği'nden Semra Oğuz'la birlikte raporunu açıklayan Sugden, "Türk hükümeti köye dönüş ve rehabilitasyon projesini 1999'da açıkladı. 2002'ye kadar köye dönüş projesi ile ilgili ciddi bir çalışma yapılmadı. Hükümetin bu insanların köye dönüşlerini temin edecek kaynakları oluşturmak durumunda. Şayet böyle bir kaynak oluşturamıyorsa doğru dürüst projeler üreterek uluslararası kuruluşlara başvurduğu takdirde bu insanların köylerine dönmeleri de kolaylaşacaktır" dedi. Toplantı'da söz alan Salih Demir (39) ise, "Siirt'in Pervari ilçesine bağlı Sarıyaprak köyündenim. Köyümüz 2000 yılında boşaltıldı. Ben de 8 nüfusumla Van'a göç ettim. İçişleri Bakanlığı'na ve çeşitli kurumlara tekrar köyüme dönmemi sağlamaları için müracaat ettim. Ancak bir türlü sonuç alamıyorum" dedi. Semra Oğuz da, göçlerden dolayı büyük mağduriyetler yaşandığını belirterek, "Göç etmek mecburiyetinde kalan insanların köylerine geri dönüşlerinde engeller çıkartılmaktadır. Köylülerin arazileri güvenlik sebebiyle ya boş bırakılmakta, veya aynı köyden, koruculuk yapmış insanlar tarafından kullanılmaktadır. Köylerine geri dönmek isteyenler ise can güvenlikleri sebebiyle dönemiyor" şeklinde konuştu.

BİNGÖL: Yayladere İlçesine bağlı Çayağzı köyü, sınırların arasında bir köy. Tunceli'nin Nazimiye ile Elazığ'ın Karakoçan ilçesiyle sınır. Bu köyün ne doğru dürüst yolu, ne doğru dürüst akan bir çeşmesi var. Köylüler yolların yapımı için başvuru yapmış ancak Bingöl'deki yetkililer onları Tunceli'ye göndermiş. Köy, Tunceli sınırları içinde olmayınca köylüler ortada kalakalmış. Bir de yıllardır çekilen baskılar yüzünden köyün gençleri topraklarını terk etmişler. Köyde şuan 10 hane var. Köy okulu ise kapalı. Köydeki dört öğrenci Karakoçan'a akrabalarının yanında okumaya çalışıyor. "Devletin en ücra köşelere kadar ülke topraklarına hizmet götürdüğü ve her karış toprağa hakim olduğu" söylenir ama Çayağzı köyünün durumu hiç de söylendiği gibi olmadığının göstergesi.

BİTLİS: Tatvan ilçesine bağlı Koruklu köyüne 6 ay önce dönüş yapan Alkan ailesi, köyün muhtarı korucu başı Bahattin Göle'nin saldırısına uğradı. Saldırıda, Tahir Altan, eşi ve çocukları yaralandı.

HAKKARİ: 1995'de boşaltılan Hakkari'nin Çukurca İlçesine bağlı Çayırlı Köyü'ne ceviz toplamak için giden köylüler, Çayırlı Jandarma Karakolu tarafından, korucularla köylüler arasında "çatışma çıkabilir" gerekçesiyle engelleniyor. Ailelerin çevre mezralardaki bekleyişleri ise sürüyor. Çayırlı köyünden Tahir Taş yaptığı açıklamada, "Bir hafta önce 100 kişilik bir gurupla, Yüksekova'dan Çayırlı'ya gittik. Ancak Jandarma Karakolu, bizi Çayırlı'ya bağlı olan Pınarlı ve Kınıklı mezralarına gönderdi. Nedenini sorunca da "Köyde korucular kalıyor. Giderseniz aranızda kavga çıkar" yanıtını verdiler dedi. Yaşananlardan köydeki korucuları sorumlu tutan Taş, "Onlar bizim cevizleri topluyor, bağ bahçemizden yararlanıyorlar. Ağaçları kesip, şehirlerde satıyorlar. O yüzden dönüşümüzü engelliyorlar" dedi.

Köylerine ceviz toplamak için gitme başvuruları Şemdinli Alay Komutanlığı tarafından kabul edilen 50 aile, jandarmanın engeline takıldı. 1994 yılında boşaltılan 110 Ayranlı köylüsü Eylül ayı başlarında Şemdinli Alay Komutanlığı'na başvurarak, ceviz toplamak için köye dönüşlerine izin vermesini istedi. 50 ailenin başvurusunu değerlendiren Komutanlık, 25 Eylül tarihinde köylülere giriş izni verdi. Bunun üzerine 27 Eylül tarihinde köye hareket eden aileler, köy girişinde bulunan Aktütün Jandarma Karakolu tarafından durduruldu. Alay Komutanlığı tarafından izin aldıklarını belirten köylüler, "Bize böyle bir emir gelmedi" denilerek geri çevrildi. 3 gün bekleyen ve Şemdinli'ye geri dönmek zorunda kalan köylülerin ikinci defa Şemdinli Komutanlığına yaptığı başvuru "Köyünüzde KADEK'lilerin bulunduğu haberini aldık, köye girmenize izin veremeyiz" gerekçesiyle reddedildi.

TUNCELİ: Köylerine geri dönüşüne izin verilmeyen köylülerin, tapulu arazilerindeki ormanları kesmelerine de izin verilmiyor. Kışın yaklaşması ile birlikte yakacak sorununun kapıya dayanması köylüleri zor durumda bırakıyor. Daha önceleri kendilerine ait olan tapulu arazilerindeki ormanlardan kışlık odun ihtiyacını karşılayan köylüler, artık odun kesemiyorlar. Köylerini boşaltmak zorunda kalan birçok köylü yerleştikleri şehir merkezinde zor günler yaşıyorlar. Bir ton odun alamayacak durumda olan köylüler, kışlık odun ihtiyaçlarının karşılanmasını istiyorlar.

OHAL'in kalkmasıyla köylere geri dönüşler için yapılan başvurular kabul edilmiyor. Ovacık ve Hozat'a bağlı 195 köy geri dönüş için resmi yetkililere yaptıkları başvurulara olumsuz cevap aldı. Yetkililer hakkında yaptıkları suç duyurusu kabul edilmeyen köylüleri iç yargı yolları tükendiği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurmaya hazırlanıyorlar.

CEZAEVLERİ

İstanbul'da TKEP/L üyesi olmak iddiasıyla tutuklu olarak yargılanan ve ölüm orucunun 398. gününde olan Şerif Kartoğlu, sağlık durumu göz önünde bulunarak tahliye edildi.

Erzurum Özel Tip Cezaevi'nde tutuklu bulunan PKK davasından hükümlü Bekir Yulu'nun yapılan bir iğneden dolayı sakat kalma tehlikesiyle yüz yüze bulunduğu ve tedavisinin yapılmadığı kaydedildi.

"PKK üyesi olduğu" iddiasıyla tutuklanarak Adana Kürkçüler cezaevine konulan Şermin Doruk, tiroit kanseri olmasına karşın tedavi edilmediği için avukatları aracılığıyla hem Adalet Bakanı Aysel Çelikel'e başvurdu, hem de Uluslararası Af Örgütüne acil eylem çağrısında bulundu.

Cezaevinde 16 aydır tutuklu bulunan 77 yaşındaki Emine Kıyançiçek'in sağlık durumunun kötüye gittiğini belirten Tunceli Barosu Başkanı Hüseyin Aygün, Cumhurbaşkanı'ndan acil çözüm istedi. Kamuoyundan "Nineler Çetesi" olarak bilinen davanın mağdurlarından Emine Kıyançiçek'in tahliyesi için 1.5 yıl olduğuna dikkat çeken Aygün , "Ölüme terk edilen Kıyançiçek hayatının geri kalanını dışarıda geçirebilmeli" dedi.

Güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada yaralı olarak yakalanan ve vücudunda hala iki kurşun çekirdeği bulunan PKK hükümlüsü Sadettin Ergün'ün tedavi için İstanbul'a sevk edilmesinin cezaevi yönetimi tarafından engellendiği öne sürüldü.

Adalet Bakanı Aysel Çelikel, F tipi cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin sohbet amacıyla bir araya gelmeleri için öngörülen "sosyal ve kültürel faaliyetlerden en az birine" katılma şartının kaldırıldığını bildirdi. Çelikel, cumhuriyet savcılarına, cezaevi idarelerine, infaz hakimliklerine ve izleme kurullarına tebliği ile hükümlü ve tutuklulara duyurulmasını istedi.

TUYAB, TAYAD, SDP, EMEP, Halkevleri ve Tüm Bel-Sen, İtalya'nın İstanbul Konsolosluğuna AB'nin F Tipi Cezaevleri Projesinde imzası olduğu gerekçesiyle dilekçe verme eylemini yineledi.

Bayrampaşa Özel Tip Cezaevinde bulunan KADEK davası tutukluları, son zamanlarda cezaevindeki siyasi tutuklulara yönelik baskıların arttığını bildiren bir açıklama yaptı.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Karayiğit, cezaevlerine ankesörlü telefon monte ettirdiklerini, hükümlü ve tutukluların Adalet Bakanlığının belirlediği şartlarda aileleri ile görüşme fırsatı bulduklarını belirterek, "Aileler, cezaevinden kendilerini arayan yakınlarına inanamayarak, (yoksa cezaevinden mi kaçtın?) diye soruyorlar" dedi. Karayiğit, 800 hükümlü ve tutuklunun bulunduğu E- Tipi Cezaevine 7, 500 hükümlü ve tutuklunun yer aldığı Özel Tip Cezaevinde ise 5 ankesörlü telefon monte ettiklerini ve mahkumlara aileleri ile görüşmelerine izin verildiğini söyledi.

Sincan F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu, kendisini mahkeme yerine koyarak avukatlarına çeşitli konularda işlem yapılması için şikayet dilekçesi gönderen mahkumların suç duyurularını imha etti.

Malatya Cezaevi'nde yakınları ziyarete gelen tutuklu yakınları, gardiyan ve askerlerin kendilerine baskı uygulayarak hakaret ettiğini belirtti. Tutuklu yakınlarından Yücel Yazır, Malatya Cezaevindeki görüş günlerinde tutuklu yakınlarına zorluklar çıkartıldığını söylerken Sinan Şahin ise sert yaklaşım ve hakaretlerden dolayı gardiyanları Cezaevi İdaresine şikayet ettiğini belirtti.

Kahramanmaraş E Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki KADEK'li tutuklular, cezaevi idaresinin kendilerine yasal olarak verilen hakların kullanılmasını engellediğini söylediler. Kahramanmaraş Cezaevi'ndeki KADEK'li tutuklu ve hükümlüler adına Naif Özkılıç ve Hacı Sincar tarafından yapılan açıklamada, cezaevi koşullarının gittikçe ağırlaştığı ifade edildi. Açıklamada, cezaevindeki sorunların kanayan bir yara olmaktan çıkarılmak istenmediği belirtilerek, cezaevi idaresinin Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı genelgelere aykırı hareket ettiği ifade edildi.

Cezaevlerinde 20 Ekim 2000 tarihinde başlayan ölüm orucu eylemi ikinci yılını doldurdu. Ölüm orucu eyleminde hayatını kaybeden 95 kişiyi anmak amacıyla Galatasaray Lisesi önünde toplanan tutuklu yakınlarına müdahale eden çevik kuvvet polisleri, 42'si kadın 101 kişiyi gözaltına aldı.

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde, siyasi hükümlü Dilek Kurt, aşırı dozda ilaç alarak intihara kalkıştığı belirtildi. Gebze Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahaleden sonra Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilen Kurt, midesi yıkandıktan sonra taburcu edildi. Kurt'un, Kocaeli Devlet Hastanesi mahkum koğuşunda müşahede altında tutulduğu bildirildi.

Ölüm orucunda sakat kaldıktan sonra hastaneye yatırılan Necati Önder polis baskısına dayanamayarak hastaneden kaçtı. Ağır depresyon geçirdiği gerekçesiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yatırılan Önder, artık kamera görmek istemediği ve polis tarafından takip edilmek istemediğini belirterek, yattığı hastaneden kaçtı. Halkın Hukuk Bürosu konuya dair yaptığı açıklamada, polisin müvekkillerini çıldırtmak istediğini, hasta olanın müvekkilleri değil polis olduğunu söyledi. Polisin takip etme nedenini "Başkalarına zarar vermemesi için" şeklinde açıklandığı bildiren Halkın Hukuk Bürosu, müvekkillerinin her türlü infaza açık durumda olduğunu ifade etti.

Hatay E Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan Kadir Sönmez, tüm sevk işlemlerin bitmesine rağmen Ceyhan Cezaevi'ne nakil ettirilmiyor. Sönmez'in eşi Hanımşah Sönmez, eşini her hafta ziyaret ettiği için ikametgah adresine yakın olan Ceyhan Cezaevi'ne sevk edilmesini istediğini belirterek, "Ancak tüm yasal prosedür tamamlanmasına rağmen eşimin sevki hala yapılabilmiş değil." dedi.

Elazığ E Tipi Cezaevi'ndeki kardeşini ziyaret etmek için annesi ve kızıyla birlikte Elazığ'a giden Ahmet Çelik adlı kişi, polisler tarafından gözaltına alındı.

Bitlis E Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan KADEK'li tutuklular, "Muş Cezaevi'ne sevkleri geciktirilmesini protesto etmek için" süresiz açlık grevi başlattı.

Ümraniye Cezaevi yönetiminin son dönemlerde siyasi tutuklulara karşı keyfi uygulamaları nedeniyle birçok tutuklunun hastalandığı iddia edildi. Tutuklu aileleri tarafından yapılan açıklamada, şunlara yer verildi: "Havaların soğumasına rağmen idareye bildirildiği halde kaloriferler açılmamaktadır. Hasta olan tutukluların hiçbir sorunuyla ilgilenilmemektedir. Tedavi yapılmadığı için Bülent Kudiş isimli tutuklu bir gözünü kaybetmiş ve diğer gözü yüzde 50 görmemektedir. Gazete ve kitaplar içeriye alınmıyor. Sıcak su kullanımında idare keyfi davranıyor. Odaların birbiriyle görüşmelerine imkan tanınmamaktadır. Cezaevinde tutukluların sağlıklı yaşayabilme koşulları bulunmamaktadır ve birçok tutuklu sağlık sorunları yaşanmaktadır." Tutukluların savcılığa gönderdiği dilekçelere de idare tarafından el konulduğu öne sürüldü.

Cezaevi operasyonlarını protesto etmek için "2911 sayılı yasayı ihlal ederek izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü yaptıkları" iddia edilen 22 gencin yargılanmasına başlandı.

Ölüm oruçları ve cezaevi operasyonlarını protesto için "izinsiz gösteri yürüyüşü" yaptığı iddiasıyla 22 üniversiteli yargılandı. İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya Sinan Genceledi, Hakan Şimşek, Gökhan Ceylan, Ahmet Özcan, Umut Burç, Yılmaz Düzen, Evren Demircan, Emrah Akansu ve Kaan Dinç katılırken, Deniz Önem, Atılım Alvur, Erdoğan Sinci, Yaşar Civelek, Evin Katurman, Ali Doğru, Tuncay Özçelik, Serap Şen, Utku Dinç, Ozan Erdoğan, Sinan Sütün, Özgür Özcan ve Aytaç dalda katılmadı. Öğrenciler suçlamaları reddederek beraatlarını isterken hakim, Deniz Önem, Atılım Alvur, Erdoğan Sinci ve Yaşar Civelek'in adreslerinin araştırılmasına ve diğerlerinin de bir sonraki duruşmaya polis zoruyla getirilmesini kararlaştırdı.

Af yasasıyla boşalan cezaevleri aradan iki yıl geçmeden yine dolmaya başladı. Aftan sonra 68 binden 45 bine düşen cezaevi nüfusu iki yıl içinde yeniden 60 binin üzerine çıktı. Türkiye genelindeki 36 cezaevinde kapasitenin üzerinde mahkum barındırıyor.

İHD Adana Şubesi Sekreteri Eylem Güden, cezaevlerinde insanlık dışı uygulamaların artarak devam ettiğini söyledi. İHD Şube Sekreteri Eylem Güden, şube binası önünde 30 kişinin katılımlıyla basın açıklaması yaptı. Güden, Sincan F Tipi Cezaevi ile Kürkçüler E Tipi Cezaevi'nde tutukluların dayağa ve her türlü kötü muameleye maruz kaldığını ifade etti. Sincan F Tipi Cezaevi Disiplin Kurulu'nun kendisini mahkeme yerine koyduğunu söyleyen Güden, "Tutukluların çeşitli konularda işlem yapılması için cezaevi idaresi kanalıyla avukatlarına gönderdikleri şikayet dilekçeleri, savcılığa iletilmeyerek imha ediliyor" dedi.

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

İzmir'de yapılan bir basın açıklamasında "Adalet Bakanlığı'nı devletin askeri kuvvetlerini küçük düşürdükleri" iddiasıyla TİHV üyesi Dr. Alp Ayan, İHD Yönetim Kurulu Üyesi Ecevit Piroğlu, Mert Zengin ve Gonca Çoban Çoban hakkında açılan davanın ilk duruşması İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapıldı. Duruşmaya katılan Mert Zengin, savunmasında, Hücre Karşıtı Platform tarafından cezaevlerindeki uygulamalara yönelik olarak açıklama yapıldığını, ancak kendisinin bildiri okumadığını belirtti. Ecevit Piroğlu ise, düzenlenen toplantıya katıldığını, kalabalığa slogan attırmadığını kaydetti. Mahkeme, sanık Gonca Çoban'ın ifadesinin alınması için duruşmayı erteledi.

Yargılanıp ceza alan yazıların toplandığı Düşünceye Özgürlük 2001 adlı kitabını yayınlayıp, kendisi hakkında suç duyurusunda bulunan müzisyen Şanar Yurdatapan'ın yargılanmasına başlandı. Yurdatapan, kendisi ile birlikte kitaba yayıncı olarak imza atan ve kendileri hakkında şikayetçi olan dünyaca ünlü düşünür Noam Chomsky'nin de aralarında bulunduğu diğer kişilere dava açılmamasının yasalara aykırı olduğunu ileri sürerek, soruşturma savcısı hakkında şikayetçi olduğunu söyledi. Cumhuriyet Savcısı, Yurdatapan'ın tanık dinleme talebinin kabul edilmesini istedi. Kısa bir ara veren mahkeme heyeti, Dilipak'ın tanık olarak dinlenmesinin, daha önce kendisi hakkında takipsizlik verilmesi nedeniyle reddine karar verdi. Mahkeme heyeti, dosya eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi. Yurdatapan ise talebinin reddedilmesine ve duruşmanın kısa sürmesine şaşırarak, 'Bu kadar mı?' dedi.

Türkiye'de düşünceyi açıklamayı suç sayan kanun maddelerinin kaldırılması istemiyle gerçekleştirilen eylemler kapsamında "Düşünceye Özgürlük 2001" adlı kitapçığa yayınlayan Mehmet Şanar Yurdatapan ile yayımcı Yılmaz Çamlıbel'in yargılanmasına başlandı. İstanbul 4 Nolu DGM'deki duruşmaya, Yurdatapan katıldı. Kimlik tespitinin ardından sorgusu yapılan Yurdatapan, "Kitapçığa 11 kişi yayıncı olarak imza atmasına rağmen sadece derleyen ve dağıtan 2 kişi hakkında dava açılmış. İddianame eksik, soruşturma hatalıdır. Ek iddianame hazırlanmasını talep ediyorum" dedi. Soruşturmayı yapan savcı Muzaffer Yalçın'ı da kitapçığa imza atan diğer 9 kişi hakkında dava açmadığı için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na şikayet ettiğini belirten Yurdatapan, kitapçığın dağıtımında hazır olan yayıncılardan Abdurrahman Dilipak'ın tanık olarak dinlenmesini istedi. Mahkeme heyeti, dosyadaki eksiklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı erteledi.

İnsan Haklarından sorumlu Devlet Bakanı Ali Doğan, cezaevlerinde düşünce ve ifade özgürlüğü suçundan 72 kişinin hükümlü ve tutuklu bulunduğunu açıkladı. AB Komisyonu İlerleme Raporu'ndaki düşünce suçlarıyla ilgili bölümü değerlendiren Doğan, "Yapılan yasal iyileştirmeler sonucunda Avrupa normlarına ulaşılmış olup, ceza evlerimizde tutuklu ve hükümlü sayısı sanıldığı gibi yüksek rakamlarda değil" dedi.

Gün Yayıncılık tarafından yayımlanan Kürt Solu'nun 8. kitabı İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından toplatıldı.

"Avrupa Birliği'nin yolu Diyarbakır'dan geçer" sözü Diyarbakır DGM'nin bir kararıyla gerçek oldu. Diyarbakır 1 nolu DGM, Kültür Sanat Festivali'nde yaptığı saydam gösterisinde okuduğu şiirle TCK'nın 312. maddesine muhalefetten hakkında dava açılan fotoğraf sanatçısı Yücel Tunca hakkında oybirliğiyle beraat kararı verildi. DGM'nin "Okunan şiirler kamu düzeni için tehlike oluşturmamıştır. İhtimal üzerine ve yorumla suç oluşturulamaz" gerekçesine dayandırdığı kararı 312. madde değişikliğinin özgürlükler lehine yorumlandığı ilk karar oldu.

SHOW TV'de yayınlanan "Pazar Keyfi" isimli magazin programını sunan Hülya Avşar, taktığı sarı- kırmızı-yeşil renkli kolyeye tepki geldiğini belirterek, boynundan çıkarmak zorunda kaldı.

HAK-PAR Genel Başkanı ve Diyarbakır bağımsız milletvekili adayı Abdulmelik Fırat, Diyarbakır DGM'de ifade verdi. Fırat, "Ben 'Diyarbakır Kürdistan'ın kalbidir' dediğim için TCK'nın 312. maddesi gereğince soruşturma açılmış. Milletvekili iken de, bu tabirden dolayı 1 sene ceza yedim ve tecil edildi. Amacım bölücülük değil, bunu coğrafi olarak söyledim"dedi.

Sanatçı Hülya Avşar'ın da aralarında bulunduğu 5 sanığın, "Türk Bayrağı Kanununa muhalefet etmek" suçundan 6'şar aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına başlandı.

Adıyaman'ın Besni İlçesi'ne bağlı Atmalı Köyü'nde, Ferdi Türkan'ın (8) trafik kazasında ölmesini protesto eden 10 köylü tutuklandı.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencilerine destek ziyareti sırasında yaptığı konuşmadan dolayı hakkında dava aşılan Türkiye Sağlık İçişleri Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu hakkında beraat kararı verildi. Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan duruşmada, Başoğlu'nun 'Anayasal haklarını kullandığını ve suç oluşmadığını' göz önünde bulundurarak beraatine karar verdi. Duruşma sonrasında bir açıklama yapan Başoğlu, " Kanuni bir dayanağı olmayan, birçok hakkı ortadan kaldıran ve Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olan başörtüsü yasağının kaldırılması için bundan sonra da, kanuni ve demokratik haklarımı kullanmaya devam edeceğim." dedi.

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası (Sağlık-İş) Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, TCK'nın 312. maddesi uyarınca yargılandığı davadan beraat etti. Başoğlu'na, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencilerine türban yasağının kaldırılması için destek vermesi nedeniyle dava açılmıştır. Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, hakim "İddia edilen suçun oluşmadığı" gerekçesiyle beraat kararı verdi. Başoğlu hakkında daha önce de Ankara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi öğrencilerine destek verdiği için iki ayrı dava açılmış bu davalar da beraatla sonuçlanmıştır.

Mersin'de 9.5 ay askerlik yaptıktan sonra "vicdani ret" hakkını kullanacağını açıklayarak geçen Perşembe günü son kez birliğine teslim olup kimliğini bıraktı. Mehmet Bal, 25 Ekim Cuma günü öğle saatlerinde Mersin'de gözaltına alındı. Bal aynı gün akşam saatlerinde de Adana 6. Kolordu Askeri Cezaevine konuldu.

İSTENEN CEZA

İstanbul Üniversitesi'nin yeni öğretim yılının açılış töreninde Rektör Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun konuşması sırasında söz hakkı isteyen Başak Şahin ve 18 öğrenci arkadaşı hakkında, yasal bir toplantının huzur ve sükununu bozdukları iddiasıyla dava açıldı. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Faruk Kurtoğlu, olay günü polis tarafından gözaltına alınan öğrencilerin eylemlerinin Gösteri ve Yürüyüş Kanunu'nu düzenleyen 2911 sayılı kanunun 30. maddesi kapsamına girdiğini belirterek, 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlanacak. Öğrenciler hakkında bir diğer soruşturma da üniversite yönetimi tarafından başlatıldı. Bu arada, arkadaşları ile beraber hakkında dava açılan hakim babanın kızı Başak Şahin'in, kendisini darp ederek gözaltına alan polis memurları ve Rektör Alemdaroğlu hakkında yaptığı suç duyurusu ile ilgili soruşturma sürüyor. Şahin, suç duyurusu dilekçesinde, üniversitenin açılış töreninde Alemdaroğlu'nun tutumunu keyfi ve hukuksuz olarak nitelendirdi. Şahin, polislerin de görev ve yetkilerini kötüye kullandıklarını ve kendisini darp ettiklerini dile getirdi. Şahin, Anayasa'nın düşünceyi ifade etme özgürlüğünü düzenleyen 25. maddesi ve düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü düzenleyen 26. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine göre de temel hakkının keyfi olarak engellendiğini belirterek, Alemdaroğlu ve polis memurlarının cezalandırılmasını istedi.

Evlilik dışı bir ilişki ortaya çıkarıldığı için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından kınama cezası verilen ve görevden alınan eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Radikal Gazetesi muhabiri Adnan Keskin'in yaptığı bir haberden şikayetçi olunca, gazeteci hakkında iki dava birden açıldı. ANKA'nın haberine göre Yüksel, "Dilekçe verme çete kur, dilekçe çeteden beter" başlıklı haberi nedeniyle şikayetçi olduğu gazetece Keskin, 6 ay hapis ve ağır para cezası istemiyle yargılanmaya başlandı. Ceza yasasındaki çelişkiyi haberleştirdiği gerekçesiyle Radikal Gazetesi muhabiri Adnan Keskin hakkında 2 ayrı dava açıldı. Haberde eleştiri konusu olan eski Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in şikayeti üzerine Keskin'in hakkında açılan davalarda 6 aya kadar hapis cezası ve on milyonlarca para cezasına çarptırılması istendi. Kürtçe eğitim talebiyle üniversite öğrencilerinin verdiği dilekçeleri inceleyen dönemin Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, bu dilekçeleri "yasa dışı örgüt üyeliğinin kanıtı" olarak yorumlayıp, dilekçeleri verenlerin 15 yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezasına çarptırılması istemiyle dava açmıştı. Adnan Keskin yaptığı haberde, Türk Ceza Yasası uyarınca çete kuranların 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasına karşın, anayasal hakkını kullanarak dilekçe veren öğrencilerin, savcı Yüksel'in açtığı davayla bu kadar yüksek hapis cezası istemiyle yargılanma yolunun açılmasını eleştirmişti. Yüksel'in kişisel şikayeti üzerine Ankara DGM Savcısı Cengiz Köksal, Keskin'in ifadesini almış, ancak gazetenin İstanbul'da basılması gerekçesiyle yetkisizlik kararıyla dosyayı İstanbul'a göndermişti. İstanbul Bağcılar Başsavcılığı Basın Yasası'nın 30'ncu maddesi uyarınca, mahkemede okunmadan önce iddianamenin haber yapılması nedeniyle 6 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. İstanbul DGM Başsavcılığı da aynı haber nedeniyle, "Yüksel'i terör örgütlerine hedef gösterdiği" gerekçesiyle Keskin hakkında milyarlarca liralık para cezası istemiyle ayrı bir dava daha açtı. Keskin, bu davayla ilgili olarak yaptığı ilk haberin, Yüksel'in AB'ye yönelttiği eleştirilerin ön planda tutulması nedeniyle şikayet konusu olmadığını söyledi.

VERİLEN CEZA

Adalet mekanizmasında yaşanan çarpıklık inanılmaz boyutlara ulaştı. Hacca gitmek için biriktirdiği parayla köprü yaptıran Abdullah Değirmencioğlu isimli vatandaş, köprüye bayrak astığı için "izinsiz bayrak asmak" gerekçesiyle 327 milyon lira para cezasına çarptırıldı. Cezayı ödemezse 1 ay hapis yatacak.

Milli Gazete'deki "Takvimden Yapraklar" adlı köşesindeki yazdığı "Din düşmanlığı terörü" başlıklı yazısı nedeniyle İstanbul 6 Nolu DGM'de yargılanan Mehmet Şevket Eygi ile gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü Selami Çalışkan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldılar. Mahkeme heyeti, Çalışkan'ın cezasını 1 milyar 840 milyon lira ağır para cezasına çevirdi. Mahkeme, Eygi'nin cezasının ertelenmesi halinde yeniden suç işlemekten çekinmeyeceğini kanaatine varıldığını ve bu nedenle ertelemeye yer olmadığını belirtti. DGM, gazetenin de 3 gün kapatılmasını kararlaştırdı.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

RTÜK

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), atv'nin ekranını 1 gün süreyle kapattı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK),Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) Kanal 6, Star, Star 2 (Star Max) televizyonları ile Habertürk'e verdiği yayın durdurma cezalarını uygulamaya koydu. Buna göre, Kanal 6, Star, Star 2 (Star Max) televizyonları 6'şar gün, Habertürk ise 5 gün süreyle yayın yapamayacak.

YSK'nın Habertürk'e verdiği 5 günlük kapatma cezasına ilişkin yürütmeyi durdurma kararının mahkemece kaldırılması üzerine kanal kapandı.

YSK,"seçim yasaklarına" aykırı yayın yaptıkları iddiasıyla Kral FM ile Metro FM'e 5'er gün yayın cezası verdi. Olağanüstü toplanan RTÜK, cezaların gece yarısından itibaren uygulanmasını kararlaştırdı. Kapatmaya gerekçe olarak Genç Parti lideri Cem Uzan'ın konuşmalarına çok yer verilmesi gösterildi. RTÜK Başkanı Fatih Karaca ise, RTÜK hakkında gerçeğe dayanmayan yayınlar yapıldığını belirterek, Üst Kurul'un YSK kararlarının infazını gerçekleştirdiğini söyledi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Flash ve Ulusal Kanal televizyonlarının yayınlarını 5'er gün durdurdu. Ulusal televizyon kanalına, 6 Ekim 2002'de, İşçi Partisi'nin İstanbul Bayrampaşa Mitingi'ne haber bülteninde 2 kez 57 dakika yer verdiği, Flash televizyon kanalına ise 20, 22, 24, 25, 28, 29 ve 30 Eylül 2002 tarihlerinde Bağımsız Türkiye Partisi ile ilgili eski ve yeni miting görüntülerine yer verdiği gerekçeleriyle yayın durdurma cezaları verildi.

3 Ağustos'ta TBMM'den geçen Uyum Yasaları'yla anadilde eğitim ve yayının serbest bırakılmasının ardından başta TRT olmak üzere birçok yayın kuruluşu Kürtçe yayın için hazırlık yaparken, Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Hakkari'de yayın yapan Hakkari FM'e Kürtçe parça çalmaması yönünde uyarı üstüne uyarı gönderiyor.

Sakarya Radyo Televizyon Kanalı ile Kanal 54'ün yayınları, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) açıkladığı seçim yasakları kararını ihlal ettikleri gerekçesiyle 2 gün durduruldu.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçim döneminde yayın ilkelerine aykırı davrandığı gerekçesiyle Star 4, Star 5, Star 6, Star 7 ve Star Haber 24 televizyon kanallarına 5'er gün süreyle yayın durdurma cezası verdi. YSK, seçim dönemindeki ayrılıklara ilişkin olarak RTÜK'den gelen raporları görüşerek karar bağladı. YSK, bu kararın RTÜK'e tebliğ edildiği gün, geceyarısından sonra uygulanmasına da kara verdi.

Aydın Bağımsız milletvekili adayı Hüseyin Aksu'nun eşine ait AYTV, Merkez İlçe Seçim Kurulu tarafından, "seçim yasaklarına uymadığı" gerekçesiyle 3 gün kapatıldı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) Meltem Televizyon kanalına verdiği 5 gün yayın durdurma cezasının 30 Ekim günü saat 00.00 itibariyle uygulanmaya başladığını bildirdi. Bu arada, Yüksek Seçim Kurulu; Kral FM, Metro FM ve Süper FM'e seçim döneminde bir siyasi partinin lehine yayın yaptıkları gerekçesiyle 5'er gün yayın durdurma cezası verdi. YSK, bu kararın tebliğ edildiği gün, saat 00.00 itibariyle uygulanmasını kararlaştırdı.

KAPATILAN/TOPLATILAN/YASAKLANAN YAYIN VE ETKİNLİK

Milli Gazete'deki "Takvimden Yapraklar" adlı köşesindeki yazdığı "Din düşmanlığı terörü" başlıklı yazısı nedeniyle İstanbul 6 Nolu DGM'de yargılanan Mehmet Şevket Eygi ile gazetenin Sorumlu Yazı işleri Müdürü Selami Çalışkan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldılar Mahkeme heyeti, Çalışkan'ın cezasını 1 milyar 840 milyon lira ağır para cezasına çevirdi. Mahkeme, Eygi'nin cezasının ertelenmesi halinde yeniden suç işlemekten çekinmeyeceğini kanaatine varıldığını ve bu nedenle ertelemeye yer olmadığını belirtti. DGM, gazetenin de 3 gün kapatılmasını kararlaştırdı.

Kaldıraç dergisine, Haziran 2002 tarihli 28. sayısında yer alan yazılar nedeniyle 7 günlük kapatma cezası verildi. Dergi hakkında, "Ölüm oruçlarıyla ilgili bilgi verdiği ve örgütlerin açıklamalarını yayımladığı" gerekçesi ile açılan dava karara bağlandı. İstanbul DGM, dergi hakkında 225 milyon para ile 7 günlük kapatma cezası verdi. Konu ile ilgili açıklama yapan dergi çalışanları, baskılara boyun eğmeyeceklerini bildirdiler.

Odak dergisinin 8 Ekim 2002 tarihli sayısı İstanbul 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından toplatıldı. Toplatmaya gerekçe olarak, derginin 8. sayfasında yer alan "F Tipi tecrit ve izolasyona karşı başlatılan direniş ikinci yılında" başlıklı yazıda "örgütü övücü ve destekleyici nitelikteki yazıyla, örgütlerin propagandasının yapılması suretiyle yardım ve yataklık yapıldığı" iddia edildi.

Diyarbakır'da yerel yayın yapan GÜN TV eski Yönetim Kurulu Üyesi Nevzat Bingöl, sanatçı Ahmet Kaya'nın hakkında yasaklama kararı bulunan "Doğum Günü" şarkısını televizyonda yayınladığı gerekçesiyle 3 milyar lira para cezasına çarptırıldı.

Tohum Kültür Merkezi Kartal Şubesi, Terörle Mücadele Şubesi (TMŞ) polisleri tarafından keyfi bir şekilde kapatıldı. 18 Ekim günü saat 19.00'da Kartal Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı TMŞ polisleri tarafından abluka altına alınan kültür merkezi, "İşletme Ruhsatı" olmadığı gerekçesiyle kapatıldı.

İçişleri Bakanlığı'nın genelgesi ile her türlü etkinlik için getirilen yeni güvenlik sınırlamaları, muhalif sanat etkinliklerinin önünü "farklı bir yol"dan kesmek için kullanıyor. Konser yasaklamalarının ardından, Bizim Tiyatro'nun kapsamlı Anadolu turnesi de genelgeye takıldı. İçişleri Bakanlığının geçtiğimiz haftalarda çıkardığı genelge, konser tiyatro gibi gösterilerin yapılacağı salonlarda alınması gereken "güvenlik önlemleri"nden etkinliği düzenleyenleri sorumlu tutuyor. Düzenleyiciler, bu genelge uyarınca, salonlarda metal arama detektörü, X-Ray cihazı, CCD Kamera (Digital), bariyerler, 8 bayan ve 12 erkek güvenlik görevlisi olmasını sağlamak zorunda. Bu zorunluluklardan sadece X-Ray cihazı 6-10 bin dolar arasında tutuyor. Bariyerlerin maliyeti bile 30 milyar lirayı aşıyor. Bunların temin edilememesi halinde ise, etkinliğe izin verilmiyor. Bizim Tiyatro'nun kapsamlı bir Anadolu turnesinde olan Nazım Hikmet'in yazdığı "Hoşgeldin Bebek" adlı oyunu, Tunceli ve Sivas'ta bu nedenle engelleniyor. Oysa aynı salonda, kısa süre önce Devlet Tiyatrosu'nun sahnelediği oyunda bu koşulların hiçbiri aranmadı. Oyunun yönetmeni Zafer Diper, istenen güvenlik sistemlerinin Türkiye'de kaç binada var olduğunu sorarak, şöyle devam etti: "Artık herkes kendi güvenliğini kendi mi sağlayacak, bodyguard mı tutacak? Devletin kolluk gücü ne işe yarar? Devlet vatandaştan niçin vergi alıyor?" Diper, uygulamanın sanatsal etkinlikleri doğrudan yasaklamak yerine, farklı bir yöntem bulunduğunu belirterek, "Tiyatrolar bu tür bir istemi maddi-manevi karşılayamazlar. Zaten 350-400 kişilik salonlarda bunu temin edecek maddi gücü olamaz. Bizim Tiyatro'nun oyununu engelleme adına getirilen gerekçe akıl almaz yeni bir yöntemle uygulamaya konarak, kültür ve sanata inanılmaz yeni bir darbe niteliğindedir" dedi.

Ankara 1 No'lu DGM Yedek Hakimliği, Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na atanan Nuh Mete Yüksel ile ilgili her türlü basın ve medya yoluyla yapılacak yazılı, görsel ve işitsel yayına yasak getirdi. Ankara DGM Başsavcılığı, DGM eski Cumhuriyet Savcısı Yüksel'e verilen kınama ardından yayınlanan haberler üzerine, yayın yasağı getirilmesi istemiyle Ankara 1 No'lu DGM Yedek Hakimliği'ne başvurdu. Başvuruyu inceleyen Yedek Hakimlik, "terörle mücadelede görev almış görevlinin hüviyetinin açıklandığı ve yayınladığı, bu yolla kişilere hedef gösterildiği" kanaatine vardı. Yedek Hakimlik, Savcı Yüksel hakkındaki her türlü yazılı, görsel ve işitsel yayının "yurt çapında önlenmesine" karar verdi. Karar, kamu düzenin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi açısından 3713 sayılı yasanın 6 ve 4748 sayılı yasayla değişik 5680 sayılı yasanın ek-1. maddesi gereğince alındı.

Trabzon Valisi Adil Yazar, Filistin ve Çeçenistan'da devam eden insanlık dramını yansıtan fotoğrafların sergilenmesine izin vermedi. Vali Yazar'ın geçen yıl İsrail'in açtığı resim sergisine ise izin verdiği ortaya çıktı.

Gün Yayıncılık tarafından yayımlanan Kürt Solu'nun 8. kitabı İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından toplatıldı.

İstanbul DGM, Kürtçe yayın yapan Azadiya Welat gazetesini, Abdullah Öcalan ile KADEK mensuplarının fotoğraflarını yayımladığı gerekçesiyle 15 gün kapatırken Sorumlu Yazı işleri eski Müdürü Mehmet Salih Turan'ı da 7 milyar 782 milyon lira para cezasına çarptırdı.

İstanbul 3 No'lu DGM, 8 Ekim 2002 tarihli Odak Dergisi'ni toplattı. Toplatmaya gerekçe olarak, "F Tipi Tecrit ve İzolasyona Karşı Başlatılan Direniş İkinci Yılında" başlıklı yazı gösterildi.

Ankara 1 No'lu DGM Yedek Hakimliği, Nuh Mete Yüksel ile ilgili haberlere yer verdiği için Hürriyet Gazetesi'nin 24 Ekim tarihli nüshasının toplatılmasına karar verdi. Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na atanan Nuh Mete Yüksel ile ilgili her türlü yayına yasak getirilmiş olmasına rağmen, konuyla ilgili haberlere yer veren Hürriyet Gazetesi'nin toplatılması istemiyle yedek hakimliğe başvurdu. Ankara 1 No'lu DGM Yedek hakimi Rüstem Çiloğlu, savcılığın talebi doğrultusunda, Hürriyet Gazetesi'nin 24 ekim tarihli sayısının toplatılmasına karar verdi.

Akşam Gazetesi'nin bir haftadır yayımladığı Büyükçekmece'deki taksi ve konut yolsuzluğu haberlerine de yayın yasağı getirildi. İstanbul 5 No'lu DGM'nin yasak tebligatını, Güvenlik Şube'de görevli polisler getirdi. DGM'nin 2002/449 müteala ve 2002/2061 hazırlık sayılı kararında, "Erol Tıraşoğlu ve liderliğinde oluşturulan Büyükçekmece Kavaklı Beldesi'ndeki çıkar amaçlı suç örgütü ile ilgili haberlerin, gazete, televizyon ve radyo haberlerinin yayımlanması yasaklanmıştır" denildi.

İşçi Köylü Gazetesi'nin 21. sayısı "Örgüt elemanlarının eylem ve faaliyetlerini övmek suretiyle yasadışı örgüte yardım" iddiasıyla toplatıldı.

GAZETECİLERE VE YAYIN ORGANLARINA YÖNELİK BASKILAR / KISITLAMALAR

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) İstanbul Şubesi tarafından hazırlanan eylül ayı Çalışma Hayatı Raporu'na göre 2002 yılı içinde 619 basın emekçisi işten atıldı.

Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan'ın Aydın mitinginde Doğan Haber Ajansı (DHA) muhabiri Gülay Bozkurt güvenlik görevlileri tarafından meydandan çıkartılınca, gazeteciler mitingi terk etti.

"Demokrat İskenderun" gazetesi sahibi ve yazı işleri müdürü Ersen Korkmaz hakkında, yargılandığı dava ile ilgili Emniyeti mahkemeye yanlış bilgi aktarmakla eleştirdiği için soruşturma başlatıldı.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ertan Onursal'ın başvurusu üzerine Hürriyet gazetesi yazarı Serdar Turgut'u, 3 Temmuz 2002 tarihinde yayınlanan "O Hastanenin Bahçesi" başlıklı yazısı nedeniyle "uyarmaya" karar verdi.

Gaziantep'te yayımlanan Ekspres Gazetesi'nin Yazıişleri Müdürü Ali İnce, otobüs durağında saldırıya uğradı. Alınan bilgiye göre, akşam saatlerinde gazeteden eve gitmek için ayrılan Ali İnce'ye, Hürriyet Caddesi'ndeki otobüs durağında kimlikleri belirlenemeyen iki kişi saldırdı. İnce'ye küfreden ve şişe ile vuran saldırganlar, olaydan sonra kaçtılar. İnce, Gaziantep Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı.

Basın Konseyi, Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan'ın Sakarya Akyazı'daki mitinginde, kanal 7 muhabiri ve kameramanına şiddet uygulanmasını kınadı. Konsey Genel Sekreteri Gökalp Yazır, yaptığı yazılı açıklamada, muhabir Turgay Güler ve Sinan Sarıyar'ın. Düzenlenen mitingde, Cem Uzan'ın korumaları tarafından miting alanı dışına atılmalarını "kaba ve ilkel bir saldırı" olarak nitelendirdi. Yazır, bu saldırıdan Genç Parti yetkililerinin sorumlu olduklarını kaydetti.

Basın Konseyi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) tarafından İstanbul Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde gazetecilerin bazı partilerce tartaklanmasını kınadı. Basın Konseyi Genel Sekreteri Gökalp Yazır, BTP Genel Başkanı Haydar Baş'ın konuşma yaptığı bir mitingde, CNN Türk muhabiri ve kameramanın tartaklanmasını 'kaba bir saldırı' olarak nitelendirdi. Yazır, gazetecilere yönelik şiddetin bir alışkanlık haline gelmeye başladığına dikkat çekerek, iletişim özgürlüğüne yönelik yapılan bu saldırıdan BTP yetkililerinin sorumlu olduklarını belirtti.

Evlilik dışı bir ilişki ortaya çıkarıldığı için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından kınama cezası verilen ve görevden alınan eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Radikal Gazetesi muhabiri Adnan Keskin'in yaptığı bir haberden şikayetçi olunca, gazeteci hakkında iki dava birden açıldı. ANKA'nın haberine göre Yüksel, "Dilekçe verme çete kur, dilekçe çeteden beter" başlıklı haberi nedeniyle şikayetçi olduğu gazetece Keskin, 6 ay hapis ve ağır para cezası istemiyle yargılanmaya başlandı. Ceza yasasındaki çelişkiyi haberleştirdiği gerekçesiyle Radikal Gazetesi muhabiri Adnan Keskin hakkında 2 ayrı dava açıldı. Haberde eleştiri konusu olan eski Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in şikayeti üzerine Keskin'in hakkında açılan davalarda 6 aya kadar hapis cezası ve on milyonlarca para cezasına çarptırılması istendi. Kürtçe eğitim talebiyle üniversite öğrencilerinin verdiği dilekçeleri inceleyen dönemin Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, bu dilekçeleri "yasa dışı örgüt üyeliğinin kanıtı" olarak yorumlayıp, dilekçeleri verenlerin 15 yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezasına çarptırılması istemiyle dava açmıştı. Adnan Keskin yaptığı haberde, Türk Ceza Yasası uyarınca çete kuranların 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasına karşın, anayasal hakkını kullanarak dilekçe veren öğrencilerin, savcı Yüksel'in açtığı davayla bu kadar yüksek hapis cezası istemiyle yargılanma yolunun açılmasını eleştirmişti. Yüksel'in kişisel şikayeti üzerine Ankara DGM Savcısı Cengiz Köksal, Keskin'in ifadesini almış, ancak gazetenin İstanbul'da basılması gerekçesiyle yetkisizlik kararıyla dosyayı İstanbul'a göndermişti. İstanbul Bağcılar Başsavcılığı Basın Yasası'nın 30'ncu maddesi uyarınca, mahkemede okunmadan önce iddianamenin haber yapılması nedeniyle 6 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. İstanbul DGM Başsavcılığı da aynı haber nedeniyle, "Yüksel'i terör örgütlerine hedef gösterdiği" gerekçesiyle Keskin hakkında milyarlarca liralık para cezası istemiyle ayrı bir dava daha açtı. Keskin, bu davayla ilgili olarak yaptığı ilk haberin, Yüksel'in AB'ye yönelttiği eleştirilerin ön planda tutulması nedeniyle şikayet konusu olmadığını söyledi.

Özgür Bakış gazetesi için hazırlanan "1900'den 2000'e Kürtler" isimli albümdeki iki yazısında "bölücülük propagandası" yaptığı iddiasıyla hüküm giyen ancak teslim olmayan gazeteci Zeynel Abidin Kızılyaprak'ın yeniden yargılanması istemi olumsuz sonuçlandı.

Evrensel gazetesinin Gaziantep muhabiri Gökhan İmrek'e, bir gün boyunca tutulduğu karakolda tehdit ve kaba dayağa maruz kalmasına rağmen "polise mukavemet" yaptığı gerekçesi ile fezleke hazırlandı. Ünaldı Sanayi Bölgesindeki Bozoklar Mahallesinde DEHAP'ın seçim bürosu açılışına saldırıda bulunan polisler gazetemiz muhabiri İmrek'i de döverek gözaltına almışlardı. Gözaltında 24 saat süre ile tutulan arkadaşımız İmrek'e polisler, "Bu gazeteyi bırak yoksa senin için daha kötü olur" dediler. Gözaltı süresi boyunca polislerin küfür, tehdit ve kaba dayağına maruz kalan İmrek, daha sonra Gaziantep Cumhuriyet Savcılığı'na çıkarıldı. Burada "polise mukavemet" yaptığı gerekçesiyle hakkında dava açıldı. Diğer taraftan ise vücudunda bulunan darp izleri nedeniyle Adli Tıp'tan rapor alan İmrek yetkililer hakkında suç duyurusunda bulundu.

İzmirli dört gazeteci, Galatasaraylı futbolcu Ümit Davala'nın saldırısına uğrayarak fotoğraf makineleri ile kameralarının kırıldığı iddiasıyla şikayet ve manevi tazminat davaları açtı.

Özgür Gündem Gazetesi'nin Mersin Büro çalışanı Veysi Karakeçi, Mersin Postanesi önünde evine gitmek isterken halkın gözü önünde motosikletli üç yunus polis tarafından hakaret edilerek tekme tokat dövüldü.

Gazeteci-yazar Perihan Mağden Radikal Gazetesi'ndeki köşesinde "Tüpün sonu" başlıklı yazısı ile "Hayata Dönüş" operasyonunu eleştirerek dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ü "Terör örgütlerine hedef gösterdiği" gerekçesiyle yargılandığı davadan beraat etti.

GÖZALTINA ALINAN GAZETECİLER

Yeniden Özgür Gündem'in Doğubeyazıt dağıtımcısı Yusuf Abay, polis tarafından gözaltına alındı.

Adana Küçükdikili Belde Jandarma Karakolu tarafından düzenlenen baskınlarda, Özgür Halk Dergisi Adana büro çalışanı Mehmet Yazıcı, HADEP Küçükdikili Beldesi Gençlik Kolları üyesi Murat Vural ile HADEP Gençlik Kolları Basın Komisyonu üyesi Seyit Kaşdaş, gözaltına alındı.

Kapatılan Demokrasi gazetesinin İmtiyaz Sahibi Veli Mükyen gözaltına alındı.

Hatay'ın Samandağ ilçesine bağlı Yaylıca beldesinde açılmak istenen Asi Bilim Kültür Sanatevi'nin açılış sırasında jandarmanın keyfi engellemeleri yaşandı. Jandarma tüm yolları tutarak beldeye arabaları ile giriş-çıkış yapanları araçlarından indirip sıraya dizerek kimlik kontrolü yaptı. Kültür merkezinin bulunduğu mahallenin çevresindeki dükkanlardan insanların alışveriş yapmasına da izin vermeyen jandarma, Ekmek ve Adalet Dergisi Muhabiri Canan Yabancı'yı da hiçbir gerekçe göstermeden gözaltına aldı. Jandarmanın bu tutumundan Yaylıca DEHAP Seçim Bürosu açılışına gelen araç konvoyu da nasibini aldı. Konvoy durdurularak kimlik kontrolü yapıldı.

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ

Ankara Valiliği, Yani Asya gazetesi tarafından her yıl Bediüzzaman için okutulan mevlidi bu yıl "camilerde bu tür etkinliklere izin verilemez" diyerek reddetti.

Uşak Barosu'nun yapılan olağan kongresinde başörtülü avukatlardan dışarıya çıkmaları istenince gerginlik yaşandı. Baro olağan kongresinde Divan Kurulu Başkanı Av. Ümit İnceefe'nin, başörtülü avukatlardan başörtülerini çıkarmalarını istemesi üzerine ortalık bir anda karıştı. Mağdur edilen ve yapılan haksızlığı protesto eden avukatların yatışmasını sağlamak için verilen araya rağmen baroya kayıtlı yaklaşık 60 avukat, kongreye katılmadı.

ÜNİVERSİTELER

İstanbul Üniversitesi'nde 2002-2003 öğretim yılı kayıt yenilemelerinde erkek öğrenciler için bir başka öğrenci kayıt yaptırılabilirken, bayan öğrencilerin mutlaka kendilerinin yaptırması isteniyor. Rektör Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'ndan emir geldiğini belirten yetkililer, amacın başörtülü öğrencilerin bu şekilde kayıt yenilemelerini engellemek olduğunu söyledi. Kimliklere başörtülü fotoğraf koyulmadığı için kaydı yaptırılan öğrencinin başörtülü olup olmadığı anlaşılmadığından uygulama bütün bayan öğrencilerini kapsıyor. Yeni eğitim-öğretim yılında yaşama geçirilen bu uygulama birçok öğrencinin mağdur olmasına sebep oldu. İstanbul dışında yaşayan N. adlı Hukuk Fakültesi öğrencisi, mağdur öğrencilerden birisi. Eylül ayında trafik kazası geçiren ve iki aylık rapor alan öğrencinin kaydı rektörün verdiği söz konusu emirden dolayı yapılmadı.

ORTA ÖĞRENİM

Başörtülü oldukları için eğitim hakları ellerinden alınan Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin, Kadıköy Vapur İskelesi'nde başlattıkları imza kampanyasına polis engel oldu. Üç haftadır okullarına giremeyen Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, sağanak yağmura rağmen hak arayışına devam etti. Öğrenciler seslerini duyurmak ve destek aramak için daha sonra gruplar halinde Kadıköy Vapur İskelesi'ne gittiler. Burada açtıkları masalarda imza kampanyası başlatan öğrencilere vatandaşlar büyük destek verdi. Vatandaşların artan ilgisini gören polis, yarım saat geçtikten sonra imza kampanyasının kanunlara aykırı olduğunu ileri sürerek, öğrencilerden dağılmalarını istedi. İmza kampanyasını bir müddet daha sürdüren öğrenciler polisin ısrarlı tutumu üzerine kampanyaya son vererek dağıldılar.

Yağmur altında eylemlerine devam eden Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri okullarının kapısından geri çevrildiler.

Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde çocuklarına destek veren öğrenci velilerinin tutuklanmasında da polisin düzmece ifadeler verdiği ortaya çıktı. Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde 3'ü öğrenci, 10 çocuk annesi Makbule İbrahimoğlu'nun gözaltına alınması esnasında 7 Çevik Kuvvet polisini yaraladığı iddia edildi. Polis tarafından yaka-paça gözaltına alınan ve başörtüsü çekilen Makbule İbrahimoğlu'nun polis otosunda güvenlik güçlerini yaraladığı savundu. 10 çocuk annesi Makbule İbrahimoğlu'nun yaraladığı iddia edilen Çevik Kuvvet polisleri 5'er gün rapor aldı. Polis tarafından çeşitli yerlerinden yaralanan ve kollarında morluklar bulunan Makbule İbrahimoğlu'nun raporunun açıklanmaması ise dikkat çekici bulundu.

Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi önünde çocuklarına destek olan Makbulu İbrahimoğlu'nun tutuklanmasının ardından kızı Selma İbrahimoğlu da okuldan uzaklaştırıldı.

İstanbul'da Kadıköy İmam Hatip Lisesi'nde başörtülü olduklarından okula alınmadıkları için geçen hafta "zincir eylemi" yapan ve polisin müdahalesine karşı koyan 19 öğrenci hakkında disiplin soruşturması başlatılarak öğrenciler okuldan uzaklaştırıldı. Okul Müdür Vekili Ahmet Öztabak, velilerin savunmalarını almadan öğrencilere uzaklaştırma cezası verdi. Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Hüsnü Tuna, velilere yapılan tebliğlerin usule aykırı olduğunu belirterek, "Disiplin soruşturmasında velinin çağrılıp bilgi vermesi, öğrencilerin savunmalarının alınması gerekiyor. Televizyon görüntülerine dayanarak öğrencilerin okuldan uzaklaştırılması hukuksuzdur" dedi.

Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin başörtüsü yasağını alkışla protestosuna polis müdahale etti. Okul önüne yaklaştırılmayan öğrenciler, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin karşısında toplandı ve tutuklanan 6 öğrenci velisinin serbest bırakılması için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Bu arada, Okul Müdür Vekili Ahmet Öztabak, kimliği belirsiz iki kişi tarafından dövüldü. Okul çıkışında aracını takip eden kişi veya kişilerin Öztabak'ı taciz ettiği iddia edilirken, öğrenci velileri söz konusu olayın provokasyon olduğunu söyledi. Levent'te gerçekleşen saldırıda Öztabak'ın, aracını takip eden ticari taksinin plakasını kendisini izleyen bir vatandaş tarafından kendisine verdiği iddia edildi. Öte yandan 4 Ekim 2002 tarihinde başörtüsü yasağını protesto eden öğrenci ve velilerin yaralanmasına rağmen rapor almadığı ortaya çıktı. Makbule İbrahimoğlu'nun yaraladığı iddia edilen 5 Çevik Kuvvet polisine söz konusu olayın gerçekleştiği gün Kadıköy Adli Tıp Kurumu tarafından 5'eş gün işgöremez raporu verilmişti. Haydarpaşa Numune Hastanesi, 13 öğrencinin yaralanmasına ilişkin raporu hala açıklamadı.

Çocuklarına destek verdiği için tutuklanan öğrenci velilerinin Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesine yeniden itirazda bulunacağı öğrenildi. Öğrenci velilerinin avukatları, Çevik Kuvvet polislerinin Hasanpaşa Karakolu ve Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ifade tutanakları arasındaki çelişki ve sahte rapor aldırdığı gerekçesiyle itirazda bulunacak.

İmam Hatip liselerinde uygulanan başörtüsü yasağına karşı hak arayışını sürdüren öğrencilere polisin tutumu sertleşiyor. Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde yasağı alkış ve dövizlerle protesto eden öğrencilere polis müdahalede bulundu. Öğrencilerin, hükümet ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yasağa karşı duyarsızlığını eleştiren, "Başörtüye yasak, pantolona özgürlük" ve "Yasak sürüyor, Diyanet susuyor" yazılı dövizleri polis tarafından yırtıldı.

Kadıköy İHL'nin önünde çocuklarına destek verdiği için 21 gündür tutuklu bulunan 6 öğrenci velisi tahliye edildi. Bu arada, Kadıköy İHL'nin karşısında bekleyen öğrenciler, üzerlerinde patlayıcı madde olduğu iddiasıyla polis tarafından arandı. Çembere alınan öğrenci ve velilerin kimlik bilgileri alındı ve üzerleri didik didik arandı.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın 79. yıldönümü kutlamalarına, İmam Hatip lisesi öğrencileri başörtülü oldukları için alınmadı.

GÖZALTILAR

Yalova'nın merkeze bağlı Güney köyünde Orhan B.'ye ait olduğu belirlenen evde, irtica faaliyetlerde bulunulduğu ihbarını alan İl Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipler, söz konusu eve operasyon düzenlediler. Operasyonda, evde bulunan Orhan B., Kemal T., Necip G., Fatih Ö., Hamdi S., Taner S., Cengiz T., Reşat B., İsmet Kaan B., Müşerref H., Can M., Şeyma T., Fatma D., Ayşe Esra S. ve Saliha B. isimli 15 kişi gözaltına alındı. Jandarma yetkilileri, bu kişilerin sorgulanmalarının tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceğini bildirdiler.

Eğitim-öğretim hakları ellerinden alınan başörtülü İmam-Hatip Lisesi öğrencileri, yasağı protesto etmek için kendilerini zincire vurdular. Polis tarafından demir makaslarla zincirleri kesilen 14 öğrenci ile 10 veli gözaltına alındı.

Başörtülü oldukları için okullarına alınmayan Kadıköy İmam Hatip Lisesi öğrencileri yasağı protesto etti. Eyleme müdahale eden polis, bir kız, iki erkek öğrenci ve altı veli olmak üzere toplam 9 kişiyi gözaltına aldı.

İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖN-DER) Başkanı İbrahim Solmaz ile Yönetim kurulu üyeleri Güven Yılmaz ve Sabri Otağ gözaltına alındı.

YARGILAMALAR

Başörtülü oldukları gerekçesiyle okullarına alınmayan imam hatip lisesi öğrencilerinin, yasağı protesto ettikleri için, "Gösteri ve Yürüyüş Kanunu'na muhalefetten" yargılanmalarına başlandı. Öğrenciler hakkında 18 aydan 36 aya kadar hapis cezası isteniyor. İstanbul Eyüp 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın duruşmasında savunma yapan öğrenciler, eylemin yapıldığı belirtilen 5 Mart 2002'de Eyüp Anadolu İmam Hatip Lisesi'ne gittiklerini, fakat başörtüsü yasağı sebebiyle kapıdan alınmadıklarını ifade etti. Öğrenciler, evlerine gitmek üzere okulun önünden ayrıldıkları sırada polisin kendilerini gözaltına alarak, karakola getirildiklerini vurguladı. Herhangi bir eylem yapmadıklarını belirten öğrenciler suçsuz olduklarını ifade etti. Öğrencilerinde avukatları da müvekkillerinin herhangi bir eylem yapmadıkları için Gösteri ve Yürüyüş Kanunu'na muhalefet etmiş olamayacaklarını söyleyerek beraatlarını istedi. Mahkeme heyeti, ifadeleri alınan öğrencilerin bir dahaki duruşmaya gelmelerinin gerekli olmadığına, ifadesi alınmayan öğrencilerin ifadelerinin alınmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

Kadıköy Anadolu İHL'de iki kızı bulunan Gülşen Tarakçı hakkında açılan dava beraatla sonuçlandı.

Eyüp Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde uygulanan yasağı protesto eden vatandaşların duruşması Eyüp 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapıldı. 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettikleri iddiasıyla gözaltına alınan ve haklarında dava açılan Harun Yılmaz, Fatih Bacağıkırık ve Tuncay Değirmenci duruşmaya katıldı. Öğrenci velileri, avukatları olmadığı gerekçesiyle ifade vermedi. Duruşma, 27 Mart 2003 tarihine ertelendi.

GAYRİ MÜSLÜMLERE YÖNELİK BASKILAR

İskenderun'da faaliyet gösteren Protestan İncil Kilisesi, haziran ayında "din, mezhep, tarikat, ayırımcılığını körüklediği, dini ve milli duygulara zarar verdiği ve toplumda infial yarattığı" gerekçesiyle kapatıldı. Hatay Emniyet Müdürlüğü'nün, yasadışı eğitim-öğretim verildiği ve İmar kanununa aykırı hareket edildiğini ileri sürerek aldığı bu kapatma kararıyla İskenderun'daki 100 kişilik cemaat kilisesiz kaldı. Sahip oldukları Osmanlı Döneminden kalma kiliselerinin okul yapma gerekçesiyle istimlak edildikten sonra 1970'te yıkıldığını belirten kilisenin emektar papazı Yusuf Yasmin "İnancımıza göre bize ait bir kilise olması gerekiyor. Ama 25 yıl boyunca Ermeni kilisesinde misafir olarak ibadet ettik. Bu arada kilisemizle ilgili davada açmıştık. Defalarca kazanmamıza karşın Ankara'da üst mahkemede bozuldu karar. Nihayetinde hakim bize, "Böyle olmayacak siz en iyisi bir yer alın ve kilise yapın" dedi. Biz de öyle yaptık" dedi. 1963'ten bu yana İskenderun'da toplanan Protestan kilisesi cemaati 1995'te kendi imkanlarıyla Piri Reis semtinde bir apartman zemin katını satın alarak kiliseye çevrildi. Yasmin'in konuyla ilgili Antakya Valiliği'ne gönderdiği bilgilendirme yazısına üç yıl boyunca yanıt verilmedi. Cemaat, 1998'e dek ibadetlerini rahatça yaparken Antakya Valiliği'nden gönderilen bir yazıda, kilise olarak kullanılan yerin Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabi olduğu ve bu nedenle komşuların noter tasdikli onayı alınmadan kilise olarak kullanılmayacağı belirtildi. Komşularıyla konuşan Yasmin hiçbir sorunla karşılaşmadan istenilen evrakı toplayarak valiliğe gönderdi. Bu yılın 14 Haziran'ında ise Hatay Emniyet Müdürlüğü kiliseyi kapatma kararı aldı. Kilisenin İmar Kanunu'na aykırı olduğu ve eğitim verildiği de belirtilen karar yazısında, "İbadet yerlerinin açılışıyla ilgili bir hüküm bulunmadığını ancak 3194 sayılı İmar Kanunu'na göre ibadet yerlerinin gelişi güzel yerlere yapılmasının mümkün olmadığı belirtildi. Karar yazısında, kilise olarak kullanılan yerin işyeri olarak kayıtlı olduğu ve kilisede eğitim verildiği belirtilerek, "Yukarıda sayılan nedenler din, mezhep, tarikat ayrımcılığını körükleyeceği, dini ve milli duygulara zarar vereceği ve toplumda infial yaratacağından 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11. maddesi gereğince kilisenizin kapatılmasına karar verilmiştir" denildi. Ancak Yasmin, kilisede sadece ibadet yapıldığını belirterek şunları söyledi: "Eğitim dedikleri ise çocuklarımıza dini kurallarımızı öğrettiklerimizden ibaret. Çocuklarımıza temel dini kurallarımızı da öğretiyoruz. Okul faaliyeti de yapmıyoruz. Yedi yıldır bu yapılıyor ve hiç şikayet olmadı. Bizim zaten kilisemiz vardı burada. Yani Müslüman mahallesinde salyangoz satmadık Kilisemizi istimlak edin diye biz mi söyledik, gelip yıktılar. O zaman bize kilisemizi geri versinler." Kilisemiz olmadığı için vaftizleri, düğünleri erteliyoruz. Cenazemiz olsa ne yapacağız bilmiyoruz. Biz de Türkiye vatandaşıyız. Askerlik yapıyoruz, vergi veriyoruz. Lütfen herkesin dinine saygılı olunsun" dedi.

ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ

Yıldırım Beyazıt Lisesi öğrencisi Elif Şirin, üç parmağının kopmasına yol açtığı iddiasıyla müdür yardımcısı İzzet Başaran hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla ortaya çıktı. Lisede geçen öğretim döneminin son günlerinde yaşanan olay, Şirin'in ailesinin, savcılığa suç duyurusunda bulunmasıyla ortaya çıktı. İddiaya göre müdür yardımcısı Başaran, koridorda sohbet eden 9-A sınıfı öğrencilerini, "İçeri girip kapıları kapatın" diye uyardı. Öğrenciler içeri girerken kapıya tekme atan Başaran, öğrenci Elif Şirin'in sağ elinin kapıya sıkışmasına neden oldu. Sağ elinin işaret, orta ve yüzük parmakları sıkışma anında kopan Şirin, okula çağrılan babası tarafından hastaneye kaldırıldı. İki ameliyat yapıldı ancak öğrencinin kopan parmakları yerine dikilemedi.

İstanbul Üniversitesi'nde 2002-2003 eğitim- öğretim yılının başlaması dolayısıyla yapılan törende, Rektör Alemdaroğlu, kürsüde konuşma yaparken sol görüşlü bir gurup öğrencinin protestosuyla karşılaştı. "Gerçekleri söyleyin Sayın Alemdaroğlu" diye bağıran yaklaşık 20 kişilik gurup, "Paralı eğitime hayır" şeklinde slogan attı. Daha sonra bir pankart açmak isteyen gurup, polis tarafından engellendi. Öğrenciler, salonda bulunan sivil polisler tarafından karga tulumba dışarı çıkarıldı. Öğrenciler, gözaltına alınarak Beyazıt Merkez karakoluna götürüldü.

Eğitim-öğretim hakları ellerinden alınan başörtülü İmam-Hatip Lisesi öğrencileri, yasağı protesto etmek için kendilerini zincire vurdular. Polis tarafından demir makaslarla zincirleri kesilen 14 öğrenci ile 10 veli gözaltına alındı.

Rektör Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun konuşması sırasında YÖK'ü protesto eden Başak Şahinadlı genç kız polisler tarafından gözaltına alındı. Fen-Edebiyat Fakültesi Konferansı Salonu'ndaki törene Devlet Bakanı Masum Çetin Doğan, Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ile bazı milletvekilleri katıldı. Çakır ve Özdemir salondan bir süre sonra Başak Şahin ayağa kalkıp YÖK'ü protesto etti. Alemdaroğlu kürsüde konuşurken kız öğrenci "YÖK'e hayır, demokratik ve özdür üniversite istiyoruz. Onlarca öğrenci hakkında anadilde eğitim için soruşturulma başlatıldı" diye tepkisini dile getirdi. Yaşanan koşuşturmanın ardından polis ve görevliler genç kızı sürükleyerek dışarı çıkarıp karakola götürürken, Alemdaroğlu konuşmasına devam etti. Bu sırada salonda yaşanan hareketlilik, balkona da yansıdı. Balkondaki bir gurup "IMF'ye hayır", "Öğrencilere daha fazla söz hakkı" yazılı karton dövizlerle protestoya katıldı. 8'i kız 19 öğrenci gözaltına alındı. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi 3. Sınıf öğrencisi Başak Şahin'in de aralarında bulunduğu 19 öğrenci, Sultanahmet Adliyesi'ne çıkarıldı. Yaklaşık üç saat süre ile ifade veren 19 öğrenci daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörlüğü 2001-2002 eğitim ve öğretim yılına 24-25-26 Eylül 2001 tarihlerinde İTÜ Maçka Kampusü Dil-İnkılap Fakültesi'nde, gözaltına alınan 24 öğrenci hakkında, "Eğitim ve öğretimi engellemek, kayıt yapmak isteyen öğrencileri idareye karşı toplu eyleme zorlamak ve bölüm başkanına fiili saldırıda bulunmak" suçlamalarıyla soruşturma açılmıştı. Konuyla ilgili görüştüğümüz soruşturma açılan öğrenciler, İTÜ Rektörlüğü'nün, hazırlık öğrencilerinden harç dışında, ne amaçla alındığını bile olmayan 180 milyon liralık kayıt ücreti istediğini ifade ettiler. Kayıt yapmaya çalışan velilere bu paranın haksız yere alındığını ve vermek zorunda olmadıklarını anlattıklarını, bu sırada okul yönetiminden Muhammed Şahin'in kendilerine küfürler ve hakaretler savurduğunu ve polislere dövdürerek gözaltına aldırdığını anlattılar. Geçen yıl açılan soruşturmalarla toplam 16 öğrenci, birer ve ikişer dönem okuldan uzaklaştırma cezalarına çarptırıldılar. Ceza alan öğrenciler rektörlük hakkında dava açtı ve 6 öğrenci davayı kazandı. Mahkeme, yargı kararlarının 30 gün içinde yerine getirilmesinin sağlanması amacıyla davacı öğrencilere, bir sınav programı oluşturulması ve bunun öğrencilere tebliğ edilmesi kararını aldı. Bu karar 14 Mayıs günü alındı. Öğrencilerin bir kez daha mağdur edilmesine yol açan olaylar ise bu karar ve yazıdan sonra başladı. İTÜ Hukuk Müşaviri Avukat Pervin Erol, mahkeme kararını rektörlüğe bir yazıyla bildirdi. Rektör Vekili Prof. Dr. Naciye Talınlı da, bu yazıyı ilgili dekanlıklara verilmek üzere, öğrenci işlerine iletti. Ancak öğrenci işleri, kararda bildirdiği üzere yapması gerekeni (tebligatı) yapmadı ve üstelik yazının üzerine bir görevlinin el yazısıyla bir not düşüldü, "Seda Hanım, yaz öğretimi sınav tarihlerinin 5-9 Ağustos olarak bildirilebileceğini söyledim. Çünkü, Pervin Hanım, davaları o tarihe kadar iptal ettirebileceğini söyledi" Ama umdukları olmadı ve mahkeme kararları iptal ettirilmedi. Rektörlük de geri adım atmış olmamak için tebligat yapmadı. Peki bu belgeler ve bilgiler öğrencilerin eline nasıl ulaştı? Bu da, yine aynı öğrenci işlerindeki memurlar sayesinde oldu. Bu yıl yeni kayıt döneminde kayıtlarını yenilemek üzere okula gelen mağdur öğrenciler, görevlilerin kendi aralarındaki konuşmalarına ister istemez kulak misafiri oldu. "Bu öğrencilerin sınav durumu ne oldu? Bildirildi mi acaba? "sözleri üzerine hemen müdahale ederek sordular, "Siz, az önce hangi öğrencilerden bahsediyordunuz?" soru üzerine telaşa kapılan görevliler, olayı geçiştirmeye çalıştı. Ancak öğrenciler, vakit kaybetmeden harekete geçerek, otomasyon binasına gidip haklarını aramaya çalışırlar. Burada, üniversite görevlileri arasında bir telefon trafiği yaşandı. Çünkü, öğrencilere mahkeme kararıyla tebliğ edilmesi gereken bir belge, rektörlük tarafından hasıraltı edilmişti. Öğrencilere en son verilen cevap ise şu oldu, "Tamam işte şimdi öğrendiniz. Size sınav hakkı şimdi verelim, siz de bu konuyu kapatın!" Yani rektörlüğün özrü, kabahatinden büyüktü! Ama öğrenciler, bu konuyu kapatmıyor ve rektörlük hakkında tazminat davası açmaya hazırlanıyorlar. Tabii geride kaybedilmiş, bir yıl bırakarak.

Ankara'nın göbeğindeki Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsünde bulunan Hukuk, İletişim, Siyasal Bilgiler ve Eğitim Fakültesi dekanları öğrencilere etkinlik ve eylem yasağı kararı aldılar. Karara göre polis, öğrencilere uyarı bile yapmadan saldırabiliyor.

İstanbul Üniversitesi'nde 2002-2003 öğretim yılı kayıt yenilemelerinde erkek öğrenciler için bir başka öğrenci kayıt yaptırılabilirken, bayan öğrencilerin mutlaka kendilerinin yaptırması isteniyor. Rektör Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'ndan emir geldiğini belirten yetkililer, amacın başörtülü öğrencilerin bu şekilde kayıt yenilemelerini engellemek olduğunu söyledi. Kimliklere başörtülü fotoğraf koyulmadığı için kaydı yaptırılan öğrencinin başörtülü olup olmadığı anlaşılmadığından uygulama bütün bayan öğrencilerini kapsıyor. Yeni eğitim-öğretim yılında yaşama geçirilen bu uygulama birçok öğrencinin mağdur olmasına sebep oldu. İstanbul dışında yaşayan N. adlı Hukuk Fakültesi öğrencisi, mağdur öğrencilerden birisi. Eylül ayında trafik kazası geçiren ve iki aylık rapor alan öğrencinin kaydı rektörün verdiği söz konusu emirden dolayı yapılmadı.

İstanbul'da Kadıköy İmam Hatip Lisesi'nde başörtülü olduklarından okula alınmadıkları için geçen hafta "zincir eylemi" yapan ve polisin müdahalesine karşı koyan 19 öğrenci hakkında disiplin soruşturması başlatılarak, öğrenciler, eğitim ve öğretimin huzurunu bozduğu iddiasıyla okuldan uzaklaştırıldı. Okul Müdür Vekili Ahmet Öztabak, velilerin savunmalarını almadan öğrencilere uzaklaştırma cezası verdi. Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Hüsnü Tuna, velilere yapılan tebliğlerin usule aykırı olduğunu belirterek, "Disiplin soruşturmasında velinin çağrılıp bilgi vermesi, öğrencilerin savunmalarının alınması gerekiyor. Televizyon görüntülerine dayanarak öğrencilerin okuldan uzaklaştırılması hukuksuzdur" dedi.

Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi önünde çocuklarına destek olan Makbulu İbrahimoğlu'nun tutuklanmasının ardından kızı Selma İbrahimoğlu da okuldan uzaklaştırıldı.

Gökseli Göde adlı öğrenci, büyük ümitlerle ÖSS-2002'ye girdi, ancak cevap kağıdı kaybolduğu için üniversiteye kaydolamadı. Hayalleri yıkılan ve "tekrar sınava girersin" denilen genç kız, ÖSYM yöneticileri hakkında hem suç duyurusunda bulundu, hem de 100 milyar liralık tazminat davası açtı.

Gaziantep'te bir ilköğretim okul öğretmeni N. Y.'nin, okulda park halindeki aracını itmeye çalıştıkları gerekçesiyle dövdüğü belirtilen öğrencilerden İ. K.'ye, Gaziantep Devlet Hastanesinden geçici rapor verildi. Dövüldüğü öne sürülen öğrencilerden İ. K, babası A. K ile birlikte Gaziantep Devlet Hastanesine Gelerek muayene oldu. İ. K.'yi muayene eden Dr. Mustafa Alemli, geçici raporunda, vücudun çeşitli yerlerinde yaralanmalar görüldüğünü, ayrıca kaşın üstünde çizik tespit ettiğini belirterek, "Hayati tehlikesi mevcut değildir" raporu düzenledi. Devlet Hastanesi'nden raporu alan öğrencinin babası A. K., öğretmen ve okul müdürü hakkında şikayetçi olmak için Ocaklar Polis Karakolu'na gitti.

İşadamı Murat Doğanay her yıl Bitlis'in Adil Cevaz ilçesindeki öğrencilere yaptığı eğitim yardımının bu yıl kaymakam tarafından engellendiğini söyledi.

Kürtçe'nin seçmeli ders kapsamına alınması için geçen yıl Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü'ne dilekçe veren 850 öğrenci, baskıların yeni eğitim ve öğretim yılında da devam ettiğini belirtti. Her sabah kampus girişinde bulunan jandarmaların kimliklere el koyduğunu söyleyen öğrenciler, "Kimliklerimizi ancak akşamları okul çıkışında geri veriyorlar. Fakülte girişlerinde bulunan güvenlik birimleri de her fakülte girişinde öğrencilerden kimliklerini göstermesini istiyor. Kampüste bloklar arası geçişte dahi, kimlik göstermek zorunda kalıyoruz. Bununla birlikte geçen sene "burada örgütlenme yapılıyor, eylem planlanıyor" denilerek, kapatılan merkezi kafeterya, bilardo salonu ve canlı müzik mekanlarına dönüştürülüyor" diyor.

Daha önce mezun olanlarla birlikte toplam 7 bin sertifikalı İlahiyat Fakültesi mezunu, öğretmen olmayı bekliyor. Bakanlık ise, İlahiyatçıların feryadını "duymuyor".

İmam Hatip liselerinde uygulanan başörtüsü yasağına karşı hak arayışını sürdüren öğrencilere polisin tutumu sertleşiyor. Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde yasağı alkış ve dövizlerle protesto eden öğrencilere polis müdahalede bulundu. Öğrencilerin, hükümet ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yasağa karşı duyarsızlığını eleştiren, "Başörtüye yasak, pantolona özgürlük" ve "Yasak sürüyor, Diyanet susuyor" yazılı dövizleri polis tarafından yırtıldı. Bu arada, Eyüp Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde uygulanan yasağı protesto eden vatandaşların duruşması Eyüp 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapıldı. 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettikleri iddiasıyla gözaltına alınan ve haklarında dava açılan Harun Yılmaz, Fatih Bacağıkırık ve Tuncay Değirmenci duruşmaya katıldı. Öğrenci velileri, avukatları olmadığı gerekçesiyle ifade vermedi. Duruşma, 27 Mart 2003 tarihine ertelendi.

İstanbul Üniversitesi'nin yeni öğretim yılının açılış töreninde Rektör Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun konuşması sırasında söz hakkı isteyen Başak Şahin ve 18 öğrenci arkadaşı hakkında, yasal bir toplantının huzur ve sükununu bozdukları iddiasıyla dava açıldı. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Faruk Kurtoğlu, olay günü polis tarafından gözaltına alınan öğrencilerin eylemlerinin Gösteri ve Yürüyüş Kanunu'nu düzenleyen 2911 sayılı kanunun 30. maddesi kapsamına girdiğini belirterek, 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlanacak. Öğrenciler hakkında bir diğer soruşturma da üniversite yönetimi tarafından başlatıldı. Bu arada, arkadaşları ile beraber hakkında dava açılan hakim babanın kızı Başak Şahin'in, kendisini darp ederek gözaltına alan polis memurları ve Rektör Alemdaroğlu hakkında yaptığı suç duyurusu ile ilgili soruşturma sürüyor. Şahin, suç duyurusu dilekçesinde, üniversitenin açılış töreninde Alemdaroğlu'nun tutumunu keyfi ve hukuksuz olarak nitelendirdi. Şahin, polislerin de görev ve yetkilerini kötüye kullandıklarını ve kendisini darp ettiklerini dile getirdi. Şahin, Anayasa'nın düşünceyi ifade etme özgürlüğünü düzenleyen 25. maddesi ve düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü düzenleyen 26. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine göre de temel hakkının keyfi olarak engellendiğini belirterek, Alemdaroğlu ve polis memurlarının cezalandırılmasını istedi.

Fırat Üniversitesi'ndeki öğrenciler yemek fiyatlarına yapılan yüzde yüzlük zam nedeniyle mağdur. Zammı protesto etmek için imza kampanyası başlattıklarını belirten öğrenciler, protesto nedeniyle polis baskısıyla karşılaştıklarını anlattılar. Baskılar nedeniyle kimi arkadaşlarının imzalarını geri çektiğini ifade eden öğrenciler, benzer bir uygulamanın da ikinci öğretimde yaşandığını bildirdiler.

Çankaya Lisesi'nde çıkan bıçaklı kavgada, eski DEP milletvekili Sırrı Sakık'ın oğlunun da aralarında bulunduğu 9 öğrenci çeşitli yerlerinden yaralandı.

On Sekiz Mart Üniversitesi'nde (ÇOMÜ) öğrenim gören bir gurup öğrenci, "polis tarafından kötü muameleye maruz kaldıkları" gerekçesiyle Cumhuriyet Savcılılığı'na suç duyurunda bulundular. YÖK'ün kuruluş yıldönümü olan 6 Kasım'da bir gurubun, protesto için eylem hazırladığı içinde olduğu ihbarını alan Çanakkale Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, il merkezlerinde bulunan ve öğrencilerin kaldığı bazı evlerde, hakim izni ile arama gerçekleştirdi. Emniyet birimleri, gerçekleştirilen aramanın ardından, YÖK'ü protesto amaçlı çok sayıda bildiri ve el ilanı ele geçirdi. Bu arada gözaltına alınan ve 22 saat sonra serbest bırakılan yaklaşık 15 öğrenci, bu süre içinde kötü muameleye maruz kaldıklarını ileri sürerek, Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundular.

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ

Büyük Birlik Partisi (BBP) Yenimahalle İlçe Teşkilatına mensup bir gurup partili, Amerika Birleşik Devletlerinin (ABD), İsrail Büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e almasını öngören kanun tasarısını kabul etmesine tepki göstermek amacıyla, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı. Partililer, ABD Kongresi'nin, böylelikle Kudüs'ü İsrail'in başşehri olarak tanıması anlamına geldiğini söyledi. ABD'nin, İsrail Büyükelçiliği'ni Tel Aviv'den Kudüs'e taşınmasını öngören ABD Kongresi yasa tasarısını onaylamasını protesto ettikleri belirten partililer, elçiliğin önüne " Kudüs Müslümanları" imzalı "Kahrolsun Amerika" yazılı siyah bir çelenk bıraktı. 10 kişiden oluşan BBP'li grup, elçilik binasına siyah çelengi koyar koymaz, emniyet güçlerince gözaltına alındı. BBP Yenimahalle İlçe Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyesi Durmuş Ufuk Yüksel başkanlığındaki toplam 10 kişilik grup, çelenkle birlikte karakola getirilerek sorguya alındı.

Türkiye'nin demokratikleşmesini istemeyenlerin ortaya koydukları uygulamaların ilki Van'a bağlı Erciş ilçesinde yaşandı. Valilik ve Emniyet Müdürlüğü'nü ziyaretleri sırasında yetkililerden herhangi bir engellemenin yaşanmayacağına dair söz alan DEHAP'lı adaylar, tersi bir durumla karşılaştı. DEHAP Van Milletvekili adayları İsmail Göldaş, Mehmet Tekin, Rüknettin Hakan, Nezahat Ergüneş ile Hamdi Demir, sabah saatlerinde seçim çalışmalarında bulunmak üzere Erciş'e gitti. İlçe girişinde onlarca araçlık konvoyla karşılanan adaylar, daha sonra DEHAP Erciş İlçe binasına geçti. İlçe önünde toplanan yaklaşık bin 500 kişiye hitap eden adaylar, Van'a dönmek için ilçe binasında ayrıldı. Bu sırada adaylara eşlik eden polis, çok sayıda partiliyi gözaltına aldı. Müdahale sırasında Milletvekili adayı Nezahat Ergüneş'in polis tarafından coplandığı, kadın partililerinde yerlerde sürüklendiği gözlendi. Olayları görüntülemeye çalışan DİHA Muhabiri Evin Kuturman'ın filmlerine el koyan polis, Kuturman'ı kısa süre gözaltında tuttuktan sonra serbest bıraktı.

DEHAP'ın Kağıthane Hamidiye Mahallesi'ndeki seçim bürosuna kimliği bilinmeyen kişilerce molotofkokteyli atıldı. Olayı gören mahalle sakinleri, saldırıyı 3 kişinin düzenlediğini söyledi. Saldırganlar büronun bulunduğu mahallede de asılı bulunan DEHAP bayraklarını da indirdi.

DEHAP Osmaniye 1. Sıra Milletvekili Adayı Abdullah Aydemir, DİHA'ya yaptığı açıklamada Cumhuriyet, Karaboyunlu ve Yunus Emre mahallelerinde açılan seçim bürolarındaki bayrak ve afişlerin Osmaniye Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi ve Güvenlik Şube polislerince indirildiğini iddia etti. Bu duruma mahalle sakinlerinin şahit olduğunu savunan Aydemir, polisin tavrının anti-demokratik olduğunu ifade etti. Aydemir, "Aynı saatlerde polisler MHP'nin afiş ve bayraklarını asıyor" iddiasında da bulundu.

ANAP Yalova İl Başkanlığı'nca izinsiz düzenlediği öne sürülen toplantının yapıldığı Milli Eğitim Bakanlığı'na ait binaya asılan parti bayrağı, afiş ve posterler, jandarma tarafından toplatıldı. Alınan bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren Çınarcık Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipler, söz konusu yerde, ANAP Yalova il başkanlığınca izinsiz toplantı düzenlendiğini tespit etti. Binaya asılan parti bayrağı, afiş ve posterleri toplatan jandarma, toplantının yapılamasına izin veren tesis müdürü Muammer Mısır'ı gözaltına aldı. Mısır'ın, seçim Kurulu'na muhalefet suçundan sevk edildiği cumhuriyet savcılığı tarafından, ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldığı bildirildi.

DİSK'e bağlı Dev Maden-Sen üyesi maden işçilerinin Gökçesu'da başlattıkları Ankara Yürüyüşü, Kızılcahamam'da polis engeline takıldı. Bolu'nun Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesinde kurulu Kuzey Anadolu Madencilik A.Ş. Tuzlukaya Linyit Ocağı'nın kapatılması nedeniyle Gökçesu'da başlatılan "Sendikal Hak İhlallerini Protesto Yürüyüşü", ikinci gününde polis engeline takıldı. Dev Maden-Sen Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada ise "Kızılcahamam emniyet güçleri madencileri Anayasal hakkı olan gösteri hakkını keyfi bir şekilde engellemektedir. Bu yasadışı uygulamayı kınıyor, yetkilileri göreve çağırıyoruz" denildi.

İstanbul, DEHAP'ın Kağıthane Hamidiye Mahallesi'ndeki seçim bürosuna kimliği bilinmeyen kişilerce molotofkokteyli atıldı. Olayı gören mahalle sakinleri, saldırıyı 3 kişinin düzenlediğini söyledi.

Ezilenlerin Sosyalist Platformunun (ESP) Atılım gazetesi tarafından hazırlanan seçim afişlerini asan iki kişi gözaltına alındı.

KADEK'e lojistik destek sağladıkları öne sürülen 3 kişi İstanbul'da gözaltına alındı. Esenler'de düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Mehmet Aslan, Haşim Şahin ve Barış Çetin'in örgüt için para topladığı, lojistik ve teknik malzemeler sağlayarak kırsal alana gönderdiği, sahte kimlik ve pasaport düzenlediği iddia edildi.

DEHAP Gençlik Platformu'nun İzmir'de düzenlemek istediği "Gençlik Şöleni" "Siyasi propaganda yasağına" girdiği gerekçesiyle engellendi.

Bütün partilerin seçim büroları açtığı Mersin'de DEHAP'ın seçim bürolarına valilik tarafından izin verilmiyor. Açıkça parti ayrımcılığı yapılan ildeki bu yasağa gerekçe olarak, "seçim faaliyeti il ve ilçe binalarında sürdürülür" gibi ilginç bir açıklama yapılıyor. DEHAP yöneticileri YSK'ya başvurdu.

DEHAP, Lice ve Muş'taki seçim çalışmalarında çeşitli engellemelerle karşılaştı. Lice girişinde Duru Jandarma Karakolu tarafından 3 saat bekletilen DEHAP Diyarbakır milletvekili adayları, Lice'ye 2 kilometre kala bu kez de polis tarafından durduruldu. Bu arada, Muş'un Varto İlçesine bağlı Çaylar Beldesi'nde DEHAP Seçim Bürosu'na kimliği belirsiz kişiler tarafından saldırı düzenlendi. DEHAP Varto İlçe Başkanı Ahmet Severge, saldırıyı nefretle kınadıklarını söyledi.

Türkiye Komünist Partisinin (TKP) seçim bildirgesinin Tarsus'ta dağıtılması yasaklanırken İstanbul'da da seçim afişlerini asmaya çalışan 4 partili gözaltına alındı.

DEHAP Çaylar beldesi seçim bürosuna önceki gece kimliği belirlenemeyen kişi veya kişilerce saldırı düzenlendi. Saldırıda büronun camları kırıldı.

Eğitim-Sen Bursa Şube Başkanı Sayim Gültekin, KESK'in 1 günlük hizmet üretmeme eylemi nedeniyle sevk almak isteyen öğretmenlerin, Sağlık Eğitim Merkezi'nde hak etmedikleri kötü muameleye maruz kaldığını söyledi.

İmam Hatip liselerinde uygulanan başörtüsü yasağına karşı hak arayışını sürdüren öğrencilere polisin tutumu sertleşiyor. Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde yasağı alkış ve dövizlerle protesto eden öğrencilere polis müdahalede bulundu. Öğrencilerin, hükümet ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yasağa karşı duyarsızlığını eleştiren, "Başörtüye yasak, pantolona özgürlük" ve "Yasak sürüyor, Diyanet susuyor" yazılı dövizleri polis tarafından yırtıldı. Bu arada, Eyüp Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde uygulanan yasağı protesto eden vatandaşların duruşması Eyüp 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapıldı. 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettikleri iddiasıyla gözaltına alınan ve haklarında dava açılan Harun Yılmaz, Fatih Bacağıkırık ve Tuncay Değirmenci duruşmaya katıldı. Öğrenci velileri, avukatları olmadığı gerekçesiyle ifade vermedi. Duruşma, 27 Mart 2003 tarihine ertelendi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açtı. Kanadoğlu, genel başkanlık görev ve yetkilerinin Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılmasının tedbiren önlenmesini de talep etti. İddianamesini Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na gönderen Kanadoğlu, AK Parti'nin, Anayasa Mahkemesi'nin 9 Ocak 2002 günü verdiği ihtar kararının gereğini yasağa uygun ve eksiksiz biçimde yerine getirmediğini savundu. AK Parti'nin yasaya karşı hile yöntemiyle Erdoğan'ın genel başkanlığını sürdürdüğünü ifade eden Kanadoğlu, "Hukuk devleti, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin gerçekleşme aracıdır, güvencesidir. O kadar ki hukukiliğin gerektirdiği kurallardan en küçük bir sapma, başta demokratik nitelik olmak üzere, devletin tüm niteliklerini sarsacak yolları açabilecektir." dedi.

Muş Valiliği DEHAP mitingine katılarak taleplerini içeren pankartı açmak isteyen KESK Muş Şubeler Platformu üyelerine izin vermedi. Polis tarafından alana girmeleri ve pankart açmaları engellenen KESK'liler hakkında soruşturma açıldı. Oysa KESK Muş Şubeler Platformu sadece KESK danışma Kurulu'nun aldığı "parti ayrımı yapmaksızın her siyasi partinin mitinglerine katılınarak, talepleri içeren pankartların taşınması" kararının gereğini yerine getiriyorlardı.

Hatay'ın Samandağ ilçesine bağlı Yaylıca beldesinde açılmak istenen Asi Bilim Kültür Sanatevi'nin açılış sırasında jandarmanın keyfi engellemeleri yaşandı. Jandarma tüm yolları tutarak beldeye arabaları ile giriş-çıkış yapanları araçlarından indirip sıraya dizerek kimlik kontrolü yaptı. Kültür merkezinin bulunduğu mahallenin çevresindeki dükkanlardan insanların alışveriş yapmasına da izin vermeyen jandarma, Ekmek ve Adalet Dergisi Muhabiri Canan Yabancı'yı da hiçbir gerekçe göstermeden gözaltına aldı. Jandarmanın bu tutumundan Yaylıca DEHAP Seçim Bürosu açılışına gelen araç konvoyu da nasibini aldı. Konvoy durdurularak kimlik kontrolü yapıldı.

İHD İstanbul Şubesi'nin Rusya'nın Moskova'daki tiyatro baskınında kullandığı yöntemleri protesto etmek için bu ülke konsolosluğunun önünde düzenlemek istediği eylem polis tarafından engellendi. Konsolosluk önünde eylem yapmaları engellenen İHD'liler adına açıklama yapan Şube Başkanı Kiraz Beçici, şiddetin şiddet yarattığını ifade ederek, çözümün Çeçenistan'da savaşın son bulması olduğuna işaret etti. İHD İstanbul Şubesi ayrıca İran'da uygulanan idam cezasını protesto etti.

Eğitim haklarının ellerinden alınmasını protesto etmek için okullarının önünde bir araya gelerek oturma eylemi yapmak isteyen Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, polis müdahalesi ile karşılaştılar. Polis, oturma eyleminin yasal olmadığını ileri sürerek, öğrencileri dağıttı.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK BASKILAR/SALDIRILAR

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı, "Zorunlu Göç Araştırma Raporu"nu hazırlayan Mersin Üniversitesi Araştırma Görevlisi Sosyolog Mehmet Barut ve raporu kamuoyuna açıklayan Göç Edenlerle Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Göç-Der) Başkanı Şefika Gürbüz hakkında "Halkı ırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve nefret düşmanlığına açıkça tahrik etmek" suçlamasıyla dava açtı. Göç-Der Genel Sekreter Yardımcısı Semra Oğuz tarafından yapılan açıklamada, derneğe yönelik baskıların arttığı bildirildi.

Devlet Bakanı Ali Doğan, 1999 yılından bu yana 45 kamu vakfının faaliyetine son verilmesi ve yöneticilerin görevden alınması için dava açıldığını bildirdi.

SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLER

Manisa'nın Akhisar ilçesinde, yasadışı yollardan yurtdışına çıkmak isteyen Pakistan uyruklu 49 kişi yakalandı. Okulun yanındaki park halindeki kamyonda arama yapan polis, Pakistan uyruklu 33 kişiyi, Beytullah Sezen'in evine düzenlenen baskında da 16 Pakistanlıyı gözaltına aldı.

Didim'den Yunanistan'ın Samos Adası'na kaçak göçmen taşıyan bir tekne battı. Olayda 2 kişi öldü, 7 kişi de kayboldu. Teknede bulunan 14 göçmen ise kurtarıldı. Kaçak göçmenlerin İran ve Nijerya uyruklu olduğu belirtildi.

Edirne'de, yasadışı yollardan sınırı geçmek isteyen yabancı uyruklu 60 kişi yakalandı.

İnsan Simsarı bir çetenin, Avrupa ülkelerine götürmek vaadiyle kaçak yollardan Türkiye'ye soktuğu 50 Pakistanlı, İstanbul Ümraniye'de bir gecekonduda yakalandı.

Bir TIR'ın dorsesinde saklanarak yurda giren 196 kaçak, tuvalet ihtiyaçlarını da TIR'ın içinde yapınca yakalandılar.

Edirne'de, son iki günde yapılan kontrollerde yasadışı yollardan sınırı geçmek isteyen 5'i Türk 167 kişi yakalandı.

Edirne'de, jandarma ekiplerince yapılan kontrol ve aramalarda, Meriç ilçesine bağlı Paşaköy'de, guruplar halinde Yunanistan sınırına gittikleri belirlenen, pasaportsuz ve kimliksiz, Pakistan, Irak ve Filistin vatandaşı 49 kişi ele geçirildi. Marmaris'in Çetibeli köyünde düzenlenen operasyonda ise kaçak olarak yurtdışına çıkmak isteyen 8 Afganlı yakalandı.

Edirne'de kaçak olarak sınırı geçmek isteyen 89 yabancı uyruklu ile bu kişilere kılavuzluk yapan 1 Türk vatandaşı ele geçirildi.

Edirne'de, yasadışı yollardan sınırı geçmek isteyen yabancı uyruklu 47 kişi yakalandı.

Muğla'nın Marmaris İlçesi'nde, yasadışı yollardan Yunanistan'a geçmek isteyen Afganistan uyruklu 17 kaçak ile bu kişilere para karşılığında yardım eden 3 Türk yakalandı. Kaçaklar, ifadelerinde Van'dan Türkiye'ye girerek İstanbul'a gittiklerini, Yunanistan'a geçmek için Barbaros Cankurt'a kişi başına 500 dolar verdiklerini anlattı. Silivri'de de jandarmanın durdurduğu bir minibüste, Senegal ve Gambiya uyruklu 15 kişi yakalandı. Jandarma, 15 kaçağı da ülkelerine geri gönderilmeleri için Yabancılar Şube Müdürlüğü'ne sevk etti.

ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Başkanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü verilerine göre, bu yılın ocak- haziran dönemini kapsayan 6 ay sürede, işten çıkarma, emeklilik, işyerinin kapanması, nakil gibi çeşitli nedenler dolayısıyla toplam 710 bin 176 kişi çalıştıkları işten ayrıldılar. İşten ayrılan işçilerin 684 bin 25'i özel sektör işyerlerinde çalışan işçilerden oluşuyor. Bakanlık verilerine göre, bu yılın ocak-haziran döneminde işkolları itibariyle işten ayrılan işçilerin sayıları şöyle: Tarım Ormancılık ve Hayvancılık (3486), Madencilik (11 bin 881), Petrol Kimya ve Lastik (21 bin 121), Gıda (33 bin 754), Şeker (751), Tekstil (87 bin 67), Deri (4501), Ağaç (8439), Kağıt (2606), Basın ve Yayın (4176), Banka ve Sigorta (17 bin 849), Çimento Toprak ve Cam (14 bin 980), Metal (59 bin 176), Gemi (1868), İnşaat (125 bin 705), Enerji ( 4883), Ticaret Büro Eğitim ve Güzel Sanatlar (127 bin 322), Kara Taşımacılığı (32 bin 68), Demiryolu Taşımacılığı (3802), Denizyolu Taşımacılığı (8247), Havayolu Taşımacılığı (2469), Ardiye (3353), Haberleşme (5790), Turizm (55 bin 983), Savunma (911), Gazetecilik (2149) ve Belediye (60 bin 94).

Emeğin Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nedim Köroğlu, Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu Tabaksan, Güven Karaca ve Kampana deri fabrikalarında sendikalaştıkları için işten atılan işçilere yönelik jandarma baskısını ve gözaltıları protesto etti. Köroğlu, "3 Kasım seçimleri öncesinde gerçekleşen bu olay, ülkenin gerçek demokrasiye olan ihtiyacını bir kere daha gözler önüne sermiştir" diyen Köroğlu, gözaltındaki işçilerin serbest bırakılmasını, işten atılan işçilerin geri alınmasını ve Deri-İş Sendikası üzerindeki baskılara son verilmesini istedi.

DHMİ Genel Müdürlüğü, Muş DHMİ meydan Müdürlüğü'nde çalışan 6 kamu emekçisinin 'yasadışı örgütlerle ilişki içinde olduklarına' kanaat getirdi. Genel Müdürlük bu kanaati doğrultusunda BTS üyesi 6 çalışanına önemli görevler verilmemesini talep ederek çalışanların derece ve kademe ilerlemesi hakkından yararlanmasının önünü kesti. BTS, olaya tepki gösterdi.

ÖLENLER:

Kayserinin Yahyalı ilçesindeki bir maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi öldü.

Kayseri'nin Develi ilçesinde bir inşaatta sıva yapan Arif Karasu (50) dengesini yitirerek, iskeleden düştü. Ağır yaralanan Arif Karasu, Develi Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitirdi.

Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde iş makinesine kolunu kaptıran genç öldü. Aralık köyünde İrfan Kaya (16), bir tanıdığına ait çırçır fabrikasında, helezon makinesinin nasıl çalıştığına bakmak istediği sırada kolunu kaptırdı. Ağır yaralanan Kaya, Diyarbakır Devlet Hastanesi'ne kaldırılmak istenirken, yolda yaşamını yitirdi.

YARALANANLAR:

Aydın'ın Bozdoğan ilçesinde çatıdan düşen belediye işçisi yaralandı. Bozdoğan Belediyesi'ne ait Madran Su Tesisleri'nin ek binanın çatısında kaynak yaparken eternetlerin kırılması sonucunda yere düşerek yaralanan Yılmaz Aktaş, hastaneye kaldırıldı.

İŞTEN ATILANLAR:

DİSK Ege Bölge Temsilcisi Kani Beko, Çeşme Belediyesi'nde çalışan 8 kişinin, Genel-İş Sendikasına üye oldukları gerekçesiyle işten atıldığını bildirdi.

Kızıltepe'de "Kürtçe eğitim yaptıkları" gerekçesiyle tutuklanan ancak ilk duruşmada beraat eden on öğretmen, idari soruşturma sonuçlanmadan sürgün edildi.

Türkiye'de imamlık yapan ve iki yıl önce Almanya'ya tayini çıkan din görevlisi Selim Şen, inanılmaz bir kararla asli görev yeri olan Karabük'e geri gönderildi. 25 yıllık hoca Selim Şen'in eşi Ayşe Şen'in çalışma izni için başvurmasını bir vatandaş ihbar edince Mainz Din Hizmetleri Ataşesi İbrahim Sezer harekete geçti ve hocanın görevden alınması yönünde bir rapor hazırlandı.

Tunceli'ye bağlı Ovacık Kaymakamlığı, "TKP (ML) TİKKO Örgütüne yardım ve yataklık" ettikleri iddiasıyla 7 köy muhtarını görevden aldı.

Sabah Gazetesi Washington temsilcisi Savaş Süzal'ın işine son verildi.

Tuzla Organize Deri Sanayi Bölgesi'nde işten atıldıkları için işyeri önünde bekleyen 40 deri işçisi, keyfi şekilde jandarma tarafından gözaltına alındı.

Çeşme Belediyesi'nin CHP'li Belediye Başkanı Faik Tütüncüoğlu, sendikaya üye olan 13 işçiyi işten attı.

Tuncay Özkan, Başbakan Bülent Ecevit'le yaptığı röportajda Ecevit'in gözyaşlarını ekrana yansıtamayan ekibin işine son verdi. Show TV'de yayınlanan röportajda duygulanan Bülent Ecevit'in gözyaşlarını çekemeyen teknik ekip işten çıkarıldı. İşten çıkarılan 4 kişilik ekip arasında Ankara teknik ekip müdürü de bulunuyor.

Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesinde yöneticilik yaptığı sırada hakkında 11 dava açılan Medeni Alpkaya'nın sürgüne gitmediği için Milli Eğitim Bakanlığınca görevine son verildi. Alpkaya, sağlık raporu olmasına rağmen sürgüne gitmediği için görevine son verildiğine dikkat çekerek, kararın sendikacıları pasifleştirilmesine yönelik olduğunu söyledi.

Siirt'in Eruh İlçesi'nde Kaymakamlığa bağlı askeri elbise diken atölyede çalışan Saadet Teğin, Hanım Atabey, Remziye ve Naciye Çelepkulu, Fatma Ertan, Kadriye ve Zehra Yıldız, Ayten Erdemci, Zeynep Avağ, Mukadder Öztürk ile Hediye Aydoğan isimli 11 kadın, DEHAP seçim bürosunun açılışına katıldıkları gerekçesiyle işten atıldı.

Rasim Yılmaz, Sabah grubu tarafından yayınlanan Power dergisinden ayrılmak zorunda kaldı. Rasim Yılmaz Power'dan atıldı.

Gümüşyıldız Tekstil'de çalışan 6 işçi, gönüllü olarak yapılan mesaiye kalmayınca işten çıkarıldı. Gümüşyıldız Tekstil'de çalışan Meral Taşdemir, Hacer Polat, Naciye Şeker, Dilek Yeller, Hasret Yıldız ve Derya adlı işçiler, 19 Ekim 2002 tarihinde mesaiye kalmadıkları için şirket sahibi tarafından işten atıldıklarını söylediler.

Yeni anlaşmalar yaparak üretimini artıran BEKO bir yandan işçi alırken, diğer taraftan da işçi atıyor. Taşeron firmalar yoluyla üretimi artırmayı hedefleyen BEKO'da "işçi atma dönemi" olarak adlandırılan ekim ayı gelir gelmez 60 işçinin işine son verildi.

Van'ın Muradiye ilçesi Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda bir öğrenciye "bölücü içerikli şarkı söylettikleri" iddia edilen öğretmen açığa alındı. DİHA muhabirinin aldığı bilgiye göre 10 öğretmenden biri açığa alınırken, 9'u sürgün edildi.
YARGI HABERLERİ

Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, göreve geldikten sonra kıt kanaat imkanlarla Yargıtay'ın bir sorununu çözdüğünü anlatırken, yargının en önemli sorunlarının, "bağımsızlık, ödeneksizlik, mevzuat ve gizlilik" olduğunu belirten Eraslan Özkaya, şeffaflık sağlanmadığı sürece ülkenin en önemli problemi olan yolsuzluğa karşı mücadele edilemeyeceğini belirtti.

Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde çıkarılan yasa uyarınca, terör örgütünün elebaşısı Abdullah Öcalan'ın idam cezası, müebbet ağır hapis cezasına dönüştürüldü. Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başbakanlıkta bekletilen Öcalan'ın idam dosyasının, "AB Uyum Yasaları" uyarınca iade edilmesinden sonra, dosya üzerinde yaptığı incelemeyi tamamladı. Mahkeme, Öcalan'ın, Cezaların İnfazı Hakkında Kanun ile Terörle Mücadele Kanunu'nun şartla salıvermeye ilişkin hükümlerin yararlanmamasına ve müebbet ağır hapis cezasının ölünceye kadar devam etmesine oybirliğiyle karar verdi. İmralı Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Abdullah Öcalan'ın tebliğinin avukatlarına TRT aracılığıyla yapılması kararlaştırıldı.

Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesi Kürtçe isim davalarında bugüne kadar hiç alınmayan bir karar aldı. Mahkeme, ismin kütüğe yazılma sırasında nüfus müdürlüğünün uyarısı bulunması halinde davanın "adli yargıyı" değil "idari yargı"nın konusu olduğu yönünde karar verdi.

Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Ertürk, çatışmaların bitmesiyle birlikte DGM'lerde görülen davaların sayısının azaldığını belirterek, "Türkiye'de nasıl İstiklal Mahkemeleri kaldırıldıysa DGM'lere de gerek duyulmasa kaldırılabilir" dedi. AB uyum yasaları çerçevesinde DGM'lerin 2004 yılına kadar kaldırılmasının da gündeme geldiğini belirten Ertürk, "Ancak şu an elimizdeki ve Türkiye genelindeki davalar, öngörülen 2004 tarihine kadar bitirilemez. O tarihe kadarki davaları bizim bitirmemiz mümkün değil" dedi. Her devletin kendi güvenliğini koruması için bu tarz mahkemeleri kurduğuna dikkat çeken Başsavcı, şunları söyledi: "Türkiye'de nasıl bir dönem İstiklal Mahkemeleri kurulup daha sonra kaldırıldıysa, DGM'ler de ihtiyaç olmaktan çıkarsa kaldırılması gündeme gelebilir." DGM'lerin yerini hangi mahkemenin geçeceğinin de tartışıldığını söyleyen Ertürk, "Nasıl bir mahkeme olursa olsun, içeriği çok da fazla değişmeyecek. Ağır Ceza Mahkemeleri önerildi. Ancak bu mahkemeler DGM'nin yükünü kaldıramaz, diye düşünüyorum. Bir dönem İstinat Mahkemeleri gündeme geldi. Bence DGM'lerin yerini İstinat Mahkemeleri alabilir. Dünyada bunun örnekleri de var" dedi. Çatışma ortamının sona ermesinin ardından DGM'lerdeki dava sayısının da düşmesini beraberinde getirdiğini belirten Ertürk, "Mahkeme sayısının azalması hem bizim yoğunluğumuzu düşürdü, hem de mahkemelerin daha hızlı karar vermesini getirdi. Dava sayısının düşmesi ile aynı zamanda geçmişteki kadar uzun tarihli ertelemeler yaşanmıyor" dedi.

İstanbul jandarma Bölge Komutanlığı, kendi içinde son yılların en büyük temizlik operasyonlarından birini daha yaptı. Büyükçekmece ilçesindeki ticari taksi hatları ve plakalarını kontrolüne geçiren Erol Traşoğlu çetesinin üyesi olduğu belirtilen Büyükçekmece İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Mustafa Şimşek, üç albayın isteği doğrultusunda Traşoğlu'nun işlerine yardımcı olduğunu ileri sürdü. Trilyonluk bir serveti olduğu öne sürülen ve halen firarda olan Yüzbaşı Şimşek'in ismini verdiği üç albayın, İstanbul'da görev yapan S. D., M. A. ve M. P. oldukları öğrenildi. Dosyada iki üsteğmen, çok sayıda astsubay ve biri yüzbaşı diğeri binbaşı olmak üzere iki emekli komutan da çete üyesi olmakla suçlanıyor. Savcılıktaki sorgularının ardından tutuklanmaları istemiyle Nöbetçi 4 No'lu DGM Yedek Hakimliği'ne gönderilen Erol Traşoğlu, Hakan Ulaş, Ferhat Yılmaz, Yusuf Sarıal, Fahri Atalmış, Hüseyin Dolunay, Ömer Dal, İbrahim Güven ve Erdal Traşoğlu, 'çıkar amaçlı suç örgütü kurmak', Ulaş, Yılmaz, Sarıal, Atalmış, Dolunay, Dal, Güven ve Sağlam ise 'çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak' suçundan tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi'ne gönderildi.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'e hakimlik ve savcılık mesleğinin onuruna yakışmayan hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle kınama cezası verdi. HSYK, ayrıca Savcı Yüksel'i, Ankara DGM Cumhuriyet Savcılığı'ndan alarak Ankara Cumhuriyet Savcılığı görevine atadı.

Terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla yargılanıp beraat eden ve kamuoyunda 'Manisalı Gençler' olarak bilinen 15 gençten Ayşe Mine Balkanlı, '10 ay özgürlüğünden mahrum kaldığı' gerekçesiyle açtığı tazminat davasını kazandı. Mahkeme, Balkanlı'ya 5 milyar lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Yüksekova Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen operasyonda, evlerine silah ve uyuşturucu bıraktıkları kişileri daha sonra yüklü paralar karşılığı serbest bırakan astsubay, korucu ve uzman çavuşların da aralarında bulunduğu 7 kişi tutuklanarak cezaevine konuldu.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Kürtçe eğitim isteklerini Ege Üniversitesi Rektörlüğü'ne ileten 3 öğrenci hakkındaki mahkumiyet kararını bozdu. İzmir DGM, Kürtçe eğitim isteklerini içeren dilekçeleri Ege Üniversitesi Rektörlüğü'ne veren Hatip Aydın, Berivan Alataş ve Sanem Erdil'i, PKK'ye yardım ve yataklık ettikleri suçlamasıyla 3 yıl 9'ar ay ağır hapis cezasına çarptırmıştı. Sanıklar da, bu kararı temyiz etmişti. Dairenin bozma gerekçesinde, "Sanıkların, Kürtçe eğitim isteklerine ilişkin matbu dilekçeleri dağıtıp ve bu dilekçeleri toplayarak, Rektörlüğe vermek şeklindeki eylemlerinin, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden beraatları yerine, yazılı düşüncelerle mahkumiyetlerine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir" denildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin, bozma kararı üzerine, dosya yeniden İzmir DGM'ye gidecek. İzmir DGM, mahkumiyete ilişkin kararında direnirse, konu Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda görüşülecek. Çeşitli üniversitelerde, Kürtçe eğitim isteklerine ilişkin verilen dilekçeler üzerine davalar açılmış, bunlarda bazıları mahkumiyetle sonuçlanırken, bazılarında beraat kararları verilmiştir. Bu karar, verilen mahkumiyetleri bozma açısından ilk olma özelliğini taşıyor.

MİT Kontr-terör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür, Sedat Peker ile ilgili olarak kendisine gelen bir mektubu internetteki sitesinden yayınlayarak "Baş edemediği kişileri birbirine kırdırmak devletin işi olamaz ve asla olmamalı." dedi. Eymür, atin.org adresli internet sitesinde, Peker'in kendisini işadamı olarak tanıttığını, artık karanlık dünyadan uzaklaştığını söylediğini hatırlatarak, "Neden bir işadamı oradan oraya, arkasında 15-20 kişilik grupla gider, belli değil; ama polisin onun yakasını bir türlü bırakmadığı da açık." dedi. Eymür'e kendisini "Ben devlette görevli bir şahsım" diye tanıtan kişinin mektubu şöyle: "Devletin içinde bazı birimler şöyle bir tezgah hazırladı; alakasız bir dosyadan Peker hakkında zorla ifade alındı. Yaklaşık bir aydır da aranıyor gözüküyordu. Bir aydır aranan adam oldukça kalabalık bir cenaze töreni yaptı, nitekim bundan iki gün sonra gözaltına alındı. Mahkemeye Ersin Kuşdemir adında bir şahıs getirildi. Şahıs aleyhte ifade verecekti; ancak mahkemeye çıkarken görüldü ki haplanmıştı ve bayıldı. Bunu anlayan savcı ve Peker'in avukatları, kan tahlili istedi. Şahıs Şişli Etfal'e gitti. Ne hikmettir ki orada kan tahlili yapamadılar. Oradan Adli Tıp'a gidildi. Orada da doktor yok olmuştu. Şahıs 8 saat sonra DGM'ye kan tahlili yapılmadan geri getirildi ve ifade verdi. Hakim, gözünün önündeki adamın davranışlarına itibar etmediği için Peker'i serbest bıraktı. Ama düğmeye basılmıştı bir kere. Bir gün sonra Peker tutuklandı ve Tekirdağ Cezaevi'ne gönderildi ve neticede kanlı tezgah başladı. Aynı cezaevinde Vedat Ergin de yatıyor. İki tarafın tanıdıkları arasında bir çatışma kesin çıkacak. Aleyhte ifade veren Ersin Kuşdemir de Nuriş lakaplı şahsın bulunduğu Edirne Cezaevi'ne gönderildi. Göreceksiniz Ersin Kuşdemir de orada ölecek!"

AİHM

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'yi obezite hastalarının insan hakları ihlaline uğradığı gerekçesiyle yargılayacak. İzmir'de 34 yaşındaki obezite hastası Emin Özkul, haklarının gözetilmediği ve mağdur oldukları gerekçesiyle AİHM'ye başvurdu. İstek kabul edilerek dava açılmasına karar verildi. Özkul, "Heyet raporuyla çalışabileceğimi ispatladığımı halde iş bulamıyorum. Devletin her birimine gittim sonuç alamadım. Amacım sıkıntılarımızın görülmesi" dedi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Altınkaya Barajı'nın inşaatı sırasında yapılan kamulaştırmaların bedellerinin geç ödenmesinden doğan maddi mağduriyet iddiaları ile ilgili açılan iki ayrı davada Türkiye'nin tazminat ödemesine karar verdi. Türkiye'de başörtülü öğrencilere kötü davranışların sürdüğü bir dönemde; Süleyman Kaplan'ın polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada kötü muamele gördüğü gerekçesiyle yaptığı başvuruda Türkiye, 28 bin Euro ödeyerek "dostane çözüme" gitti. AİHM; Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin mülk hakkının korunmasını öngören 1. protokolünün 1. maddesini ihlal ettiği görüşüne vardı. Mahkemenin kararı gereği Türkiye, Mehmet Çelebi'ye 6560 Euro, Fehmiye İnce'ye 8100 Euro tazminat ödeyecek. AİHM, bir terör örgütüne üye olduğu gerekçesiyle tutuklanan Halil Gündoğan isimli vatandaşın, makul zamanda yargı önüne çıkartılmadığı gerekçesiyle yaptığı şikayet başvurusunda da Türkiye'yi 4250 Euro maddi tazminat ödemeye mahkum etti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Altınkaya Barajı'nın inşaatı sırasında yapılan kamulaştırmaların bedellerinin geç ödenmesinden doğan maddi mağduriyetle ilgili iki ayrı davada Türkiye'nin tazminat ödemesine karar verildi. Karar gereği Türkiye, Mehmet Çelebi'ye 6560, Fehmiye İnce'ye 8100 Euro tazminat ödeyecek. AİHM, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan Halil Gündoğan isimli kişinin, makul zamanda yargı önüne çıkartılmadığı gerekçesiyle yaptığı şikayet başvurusunda da Türkiye'yi 4250 Euro maddi tazminat ödemeye mahkum etti. Süleyman Kaplan'ın, polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada kötü muamele gördüğü gerekçesiyle yaptığı başvuruda, Türkiye, 28 bin Euro ödeyerek "dostane çözüme" gitti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye hükümetini işkence, uzun süreli gözaltı ve istimlak davalarını içeren 3 davada mahkum etti. Türkiye mağdurlara 47 bin 280 euro ceza ödeyecek. AİHM, TKP/ML TİKKO üyesi olduğu iddiasıyla 17 Ekim 1995 yılında gözaltına alınan ve işkenceye maruz kalan Halil Gündoğan'ın, AİHS'in makul bir sürede soruşturmanın yapılmasını öngören 5'inci maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle Türkiye'ye 2 bin 750 euro manevi ve bin 500 euro maddi tazminat cezası ödenmesini karara bağladı. Türkiye hükümeti Süleyman Kaplan davasında ise işkence yapıldığını kabul ederek, 28 bin euro tazminat ile dostane çözüme gitti. Kaplan 3 Mayıs 1995 yılında TDKP üyesi olduğu gerekçesiyle gözaltına alınmış ve eşi ile birlikte ağır işkenceye maruz kalmıştı. 24 Haziran 1996 yılında 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Kaplan, Anakara Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduğu halde mahkeme sonuçlanmamıştı. Kaplan, işkence, uzun süreli gözaltı, adil olmayan yargılamadan dolayı AİHM'ye başvurmuştu. AİHM istimlak davalarını içeren Mehmet Çelebi ve Fehmiye İnce davalarında ise Türkiye'yi toplam 14 bin 930 euro ödemeye mahkum etti. Söz konusu davalar, Barajı vesilesiyle Mayıs 1997 yılında DSİ tarafından arazilerine kamu yararı adına el konulmuş kişiler tarafından açılmıştı. Çelebi ve İnce, AİHS'nin özel mülkiyeti koruyan 1. maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle AİHM'e başvuru yapmışlardı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ifade özgürlüğünün ihlal edilmesi nedeniyle açılan iki davada, Türkiye'nin maddi tazminat ödemesine karar verdi. AİHM'den yapılan açıklamaya göre, "Kızıl Bayrak" adlı derginin sahibi ve genel yayın yönetmeni Ayşe Öztürk'e, derginin üç sayısının 1994'te toplatılması nedeniyle 3 bin 500 euro (yaklaşık 5,7 milyar lira) maddi tazminat ödenecek. AİHM, sendikacı Bahri Zülfü Karakoç ve Mehmet Alparslan ile "Medya Güneşi" adlı gazetenin temsilcisi Hamdullah Akyol'un, adil yargılanma ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle açtığı davalarda da, Türkiye'ye toplam 28 bin 500 euro tazminat cezası verdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Aga'nın, "din özgürlüğünün" ihlal edildiği gerekçesiyle yaptığı şikayet başvurusunda, Yunanistan'ı suçlu buldu. Yunanistan'ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) "din özgürlüğü" ile ilgili 9. maddesini ihlal ettiğini belirten AİHM, Aga'ya maddi tazminat ödenmesine gerek görmedi. Yunanistan, 1991 yılında İskeçe'de Müslüman azınlığın olayları ile müftü seçilen Mehmet Emin Aga'nın yerine başka birini müftü atama girişiminde bulunmuş ve bu konudaki yasayı usulsüz bir biçimde değiştirmişti. Yunanistan ayrıca, Emin Aga'yı daha sonra yasa dışı resmi unvan kullanmakla suçlayarak mahkum etmişti. AİHM, geçen yıllarda, Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif'in aynı gerekçeyle açtığı davada Yunanistan'ı suçlu bulmuş ve kendisine yaklaşık 7 bin dolar maddi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştı.

Diyarbakır Çınar'da işkence edilerek öldürülen M. S. Ö. ile ilgili AİHM başvurusunda Türkiye, 100 bin euro maddi ve manevi tazminat ödemeyi taahhüt edince dostane çözüldü. Çınar'ın Kirkat Mezrası'na 21 Haziran 1993'te baskın düzenleyen jandarma, 1960 doğumlu M. S. Ö'yü gözaltına alarak Filistin askısı ve elektrik işkencesi yapmıştı. Daha sonra Çınar Jandarma Karakoluna götürülen M. S. Ö'nin durumu kötüleşmesi üzerine kaldırıldığı hastanede 5 Temmuz 1993 günü hayatını kaybetmişti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), işkence ve adil yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla açılan bir davada Türkiye'nin maddi tazminat ödemesine karar verdi. AİHM'den yapılan açıklamaya göre, Türkiye, halen Bayrampaşa Cezaevi'nde bulunan Meryem Algür'e mahkeme masrafları da dahil olmak üzere 28 bin Euro maddi tazminat ödeyecek. İstanbul'da 1995 yılında terör örgütüne yönelik operasyonlar sırasında tutuklanan Algür, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı şikayet başvurusunda, gözaltında tutulduğu sırada işkenceye maruz kaldığını ileri sürmüştü.

AİHM'in işkence ve yaşam hakkı ihlali gibi ağır davalara 'tek taraflı çözümü' dayatarak dosyaları kapatması, yeni ihlallere davetiye çıkardığı için 'dostane' bulunmuyor.

AİHM, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle açılan iki davada, Türkiye'nin maddi tazminat ödemesine karar verdi. AİHM'den yapılan açıklamaya göre, Kızıl Bayrak gazetesinin sahibi ve genel yayın yönetmeni Ayşe Öztürk'e 3 bin 500 Euro, Bahri Zülfü Karakoç ve Mehmet Alparslan ile Medya Güneşi dergisinin temsilcisi Hamdullah Akyol'a toplam 28 bin 500 Euro tazminat ödemesini kararlaştırdı.

İNSAN HAKLARI POLİTİKALARI

AB'nin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi Günter Verheugen, Türkiye'nin demokratik gelişmesini tamamladığını belirterek, AK Parti lideri Erdoğan'ın seçime sokulmamasını örnek gösterdi. Verheugen, Berliner Zeitung adlı Alman gazetesine yaptığı açıklamada, şunları söyledi: "İnsan hakları örgütleri, Türkiye'deki işkence iddialarının tümüyle ortadan kalkmadığını belirtiyorlar. Hiçbir zaman şiddet çağrısı yapmamalarına rağmen, düşündüklerini özgürce söyledikleri için tutuklanan gazeteciler var. Kısa bir süre önce Yüksek Seçim Kurulu, AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın seçimlere katılamayacağını açıkladı. Bu da Türkiye'nin demokratik gelişmesini henüz tamamlamadığını gösteriyor" Verheugen, AK Parti'nin seçime katılma hakkının elinden alınmadığını, "bunun da bir ilerleme olduğunu "belirtti. Türkiye'nin AB'ye, "Bize üyelik takvimi vermezseniz, bu bizi istemediğinizi gösterir" baskısı uyguladığını kaydeden Verheugen, "AB Komisyonu'nun 9 Ekim'de açıklayacağı raporda Türkiye'ye neler önereceği" sorusuna karşılık, "Biz bir raporla, üyelik yönünde atılması gereken adımlar konusunda önerilerde bulunacağız. Türkiye'de kasım ayında seçimler yapılacak. Biz seçim sonucunu etkilemek istemiyoruz. Gelecekte Türkiye'de hangi hükümet ile birlikte çalışacağımızı görmek istiyoruz. Bu nedenle, karalar Kopenhag zirvesinde verilecek" dedi.

Haklarının ihlal edildiğini iddia eden vatandaşların şikayet ve taleplerinin İl İnsan Hakları Kurulu'na zamanında ulaştırılması amacıyla Ankara Metrosunun Kızılay istasyonuna insan hakları başvuru kutularının ilki Ankara Valisi Yahya Gür tarafından konuldu.

Başbakanlığa bağlı İnsan Hakları Eğitimi Ulusal Komitesi ve Beyaz Nokta Vakfı tarafından düzenlenen cezaevi personeli ile hükümlü ve tutuklulara yönelik kompozisyon yarışmasında birinciliği, Sivas Olayları davasında idama mahkum olan Erkan Çetintaş aldı. Sivas davasında idama mahkum olan ve halen Sivas E Tipi kapalı cezaevinde bulunan Çetintaş'ın ödülünün, Kapalı E Tipi Cezaevinde geçen hafta düzenlenen sade bir törenle Başbakanlık Uzman Yardımcısı Mehmet Altıntaş ile Beyaz Nokta Vakfı Müdürü Güler Yüksel tarafından verildiği bildirildi. Eylül ayı başında başlayan ve bir ay süren yarışmaya 250'si mahkum, 152'si cezaevi personeli olmak üzere toplam 402 kişinin katıldığı belirtildi. Yarışmaya dereceye giren yalnızca ilk 3 mahkum ile 3 cezaevi personelinin çeşitli ödüllerle ödüllendirildiği bildirildi. Sivas davasında idama mahkum olan Erkan Çetintaş'ın babası Nuri Çetintaş, "Olayı duyduğum anda gözyaşına boğuldum. Çok sevindim. Bu sevinci annesiyle paylaştık. Oğlum 10 yıldır içeride yatıyor. Avukatlardan dahi gerekli bilgileri alamıyoruz. Bize ödül töreninin basın huzurunda yapılacağı söylenmişti. Gizlice yapmışlar." Dedi. Çetintaş'ın kompozisyonunda, ırkçılık ve ayırımcılıkla mücadele konusunu yazdığı öğrenildi. İnsan haklarından sorumlu Devlet Bakanı Ali Doğan, cezaevi personeli ile hükümlülere yönelik düzenlenen yarışmada birinciliği Sivas olayları davası mahkumu Erkan Çetinbaş'ın alması üzerine yarışmanın yeniden incelenmesi ve ödülün iptal edilmesini istedi. Devlet Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Sivas olayları davasında idama mahkum edilen Erkan Çetinbaş'a İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi'nce ödül verildiği konusunda haberler yer aldığı hatırlatıldı. BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 50. yılı dolayısıyla 1998 yılında İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi'nin önerisi ve Adalet Bakanlığı'nın işbirliğiyle cezaevi personeli ile tutuklu ve hükümlüler için "İnsan Hakları" konulu resim, karikatür, şiir ve kompozisyon yarışması düzenlendiği ifade belirtilerek, bu yarışmaların yeniden düzenlenmesinin istendiği belirtilen bakanlık açıklamasında, yarışmaya katılan hükümlülerin kimlikleri, mahkumiyet nedenleri ve suçlarının gizli tutulduğu belirtildi. Toplam 367 katılımcının eserleri, Ulusal Komite, bakanlık temsilcileri ile üniversite öğretim üyeleri ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinden oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Yapılan değerlendirmenin ardından birinciliği Sivas olayları davası sanığı Erkan Çetinbaş'ın alması üzerine Devlet Bakanı Ali Doğan, konunun hassasiyetini gerekçe göstererek, yarışmanın tüm yönleriyle incelenmesini ve bahse konu ödülün iptalini istedi.

Devlet Bakanı Ali Doğan, insan Hakları konusunun, özgür, gelişmiş, çağdaş dünyanın olmazsa olmaz kuralı olduğunu belirterek, "İnsan Hakları, insanların insan olmalarının temel kuralıdır, hür ve onurlu yaşamaları için gereklidir" dedi. Doğan, Türkiye'de büyük oranda insan hakları ihlali olduğunu söylemenin abartılı, yok demenin ise yanlış bir yaklaşım olacağını bildirdi. Türkiye'de insan haklarından sorumlu bakanlık bulunduğunu anımsatan Doğan, "81 il, 852 ilçe, 11 bin 500 üyemiz var. Sivil komisyonlar görev yapıyor" diye konuştu. Doğan şöyle devam etti: "bu engellerin kaldırılması için ANAP'ın geçmişten beri çabaları var. Şimdi haklarını Avrupa'da arayanlar, biz bu yasaları çıkarırken, yanımızda değil, (teröristleri affediyorsunuz) diyerek karşımızda oluşlardı. Adalet, bir gün herkes için gerekebilir sözü, umarım anlaşılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde tespitlerimize göre 3 bin dolayında dava var. 300'ü aleyhimize sonuçlandı, devam edenler var. 10 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edildik."

Emniyet Genel Müdürlüğü, Adana'da cinnet getiren Aydın Kara'nın, nikahsız yaşadığı eşi Ayşegül Porsuk'u sokak ortasında 52 yerinden bıçaklaması olayıyla ilgili olarak 1 emniyet amiri, 1 baş komiser ve 8 polis memurunun görevden uzaklaştırıldığını bildirdi.

Adalet Bakanı Aysel Çelikel, AB İlerleme Raporundaki işkence iddialarını eleştirerek "İşkence yok demiyorum, var ama sistematik işkence yok" dedi. İşkencenin insanlık suçu olduğunu vurgulayan Çelikel, "işkence ve kötü muameleyi kim yapıyor? Kamuda devletin gücünü kullananlar yapıyor. İşkence insanlık suçudur ve ağır bir ithamdır" dedi.

Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, AB'nin Türkiye'nin karşısına kabul edilemeyecek tarzda ödünler verilmesi gibi siyasi kriterler oluşturduğunu vurgulayarak, "AB ulusal onurumuzu zorlayacak dayatmalar getirmektedir" dedi. Orgeneral Tolon, Maltepe Askeri Lisesi'nin kuruluşunun 74. ve yeniden açılışının 19. yıldönümü töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin "zorlu bir dönemden" geçtiğini vurguladı. AB'nin tutumunu eleştiren Tolon şöyle konuştu: "AB, Türkiye'nin karşısına azınlıklar sorunu, Ermeni sorunu, Ege ve Kıbrıs'ta kabul edilemeyecek tarzda ödünler verilmesi şeklinde, siyasi kriterler oluşturarak ulusal onurumuzu zorlayacak dayatmalar getirmektedir. AB Parlamentosu'nun, Türkiye hakkında aldığı kararların Türkiye'nin ulusal çıkarları açısından, siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel, hukuksal çelişkileri ve dayatmaları ile 'ulus-devlet anlayışımız' ve milli bütünlüğümüz yanında, pek çok ulusal değerlerimize karşı olduğu dikkat çekmektedir. Bağımsızlığımızın dayanağı olan ulusal direnç noktaları zayıflatarak kültürel değerlerimizin yozlaştırılması ve 'çok renklilik', 'çok seslilik' ve 'mozaik' gibi söylemlerle kültürel farklılaşma yaratılması gayretleri ile etnik kimlikler ve sözde azınlık hakları ön plana çıkartılarak toplumumuz, psiko-sosyal etkilere maruz bırakılmaktadır." Tolon Kıbrıs konusunda da kesinlikle ödün verilemeyeceğinin altını çizdi. Orgeneral Tolon, irticai çevrelerce de laikliğin ve cumhuriyetin güvencesi olan TSK'ye karşı son yıllarda giderek artan yoğunlukta, açıktan ve sinsice olumsuz bir propaganda yürütüldüğünü, TSK'ye olan güven duygusunun sarsılamaya çalışıldığını söyledi.

Hak ihlalleri nedeniyle Cumhurbaşkanlığı'na dilekçe gönderen İHD Bingöl Şubesi, Bingöl Valisi Tamer Ersoy ile güvenlik güçlerini şikayet etti. İHD Bingöl Şubesi imzasıyla gönderilen dilekçede şu ifadelere yer verildi: "Valimiz Tamer Ersoy ve güvenlik güçlerinin çatışma kültüründen, halkımızı potansiyel suçlu olarak görmekten vazgeçmesi gerekmektedir. Bingöl valimiz ve güvenlik güçlerinin hukuka aykırı yönetim anlayışlarına müdahale etmeniz ilimizde toplumsal barışa katkı sunacaktır."

Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerinde işkence boyutuna varan sınırlamaların devam ettiğini söyledi. Kılıç, Ankara Hakimevi'nde düzenlenen "Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'nde Ceza Adaleti ve İnsan Hakları Uygulamaları Semineri'nde düşünce özgürlüğü ile ilgili sert mesajlar verdi. Terör ve şiddet içermeyen, suça teşvik etmeyen, eyleme dönüşmemiş soyut düşünce açıklamaların önündeki tüm engellerin kaldırılmasını isteyen Kılıç, Anayasa Mahkemesi dahil Türk yargı organlarının insan hakları alanındaki uluslararası sözleşmeleri uygulamada isteksiz davrandığını vurguladı. Ölçüsü kaçırılmış her türlü hak ve özgürlük sınırlamalarını 'insanlığa yapılmış bir işkence' olarak nitelendiren Kılıç, insanlığın en kutsal en kutsal değerlerinden olan düşünceyi ifade özgürlüğü üzerinde işkence boyutuna varan sınırlamaların varlığının devam ettiğine dikkat çekti. Kılıç, Anayasa'nın 90'ıncı maddesinde uluslararası sözleşmelerin iç hükmünde olduğunun kabul edildiğini; ancak mahkemelerin bu sözleşmelerde yer alan hükümleri yeterince hayata geçirmediğini savundu. Danıştay'ın birkaç daire kararının dışında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre karar verilmediğini söyleyen Kılıç, sözleşmeyle çelişen iç hukuk kurallarının uygulandığını dile getirdi.

Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Kılıç, şiddet içeren demokratik sabır içerisinde çözülmesi gereken sorunları çözemediğini, daha da büyüttüğünü söyledi. Seminerde konuşan Adalet Bakanı Aysel Çelikel, teröre uluslararası planda ortak bir tanım getirilmesi gerektiğini söyledi. Bazı devletlerin kendi ülkelerindeki faaliyetleri terör olarak görürken başka ülkelerdeki bu gibi eylemleri gerçekleştiren örgütleri terör kapsamında değerlendirmediğine dikkat çeken Çelikel, uluslararası bir işbirliği ile terörün unsurlarının belirlenmesini istedi. Çelikel, Türkiye'nin terörle uzun yıllar mücadele ettiğini vurgulayarak, insan hakları ile ilgili yasal değişiklikleri yaparken terörün de gözden uzak tutulamayacağını ifade etti. "Barışı, savaştan çok terör tehdit etmektedir." diyen Çelikel, terörle mücadele için uluslararası işbirliğinin şart olduğunu vurgulandı. Bakan Çelikel, insanlığın 'önce devlet' anlayışından 'önce insan' anlayışına doğru gelişme gösterdiğini belirterek, bu gelişmeyle birlikte devletin güvenliğiyle insan haklarını bağdaştırma sorununun öne çıktığına işaret etti.

DÜNYA İNSAN HAKLARI RAPORU

Kendi askerlerinin Uluslar arası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) yargılanmasına soğuk bakan ve bu mahkemeyi by-pass etmek için çeşitli ülkelerle ikili anlaşmalar imzalamaya başlayan Amerikan yönetimi, bu konuda en sert muhalefeti gösteren Avrupa Birliği'nden de önemli bir taviz koparmayı başardı.ABD'nin giderek yoğunlaşan baskısına direnemeyen Avrupa Birliği, Amerikalı yetkilileri UCM'de yargılanmaktan kurtaracak ikili anlaşmalar yapılabilmesinin yolunu "sınırlı da olsa" açtı. Brüksel'de bir araya gelen Avrupa Birliği dışişleri bakanları, bu konuda Amerika'ya daha yakın duran İngiltere ve İtalya'nın önerilerine olumlu yaklaşarak; ABD ile ikili anlaşmalar yapabileceklerini açıkladılar. Ancak, Amerikan yönetiminin, söz konusu ikili anlaşmaların bütün Amerikan yurttaşlarını içermesi talebi ise reddedildi. AB bakanları, sınırlama getirdikleri ikili anlaşmaların, sadece diplomatik statüye sahip kişileri kapsayacağını özellikle vurguladılar. Amerikan vatandaşlarına UCM'de dokunulmazlık isteyen Washington yönetimi, bu konuda Avrupa Birliği içerisinde kadim müttefiki İngiltere ile İtalya'dan destek bulmuştu. Avrupa Birliği dönem Başkanı Danimarka'nın Dışişleri Bakanı Per Stig Möller, bu konudaki tavrın kesinlikle "taviz" olmadığını; AB'nin savuna geldiği UCM'nin temel felsefesinin zarar görmediğini iddia etti. Ancak birlik cenahından gelen bu açıklamaya rağmen, insan hakları örgütü Human Rights Watch, Avrupa Birliği'ni, Amerika karşısında geri adım attığı için eleştirdi.

Filistin lideri Yaser Arafat, İsrail Büyükelçiliği'nin Tel Aviv'den Kudüs'e taşınmasını tavsiye eden Amerikan yasasının "felaket" olduğunu söyleyerek, "buna sessiz kalamayız" dedi. Yasanın Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kabul edilemez olduğunu söyleyen Arafat, Amerikan yönetimi ve Başkanından bu tavırdan vazgeçmesini istedi. Arap Birliği'nde, Bush'un Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınmasını kaygıyla karşıladığını bildirdi. Genel Sekreter Amr Musa imzasıyla yayımlanan bildiride, "Simgesel de olsa Kudüs'ün İsrail devletinin başkenti olarak tanınması anlamına gelen bu karar, BM kararlarıyla açıkça çelişmektedir" ifadesi kullanıldı. Musa, "Arap tutumu açıktır: Kudüs, bağımsız Filistin devletinin başkentidir" dedi. ABD Başkanı George Bush, İslam dünyasını kızdırma riskini göze alarak Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınmasının da istendiği Dış İlişkiler Yetki Yasası'nı imzalamıştı.

Irak'ı "yola getirmek için BM'ye ağır baskı uygulayan ABD başkanı George Bush, bu ülkeyi silahsızlandırmak için askeri operasyonun son tercihi olduğunu; ancak bu konuda kesin kararlı olduklarını söyledi. Bush, "BM Güvenlik Konseyinin bu zorunluluklara nasıl bir cevap vereceğini göreceğiz. BM'nin Birleşmiş Milletler mi yoksa, 11 yıldır alınan kararlarla alay eden bu adam karşısında bir milletler birliği mi olduğunu göreceğiz. Terörizmle savaş, aynı zamanda halklarına karşı terörizm uygulamaya niyeti olan ülkelere karşı gelmektir" dedi. BM'nin "ya ABD'nin yanında yer almasını, ya da kenara çekilmesini" isteyen Bush, örgütün Saddam Hüseyin'e karşı kararlı davranması halinde, BM'yi by-pass ederek gerekli koalisyonu oluşturacağı ve harekete geçeceği uyarısında bulundu. Bush, "ABD, dünyanın en kötü liderlerinden birinin elinden dünyanın en kötü silahlarını alacak bir koalisyona önderlik edecektir." dedi. Dışişleri Bakanı Colin Powell da, Irak'ı silahsızlandırmak için her şeyin yapılacağını söyledi.

Dünyada çocuklara uygulanan şiddetin arttığına dikkat çeken Dünya Sağlık Örgütü (WHO), öldürme, sakat bırakma, terk etme, cinsel şiddet ve diğer fiziksel uygulamaların oldukça yaygın görülmeye başlandığını duyurdu. WHO, 2000 yılında 57 bin çocuğun öldürüldüğünü açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, kongreye sunmak üzere yayınladığı "2002 Dini Özgürlükler Raporu"nun Türkiye bölümünde, "hükümetin genel olarak anayasayla korunan dini özgürlüklere saygılı olduğu, ancak laik devlet yapısının bütünlüğüne tehdit durumunda bazı kısıtlamalar getirildiği" ifadeleri yer aldı. Raporda, "hükümetin, köktendinciliğe savaş çerçevesinde bazı kısıtlamalara başvurduğu, devlet kuruluşları, üniversiteler, okullar ve bazı işyerlerinde türban takmayı yasaklaması konusunda yoğun tartışmaların sürdüğü" ifade edildi. Raporda, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nin, "Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması için Ankara hükümetini ikna etme çalışmalarına devam ettiği" belirtildi.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayınlanan bir raporda, dünyada göçmen sayısının 1975 yılından bu yana iki katına çıktığı ve 175 milyon kişinin doğdukları ülke dışında yaşadıkları belirtildi. BM Nüfus Dağılımı raporuna göre, dünyada en çok göç alan bölgeler arasında toplam 56 milyon insanla Avrupa başta geliyor. En çok göç edilen Avrupa ülkelerinin Almanya, Fransa ve İngiltere olduğu belirtilen raporda, ikinci sırayı Asya'nın aldığı ifade edildi. Buna göre Hindistan, Suudi Arabistan, Pakistan, Kazakistan, Hong Kong, İran ve İsrail de 50 milyon göçmenle en çok göç alan bölgeler listesinin 3. sırasında Kuzey Amerika yer alırken, ABD dünyada en çok göç alan ülke oldu. ABD'de 2000 yılında yaklaşık 35 milyon, Kanada'da ise yaklaşık 6 milyon göçmen yaşadığı belirtildi. BM Nüfus Dağılımı yöneticisi Joseph Chamie, gelecek 50 yılda göçün artacağını kaydetti.

ABD: Amerikan yönetimi, Müslüman erkeklerin parmak izlerini almaya ve fotoğraflarını çekmeye başladı. Yetkililer Müslüman ve Arap kökenli yolcuları sorgulama yetkisine de sahip olacak yolcuların daha önce hangi ülkelere seyahat ettiği de mercek altına alınacak. Uygulama uyarınca Yemen, Suudi Arabistan, Pakistan, İran Irak, Sudan, Suriye ve Libya'dan gelenlerin parmak izleri alınacak ve bu kişilerin 30 gün içinde nerede yaşadıkları ve çalıştıkları hakkında bilgi vermeleri gerekecek. Söz konusu kişiler, iş, okul ya da yer değiştirme durumunda da 10 gün içinde göçmenlik dairesi yetkililerini bilgilendirecek. Bu uygulamaya ülkeye her yıl giren 35 milyon yabancının parmak izlerinin alınıp fotoğraflarının çekilmesi anlamına geliyor.

Teksas eyaletinde bir kişi, 1990'da, kaçırdığı 10 yaşındaki kızı, tecavüz ettikten sonra boğarak öldürmek suçundan idam edildi. James R. Powell'ın (56) cezası bulunduğu cezaevinde zehirli iğne ile infaz edildi.

11 Eylül saldırılarının ardından tüm dünyanın tepkisini çekecek sert önlemler alarak kendi yurttaşları dışında herkese şüpheyle bakan ABD, elinde 10 yıllık vizesiyle New York'a gelen gazeteci-yazar, Doç. Dr. Haluk Gerger'e de terörist muamelesi yaptı. Eşiyle birlikte New York'a giden Gerger, New York Havaalanında hiç ummadığı bir davranışla karşılaştı. Amerikan polisi, "Dışişleri Başkanlığı sizin vizenizi iptal etti. Siz giremezsiniz, ama eşiniz ABD'ye girebilir" diyerek Gerger'i engelledi. Gerger'in parmak izini alıp fotoğraflarını çeken Amerikan polisi, daha sonra aynı uçakla Gerger'i sınır dışı ederek Münih'e geri gönderdi. Gerger başından geçenleri anlattı. 1999'da Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'nden aldığı 10 yıllık vizesi bulunduğunu anlatan Gerger, özel bir gezi için New York'a gittiğinde vizenin iptal edildiğini öğrendiğini söyledi. Amerikan elçiliğinde adresi bulunmasına karşın kendisine vize iptalinin bildirilmemesinden yakınan Gerger, "Neredeyse terörist muamelesi gördüm. Parmak izlerim alındı, resimler çekildi ve aynı uçakla Münih'e geri geldik" dedi. Gerger, 11 Eylül'ün ardından ABD'nin demokratik kesimi kendisine hedef seçtiğini şöyle açıkladı: "Yaşadıklarım şu bakımdan önemli: Her zaman söylüyoruz, bu örneklerde kanıtlıyor, tek bir bireye yönelik gözü dönmüş bir saldırganlık bu. Nedir bu saldırı, demek ki ABD Haluk Gerger'in düşüncelerinden korkuyor. Terör bahanesiyle bütün demokratik kesimi hedef seçmiş kendisine."

Irak'a karşı olası bir savaşın başta Türkiye olmak üzere Irak'ın komşuları üzerinde nasıl bir etki yaratacağını soruşturan ABD Kongresi, resmi başvurusuna rağmen bu konuda hazırladığı raporu vermeyen Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA'in peşine düştü. New York Times'in haberine göre, CIA'ın, Irak savaşının Türkiye ve öteki komşu ülkeler üzerindeki etkisini konu alan bir raporu Kongreye vermeyi reddetmesi, Senato ve Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesini çileden çıkardı. Kongre üyeleri, kapalı kapılar ardında yapılan Irak toplantısına bilgi vermek için bizzat çağrılan CIA Başkanı George Tenet'in toplantıya gelmemesinden de büyük rahatsızlık duyduklarını belirttiler.

Afganistan'da Taliban saflarında savaşırken yakalanan Amerikalı John Walker Lindh, 20 yıl hapse mahkum edildi. Taliban'ı desteklemekten yargılanan Lindh'in davasında Bölge yargıcı T.S. Ellis, kararı okurken, "Taliban'a katılmakla kötü bir seçim yaptın" dedi. Kararın açıklanmasından önce gözyaşlarına boğulan Lindh,mahkemeye terörizmi kınadığı ve Talibana katılmaktan pişman olduğunu söyledi. Temmuz ayında hükümet savcılarıyla anlaşmaya varan Lindh olası bir ömür boyu hapis cezasından kurtulmuş ve hakkındaki terörizm suçlamaları düşmüştü.

New York Times gazetesi, ABD yönetiminin demokrasi konusundaki 'ikiyüzlülüğünü' irdelerken, buna en iyi örnek olarak Türkiye'yi gösterdi. Gazete, "ABD, Türkiye'nin en etkili müttefiki ve kolayca ülkenin siyasi dengesinin sivil yönetimin lehinde değişmesine yardımcı olabilirdi, ancak bunu yapmaya yanaşmıyor" diye yazdı. Bush yönetiminin Irak'ta demokratik bir hükümetin İslam dünyası için bir siyasi reform modelini oluşturabileceğini söylemekten hoşlandığı kaydedilen yazıda, "Bu kuşkusuz doğrudur ve arzu edilir bir hedeftir. Maalesef, ABD kısmen o hedefe ulaşmak için Irak'ta bir savaşa hazırlanırken bölgenin geri kalan kısmının hemen hemen her yerinde var olan antidemokratik uygulamalar konusunda pek bir şey yapmıyor" denildi. Washington'un demokrasi programının sadece on yıllardır diktatörlüklerle yönetilen Irak'la sınırlı kalması gerektiği vurgulanan yorumda, "Türkiye, Pakistan, Fas, Kuveyt, Bahreyn ve Mısır gibi diğer Müslüman ülkeler demokrasi için verimli bir zemin oluşturuyor. Bu ülkelerde zaten demokratik kültür ve politikanın bazı önemli unsurları yerleşmiş durumda" ifadesini kullandı.

Başkent Washington'da kabus bitmiyor. Kentin lüks Montgomery semtinde 13 yaşında bir çocuk vuruldu. Göğsünden ve karnından yaralanan çocuğun durumu ağır. Saldırının Çarşamba günü faaliyete geçen keskin nişancı/nişancıların işi olduğu sanılıyor. Montgomery'de çarşambayı perşembeye bağlayan gece 15 saatte beş kişi tek kurşunla öldürüldü. Aynı gün Washington DC'de altıncı kişi vuruldu, ertesi gün Virginia'da bir kadın yaralandı.

Chicago'da nisan ayında gözaltına alınan İslami Uluslar arası Hayır Vakfı Başkanı Enaam Arnaut, kuruluşa yapılan bağışları El Kaide örgütüne aktarmakla suçlandı. Yargılandığı mahkemeye sunulan iddianamede, Arnaut'un 10 yıla yakın süredir, Müslümanlar ve gayri müslimler ile şirketlerin vakfa yaptıkları bağışları El Kaide örgütüyle Çeçen milislere ve Bosna'daki bazı guruplara gönderdiği iddiası yer aldı.

Gallerli yazar Gordon Thomas, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in, CIA'in gizli deneyleri nedeniyle işlenen bir cinayetin üzerini örttüklerini öne sürdü. Son kitabı "Mindfield'da CIA'in Amerikan vatandaşları üzerinde yaptığı yasa dışı düşünce kontrolü ve mikrobik savaş deneylerini anlatan Thomas, bilim adamı Frank Olson'un ölümüyle ilgili dosyanın Cheney ve Rumsfeld'in gayretleriyle sümenaltı edildiğini belirtti.

İsrail gizli servisi MOSSAD'ın eski başbakanı Epraim Halevy, Irak konusuyla ilgilenmek üzere ABD Özel Koordinatörü olarak atandı. İsrail devlet radyosunun haberinde, Eylül ayında ulusal güvenlik konseyi başkanı olarak atanan Halevy'nin yarın ABD Başkanı George Bush ile görüşmek üzere Washington'a gidecek olan İsrail Başbakanı Ariel Şaron'a eşlik edeceği belirtildi.

Başkent ve çevresinde korku yaratan Serial sniper (seri nişancı) 2 günlük aradan sonra 9. cinayetini Washington yakınlarındaki Fairfax bölgesinde işledi.

ABD dış politikasına yön veren bir dönemin etkili isimlerinden Henry Kissinger ve Zbigniew Brzezinski, Kuzey Kore'nin Irak'tan daha büyük tehdit oluşturduğunu belirtti. Brzezinski ve Kissinger, CNN'de katıldıkları programda, Kuzey Kore'nin yüzlerce füze ve atom bombasına sahip olduğunu vurguladı. Eski Başkan Jimmy Carter döneminin ulusal güvenlik danışmanı Brzezinski, Kuzey Kore yönetiminin gizli nükleer silahlanma programını sürdürdüğünü kabul etmiş olmasının, Irak sorunu gibi ciddiye alınması ve gerekirse kuvvet kullanılması gerektiğini söyledi. Eski dışişleri bakanlarından Henry Kissinger da aynı programda "Irak'tan daha büyük tehlike" olarak nitelendirdiği Kuzey Kore'ye karşı kuvvet kullanımı fikrini reddetmedi. Bush yönetiminin, kitle imha silahlarına sahip olduğu ispatlanmayan Irak'a saldırmak için hazırlandığı bir dönemde Kuzey Kore'nin nükleer program üzerinde çalıştığını açıklamasının ABD'yi dünya kamuoyu önünde daha da zor bir durumda bırakacağı belirtiliyor. Amerika'yı dizginleyecek en önemli sebep olarak ise Kuzey Kore'nin Irak benzeri çok stratejik bir önemi bulunan petrol gibi bir kaynağa sahip olmaması gösteriliyor. Irak hala, Suudi Arabistan'dan sonra dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi durumunda. Bu arada bir açıklama yapan Bush, gizli nükleer programı açığa çıkan K.Kore ile Irak'ın durumunu karşılaştırmayı reddederek, "Irak konusu tektir" dedi. Bush, K. Kore'nin gizli programının ortaya çıkmasının ardından bu ülkenin barışçı yollarla silahsızlandırılabileceğini; bu konuda Asya'daki müttefikleriyle birlikte çalışabileceklerini söyledi.

El Kaide terör örgütü militanı olmakla suçlanarak Küba'daki Guantanamo Üssü'nde hücrelere konan Afgan tutuklular arasında çok yaşlı köylülerin de bulunduğu ortaya çıktı. ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, masum oldukları görülen 1 Pakistanlı ve 3 Afgan tutuklunun serbest bırakılması emrini verdi. Serbest bırakılarak Kabil'e dönen Afgan "militanlardan" 105 yaşındaki Muhammed Sadık, gazetecilere Küba maceralarını anlattı. Kollarındaki tutuklu bandı hala duran köylüler, Amerikalıların kendilerine iyi davrandığını, ibadetlerine izin verdiğini bildirdiler.

Tutuklulara yapılan işkence ve kötü muameleyle ünlü Amerikan üssü Guantanamo'ya 30 tutsak daha getirildi. Pentagon sözcülerinden Barbara Burfeind, Guantanamo'ya yeni tutuklular getirildiğini belirterek, son gelenlerle birlikte tutuklu sayısının 625'e yaklaştığını söyledi.

Miami kıyılarında bir yük gemisinden atlayan 200 kadar Haitili mülteci karaya çıkarak sığınma girişiminde bulundu. Sahilde karaya çıkan mültecilerin bazıları bölgedeki bir otoyola dağıldı. Polis otoyola dağılan mültecileri tutuklamak için yolu kapattı. Otoyolda kalan mültecilerin büyük çoğunluğu polis tarafından tutuklanırken, bir yandan da denizde kalanlar kurtarılmaya çalışıldı. ABD'ye ulaşan Kübalılar karaya çıkar çıkmaz sığınma hakkı alırken, Haitililer ülkelerine geri yollanıyor.

AFGANİSTAN: Özbek general Raşid Dostum'a bağlı güçlerin Afganistan'ın kuzeyinde yüzlerce Peştunu köylerinden sürdüğü açıklandı. Yerel yardım görevlilerine göre, Dostum'un komutanlarından Ahmed Han, 4 köydeki 180 aileyi Pir Nakşi bölgesindeki köylerinden attı. Köylü kadınlarından bazıları, Ahmed Han'ın adamlarının kendilerine tecavüz ettiklerini ve evlerinin yağmalandığını söylediler.

Host bölgesindeki Amerikan birliklerini hedef alan iki roket saldırısında, 5 Amerikan askerinin öldüğü ve çok sayıda askerin yaralandığı bildirildi.

Kuzey ve doğuda, rakip komutanlara bağlı güçler arasında çıkan çatışmalarda 6 kişi öldü.

Savunma Bakanlığı'na bağlı güvenlik birimleri ile İçişleri Bakanlığı'na bağlı kuvvetler arasında çatışma çıktığı ve 1 askerin öldüğü bildirildi.

Batıda, içinde bulundukları araç anti tank mayınına çarpan bir ailenin 5 üyesi öldü, 7'si yaralandı.

Doğuda hafta sonunda 3 Amerikan üssü roketli saldırıya uğrarken, Kuveyt'te ABD askerlerine ateş açıldı.

ALMANYA: Hessen eyaletinin Sclüchtern kentindeki bir mağazada başörtüsüyle çalışmak istediği için işten çıkarılan Fadime Coral (32), mahkeme kararıyla yeniden işine dönebilecek. Erfurt kentindeki Federal İş Mahkemesi, aldığı kararda, Coral'ın dini inançlardan dolayı başörtüsü takmasının işten çıkartılması için sebep olmayacağına karar verdi.

AVUSTRALYA: ABD'nin Irak'a yönelik olası bir saldırısını protesto etmek amacıyla, ABD ve Avustralya'nın ortak istihbarat üssü önünde toplanan göstericilerden 9'u gözaltına alındı.

Batı Avustralya eyaletindeki Port Hedland Mülteci Gözaltı merkezinde tutulan mülteciler kendileri aleyhinde basında çıkan haberleri yalanlayarak, mülteci merkezlerindeki insanlık dışı uygulamalara dikkat çekti.

Bir Müslüman okulu ve cami ile bir Müslüman toplum liderinin evine saldırılar düzenlendi. Polis, başkent Sydney'deki Kral Abdülaziz İslami Okulu ve bitişiğindeki cami ile bir Müslüman liderin evinin pencere ve duvarlarına zarar verildiğini açıkladı. Saldırganların 20 kişi olduğunu açıklayan Avustralya İslami Konseyler Federasyonu, saldırıların, Bali'deki patlamalarda ölen Avustralyalıların öcünü almaya yönelik olduğunu söyledi. Federasyon sözcüsü "Sydney'deki saldırılar din nefretinin sonucu. Dünyada Müslümanların sorumlu tutulduğu olaylardan sonra güçlenen inancımıza karşı tepki" dedi.

Melbourne kentindeki bir camiye, molotofkokteylili saldırı düzenlendiği bildirildi.

Endonezya'nın turistik Bali Adasında 12 Ekim'de düzenlenen, 90'ı Avustralyalı, yaklaşık 180 kişinin öldüğü bombalı saldırının ardından, Avustralya'nın Sydney kentinde Müslümanlara yönelik saldırılar sürüyor. Polisin açıklamasına göre, Sydney kentinde 12 Ekim'den bu yana Müslümanlara ve camilere yönelik 40'ı aşkın sözlü ve fiziksel saldırı ile tahrip eylemi saptandı. Sydney'de kayıtlara geçen Müslümanlara yönelik saldırıların "buzdağının sadece görünen yüzü" olduğunu belirten polis, birçok saldırının da bildirilmediğinin tahmin edildiğini kaydetti.

AZERBEYCAN: Dışişleri Bakanı Vilayet Guliyev'in kardeşi Famil Memmedov, Beylegan bölgesinde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Memmedov'un, işletmesini üstlendiği benzin istasyonunda saldırıya uğradığı ve saldırıda öldüğü bildirildi. Cinayetin soygun amacıyla işlenmiş olabileceği sanılıyor.

BATI AFRİKA: Fildişi Sahili'nde isyancı askerlerle hükümet arasındaki ateşkes görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından silah seslerinin işitilmeye başladığı bildirildi. Boua ke'deki görgü tanıklarından biri, şehrin doğusundan gelen en az beş patlama sesi duyduğunu belirtti.

BİRMANYA: İnsan Hakları İzleme Örgütü, Birmanya'nın dünyanın en büyük çocuk ordusuna sahip olduğunu açıkladı. Örgüt sözcüsü, ülkedeki 350 bin askerden yaklaşık 70 bininin 18 yaşından küçük olduğunu, çocuk askerlerin Çoğunun şiddet ve tehditlerle silah altına alındığını kaydetti.

BOSNA HERSEK: Mafya çetelerinin Balkan ülkelerindeki faaliyetlerini araştıran BM Kalkınma Programı (UNDP), Bosna'dan yılda 10 bin kadının Avrupa'ya kaçırılarak fuhşa zorlandığını açıkladı. UNDP'nin 2001 raporunda, mafya şebekelerinin Bulgaristan, Sırbistan, Romanya ve Bosna gibi ülkelerde işsizlik ve kötü yaşam koşulları nedeniyle ağlarına düşürdüğü kadınları, bir süre Bosna'da bar ve randevuevlerinde çalıştırdıktan sonra diğer Avrupa ülkelerine kaçırıldığı kaydedildi. Raporda, sadece Bosna'da 260 randevuevi bulunduğu belirtildi.

Bosna-Hersek'in orta kesimlerinde bir diskoya el bombası atılması sonucu 45 kişi yaralandı. Oslobodjenje gazetesi, saldırının önceki gün başkent Saraybosna'nın 35 kilometre kuzeybatısındaki Kakanj kasabasında meydana geldiğini yazdı. Haberde, el bombasının, diskodan çıkartılan 22 yaşındaki bir kişi tarafından atıldığı, gencin saldırıdan hemen sonra yakalandığı bildirildi.

Başkent Saraybosna'da, savaş suçu işlemek suçundan aranan bir Bosnalı Sırp'ın tutuklandığı bildirildi.

1992-1995 yılları arasında iç savaşta katledilen Boşnaklara ait Kameniça yakınlarında 7. toplu mezar ortaya çıkarıldı. Bosna Kayıplar Komisyonu'ndan Murat Hurtiç, Saraybosna'ya 70 kilometre uzaklıktaki Kameniça yakınındaki toplu mezarın, bu hafta başında bulunduğu ve içinde tahminen 100 ceset olduğunu söyledi. Uzmanlar mezardaki yüz kişinin 1995'teki Srebrenitsa katliamında öldürülen Bosnalı Müslümanlar olduğunu bildirdi. Hurtiç, çıkarılan cesetlerde, öldürülenlerin ellerinin bağlı olduğunu, bununda önce tutuklanıp sonra infaz edildiklerini gösterdiğini söyledi. Yeni ortaya çıkarılan toplu mezarın bu bölgede savaşın sona ermesinden bu yana bulunan yedinci, bu yıl içinde bulunan üçüncü toplu mezar olduğu belirtiliyor.

BULGARİSTAN: Başkent Sofya'da, İçişleri Bakanlığı'nın yakınında bulunan okulun önünde bir arabanın altına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 1 kişi öldü.

CEZAYİR: Polis, Ayn Defla bölgesinde bir mezraya baskın düzenleyen silahlı kişilerin 13 köylüyü katlettiklerini bildirdi.

Batna bölgesindeki Şemra yakınlarında 2 polis, şeriatçı milisler tarfından öldürüldü.

21 kişinin öldürüldüğü bildirildi. Resmi haber ajansı, Şlef bölgesinde bir obayı basan silahlı kişilerin, birbirlerinin akrabası 21 kişiyi silah ya da baltayla katlettiklerini kaydetti. Ajans, öldürülenler arasında üç aylık bir bebekle 65 yaşında bir kadının da bulunduğunu belirtti.

Başkentin 170 kilometre batısına düşen Çlef iline bağlı Bukaat Sidi Buaissa köyünde 8 kişi öldürüldü.

ÇEÇENİSTAN: Rus askerleri ile Çeçen direnişçileri arasında meydana gelen çatışmalarda 12 Rus askeri öldü.

Başkent Grozni'deki bir polis merkezinde meydana gelen patlamada ölenlerin sayısının 22'ye yükseldiği bildirildi.

Başkent Caharkale'deki polis merkezinde meydana gelen patlamada ölenlerin sayısı 23'e yükseldi.

Başkent Grozni'deki polis merkezinde meydana gelen patlamada 25 kişi öldü, 12 kişi ağır yaralandı.

Rus sınır muhafızlarına ait bir helikopterin, Çeçen mücahitler tarafından ülkenin Pasifik kıyısındaki Kamçatka yarımadasına düşürülmesi sonucu bir kişi öldü.

ÇİN: Chongqing şehrinde 22 kişi idam edildi. Chongqing Şehri 1 No'lu Orta Halk Mahkemesi, kasten adam öldürme, soygun ve adam kaçırma suçlarından 2'si bayan, 22 kişiyi ölüm cezasına çarptırdı. En yaşlı 54, en genci 19 yaşında olan suçluların cezaları hemen infaz edildi. İdam edilen 19 yaşındaki Ye Changrong'un parasını çalmak istediği kişiyi sokakta 32 yerinden bıçaklayarak öldürdüğü bildiriliyor.

DANİMARKA : Başkent Kopenhag'da düzenlenen Dünya Çeçen Kongresi'ne katılan Çeçenistan Devlet Başkanı Aslan Mashadov'un yardımcısı Ahmed Zakayev, Rusya'nın isteği üzerine kaldığı otelde tutuklandı. Kopenhag Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler tarafından tutuklanan Zakayev'le ilgili olarak, çıkarıldığı nöbetçi mahkemede 13 gün gözaltında bulunması kararı alındı. Rusya, Zakayev'in 1996-99 yılları arasında çeşitli terör olaylarına karıştığını ve en son Moskova'da gerçekleşen basının planlayıcısı olduğunu iddia ediyor. Söz konusu iddiaların ispatlanması ve Moskova'nın idam etmeyeceği garantisi verilmesi halinde Zakayev'in iade edilebileceği belirtiliyor. Rusya ile Danimarka arasında suçluların iade edilmesine yönelik bir anlaşma bulunmamamsı iadeye engel bir nokta olarak zikrediliyor. Kopenhag'da gerçekleşen Çeçen Kongresi'ne sert tepki gösteren ve iptal edilmesini talep eden Rusya, Danimarka'nın kongreyi iptal etmemesi üzerine bu ülkeye sert bir ültimatom vermişti. Rusya, Kopenhag'daki kongreye teröristlerin katılacağını iddia etmişti, Danimarka ise bu konuda delil istemişti. Danimarka yetkililerinden edinilen bilgiye göre, Rus yetkililer, 25 Ekim Cuma günü Zakayev'in terör olaylarına karıştığına dair bilgileri Danimarka makamlarına iletti. Kopenhag polisi, bunların Zakayev'i tutuklamak için yeterli olmadığına karar verip, daha detaylı bilgi istedi. Salı günü gelen yeni bilgiler doğrultusunda Kopenhag polisi gece saat 02.17'de Zakayev'i kaldığı otelde gözaltına aldı.

ENDONEZYA: Bali Adası'nın 2 turistik bölgesinde patlama meydana geldi. Patlamalarda, çoğu yabancı 28 kişi hayatını kaybederken 120 kişi de yaralandı.

Turistik Bali adasında önceki gece düzenlenen bombalı saldırıda, son verilere göre 187 kişinin öldüğü, 132 kişinin yaralandığı bildirildi.

Bali'deki patlamalar sonucu ölenlerin sayısının 200'e yükseldiği bildirildi.

Bali Adası'nda meydana gelen bombalı saldırılarla ilgisi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan ve polis sorgusuna girmeden önce hastaneye kaldırılan Müslüman alim Ebubekir Beşir tutuklandı. Tüğgeneral Aryanto Sutadi, Ebubekir Beşir'in, hastaneye kaldırılmasının ardından tutuklandığını açıkladı. Sutadi, Ebubekir Beşir'in hastanede polis kontrolü altında olduğunu ve sağlık problemlerinin giderilmesinden sonra polis sorgusuna başlanacağını bildirdi. Yetkililer, Ebubekir Beşir'in, El Kaide örgütü ile bağlantısı olduğu şüphesiyle ve Güney Asya'da faaliyet gösteren bir örgütün dini lideri olduğu iddiasıyla gözaltına alındığını açıkladı. Ebubekir Beşir'in tutuklanmasının ardından yüzlerce kişi, tedavi gördüğü hastane önünde protesto eyleminde bulundu. Beşir'in, sağlık sorunları nedeniyle yattığı Solo kentindeki Muhammadiyah Hastanesi sözcüsü, tutuklanma olayının gerçekleşmesinden hemen sonra yüzlerce kişi hastahane yolunun giriş ve çıkışını kapattığı ve protesto eylemleri yaptığını açıkladı. Endonezya'nın Bali Adası'nda meydana gelen ve 2 barı yerle bir eden bombalı saldırıda 186 kişinin hayatını kaybettiği resmen açıklandı.

Bandung kentinde bir alışveriş merkezinde patlama meydana geldi, olayda 2 kişi hafif yaralandı.

ERMENİSTAN: Ermenistan Parlementosu'na üç yıl önce düzenlenen saldırıyı araştıran aynı zamanda Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü muhabiri olan Mark Grigorian'a 22 Ekim gecesi başkent Erivan'da el bombalı saldırı düzenlendi. Ağır yaralanan gazetecinin hayati tehlikesi bulunmuyor. RSF Genel Sekreteri Robert Menard, Ermenistan İçişleri Bakanı Hayk Haroutiounian'a gönderdiği mektupta saldırıyı kınadı.

FİLANDYA: Başkent Helsinki yakınlarında bir alışveriş merkezinde meydana gelen patlamada 7 kişi öldü, 80 kişi de yaralandı.

FİLDİŞİ SAHİLİ: Başkent Daloa'da, hükümet askerlerinin Müslümanların sahibi olduğu mağazaları yağmaladığı bildirildi.

FİLİPİNLER: Güneydeki Zamboanga kentinde, bir barın dışında meydana gelen patlamada, biri Amerikalı 2 kişinin öldüğü, yaralı sayısının ise 16 olduğu bildirildi.

Meydana gelen bir saldırı ile ilgili olarak Ürdün vatandaşı bir Filistinli tutuklandı.

Güneyde, Kuzey Cotabato eyaletinde bir otobüs durağında el bombası patladı. Patlamada 8 kişi öldü, 19 kişi yaralandı.

Ggüneydeki Kidawapan kentinde bir otobüs terminalinde meydana gelen patlamada 8 kişi ölürken 19 kişi de yaralandı.

Askerlerle Ebu Seyyaf üyeleri arasında çıkan çatışmada ilk belirlemelere göre 7 kişi öldü, 25 kişi de yaralandı.

Radikal dinci Ebu Seyyaf örgütü üyeleri, Jolo Adasında devriye gezen askerlere saldırı düzenlendi. Çıkan çatışmada 11 asker öldü, 26 asker de yaralandı.

Zamboanga kent merkezinde meydana gelen bombalı saldırılarda ölü sayısının 7'ye, yaralı sayısının da 149'a yükseldiği bildirildi.

Başkent Manila'nın banliyölerinden Novaliches'te bir otobüsün arkasında patlayan bomba üç kişinin ölümü, 202sinin yaralanmasına yol açtı.

Başkent Manila'nın kenar mahallelerinden birinde, bir otobüste meydana gelen patlamada ilk belirlemelere göre 3 kişi ölürken, 23 kişi yaralandı.

Güvenlik güçleri muhafazakar gruplara yönelik operasyonlarda en az 4 Müslüman'ı daha öldürdü.

FİLİSTİN: Uluslararası Af Örgütü yayımladığı raporunda hem İsrail askerleri hem de Filistinli militanların çocukları hedef alabildiğini vurgulayarak gerekli korumanın sağlanabilmesi için bölgeye uluslar arası gözlemci gücü gönderilmesini önerdi. Gözlemci fikrine şiddetle karşı çıkan İsrail'in askerleri ise 13 yaşındaki Filistinli bir çocuğu öldürüp, 10'unu da yaraladı.

İsrail ordusu, Batı Şeria'da 14 yaşındaki bir Filistinli çocuğu öldürdü.

İsrail Ordusu, Batı Şeriada 14 yaşındaki bir Filistinli çocuğu öldürdü. Nablus halkına yalardır sokağa çıkma yasağı dayatan askerlerin, kendilerine taş atan onlarca Filistinli çocuk ve gence ateş açtığı kaydedildi. Ateşte, El Ayn mülteci kampından Emir Haşim adındaki çocuk yaşamını yitirdi. Askerler Batı Şeria'da 15 yaşındaki bir Filistinliyi öldürdüler.

Tanklarla Filistin'in Han Yunus kentine saldıran İsrail ordusu büyük bir katliama imza attı. Helikopterler kalabalığa füze saldırısı yaptı. 14 kişi öldü 115 kişi yaralandı. Filistinlilere seslenen Hamas, İsrail'in her yerine saldırı çağrısı yaptı.

İsrail ordusunun Han Yunus'ta onlarca Filistinliyi tutukladığı belirtildi. Filistin polisinin terörle mücadele dairesi şefi de, kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü. Han Yunus kentinde yaralıları kabul eden Filistin hastanesi de İsrail kurşunlarına hedef oldu. Görgü tanıkları, hastanenin "her yönden ateş altında kaldığını" belirterek, hastane duvarları ve pencerelerine ateş edildiğini, ilk belirlemelere göre 8 kişinin yaralandığını kaydetti. Hastanenin de ateş altında kalmasıyla, insanların hedef olmamak için panik halde koşuşturmaya başladığı belirtildi. İsrail ordusu izleme kulesinden, binanın yönetim ve morg kısmına makineli silah ateşi açtı. İsrail ordusu, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin kenti yakınlarında 5 evi yıktı.

Batı Yaka'nın Cenin kentinde saldırı düzenleyen İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu Filistinli 2 lise öğrencisinin yaralandığı bildirildi. İsrail işgal ordusunun, kentte önceki gece düzenlediği saldırıda ayrıca 12 Filistinliyi gözaltına aldığı belirtildi.

Batı Yaka'da İsraillileri taşıyan bir otomobile açılan ateş sonucu 1 İsrailli öldü, 3'ü yaralandı. El Halil'in güneyindeki bir kavşakta silahlı kişiler tarafından bir araca ateş açıldı. Araçtaki İsrail vatandaşlarından 1'inin öldüğü, 3'ünün de yaralandığı kaydedildi.

Gazze Şeridi'de İsrail askerlerinin 12 yaşındaki Filistinli kız çocuğunu vurduğu bildirildi. Filistinli hastane kaynakları,Maysa Zanun adlı kız çocuğunun Refah'taki evinin yakınlarında bulunduğu sırada, ne amaçla ateş açtığı belirtilmeyen İsrail askerlerinin kurşunlarına hedef olduğunu belirtti. 10 ölümle, Eylül 2000'de İntifada hareketinin yeniden başlamasından bu yana ölenlerin sayısı, bin 900'ü Filistinli olmak üzere toplam 2.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah mülteci kampına giren İsrail askerlerinin açtığı ateşe, 2 Filistinli öldü, 10 Filistinli yaralandı.

İsrail askerleri, Gazze Şeridindeki Rafah Yam Yahudi yerleşkesinin yakınına bomba yerleştirmeye çalışan 2 Filistinliyi şehit etti. Öte yandan, İsrail'in Han Yunus'ta Pazartesi günü düzenlediği saldırıda yaralanan 15 yaşındaki bir erkek çocuğunun öldüğü, böylece saldırıda ölenlerin sayısının 17'ye çıktığı belirtildi.

İsrail tankları Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Filistin bölgesine yeniden giriş yaptı. Filistin güvenlik kaynakları tarafından verilen bilgiye göre İsrail tankları Beyt Hanun bölgesine birkaç yüz metre girerek top ve makineli tüfeklerle ateş açtılar. Olayda bazı evler hasar görürken ölen ya da yaralanan olmadı.

Gazze Şeridi'nde 1 Filistinli İsrail askerlerince şehit edildi. Filistinli hastane kaynakları, 21 yaşındaki Arafat Ebu Ruceyla'nın Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus yakınlarında İsrail tankından otomatik silahla ateş açılması üzerine başından vurulduğunu belirtti.

Lübnan'daki en büyük Filistin mülteci kampında bulunan BM yardım binasının önünde patlama meydana geldi. Görgü tanıkları, güneydeki Ayn El Hilve kampında, BM'nin Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu'na (UNRWA) ait binanın önünde dün sabah bir el bombasının patlaması sonucu ölen ya da yaralanan olmadığını, binanı hasar gördüğünü söylediler.

İsrail ordusunun dünkü saldırısında biri çocuk 5 Filistinli öldürüldü, 30 Filistinli yaralandı. İsrail ordusunun Gazze Şeridinde düzenlediği saldırıda, bir evi havaya uçurması sırasında, komşu evde bulunan 4 yaşındaki Filistinli bir çocuk evin enkaz altında kalarak hayatını kaybetti, 25 kişi de yaralandı. İsrail tanklarının Refah kentin düzenledikleri saldırıda da 3 Filistinli öldürüldü 5 kişide yaralandı. Öte yandan, Filistin doktor CemalEbu Heclah'ın 60 yaşındaki eşi de İsrail askerleri tarafından öldürüldü.

Batı Yakadaki Beytüllahim kenti yakınındaki bir telefon kulübesinde meydana gelen patlama sonucu Filistinli bir mücahidin şehit olduğu bildirildi.

Lübnan'da, BM'nin Filistin Mültecilere Yardım Kuruluşunun (UNWRA) en büyük Filistin mülteci kampındaki binasında çalışan bir Filistinli görevlinin evine ses bombası atıldı.

İsrail askerlerinin Batı Şeria'daki Cenin kenti yakınlarında bir otomobile ateş açması sonucu 2 kişinin katledildiği, yaralı Filistinlinin ise askerlerce gözaltına alındığı bildirildi.

8 Filistinliyi şehit eden, 60'dan fazlasını da yaralayan İsrail işgal güçleri, bir sonraki gün Gazze Şeridi'nin kuzeyinde 1 Filistinliyi katletti. İsrailli askeri kaynaklar, silahlı Filistinlinin Dugi Yahudi yerleşim birimi yakınlarında İsrail devriyesine ateş açtığını ve el bombası attığını, bir bombayı harekete geçirdiğini, bunun üzerine İsrail askerlerinin karşılık vererek Filistinliyi öldürdüğünü öne sürdü. Aynı kaynaklar, olay sırsında 2 İsrail askerinin hafif yaralandığını kaydetti. Son ölümle, Eylül 2000'de patlak veren ikinci İntifada hareketinden bu yana ölenlerin sayısı, 2598'e yükseldi.

İsrail tankları, Refah mülteci kampında rastgele ateş açtı. Saldırıda, evlerinde bulunan sekiz Filistinli feci şekilde can verdi. Ölenler arasında iki küçük çocuk ve iki de kadın bulunuyor. İsrail, katliamın "savunma" amaçlı olduğunu açıkladı.

İsrail işgali altındaki Gazze Şeridi'nde, iki Filistinli İsrail askerlerince öldürüldü. Ordu sözcüsü, Kfar Darom yerleşkesi yakınlarında devriye gezen askeri birliğe silahlı Filistinlilerin ateş açtığını, çıkan çatışmada 2 Filistinlinin öldüğünü söyledi.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Rafah bölgesinde, İsrail askerlerinin, bir Filistinliyi daha şehit ettiği bildirildi.

Batı Yaka'nın Cenin kentinde de 13 yaşındaki Filistinli bir çocuk, İsrail askerleri tarafından açılan ateşte şehit edildi.

FRANSA: Korsika Adası'nda 15 yerde bombalı saldırı düzenlendi. Patlamalar sırasında maddi hasar meydana gelirken, can kaybı olmadı.

11 Eylül sonrasında Batılı bazı yazarların İslam'a yönelik saldırgan açıklamaları, "dine saldırı fikir özgürlüğü mü" tartışmalarına neden oldu. Paris'te bir mahkeme "İslamiyet dünyanın en aptal dinidir" diye açıklama yapan Fransız yazar Michel Houellebecq'i beraat ettirdi. Houellebecq (45) geçen yıl Fransız edebiyat dergisi "Lire"e verdiği röportajda İslam'ı hedef alan açıklamalr yaptı. Houellebecq, tüm tek tanrılı dinlerin kutsal kitaplarını "nefret metinleri" olarak tanımladı. Houellebecq, "en aptal din, her halükarda İslam'dır. Kuran'ı okuduğunuzda kafanız allak bullak oluyor. Kitabı Mukaddes en azından daha güzel yazılmış, çünkü Yahudiler'in edebi yeteneği var" dedi. Fransa İnsan Hakları Ligi, merkezi Mekke'de olan Dünya İslam Birliği ile Paris ve Lyon camileri, Houellebecq'ten ırkçılık yaptığı gerekçesiyle davacı oldu. Geçen ay savunmasını yapan Michel Houellebecq ise bir dini eleştirmenin, o dine mensup kişilere saldırı anlamına gelmeyeceğini iddia etti. Mahkeme de Houellebecq'un sözlerinde Müslümanları hedef alan kurnaz bir ifade olmadığına karar vererek yazarı beraat ettirdi. Davacıların kararı temyize götürmesi bekleniyor. Houellebecq, "Plateforme" isimli son kitabında da Filistinli bir teröristin öldürülmesiyle ilgili her tanımlamanın kendini "heyecandan titrettiğini" söylüyordu. ABD'de yaşayan İtalyan kadın gazeteci Oriana Fallaci de "The Rage and The Pride" (Öfke ve Onur) isimli kitabında Müslümanlara sert bir eleştiri yöneltmişti. Fallacı, "ılımlı İslam" ile "radikal İslam" arasındaki tek farkın sakalın uzunluğu olduğunu iddia etmişti. Haklar Arasında Dostluk ve Irkçılığa Karşı Hareket isimli Müslüman insan hakları grubu İtalya'da 1 milyon adet satan kitabın yasaklanması için Fransa'da dava açmıştı.

GÜNEY AFRİKA: Soweto kentinde 10'a yakın patlama olduğu ve 1 kişinin öldüğü, 1 kişinin ağır yaralandığı bildirildi.

HİNDİSTAN: Amerikan CBS televizyonu için çekilen "60 Dakika" programında Hz. Muhammed'e "terörist" suçlamasında bulunan ABD Başkanı George Bush'un danışmanlarından rahip Jerry Falwell'in açıklamaları, Hindistan'ın batısındaki Solapur'da Müslümanlarla Hinduların çatışmasına neden oldu. Polis, 8 Müslüman'ın öldüğü, 90 kişinin yaralandığı olayların, önceki gün gece Solapur'da Falwell'in açıklamalarını protesto etmek isteyen Müslüman derneklerin çağrısı üzerine çok sayıda kişinin toplanmasıyla patlak verdiğini, göstericilerin Hindu gruplarla çatışmaya başlaması üzerine polisin ateş açtığını açıkladı. Ölenlerden 4'ünün polisin açtığı ateşte vurulduğu, güvenlik güçlerinin kalabalığı dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandığı belirtiliyor.

Doğuda, bir evde yapılan bombanın patlaması sonucu bir ila 6 yaşlarında 4'ü çocuk 14 kişi öldü.

IRAK: Irak, Amerikan ve İngiliz uçaklarının Bağdat'ın güneyine düzenlediği bombardımanda 5 kişinin öldüğünü açıkladı.

Amerikan ve İngiliz savaş uçaklarının, Irak'ın başkenti Bağdat'ın 160 kilometre güneydoğusundaki füze bataryalarını vurduğunu bildirdi. Florida'nın Tampa kentindeki ABD Merkez Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada, uçuşa yasak bölgeyi gözlemleyen Amerikan uçaklarının karadan havaya füze bataryalarını vurdukları belirtildi. Öte yandan, Iraklı hava savunma sözcüsü, ülkenin güneyine saldırı düzenleyen Amerikan ve İngiliz savaş uçaklarının, sivil yerleşim yerlerini de hedef aldıklarını söyledi.

Katar'da sessiz bir darbe yapan Amerikan askerleri, ABD askeri varlığına karşı çıkan asker ve siyasileri tutukluyor. Doha'da gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Denetim ABD askerlerinin elinde.

Türkiye'den havalanan Amerikan ve İngiliz uçakları, ülkenin kuzeyindeki sivil yerleşim bölgelerini bombaladı. Bombardımanlardan ölen ya da yaralanan olmadığı açıklandı. Iraklı askeri sözcünün açıklamasında, "Düşman uçakları, Bağdat'ın 400 kilometre kuzeyindeki Niniv'de sivil yerleşim bölgelerini bombaladıktan sonra Irak hava savunma sisteminin ateş açmasının ardından üslerine döndü" denildi.

İNGİLTERE: Nottingham kentinde meydana gelen patlamada 1 kişi öldü. West Bridford bölgesinde bulunan ve yaşlıların oturduğu bir sitede meydana gelen patlamada 2 kişinin de ağır yaralandığı belirtildi.

İçişleri Bakanı David Blunkett, ülkesinin ekonomik mülteciler için çekici olmaktan çıkarılması için yeni sert önlemler alacaklarını açıkladı. The Times için yazdığı makalede ülkeye kaçak yollarla girdikten sonra iltica başvurusu yapan kişilere devlet yardımı yapmayacaklarını kaydetti. Blunkett, AB'ye üyelik görüşmelerine başlamak üzere tarih verilmesi beklenen 10 ülkenin vatandaşlarına kesinlikle iltica hakkı tanınmayacağını ilan etti.

Yaşlı bir kadın, sabah erken saatlerde polisin evine düzenlediği baskında korkudan hayatını kaybetti.

İngiliz hükümeti, hiçbir gerekçe göstermeden İslam Cemaati adlı grubun yasaklandığını açıklayarak, malvarlıklarını dondurdu. İngiltere Maliye Bakanı Gordon Brown ile İçişleri Bakanı David Blunkett, tam bir haçlı zihniyeti ile düzenledikleri ortak basın toplantısında, Asya'da faaliyet gösteren İslam Cemaati grubunun yasaklandığını belirttiler. Blunkett, "İslam Cemaati'nin yasaklanmasıyla ilgili kararnameyi imzaladım, konu gelecek hafta Avam Kamarası'nda ele alınacak" dedi.

Yüksek mahkeme, Kosova'dan kaçarak iltica eden bir ailenin açtığı davada, mültecilerin yaşayacakları yeri kendilerinin seçemeyeceklerine karar verdi. Kosovalı ailenin, yaşayacağı yer ve özellikle oturacağı evle ilgili isteklerini gözardı eden İçişleri Bakanlığı'nın en temel insan haklarını çiğnediğine ilişkin suçlamaları haksız bulan mahkeme, "ortada insan hakkı ihlali bulunmadığına" hükmetti.

İngiltere Tıp Derneği (BMA) yayınladığı bir raporda İngiltere'ye gelen mültecilere yeterli tıbbi müdahalenin yapılmadığını ve birçoğunun ülkede yaşamaya başlamalarının ardından hastalıklarının ilerlediğini ortaya koydu. BMA raporunda, verem hastası mülteciler için yeterli miktarda rutin kontrollerin yapılmadığını belirterek ayrıca işkence ve benzer kötü müdahaleden doğan psikolojik sorunların çözümü konusunda da herhangi bir tedavi imkanının sunulmasının sözkonusu olmadığını ifade etti. Tedavi imkanlarının yanı sıra mültecilerin yeterli tercüme hizmetinden de yoksun bırakılmasının bu konuda etkili olduğunu belirten BMA hükümetin bu konuda hızla adım atması ve fonlar ayırması gereği üzerinde duruldu. BMA'nın Bilim ve Etik Masası şefi Dr Vivienne Nathanson yaptığı açıklamada mültecilerin birçoğunun ayrımcılığa, bazılarının da muhtemelen işkence ve tecavüze maruz kaldığı, bunun üzerine bir de tıbbi hizmetlerdeki geri bırakmanın eklenmesi ile mülteciler için yaşamın çekilmez hale geldiğini ifade etti. Nathanson, İngiliz hükümetinden taleplerini şöyle sıraladı: Mültecilere yeterli tıbbi destek almaları için ek kaynak verilmeli; Mültecilerin çocukları bulundukları bölgede eğitim kurumlarına alınmalı ve mülteciler, toplama kampında tutulmamalı; İngiltere'ye giren mültecilerin hastalıklarını araştırmak için daha fazla kişi görevlendirilmeli; Tüm mültecilere fiziksel ve psikolojik tedavi uygulanmalı.

Yüksek Mahkeme, Kosova'dan kaçarak iltica eden bir ailenin açtığı davada, mültecilerin yaşayacakları yeri kendilerinin seçemeyeceklerine karar verdi. Kosovalı ailenin, yaşayacağı yer ve özellikle oturacağı evle ilgili isteklerini gözardı eden İçişleri Bakanlığı'nın en temel insan haklarını çiğnediğine ilişkin iddialarını haksız bulan mahkeme, ortada insan hakkı ihlali bulunmadığına hükmetti. Çok sayıda mülteci ailenin durumunu ilgilendiren bu davayı karara bağlayan yargıç, 1999 yılında düzenlenen Göç ve İltica Yasası'nın hükümlerinin, İçişleri Bakanlığı'na, mültecinin tercihlerini görmezden gelme ve gerçek duruma uygun bir karar verme hakkını tanıdığını belirtti. Verilen kararın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu yolundaki iddiaları sadece bu kişilere yaşayacak yer sağlamakla yükümlü olduğunu bildirdi.

İRAN: Kürdistan Demokrat Partisi-İran (PDK-İ) Polit Bürosu, İran'ın 8 Ekim Salı günü Zerdeşt ve Urmiye kentlerinde idam edildiği 8 kişi arasında, Türkiye'nin bu ülkeye teslim ettiği PDK-İran üyelerinin de bulunduğunu açıkladı. PDK-İ Polit Bürosu tarafından yapılan açıklamada, idam edilenler arasında bulunan Hamza Gaderi, Urmiye Kasımlo Bölgesi'nden Xalid Şowgi (50) ve Zerdeşt bölgesinden Celil Zewai'nin (30) PDK-İ üyesi oldukları belirtildi. Açıklamada 3 siyasi tutuklunun parti üyesi oldukları için idam edildikleri belirtildi. Açıklamada, idam edilen üyelerinin akrabalarının cenaze töreni düzenlemelerinin de şiddete başvurularak engellediği kaydedilirken, Xalid Şowgi'nin PDK-İ'nin eski üyelerinden olduğu, ailesine yapılan baskılardan ötürü üçüncü bir ülkeye geçmek üzere Türkiye'de iltica talebinde bulunduğu belirtildi.Açıklamaya göre, Xalid Şowgi Türkiye'de gözaltına alınarak İran'a teslim edildi. İran cezaevinde işkence gördü ve ardından idam cezasına çarptırıldı. Cezası daha sonra müebbede dönüştürülmesine rağmen idam edildi.

Başkent Tahran'da biri kadın, 4 kişinin idam cezası infaz edildi.Adaletin Sesi gazetesinin dünkü haberine göre, cinayetten suçlu bulunan 4 kişi, başkentteki Kasr hapishanesinde idam edildi. Gazete, bir kişinin de öldürdüğü kişinin ailesinin zaman vermesi üzerine idamın ertelendiğini yazdı. Yargı Erki Başkanı Ayetullah Haşimi Şahrudi'nin idamların insanları adi suç işlemekten caydırdığını savunduğu İran'da, son zamanlarda sık sık idam cezası infazları gündeme geliyor.

İSRAİL: Uluslararası Af Örgütü'nün Ortadoğu'daki şiddete ilişkin raporunda, İsrail askerlerinin gösterilerde taş atan çocuklara aşırı güç uyguladığı, Filistin Yönetimi'nin de çocukları ve diğer sivilleri kasıtlı olarak öldüren silahlı gurupları durdurmadığı belirtildi. Raporda, taraflardan, şiddetin ve çocuklara yönelik cinayetlerin sorumluluklarını cezalandırmaları istendi ve "Çocuklar,bu sorunun yükünü taşımaya devam ediyor. Hem İsrail birlikleri, hem de Filistinli silahlı örgütler, çocukların ve diğer sivilleri hayatları açısından tam bir umursamazlık gösteriyor" denildi. Raporda, "İsrail ordusunun, gösterilerde taş atan çocuklara aşırı güç kullanarak karşılık veren askerleri cezalandırmadığına" dikkat çekildi. Raporda bölgede 2000 Eylül ayında başlayan şiddet olaylarında 250'den fazla Filistinli çocuğun öldüğü, şiddetin başladığı ilk üç ay içinde ölen 80 çocuğunda bu rakama dahil olduğu kaydedildi. Filistinli liderlerinde, çocukları ve diğer sivilleri kasıtlı olarak öldüren silahlı gurupları dizginleyemediği belirtilen raporda, Filistinli intihar bombacılarının saldırılarında da 70'den fazla İsrailli çocuğun öldüğüne dikkat çekildi. İsrail hükümeti ve Filistin Yönetimi'nin, her çocuğun ölümünü araştırmak için hızla hareket etmeleri ve sorumluların adalet önüne çıkarılmasını temin etmeleri istenen raporda, uluslar arası gözlemcilere çağrıda bulunarak, "Bölgedeki varlıklarının İsrailli ve Filistinli çocukların hayatını kurtarabileceği" belirtildi.

İsrail'in "terörizm" suçlamasıyla yargılamaya başladığı El Fetih'in Batı Şeria lideri Mervan Barguti'nin avukatları, duruşma öncesi, dövüldüklerini ve mahkemeden kovulduklarını öne sürerek davadan çekildiler. Avukatlardan Şkeyrat, " İsrail'in bu mahkemeyi, Filistin halkına karşı sürdürdüğü kampanyaya alet etmesine izin veremeyiz" dedi. Bu arada Barguti Filistinlilere, İsrail'in Batı şeria kentlerinde uyguladığı sokağa çıkma yasağına karşı gelmeleri çağrısında bulundu. Barguti, mahkemenin yetkisini tanımadığını tekrarladı.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde gerçekleştirdiği operasyonlarda toplam 16 Filistinli öldü, 100'ün üzerinde kişi de yaralandı. Helikopterlerle desteklenen İsrail tanklarının Gazze Şeridi'nin El-Emel Mahallesi'ne gerçekleştirdiği saldırıda ölenlerin çoğunun çatışmaya katılmayan siviller olduğu kaydedildi.

Tel Aviv kenti bir patlamayla sarsıldı. İntihar saldırısının neden olduğu patlamada ilk belirlemelere göre 5 kişi yaralandı. Bu arada Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde İsrail operasyonunda ise 2 Filistinli öldü.

İsrail tanklarının, Filistin yönetimi altında bulunan Gazze Şeridi'nin Refah kentinde ateş açması sonucu içinde çocuklarında bulunduğu 6 Filistinli öldü, 30 Filistinli de yaralandı.

Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki Yahudi yerleşim biriminde, İsrail askerleri ve polisiyle Yahudi göçmenler arasında çatışma çıktı, 28 kişi hafif yaralandı.

Bir otobüse düzenlenen ve 17 kişinin ölümüne, 40'tan fazlasının da yaralanmasına yol açan saldırı, Ortadoğu'da gerilimi yine zirveye çıkardı. İsrail'in liman kenti Pardes Hannah yakınlarında bir otobüse yanaştırılan jipin infilak ettirilmesiyle düzenlenen saldırıyı İslami Cihad örgütü üstlendi. Yeni bir metotla gerçekleştirilen saldırı sonucu büyük hasar alarak yanan otobüse, polis ve yardım görevlileri bir süre yaklaşmadı. Ölenlerin 15'inin yolcu, diğer 2 kişinin ise infilak ettirilen araçtaki saldırganlar olduğu açıklandı.

İsrail tankları Gazze'nin güneyindeki Refah mülteci kampına düzenledikleri saldırıda 9'u çocuk 23 Filistinliyi yaraladı. 15 tankın sabaha karşı kente girdiği ve bir çok evi yerle bir ettiği bildirildi. 10 kişinin evleri yıkmak için kullanılan patlayıcının etkisiyle, 13 kişinin de İsrail tanklarında atılan 2 havan topu nedeniyle yaralandığı bildirildi. Yaralılardan 9'unun çocuk olduğu, bazılarının durumunun ağır olduğu açıklandı.

Filistin topraklarında savaşmayı reddeden İsrailli yedek askerler, yüksek mahkemeden Batı Şeria ve Gazze'nin 35 yıllık işgalini yasadışı ilan etmesini istedi. Batı Şeria ve Gazze'de görev yapmayı reddettikleri için hapis cezası alan David Zonşein ile 7 arkadaşı, işgal yasadışı olduğu için görevi reddetmelerinin yasal olduğunu bildirdi. Yedek askerler, İsrail işgalinin son 2 yıldır, sivil halkın toplu cezalandırılmasına yönelik bir mekanizma haline geldiğini belirtti. Askerler, Filistin kent ve kasabalarının askeri ablukası, sokağa çıkma yasakları, Filistinli sivillere militanların öldürülmesinin, Cenevre anlaşmalarının yasakladığı savaş suçları olduğunu söyledi. Şu ana kadar 495 asker Filistin'de savaşmayı reddetti.

İsrailli yarbay Geva Saguy, Beytüllahim'de babasının yerini öğrenmek için sorguladığı Filistinli bir çocuğa işkence yapmaktan suçlu bulunarak görevinden azledildi. Saguy, nisan ayında İsrail'in Beytüllahim işgali sırasında gerçekleşen bu sorguda Filistinli çocuğa muamelesinden sonra onun emrinde çalışmak istemeyen subaylarca şikayet edilmişti. Askeri mahkemede yargılanan Saguy, subaya yakışmayan davranış, yetkilerini insan hayatına zarar verecek derecede aşmak suçlarından hüküm giydi. Saguy'un babası arananlar listesinde yer alan küçük çocuğa soyunmasını emrettiği, testislerinin altına yanan kağıt tuttuğu, anüsüne şişe sokmakla ve vurmakla tehdit ettiği belirtiliyor.

Güneyde, Filistinlilerin tutulduğu bir çadır kampta, korumalarla mahkumlar arasında çatışma çıktı. Cep telefonuyla bilgi veren mahkumlar, onlarca kişinin yaralı olabileceğini söylediler. İsrail ordu sözcüsü, çatışmanın, başka bir cezaevine gönderilecek 3 tutuklunun çadırlarını yakara eylem başlatması üzerine çıktığını söyledi. Sözcü, 9 tutuklunun dumandan etkilendiğini, ancak yaralı olmadığını belirtti.

Batı Şeria'da Yahudi yerleşim birimi Ariel'de bir benzin istasyonundaki süper markette meydana gelen patlamada, 4 kişi öldü, 10'u ağır yaklaşık 30 kişi de yaralandı.

İsrail askerleri, Batı Şeria'nın Cenin ve Tulkarim kentinde 15 ve 16 yaşındaki iki Filistinli çocuğu öldürdü. Filistinli güvenlik kaynakları, Cuma'dan bu yana Ceninde saldırı düzenleyen İsrail askerlerinin, 15 yaşındaki Ahmed Ebu Hali'yi, sokağa çıkma yasağının uygulandığı kentte evinden çıkarken başından vurulduğunu söylediler. Aynı kaynaklar, Cenindeki mülteci kampında iki Filistinli çoğunluğun da yaralandığını belirtirken, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kenti ve Batı Şeria'daki Cenin kentinde Filistinlilere ait onlarca evleri yıktığı bildirildi. Aynı kaynaklar, İsrail ordusunun Cenin bölgesinde de Filistinlilere ait evleri dün dinamit ve buldozerlerle yıktığını söyledi. Batı Şeriadaki Tulkarim kentinde de, Filistinli 16 yaşındaki bir çocuğun İsrail askerlerince öldürüldüğü bildirildi. Filistinli güvenlik kaynakları, bir gurup gencin İsrail askerlerine taş attığı sırada, Tulkarim'deki mülteci kampının girişinde İsrail tankından açılan ateşte vurulduğunu kaydetti. Bu arada, İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, 100 Filistinlinin Ceninde tutuklandığı belirtildi.

İsrail askerlerinin Batı Şeria'daki saldırıları devam etti. Cenin kenti yakınlarında ateş açan İsrail askerleri bir Filistinli evinde öldürüldü. Öldürülen 28 yaşındaki Hassım Savafta'nın Hamas üyesi olduğu söylendi.

Batı Şeria'nın kuzeyindeki Hermeş Yahudi yerleşim birimine sızan bir Filistinlinin yaraladığı İsraillilerinden 3'ünün öldüğü bildirildi. İsrail askeri kaynakları, ölenlerin 2'sinin kız çocuğu, 1'inin ise kadın olduğunu belirti. Filistinli saldırgan, operasyon sonucu öldürülmüştü.

İSPANYA: Güneydeki Cadiz kenti kıyısında, Afrikalı göçmenleri taşıyan teknenin batması sonucu 9 kişi boğularak öldü.

Bir kamyonun kapalı kasasında 5 kaçak göçmenin cesedi bulundu.

İTALYA: İtalya'ya 122 göçmen daha ulaştı. Ülkenin güneyindeki Lampedusa Adası kıyılarının açıklarında motorları duran 12 metre uzunluğundaki bir tekne, İtalyan makamlarından yardım istedi. Teknedekilerin Irak, Pakistan, Keşmir ve Filistin'den geldikleri belirtildi.

Başkent Roma'da bir gurup Neonazi, Pazar günü Faslı bir göçmeni zincir ve beyzbol sopasıyla döverek ağır yaraladı.

Güneydeki Lampedusa ve Sicilya Adalarına önceki gün 5 tekneyle gelen toplam 320 göçmen yakalandı.

JAPONYA: Hükümete ve rüşvet skandallarına yönelik eleştirileriyle tanınan muhalefet partisi milletvekili Koki İshii, bıçaklanarak öldürüldü. Polis, Demokrat Parti'den 61 yaşındaki İshii'nin, Tokyo'nun merkezindeki evinin önünde kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından saldırıya uğradığını bildirdi.

KATAR: Ülkesi hesabına casusluk yapmaktan yargılanan Ürdünlü bir gazeteci, idama mahkum oldu. Katar hakkında askeri ve diğer bilgileri Ürdün istihbaratına bildirmekle suçlanan gazeteci Firas Macali'nin avukatı İsa El Manai, mahkeme kararını temyiz edeceklerini söyledi. Kararın Macali ve duruşmada hazır bulunan eski Enformasyon Bakanı babası Nasuh'u şok ettiğini söyleyen El Manai, mahkemenin kararını Macali'den alınan itirafa dayandırdığını, ölümle cezalandırılabilecek suçlarda itirafın yeterli kanıt olamayacağını belirtti. El Manai, temyiz için 15 gün süreleri olduğunu söyledi. Katar yetkilileri, Macali'nin Katar'daki Amerikan askerleriyle ilgili hassas bilgileri Ürdün istihbaratına verdiğini ileri sürmüştü.

KEŞMİR: Hindistan işgalindeki Keşmir'de, ayrı ayrı düzenlenen saldırılarda toplam 10 kişi öldü.

Hindistan güvenlik güçleri, meydana gelen olaylarda 11 ayrılıkçı Müslüman gerillayı öldürürken, gerillalar da 2 Hindistanlı sivili öldürdü.

Hindistan'ın Cammu-Keşmir eyaletinde yerel meclis seçimlerinin 4. ve son turunun yapıldığında, bölgede meydana gelen şiddet olaylarında 2'si asker 3 kişi öldü., 4 kişi yaralandı.

Hint askerlerinin 9 Müslüman milisi öldürdüğü bildirildi.

KOLOMBİYA: Sayıları 3000'i aştığı Kolombiya askeri ve polisi, "yoksul semtlerde kontrolü sağlamak gerekçesiyle" Kolombiya'nın ikinci büyük şehri olan Medelin'de büyük bir operasyon başlattı. Operasyonun başlatıldığı bölgelerde halka sokağa çıkma yasağı uygulandı. Polisin ve askerlerin bölgedeki gerillalara karşı başlattığı çatışmalarda aralarında dört yaşında bir kızın da bulunduğu 25 sivilin hayatını kaybettiği belirtilirken, onlarca kişinin tutuklandığı ifade edildi.

Silahlı Devrimci Güçleri'ne (FARC) bağlı 70 gerillanın öldürüldüğü bildirildi.

KOSOVA: BM yönetimindeki belediye seçimlerinden bir gün sonra, bir kasabanın Arnavut belediye başkanı ve 3 yardımcısına silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda Belediye Başkanı Uke Bitici ölürken, yardımcıları yaralandı. Bitici'nin üyesi olduğu Kosova Demokratik Birliğinden (LDK) yapılan açıklamada, saldırının siyasi nitelikli olduğu belirtildi.

KUDÜS: İsrail polisi, El Aksa Camii çevresinde güvenlik önlemlerini artırırken, camiye 40 yaşın altındakilerin girmesi yasaklandı.

KUVEYT: Faylaka Adasında süren ABD- Kuveyt tatbikatı sırasında, Amerikan askerlerine saldırı düzenlendi. Amerikan Donanmasının Bahreyn'deki 5. Filosu'ndan Teğmen Josh Fery, olayda bir Amerikan askerinin öldüğünü, bir askerin yaralandığı söyledi.

MEKSİKA: Uyuşturucu kaçakçılarıyla ilişkili oldukları gerekçesiyle, 600 askerin 13 gündür gözaltında olduğu ve işkence gördüğü bildirildi.

NEPAL: Hükümet, Maosit gerillalarla yeniden barış masasına oturmak için yaptığı çağrının ardından bugün ordu güçleri ile gerillalar arasında meydana gelen çatışmalarda 9 gerillanın öldürüldüğü bildirildi.

Maocu gerillalarla askerler arasında çıkan çatışmada, 13 gerilla ile bir asker öldü.

NİJERYA: Recm cezası verilen Laval için Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Nazmiye Halvaşi'nin Boğaziçi Köprüsünden geçmesine izin verilmedi.

PAKİSTAN: Güneydeki Karaçi kentinde üç ayrı bombalı saldırı düzenlendi, olaylarda 8 kişi yaralandı.

RUSYA: Rusya'nın uzak doğudaki Magadan bölgesinin valisi Valentin Çvetkov, Moskova'da öldürüldü. Polis kaynakları, valinin kimliği belirlenemeyen kişilerce dün sabah, kentin merkezindeki bir restoranın yakınında vurulduğunu söylediler. Saldırganların susturucu kullandıkları kaydedildi.

Başkent Moskov'nın güneybatı bölgesindeki bir Mc Donald's restoranı yakınlarında meydana gelen patlamada bir kişi öldü, biri ağır 6 kişi de yaralandı.

Çeçenistan'da yıllardır süren Rus mezalimini dünyaya duyurmak ve sona erdirmek amacıyla Çeçen eylemcilerin gerçekleştirdiği tiyatro işgalinde anlaşma sağlanamayınca, Moskova'daki yönetimin yanlışı sonucu baskın kararı alındı. 700'den fazla rehinenin hayatı hiçe sayılarak katliam meydana geldi. Türkiye saatiyle 05.10 sıralarında başlayan operasyonda zehirli gaz kullanıldı. Patlamanın ardından silah sesleri yarım saat kadar sürdü. Görgü tanıkları çok sayıda yaralının sedyelerle binadan çıkarıldığını ve ambulanslarla hastanelere taşındığını kaydettiler. Rus özel timlerinin operasyon sırasında Çeçen eylemcilere karşı zehirli gaz kullandığı belirtildi. Moskova'daki Sklifosovski hastanesine kaldırılan rehinelerin tanımlanamayan bir gazla zehirlendikleri tespit edildi. Doktorlar özel timle tarafından kullanılan gazın zehirli olabileceğini belirtti. Olay yerinde ilk müdahaleyi yapan ilk yardım görevlileri de, kurtarılan rehinelerin yürümekte zorlandıklarını ve otobüslere bindirildikleri sırada bilinçsiz olduklarını belirttiler.

Rus yetkililer, ölenlerin biri hariç tümünün gaz zehirlenmesinden öldüğünü kabul ederken, ölümcül gazın etkilerini açıkladılar. Moskova hastaneleri sağlık dairesi başhekimi Andrey Seltsovski, güvenlik güçlerinin tiyatro binasına saldıkları gazın kalp yetmezliği, dolaşım ve solunum yetmezliğine yol açtığını, bunun da ölümlere neden olduğunu belirtti. Operasyonla kurtarılan rehinelerden biri, tiyatro binasından çıkarılması sırasında "vurularak öldürülen hiç rehine görmediğini" söyledi. Fransız Haber Ajansı (AFP)hesabına çalıştığı belirtilen Oleg Ziogonov, kaldırıldığı hastaneden telefonla yaptığı açıklamada, "Cesetler arasından yürüyordum. Hiçbir cesette kurşun ve kan izi yoktu" dedi. Bu arada, Rusya Sağlık Bakanlığı, önceki gün operasyonunda 118 rehinenin öldüğünü açıkladı. Bakanlık, 150 kişinin yoğun bakımda olduğunu ve 45 kişinin de durumunun "son derece ağır" olduğunu bildirdi.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Rusya'da işkence, tecavüz ve kayıpların yaygın olduğunu belirtti. Örgütün "Gerçek adaletin olmadığı ülke Rusya" başlığıyla yayımladığı raporda, "yasa uygulayıcılarının, kadınlar da dahil olmak üzere bütün vatandaşlara yönelik işkence ve kötü muameleye sıkça başvurdukları" ifadesine vurgu yapıldı. Raporda, kamuoyunun yasa uygulayıcılarına ve güvenlik güçlerine, "insan haklarına saygı duymaları gerektiğini, aksi halde adalet önünde hesap vereceklerini" açıkça belirtmeleri gerektiği kaydedildi. Rusya'da kullanılan işkence yöntemlerine örnek olarak, kurbanlara gaz maskesi takılıp nefes almalarının engellenmesi ve Filistin askısı gösterilen raporda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık bir milyon kişinin cezaevlerinde tutuldukları, bunlarda yaklaşık 200 binin yargılanmayı bekledikleri ifade edildi. Raporda, "gözaltında tutulan kişilerin büyük çoğunluğunun insanlık dışı şartlarda yaşadığı" vurgulandı. Adalet Bakanlığı'nın 17 binden fazla çocuğun cezaevlerinde tutulduğunu kabul ettiği ve bu çocukların aylarca, hatta yıllarca yargılanmayı beklediği belirtilen raporda, polisin gözaltına aldığı kadınlara sık sık işkence ve tecavüzde, çocuklara ise kötü muamelede bulunduğu kaydedildi. Örgütün raporunda, etnik azınlıkların, özellikle Çeçenlerin güvenlik güçleri tarafından "terörist, uyuşturucu kaçakçısı ya da genellikle suçlu" muamelesi gördüklerine dikkat çekildi. Raporda, güvenilir kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Rus güçlerinin Çeçenistan'da "kayıplar, yargısız infazlar, tecavüzler ve işkencelerden" sorumlu oldukları kaydedildi. Çeçenistan'dan gelen bu bilgilerin, Rus yetkililerin sansürü yüzünden doğrulatılmasının zor olduğuna değinilen raporda, buna karşılık güvenilir kaynaklardan yeterince bilginin elde edildiği belirtildi.

Uluslararası Af Örgütü, Rusya'da insan hakları ihlallerine karşı büyük bir kampanya başlattı. Örgütün yayınladığı raporda, Rusya'da sadece suç şebekeleri ve terör örgütlerince değil aynı zamanda polis, ordu ve diğer kolluk güçlerince geniş çapta insan hakları ihlalleri işlendiği belirtiliyor. Raporda, gözaltında cinsel tecavüz ve işkence vakalarının ayrıntıları yer alıyor. Çeçenistan konusunda her iki tarafı da kınayan örgüt, Çeçen militanları Rus sivilleri hedef almakla, Rus güvenlik güçlerini de yargısız infaz ve işkence yapmakla suçluyor. Af Örgütü Sekreteri Irene Khan, Cumhurbaşkanı Vladimir Putin'e çağrıda bulunarak terörle mücadele adına insan haklarını kısıtlama konusunda Batıyı izlememsini istedi. BBC Rusya uzmanı ise raporun Çeçen eylemcilerin rehine alma eyleminin hemen ardından gelmesi nedeniyle Rusların çoğunun Af Örgütü'nün mesajını dinleyecek ruh hali içinde olmadığını kaydediyor. Bu arada, Moskova'daki Amerikan büyükelçiliği, Çeçen eylemcilerin Moskova'da 800 dolayında kişiyi rehin tuttukları tiyatroyu basan Rus güvenlik güçlerinin kullandığı gazın niteliğini bildiğine inandığını belirtiyor. Baskından sağ kurtulan yabancı rehinelerden bazılarını tedavi eden Amerikalı doktorlar, güvenlik güçlerinin kullandığı maddenin genel kanının aksine sinir gazı değil afyon türü madde içeren uyuştururcu nitelikte bir gaz olduğuna inandıklarını söylüyor. Ağır silahlı Çeçenlerin duyularını körelterek etkisiz hale getirmek için düzenlenmiş olan gaz, yüzü aşkın rehinenin de ölümüne yol açtı. Doktorlar, ağır dozajda afyonun koma ve ölüme yol açabileceğini belirtiyor.

Moscow Times gazetesi, Moskova'da yaşayan 100 bin Çeçen'in büyük baskı altına alındığını yazdı. Kentteki Çeçen nüfusa karşı büyük bir gözaltı, işyeri kapatma kampanyası başlatıldı. Çeçenlerin yaşadığı apartmanlara ve işyerlerine gelen polislerin gözaltına almama veya kent dışına sürmeme karşılığı 1100 Ruble (40 dolar) rüşvet istedikleri aktarıldı. Moskova'da hemen bütün Çeçenlerin işkence tehdidiyle 'bilgi' vermeye zorlandığı, fotoğraf ve parmak izlerinin alındığı belirtildi. Bir Çeçen kadının dükkanı yakılırken, 30'dan fazla Çeçen tutuklandı. Son kamuoyu yoklamasına göre, Rusların yüzde 85'i Putin'in rehine kriziyle başa çıkma yöntemini desteklerken, Çeçenya savaşına desteğin yüzde 70'den 46'ya düştüğü gözlendi.

Çeçen ölüm timinin Moskova tiyatrosu başkanını ölümcül bir gaz kullanarak sonuçlandıran Rusya, Türkiye'ye yükleniyor. Çeçen ölüm timinin olay öncesinde ve sırasında Türkiye'de bazı kişilerle telefonda görüştüğünün tespit edildiği gerekçesiyle Ankara'ya protesto notası veren Moskova, Çeçenlerin Türkiye'den talimat aldığını iddia etti. Rusya Ankara Büyükelçisi Aleksander Lebedev'in ilettiği notada, baskını düzenleyenlere yakın bağlantısı olduğunu öne sürdüğü Çeçenlerin İstanbul'daki temsilciliğinin ve Çeçen Kafkas Dayanışma Komitesi'nin kapatılmasını talep etti.

Rusya, Moskova'daki rehine eyleminde bir tür anestezik madde olan fentanil kullandığını resmen doğruladı. Rusya Sağlık Bakanı Yuri Shevchenko, eylemcileri etkisiz hale getirmek için fentanilin türevlerini kullandıklarını açıkladı. ABD'nin Moskova Büyükelçiliği ve Alman uzmanlar, uluslararası basın kuruluşlarına yaptıkları açıklamada fentanyl adlı maddenin kullanıldığının anlaşıldığını belirtmişti. Kullanılan gaz yüzünden şu ana kadar 119 rehine hayatını kaybederken, 434 rehine de tedavi olduktan sonra taburcu oldu. (Olaya Ekle)

SRİ LANKA: Hükümetle ayrı bir devlet kurmak isteyen Tamil gerillaları arasında barış sürecinin devam ettiği Sri Lanka'da patlayan el bombası 3 kişinin ölümüne neden oldu.

SUUDİ ARABİSTAN: Aracına bindikleri bir kişiyi bıçakladıktan sonra kabloyla boğazını sıkarak öldüren ve cesedi yakan 2 Suudi, idam edildi. İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, idam edilen biri kadın 2 Suudi'nin, milliyeti açıklanmayan Falah Bin Şakir El Duvayş'i öldürdükten sonra parası ve aracını çaldıkları da bildirildi. Suudi Arabistan'da geçen yıl 75 kişi idam edilmişti.

Tartıştığı babasını yakmaktan suçlu bulunan bir Filistinli, idam edildi.

TUNUS: İtalya'ya gitmek isteyen sekiz göçmen kendilerini taşıyan balık teknesinin alabora olması sonucu boğularak öldü. 10 göçmenin bulunduğu tekneden bir göçmen kaybolurken bir diğer ise 12 saat yüzdükten sonra Tunus kıyılarına ulaştı.

ÜRDÜN: Başkent Amman'da, ABD Büyükelçiliği'nin bir görevlisi öldürüldü. Ürdün Enformasyon Bakanı Muhammed Advan, Amerikan Uluslar arası Kalkınma Ajansı (USAID) görevlisi Lawrence Foley'in, Amman'daki evinin önünde vurularak öldürüldüğü açıklandı. Saldırganın kaçmayı başardığı bildirildi.

YUGOSLAVYA: Adriyatik'in kuzeyinde geçtiğimiz hafta Hırvatistan tarafından ele geçirilen geminin, Yugoslavya'dan Irak'a gittiği ve Scud füzelerinin ateşleme sisteminde kullanılan maddeler taşıdığı iddia edildi. Hırvat polis kaynakları, "Gemideki askeri malzemenin Irak'a götürüldüğü yönünde deliller var" dediler. Hırvatistan'ın Adriyatik sahilindeki Rijeka Limanı'nda ele geçirilen Boka Star kargo gemisinden 14 kutunun indirildiği bildirildi.

YUNANİSTAN: Başkent Atina'da, Maliye Bakanlığı'na ait bir binanın önünde bomba patladı. Atina haber ajansı ANA, Keraçini semtinde önceki akşam saatlerinde Maliye Bakanlığı'na ait bir binanın önünde meydana gelen patlama sonucu çevrede hafif maddi hasar meydana geldiğini duyurdu.

Midilli Adası yakınlarında, bir teknenin batması sonucu 6 mülteci öldü. Yunanistan Deniz Ticaret Bakanlığı, milliyetleri belirlenemeyen 3'ü çocuk 6 mültecinin, Türkiye kıyılarından denize açıldıklarının sanıldığını açıkladı.

ZİMBABVE: Eşini öldürmek suçundan tutuklu yargılanan anamuhalefet partisinden bir milletvekilinin, hapishanesindeki hücresinde ölü bulunduğu bildirildi. Devlet radyosunun haberine göre, Demokratik Değişim Hareketi'nden (MDC) milletvekili Learnmore Jongwe, başkent Harare'deki Çikurubi Hapishanesi'ndeki hücresinde ölü bulundu.

SİVİL TARİH

Osmanlı padişahlarından 3. Murad'ın hocası Pir Seyit Hasan Hüsamettin Uşaki'nin kabrinin bulunduğu türbenin bitişiğinde bulunan mescit, aşevi ve yatakhane olarak kullanılan binalar, kaçak yapı olduğu iddiasıyla, Vali Erol Çakır'ın emriyle yıkıldı.

(*) MAZLUMDER İnsan Hakları İhlallerini İzleme Komisyonu'nca hazırlanmıştır.

ÇOCUK HAKLARI

Türkiye'de kimsesiz, korunmaya muhtaç çocuk sayısının 1 milyonun üzerinde olduğu bildirildi. Çocuk Vakfı Türkiye Çocuk Bilim Merkezi, "7 Ekim Dünya Çocuk Günü" dolayısıyla "Türkiye'nin Çocuk Karnesi" başlıklı bir rapor hazırladı. Rapora göre, toplam nüfusu 67 milyon 803 bin 927 olan Türkiye'nin hane halkı ortalaması 4.2 kişi, doğurganlık oranı yüzde 1.9 ve adölesan annelik (çocuk anneler) oranı da yüzde 7.9. Her yıl 325 bin bebeğin doğduğu Türkiye'de, bebek ölüm oranı binde 37, anne ölüm oranı ise binde 53. Toplam nüfusun yüzde 39.7'sini 0-18 yaş arasını oluştururken, 4-18 yaş arasındaki çocuk nüfusun içinde 1 milyon 100 bin özürlü var. Çocuk nüfusunun sadece yüzde 5'i "nitelikli" eğitim alırken, okullarda sınıf ortalamaları 51, resmi öğretmen açığı da 68 bin oldu. Nitelikli eğitim için gerekli öğretmen sayısının 127 bin olmasının gerektiği vurgulanan raporda, ders kitabı dışında kitap okuma alışkanlığı oranının da yüzde 10 olduğuna dikkat çekildi. "İnsani Gelişme Endeksi"ne göre, dünyada 84'üncü sırada bulunan Türkiye, çocuğun büyüme ve gelişmesini etkileyen faktörler açısından da 15'inci sırada yer aldı.

KÜLTÜREL HAKLAR:

Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Medeni Alpkaya, anadilde eğitim hakkı ile ilgili yaptığı konuşma nedeniyle hakkında açılan "KADEK'e yardım ve yataklık" davasından beraat etti. Diyarbakır 4 Nolu DGM'de görülen duruşmaya tutuksuz yargılanan Alpkaya katılamazken, avukatları hazır bulundu. Mahkeme heyeti, kısa süren duruşmada delil yetersizliği nedeniyle Alpkaya'nın beraatına karar verdi.Medeni Alpkaya hakkında, Haber-Sen 4 Nolu Şubenin 3 Şubat 2002 tarihinde Diyarbakır Nilgün Düğün Salonunda yapılan olağan kongresinde KESK Diyarbakır Şubeler Platformu adına yaptığı konuşmada anadilde eğitim hakkı istediği için TCK'nin "örgüte yardım-yataklık" fiilini düzenleyen 169. maddesi uyarınca dava açılmıştı.

Şırnak Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, 5 Ekim günü 20 yaşındaki berber Haydar Çevik'in işyerine baskın düzenledi. İhbar üzerine harekete geçen polis, dükkanda çeşitli mahalli ve ulusal Kürt sanatçılarının parçalarının yer aldığı karışık bir müzik kasetine el koydu. "PKK/KADEK'in propagandası yapıldığı" iddiasıyla operasyonu yürüten polis, kısa bir sorgulama sonucunda, kasetin şoför Abdi Çevik tarafından berber Haydar Çevik'e hediye edildiğini saptadı. Polis, zaman geçirmeden aynı günü Abdi Çevik'i gözaltına aldı. Şoför Abdi Çevik'in de sorgulaması sonucu kasetin, 17 yaşındaki kömürcülük yapan A.Y'den alındığı ortaya çıktı. Operasyon genişletilerek A:Y de gözaltına alındı ve Emniyet Müdürlüğü'ne götürülerek sorgulandı.

Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde bir nişanda, PKK'yı öven şarkılar söyledikleri iddiasıyla tutuklu yargılanan 2 sanığa, 3 yıl 6'şar ay hapis cezası verildi.

Kız çocuğuna Zeynep Dilara ismini vermek amacıyla nüfus müdürlüğüne giden Mehmet Özışık, "Zeynep ya da Dilara isimlerini, Arapça isim olduğu için kabul edemiyoruz. Bu konuda bize emir geldi. Ancak siz bir baba olarak bu isimlerde ısrar ederseniz, bunun cezasını çekmeyi göze alırsınız" cevabıyla karşılaştı. Olayın bir başka ilginç boyutu, bu sözler sarf eden Sultanbeyli Nüfus Müdiresi'nin isminin de Zeynep olması. İlginç yasaklardan biri de Aydın'ın Söke ilçesinde uygulandı. Maşallah isimli bir vatandaş, çocuğuna Ammar adını vermek isteyince, Söke Nüfus Müdürlüğü, Arapça diyerek kabul etmedi, çocuğa Bilal ismi verildi. Arapça "eğer Allah dilerse" anlamına gelen Maşallah serbest olurken, bir sahabenin ismi olan Ammar'ın yasak olması garip karşılandı.

Veliler tarafından düzenlenen Kürtçe seçmeli ders kampanyasını organize ettikleri gerekçesiyle haklarında "örgüt üyeliğinden" dava açılan 81 kişinin yargılanmasına devam edildi. Adana 1 Nolu DGM'de görülen duruşmada, sanıklar HADEP eski İl Başkanı O. Fatih Şanlı, Seyhan HADEP İlçe eski Başkanı Ahmet Gül, Yüreğir HADEP İlçe eski Başkanı Zeki Sekin ile sanık avukatları Filiz Feyman Aksoy, Sebahattin Gümüş ile Yusuf Akıncı hazır bulundu. Mahkeme Heyeti, dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Diyarbakır'da polisi kasetçi dükkanına minibüs dayayarak, 90 kaset ve 30 CD'ye el koydu. Tutunak bile tutmayan polis, kasetçiye, "Ha kaset satmışsın ha polis öldürmüşsün" dedi.

Mersin Nüfus Müdürlüğü, 7 aylık çocuklarına Kürtçe Rojhat (gündoğdu) ismi veren Yılmaz Ailesi hakkında dava açtı.

Avukat Muharrem Erbey, çocuğuna "Güngören" anlamına gelen "Robin" adını koymasına izin verilmemesi üzerine İçişleri Bakanlığı'na başvurdu.

"Anadilde Eğitim Kampanyası" boyunca, üniversite rektörlüklerine 16 bini aşkın dilekçe verildi. Dilekçelerden dolayı 2060 öğrenci okullardan ya da evlerinden gözaltına alındı. Bu öğrencilerden 133'ü tutuklanarak cezaevine kondu, 1169 öğrenci hakkında da okul yönetimleri tarafından soruşturma başlatıldı ve 57 öğrenci bu soruşturmalar sonrasında okuldan atıldı. Diğer öğrenciler 1 ay 4 dönem arasında cezalar alındı. Verilen cezalar sonrasında öğrenciler, bulundukları yerlerin Bölge İdare Mahkemesi'ne "Yürütmenin durdurulması ve cezanın kaldırılması" talebinde dava açtı. Açılan davalarda İstanbul Üniversitesi'nden 93,Marmara Üniversitesi'nden 22 öğrencinin itirazı esas yönünden, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinden 250 öğrencinin itirazı usulden haklı bulunarak yürütme durduruldu. Bu öğrencilerin cezaların kaldırılmasına yönelik davaları ise devam ediyor. Öte yandan Marmara Üniversitesi'nden 85, Yıldız Teknik Üniversitesinden 7, Kocaeli Üniversitesinden 24, Osman Gazi Üniversitesinden 103, Uludağ Üniversitesinden 2, Balıkesir Üniversitesinden 3, Çanakkale Üniversitesinden 22, Çukurova Üniversitesinden 88, Dicle Üniversitesinden 7 ve İnönü Üniversitesinden 14 öğrencinin yürütmenin durdurulması yönündeki itirazı mahkemeler tarafından reddedildi. Bu öğrencilerinde cezanın kaldırılmasına yönelik davaları devam ediyor.

Sultanhisar ilçesinde bundan iki ay önce Mehmet Yaban ismindeki 13 yaşında bir çocuğun elektrik direğindeki kaçaktan dolayı çarpılmasının ardından olay yerinde inceleme yapan keşif grubuna olayı Kürtçe anlatan Kevser Yaban gözaltına alındı. (20 Ekim'den alındı)

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Kürtçe eğitim isteklerini Ege Üniversitesi Rektörlüğü'ne ileten 3 öğrenci hakkındaki mahkumiyet kararını bozdu. İzmir DGM, Kürtçe eğitim isteklerini içeren dilekçeleri Ege Üniversitesi Rektörlüğü'ne veren Hatip Aydın, berivan Alataş ve Sanem Erdil'i, PKK'ye yardım ve yataklık ettikleri suçlamasıyla 3 yıl 9'ar ay ağır hapis cezasına çarptırmıştı. Sanıklar da, bu kararı temyiz etmişti. Dairenin bozma gerekçesinde, "Sanıkların, Kürtçe eğitim isteklerine ilişkin matbu dilekçeleri dağıtıp ve bu dilekçeleri toplayarak, Rektörlüğe vermek şeklindeki eylemlerinin, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden beraatları yerine, yazılı düşüncelerle mahkumiyetlerine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir" denildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin, bozma kararı üzerine, dosya yeniden İzmir DGM'ye gidecek. İzmir DGM, mahkumiyete ilişkin kararında direnirse, konu Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda görüşülecek. Çeşitli üniversitelerde, Kürtçe eğitim isteklerine ilişkin verilen dilekçeler üzerine davalar açılmış, bunlarda bazıları mahkumiyetle sonuçlanırken, bazılarında beraat kararları verilmiştir. Bu karar, verilen mahkumiyetleri bozma açısından ilk olma özelliğini taşıyor.

Diyarbakır DGM, Dicle Üniversitesi Rektörlüğü'ne Kürtçe seçmeli ders için dilekçe vermek istedikleri iddia edilen Ahmet Turan ve Hamit Kaçak adlı iki öğrenci hakkında beraat kararı verdi.

KÜRT SORUNU:

DGM savcısı, DEHAP'lı adaylar hakkında açtığı davada, 'kürt" kelimesini sürekli olarak küçük harflerle yazarak özel isimler kategorisinden çıkarttı.

GAYRİ MENKULE YÖNELİK BASKILAR:

İskenderun'da faaliyet gösteren Protestan İncil Kilisesi, haziran ayında "din, mezhep, tarikat, ayırımcılığını körüklediği, dini ve milli duygulara zarar verdiği ve toplumda infial yarattığı" gerekçesiyle kapatıldı. Hatay Emniyet Müdürlüğü'nün, yasadışı eğitim-öğretim verildiği ve İmar kanununa aykırı hareket edildiğini ileri sürerek aldığı bu kapatma kararıyla İskenderun'daki 100 kişilik cemaat kilisesiz kaldı. Sahip oldukları Osmanlı Döneminden kalma kiliselerinin okul yapma gerekçesiyle istimlak edildikten sonra 1970'te yıkıldığını belirten kilisenin emektar papazı Yusuf Yasmin "İnancımıza göre bize ait bir kilise olması gerekiyor. Ama 25 yıl boyunca Ermeni kilisesinde misafir olarak ibadet ettik. Bu arada kilisemizle ilgili davada açmıştık. Defalarca kazanmamıza karşın Ankara'da üst mahkemede bozuldu karar. Nihayetinde hakim bize, "Böyle olmayacak siz en iyisi bir yer alın ve kilise yapın"dedi. Biz de öyle yaptık" dedi. 1963'ten bu yana İskenderun'da toplanan Protestan kilisesi cemaati 1995'te kendi imkanlarıyla Piri Reis semtinde bir apartman zemin katını satın alarak kiliseye çevrildi. Yasmin'in konuyla ilgili Antakya Valiliği'ne gönderdiği bilgilendirme yazısına üç yıl boyunca yanıt verilmedi. Cemaat, 1998'e dek ibadetlerini rahatça yaparken Antakya Valiliği'nden gönderilen bir yazıda, kilise olarak kullanılan yerin Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabi olduğu ve bu nedenle komşuların noter tasdikli onayı alınmadan kilise olarak kullanılmayacağı belirtildi. Komşularıyla konuşan Yasmin hiçbir sorunla karşılaşmadan istenilen evrakı toplayarak valiliğe gönderdi. Bu yılın 14 Haziran'ında ise Hatay Emniyet Müdürlüğü kiliseyi kapatma kararı aldı. Kilisenin İmar Kanunu'na aykırı olduğu ve eğitim verildiği de belirtilen karar yazısında, "İbadet yerlerinin açılışıyla ilgili bir hüküm bulunmadığını ancak 3194 sayılı İmar Kanunu'na göre ibadet yerlerinin gelişi güzel yerlere yapılmasının mümkün olmadığı belirtildi. Karar yazısında, kilise olarak kullanılan yerin işyeri olarak kayıtlı olduğu ve kilisede eğitim verildiği belirtilerek, "Yukarıda sayılan nedenler din, mezhep, tarikat ayrımcılığını körükleyeceği, dini ve milli duygulara zarar vereceği ve toplumda infial yaratacağından 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11. maddesi gereğince kilisenizin kapatılmasına karar verilmiştir" denildi. Ancak Yasmin, kilisede sadece ibadet yapıldığını belirterek şunları söyledi: "Eğitim dedikleri ise çocuklarımıza dini kurallarımızı öğrettiklerimizden ibaret. Çocuklarımıza temel dini kurallarımızı da öğretiyoruz. Okul faaliyeti de yapmıyoruz. Yedi yıldır bu yapılıyor ve hiç şikayet olmadı. Bizim zaten kilisemiz vardı burada. Yani Müslüman mahallesinde salyangoz satmadık.kilisemizi istimlak edin diye biz mi söyledik, gelip yıktılar. O zaman bize kilisemizi geri versinler." Kilisemiz olmadığı için vaftizleri, düğünleri erteliyoruz. Cenazemiz olsa ne yapacağız bilmiyoruz. Biz de Türkiye vatandaşıyız. Askerlik yapıyoruz, vergi veriyoruz. Lütfen herkesin dinine saygılı olunsun" dedi.

SİYASİ YASAKLAR

DEHAP'ın Kağıthane Hamidiye Mahallesi'ndeki seçim bürosuna kimliği bilinmeyen kişilerce molotof kokteyli atıldı. Olayı gören mahalle sakinleri, saldırıyı 3 kişinin düzenlediğini söyledi. Saldırganlar büronun bulunduğu mahallede de asılı bulunan DEHAP bayraklarını da indirdi.

DEHAP Osmaniye 1. Sıra Milletvekili Adayı Abdullah Aydemir, DİHA'ya yaptığı açıklamada Cumhuriyet, Karaboyunlu ve Yunus Emre mahallelerinde açılan seçim bürolarındaki bayrak ve afişlerin Osmaniye Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi ve Güvenlik Şube polislerince indirildiğini iddia etti. Bu duruma mahalle sakinlerinin şahit olduğunu savunan Aydemir, polisin tavrının anti-demokratik olduğunu ifade etti. Aydemir, "Aynı saatlerde polisler MHP'nin afiş ve bayraklarını asıyor" iddiasında da bulundu.

CHP Batman 2. sıra milletvekili adayı Orhan Ekmen, konuşmasının bir bölümünü Kürtçe yapınca soruşturma açıldı. Ekmen, Kozluk ilçesinde konuşmasına "Kafamız kırılmayana kadar başınızı kırdırtmayız" anlamına gelen atasözünü Kürtçe söyleyerek başlamıştı. Ekmen hakkında Türkçe dışında başka dilde propaganda yaptığı gerekçesiyle "seçim yasaklarını ihlal" ve atasözünün içeriği nedeniyle "bölücülük iddiasıyla, savcılıkça soruşturma açıldı. İfade veren Ekmen, atasözünü Türkçeye çeviremediği için Kürtçe söylediğini belirtti.

İstanbul, DEHAP'ın Kağıthane Hamidiye Mahallesi'ndeki seçim bürosuna kimliği bilinmeyen kişilerce molotof kokteyli atıldı. Olayı gören mahalle sakinleri, saldırıyı 3 kişinin düzenlediğini söyledi.

Bursa'da 13 Ekim'de yapılacak miting için afişleme çalışması yapan DEHAP'lılar polis tarafından engellendi.

Diyarbakır basın bürosunun belirttiğine göre, geçmiş dönemlere nazaran baskılar azalmakla birlikte son dönemlerde DEHAP'a oy verilmemesi yönünde haberlerin geldiği bildirildi. Askerlerin DEHAP'a oy çıkarması durumunda su ve elektriğin kesileceği, evlerin yıkılacağı gibi tehditlerde bulundukları öğrenildi.

Ezilenlerin Sosyalist Platformunun (ESP) Atılım gazetesi tarafından hazırlanan seçim afişlerini asan iki kişi gözaltına alındı.

DEHAP Gençlik Platformu'nun İzmir'de düzenlemek istediği "Gençlik Şöleni" "Siyasi propaganda yasağına" girdiği gerekçesiyle engellendi.

Bitlis'te 6 yıldır koruculuk yapan Metin Tütüncü'nün silahına el konuldu. Tütüncü'nün silahına, 8 Ekim tarihinde düzenlenen DEHAP Mitingi'ne katıldığı gerekçesiyle el konulduğu bildirildi.

Bütün partilerin seçim büroları açtığı Mersin'de DEHAP'ın seçim bürolarına valilik tarafından izin verilmiyor. Açıkça parti ayrımcılığı yapılan ildeki bu yasağa gerekçe olarak, "seçim faaliyeti il ve ilçe binalarında sürdürülür" gibi ilginç bir açıklama yapılıyor. DEHAP yöneticileri YSK'ya başvurdu.

DEHAP, Lice ve Muş'taki seçim çalışmalarında çeşitli engellemelerle karşılaştı. Lice girişinde Duru Jandarma Karakolu tarafından 3 saat bekletilen DEHAP Diyarbakır milletvekili adayları, Lice'ye 2 kilometre kala bu kez de polis tarafından durduruldu. Bu arada, Muş'un Varto İlçesine bağlı Çaylar Beldesi'nde DEHAP Seçim Bürosu'na kimliği belirsiz kişiler tarafından saldırı düzenlendi. DEHAP Varto İlçe Başkanı Ahmet Severge, saldırıyı nefretle kınadıklarını söyledi.

Türkiye Komünist Partisinin (TKP) seçim bildirgesinin Tarsus'ta dağıtılması yasaklanırken İstanbul'da da seçim afişlerini asmaya çalışan 4 partili gözaltına alındı.

DEHAP Çaylar beldesi seçim bürosuna önceki gece kimliği belirlenemeyen kişi veya kişilerce saldırı düzenlendi. Saldırıda büronun camları kırıldı.VARTO

Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) Malatya bağımsız milletvekili adayı Mahmut Boran gözaltına alındı. ESP tarafından yapılan yazılı açıklamada, Malatya'nın Hekimhan ilçesinde, ESP özel sayı ve bildirilerini dağıtırken gözaltına alındığı bildirildi. Boran'la birlikte gözaltına alınan kişilerin isimleri ise şöyle: İkrar Budak, Hasan Basri Erdoğan ve Yavuz Kılıç.

Genç Partinin Balıkesir'in Edremit ilçesinde düzenlenen mitinginde Genel Başkan Cem Uzan'ın konuşması sırasında kahvehane işletmecisi Yücel Güler, "Tele On paraları nerede?" yazılı pankart açtı. Daha sonra Uzan'a "sahtekar adam" diye bağıran Güler, polis tarafından gözaltına alındı.

DEHAP, seçimlere dahil edilip edilmeyeceği konusunda dikkatlerin Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) çevrili olduğu bir sırada bölgedeki seçim turlarını aksatmadan sürdürüyor. Gittiği yerde büyük ilgi toplayan DEHAP, Erzurum'da "trafik" engeline takıldı. Öğlen saatlerinde Erzurum'a varan DEHAP Genel Başkanı ve beraberindekileri, DEHAP İl Örgütü binasının bulunduğu Mahallebaşı'nda 2 bin kişi karşıladı. Kalabalığa hitaben bir konuşma yapmak isteyen Genel Başkan Abbasoğlu, il binası çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alan polisin caddedeki trafik akışını gerekçe göstererek toplantıyı engellemesi üzerine bundan vazgeçti. DEHAP seçim aracı, Hınıs'ta seçim turu atarken, iki polis tarafından durduruldu. Araçtaki seçim kasetine el koyan polisler, gerekçe olarak ta Kürtçe seçim kasetinin RTÜK izni olmadan çalınmasını gösterdiler.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) İzmir il örgütü, seçim çalışmalarını engellediği gerekçesiyle polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Genç Parti'nin Balıkesir'in Edremit ilçesinde düzenlenen mitingde, pankart açan ve Genel Başkan Cem Uzan'ı protesto eden bir kişi gözaltına alındı.

Bingöl Solhan Jandarma Karakolu'nda görev yapan Yüzbaşı İhsan Baykan'ın Anakkonak Beldesi ile Yiğitharman ve Gündoğdu köylerindeki korucularla toplantı yaparak, "Köyde DEHAP'a oy çıkması halinde silahlarınızı geri alırız" dediği iddia edildi.Öte yandan, Kığı'ya bağlı Sırmaçek, Nacaklı ve Alagöz köylerine İlçe Jandarma Karakolu'na bağlı askerler tarafından baskı yapıldığı iddia edildi. Askerlerin köylülere DEHAP'a oy vermeleri için tehdit ettikleri belirtildi.

Erzurum'un Hınıs İlçesi'nde DEHAP seçim kasetine el konuldu. Erzurum kent merkezinde DEHAP İl Örgütü'nün açılış duyurusunu yapmak için Hınıs'ta ilçe turu atan DEHAP seçim otobüsü, dün akşam saatlerinde iki polis tarafından durduruldu. Otobüste çalınan Kürtçe seçim kasetinin "yasak" olduğunu iddia eden polisler, kasetlerin RTÜK izni olmadan çalındığını ileri sürerek kasetlere el koydu. Olaydan sonra Erzurum Emniyet Müdürlüğü'ne başvuran DEHAP Erzurum milletvekili adayları ile DEHAP Erzurum il yöneticileri, kasetlerin iade edilmesini istedi. Ancak emniyet yetkilileri, hakkında yasal işlem başlatılması için kasetlerin Erzurum Cumhuriyet Savcılığı'na gönderildiğini bildirdi.

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Ankara'da duyuru panolarına afiş asan 5 parti üyesinin gerekçe gösterilmeden gözaltına alındığı bildirildi.

Bitlis'in Hizan ilçesinde DEHAP'ın 8 Ekim'de düzenlediği mitinge katıldıkları gerekçesiyle 6 korucunun silahına el konuldu. 8 Ekim günü DEHAP'ın Hizan'da düzenlediği mitinge katıldıkları tespit edilen Süttaşı (Gulpik) köyü korucuları Cembeli Bektaş, Ahmet Aydın, Muhyettin Çetin, Nusrettin Aydın, Abdurrahman Acar ile Aladana (Şen) köyünde koruculuk yapan Nusret Aydın, ifade için Hizan Jandarma Taburu'na çağrıldı. Tabur komutanına ifade veren korucular, silahlarına el konulduktan sonra serbest bırakıldı. Bu arada mitinge katıldığı iddiasıyla Tabur Komutanlığı'na çağrılarak ifadesi alınan Mehmet Aydın'ın daha sonra asker kaçağı olduğu gerekçesiyle Hizan Askerlik Şubesi'ne sevk edildiği öğrenildi.

Van'ın Gevaş ilçesine bağlı Yemişli, Kazanç ve Koçak köylerine giden DEHAP İlçe Örgütü yöneticilerinin korucular tarafından engellendiği belirtildi. Konu ile ilgili DİHA'ya bilgi veren DEHAP İlçe Başkanı Faruk Öz, seçim ziyaretleri kapsamında Yemişli, Kazanç ve Koçak köylerine giden ilçe yöneticilerinin, korucular tarafından "Biz emir aldık, köye girmezseniz iyi olur" denilerek geri çevrildiğini söyledi.

Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde DEHAP'lıların düzenlediği bir düğüne saldıran korucular ile halk arasında çıkan kavgada yaralananlar oldu.

Şırnak'ta 20 Ekim günü saat 09.00 sıralarında seçim çalışmaları için şehirde tur atan DEHAP minibüsüne polis tarafından el konulduğu kaydedildi.

DEHAP Hakkari Milletvekili Salih Yıldız, Yüksekova Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne bağlı polisler tarafından gözaltına alınarak, İlçe Jandarma Karakolu'na götürüldü. DEHAP'ın davet edildiği düğünlere 15 araçlık düğün konvoyu ile hareket eden Salih Yıldız, ilçe merkezinde polisler tarafından durduruldu. Polisler, "Yazılı ifade vermeniz gerekiyor" diyerek Yıldız'ı Emniyet Müdürlüğü'ne götürdü. Daha sonra İlçe Jandarma Karakolu'na götürüldüğü öğrenilen Salih Yıldız'ın, savcılığa çıkartılacağı bildirildi.

Okmeydanı'nda Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin (ÖDP) seçim afişlerini asan 11 ÖDP'li, polislerce gözaltına alındı.

3 Kasım seçimlerine dönük propaganda ve afişleme çalışmasını sürdüren Türkiye Komünist Partisi'ne (TKP) dönük polis baskısının sürdüğü belirtildi. TKP yönetimi, çalışmalarını engelleyen polis ekipleri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladılar. TKP'den yapılan açıklamaya göre, partililer Ayrancı, Dikmen, Altındağ, Esat, Kızılay,Yenimahalle başta olmak üzere çeşitli semtlerdeki afiş çalışması sırasında, "Güvenlik şubeden ekipler geleceği" gerekçesiyle bekletildi. Açıklamada, güvenlik güçlerinin parti üyelerine "gözaltına alacağız" tehdidinde bulunduğu ileri sürüldü. Çankaya ve Kavaklıdere'de afiş asan 12 TKP üyesinin gözaltına alındığı belirtilen açıklamada, şöyle denildi: "Daha önceki müdahalelerde, parti üyelerinin tüm itirazlarına rağmen, yaptıklarının yasadışı bir uygulama olduğunun bilinciyle, hiçbir tutanak tutmayan, resmi işlem yapmayan polis ekipleri keyfi uygulamalarıyla partiye zaman kaybettirmeye ve yıldırmaya çalışıyorlar. TKP bu amaçla polisin yaptığı tüm engellemeler hakkında, gözaltına almalardan başlayarak suç duyurusunda bulunacaktır." (Gözaltı var mı?)

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) eski Genel Başkanı, Diyarbakır bağımsız milletvekili adayı Abdulmelik Fırat, Kürtçe konuştuğu için gözaltına alındı. Fırat, akşam saatlerinde serbest bırakıldı. Seçim çalışmaları için 21 Ekim günü sabah saatlerinde Diyarbakır'ın Lice ilçesine giden Fırat, miting sırasında Kürtçe konuştuğu için ilçe çıkışında emniyet yetkililerince gözaltına alındı. Fırat, geçen hafta da bir konuşmasında, "Diyarbakır Kürdistan'ın kalbidir." Dediği için Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na ifade vermişti. Düzenlediği basın toplantısında Fırat'ın gözaltına alınmasını protesto eden HAK-PAR Genel Başkan Yardımcısı Fehim Demir, "inadına Kürtçe konuşmaya devam edeceklerini" söyledi. Kürtçe'nin yoğun olarak konuşulduğu bir bölgede yaşadıklarını belirten Demir, "Burada herkes Kürtçe konuşuyor. Genel başkanımız, halkı Kürtçe selamladığı için gözaltına alındı. AB'ye uyumdan sözedilirken, Kürtçe (merhaba) diyen gözaltına alınıyor." Şeklinde konuştu.

Erzincan'da seçim çalışmalarını yürüten Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) Seçim İrtibat Bürosu, tahrip edilerek, kullanılamaz hale getirildi.

DEHAP Biga İlçe Örgütü'ne patlayıcı madde atıldı. DEHAP İlçe Örgütü tarafından yapılan açıklamada, geçen cumartesi günü meydana gelen olay sonrası "Teröre son, kana kan" yazılı bir not bulunduğu, olay yerindeki sivil polislerin ise hiçbir tutanak tutmadığı, 3 parti üyesinin ise ifadeleri alınmak üzere karakola götürüldüğü belirtildi. Açıklamada, saldırının faillerin bulunması istendi.

Bismil HADEP İlçe Başkanı Nedim Biçer DEHAP seçim bürosuna gelen polisler tarafından tehdit edildiğini ileri sürdü. Diyarbakır İHD Şubesine başvuran Biçer, "Kamera çekimi yapılmaması konusunda polisleri uyardım. Bunun üzerine 'Biz polisiz istediğimiz yerde çekim yaparız dediler" daha sonra ismi Uğur olan kişi 'En geç 10 gün içinde seni tümden susturacağım' diyerek beni tehdit etti" dedi.

Şırnak'ta Kürtçe kaset dinleten 4 DEHAP'lı tutuklanırken, Diyarbakır'da Adbulmelik Fırat gözaltına alındı. Trabzon'da ise bir şarkıyı İspanyolca okuması soruşturmaya konu oldu.

Seçim çalışmaları kapsamında gittiği Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 5 saat süreyle sorgulanan HAK-PAR Genel Başkanı A. Melik Fırat, yeniden gözaltına alındı. "PKK'ye yardım ve yataklık ettiği" iddiasıyla hakkında soruşturma açılan HAK-PAR Genel Başkanı A. Melik Fırat, 23 Ekim günü sabah saatlerinde kaldığı Prestij Oteli'nde polisler tarafından gözaltına alındı. Abdülmelik Fırat daha sonra Diyarbakır DGM'de ifade verdi. Fırat, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. DGM çıkışında gazetecilere açıklama yapan Fırat, seçim çalışmaları sırasında yaptığı konuşmalarında kullandığı bazı ifadeler nedeniyle PKK'ye yardım ve yataklık etmekle suçlandığını söyleyerek, 45 yıldır siyaset yaptığını ve aynı ifadeleri daha önce de kullandığını belirtti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açtı. Kanadoğlu, genel başkanlık görev ve yetkilerinin Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılmasının tedbiren önlenmesini de talep etti. İddianamesini Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na gönderen Kanadoğlu, AK Parti'nin, Anayasa Mahkemesi'nin 9 Ocak 2002 günü verdiği ihtar kararının gereğini yasağa uygun ve eksiksiz biçimde yerine getirmediğini savundu. AK Parti'nin yasaya karşı hile yöntemiyle Erdoğan'ın genel başkanlığını sürdürdüğünü ifade eden Kanadoğlu, "Hukuk devleti, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin gerçekleşme aracıdır, güvencesidir. O kadar ki hukukiliğin gerektirdiği kurallardan en küçük bir sapma, başta demokratik nitelik olmak üzere, devletin tüm niteliklerini sarsacak yolları açabilecektir." dedi.

Muş Valiliği DEHAP mitingine katılarak taleplerini içeren pankartı açmak isteyen KESK Muş Şubeler Platformu üyelerine izin vermedi. Polis tarafından alana girmeleri ve pankart açmaları engellenen KESK'liler hakkında soruşturma açıldı. Oysa KESK Muş Şubeler Platformu sadece KESK danışma Kurulu'nun aldığı "parti ayrımı yapmaksızın her siyasi partinin mitinglerine katılınarak, talepleri içeren pankartların taşınması" kararının gereğini yerine getiriyorlardı.

Siirt'in Eruh İlçesi'nde Kaymakamlığa bağlı askeri elbise diken atölyede çalışan Saadet Teğin, Hanım Atabey, Remziye ve Naciye Çelepkulu, Fatma Ertan, Kadriye ve Zehra Yıldız, Ayten Erdemci, Zeynep Avağ, Mukadder Öztürk ile Hediye Aydoğan isimli 11 kadın, DEHAP seçim bürosunun açılışına katıldıkları gerekçesiyle işten atıldı.

DEHAP'ın Kayseri'nin Kazım Karabekir Mahallesi'nde bulunan seçim bürosu saldırıya uğradı. Kimliği belirsiz kişi ya da kişiler, büronun camlarını kırarak, bölgedeki DEHAP'ın afiş, pankart ve bayraklarını söktü.

İHD Şube Başkanı Kızgın'ın belirttiği hak ihlalleri şunlar: "Solhan İlçesi Jandarma Komutanlığı'nca DEHAP'a oy çıkmaması için köy korucularına baskı uygulama ve tehdit etme; Hazarşah Jandarma Karakolu Komutanlığı tarafından, DEHAP'a oy verecekleri duyumu alınan kişilerin çağrılarak tehdit edilmesi; Yenibaşak Jandarma Karakolu'nun köy korucularına DEHAP seçim araçlarının bulundukları köylere sokulmamaları talimat vermesi ve DEHAP'ın parti çalışmalarını engellemesi." Kızgın, ayrıca Bingöl'de 17 Ekim'de düzenlenen DEHAP mitinginde yaşananlara da dikkat çekiyor. İHD'nin gözlemci raporunda, "Bingöl'deki mitinge katılmak üzere ilçelerden ve Muş'tan gelen konvoylar, çeşitli bahanelerle ilçe çıkışlarında, yol üzerinde bulunan Şeref Karakolu, Kalencik Karakolu, Kaleönü Bölge Trafik Nokta'sında saatlerde tutulmak suretiyle engellendiği, konvoydakilere sopayla ve dipçiklerle Özel Hareket Timleri tarafından saldırı düzenlendiği ve onlarca kişinin yaralandığı"na da yer veriliyor.

Seçim çalışmaları çerçevesinde DEHAP Selçuk İlçe Örgütü'nden, Zeytinköy'e giden partilileri jandarma 1.5 saat keyfi bir şekilde alıkoydu.

DYP Ardahan milletvekili Saffet Kaya'nın kendisine tepki gösterdiği için Çıldır ilçesi Övundü köyü Muhtarı Yaşar Şamdanlı'yı korumalarına dövdürdüğü ileri sürüldü. Seçim çalışmaları çerçevesinde Övündü köyüne giden DYP Ardahan milletvekili Saffet Kaya, muhtar ve bazı vatandaşların tepkisiyle karşılaştı. Kaya, "Şimdiye kadar bize hiçbir hizmet getirmediniz, şimdi hangi yüzle bizden oy istiyorsunuz?" diye çıkışan köy muhtarı yaşar Şamdanlı'yı, "Sus ulan terbiyesiz, sen kim oluyorsun, benim muhatabım değilsin" diyerek susturmaya çalıştı. Muhtarın "Siz ne biçim milletvekilisiniz, eleştirilerimizi dahi kabul etmiyorsunuz" diye tepki göstermesi üzerine iyice sinirlenen milletvekili adayı Saffet Kaya, korumalarına "gereğini yapın" talimatı verdi. Korumaların feci şekilde dövdüğü köy muhtarı, iki günlük iş göremez raporu aldı.

Tunceli'nin Mazgirt ilçesinde Darıkent Jandarma Karakolu'nun DEHAP'ın seçim faaliyetlerini engellemesini tepki gösterildi. DEHAP Tunceli milletvekili adayı Hasan Hüseyin Kırmızıtoprak, karakola giderek, DEHAP'a yönelik uygulamaların suç teşkil ettiğini belirtti. Kırmızıtoprak, keyfi şekilde DEHAP çalışmalarının engellendiğini kaydetti. Kırmızıtoprak, keyfi uygulamaların sürmesi halinde suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.

DEHAP Osmaniye İl Örgütü yazılı bir açıklama yaparak Kadirli İlçesi Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polislerin parti faaliyetlerini engellemeye çalıştığını söyledi. Uzun zamandan beri Kadirli'de parti çalışması yürüttüklerini belirten Osmaniye 1. sıra milletvekili adayı Abdullah Aydemir, Kadirli Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polislerin önceki gün açılan DEHAP Kadirli seçim bürosunu kapatmaya çalıştıklarını kaydetti.

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) Genel Başkanı Abdülmelik Fırat'ın ardından Başkan Yardımcısı İbrahim Güçlü de Diyarbakır'ın Hazro ilçesinde seçim çalışmalarında Kürtçe anons yapıldığı gerekçesiyle gözaltına alındı.

Diyarbakır'da bir DEHAP'lı, partisinin kokartını taktığı gerekçesiyle polis tarafından bacağından kurşunlandı. Diyarbakır'ın Şehitlik semtinde bulunan DEHAP Seçim Bürosu'nda öğleden sonra çalışma yapmaya giden Alaatin Soluca, Muhlis Işıktaş ve soyadı belirlenemeyen Remzi adındaki 3 DEHAP'lı, Ticaret Lisesi önünden geçerken yakalarındaki parti kokartını çıkartmalarını isteyen polislerle tartıştı. Tartışma sırasında polis memurlarından biri, silahını çekerek Alaattin Soluca'yı sol ayağından yaralarken diğer partililer gözaltına alındı.

Şanlıurfa merkeze bağlı Kaplan köyü sakinleri, Payamlı Jandarma Karakolu Komutanı'nın kendilerini 'DEHAP'a oy vermemeleri' yönünde tehdit ettiğini belirterek, İHD Şanlıurfa Şubesi'ne başvurdu. İHD'ye başvuran köy sakinleri, Payamlı Jandarma Karakol Komutanı Deniz Astsubay'ın köy muhtarını, "Tüm oylarınızı DEHAP'a vermeyin. Oylarınız karışık çıksın. Eğer oylarınızın hepsi geçen seçim gibi giderse sizin için kötü olur" şeklinde tehdit ettiğini söylediler. Hafta içinde, karakola bağlı askerilerin 2 defa köyü ablukaya alarak psikolojik taciz uyguladığı öğrenildi.

Kağıthane'de DEHAP seçim arabasına MHP'lilerin açtığı ateş sonucu bir DEHAP'lı bacağından yaralandı. Seçim çalışmaları nedeniyle DEHAP seçim arabasıyla Kağıthane mahallelerini gezen DEHAP'lıların bulunduğu arabanın önü, MHP Kağıthane Gültepe Ortabayır Mahallesi Seçim Bürosu önünde MHP'liler tarafından kesildi. Seçim aracını durdurarak, "Buradan geçemezsiniz, burasının sahibi de, polisi de biziz" diyen MHP'liler, seçim aracının camlarını sopalarla kırdı. Bu sırada bellerindeki silahları çıkaran MHP'liler, araca doğru ateş etmeye başladı. Biri bayan 3 kişinin bulunduğu DEHAP seçim arabasına ateş açan MHP'liler, bir kişiyi bacağından yaraladı. Sol bacağından kurşun yarası alan Mehmet Ali Kaya, Gaziosmanpaşa'daki Özel Toplum Dispanseri'ne kaldırıldı.

TKP Muğla birinci sıra adayı İskender Aycan Doğer, ağabeyiyle birlikte özel araçlarında sivil polislerin saldırısına uğradıklarını söyledi. Parti bayraklarıyla donatılmış özel araçların aralarında bazı sivil giyimli polislerinde bulunduğu bir gurup tarafından durdurulduğunu anlatan Doğer, "Sorgusuz sualsiz, küfürlerle saldırıya uğradık. Ağabeyim ve ben çeşitli yerlerimizden yaralandık. Şenlik havasında giden seçim sürecini baltalamak isteyenler harekete geçti" dedi. Hastanede tedavileri süren Doğer'ler polisler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söylediler.

Küçükyalı'da bir işyerini basan bıçaklı satırlı ülkücü gurubu, içerde bulunan DEHAP üyesi Yakup Oğuz Timur'u bıçakladı.

Cumhuriyet'in kuruluşunun 79. yıldönümü kutlamaları sırasında, Nevşehir'deki Atatürk Anıtı'na çelenk koyduktan sonra saygı duruşunda bulunmadan protokoldeki yerlerine geçen DEHAP 3. sıra milletvekili adayı Ekrem Gerçeker ve İl Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Mahsun, gözaltına alındı. Savcılıkça tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edilen sanıklar, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Gerçeker, "Atatürk'ün manevi şahsiyetine hakaret ettikleri" gerekçesiyle ifadelerinin alındığını belirtti. Gerçeker, "Herhangi bir kasıt sözkonusu değil, olay tamamen bilgisizliğimizden ve tecrübesizliğimizden kaynaklandı" dedi.

İstanbul Küçükyalı'da bir grup MHP'li, seçim çalışması yapan DEHAP'lıların aracına saldırdı. Saldırıda aracın camları kırılırken, sürücü Hüseyin Işık da kulağından yaralandı.

Van'ın Saray ilçesinde konvoya katılmak isteyen eski HADEP İlçe Başkanı Mehmet Keskin, ilçe eski yöneticisi Abdulkadir Ateş ve DEHAP İlçe Saymanı Yusuf Bilici jandarma tarafından gözaltına alındı.

Mardin'in Derik ilçesinde 52 pamuk işçisi, "DEHAP lehine slogan attıkları" gerekçesiyle gözaltına alındı.

Hakkari'ye bağlı Akçalı ve Yeni Köprü Jandarma Karakolu askeri yetkililerinin, Zeydan Aşiretine bağlı Yeşiltaş ve Dağlıca köylerinde "DEHAP'a oy verilmemesi" yönünde uyarılarda bulundukları bildirildi. DEHAP'a verilecek oy sayısının 3'ü geçmesi durumunda korucu silahlarının alınacağı tehdidinde bulundukları ileri sürülen askerlerin, "açık oy kullandırtabiliriz" şeklinde konuştukları belirtildi. Geçitli'ye kayıtlı Ahmet Öskan, Cahit Erol, Hamdi Erkik, Alper Şakir, Abdullah Yan ve Behçet Kaya adlı korucuların da, köyleri dolaşarak DEHAP'a oy verilmemesini istediği bildirildi.

Zonguldak'ın Gazipaşa Caddesi üzerinde bulunan AK Parti Seçim Bürosu'na yapılan saldırıda büronun camları tamamen kırılırken, yine aynı caddedeki AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın posterinin bulunduğu bilboardlar da parçalanarak yerinden söküldü. Olayı, üstlenen Yusuf Karakaş adlı alkollü şahıs gözaltına alındı. Bu arada Genç Parti'nin İstanbul Bahçelievler'deki seçim irtibat bürosuna düzenlenen molotofkokteyli saldırıda büroda küçük çapta maddi hasar oluştu.

Raporun linki:
http://www.mazlumder.org/tr/main/yayinlar/yurt-ici-raporlar/3/2002-ekim-ihlal-raporu/733
 
 


Madene inecekler
halkinsesi.com.tr - 26 Şubat 2017
BBC Türkçe muhabiri Hatice Kamer’e ödül
londragazete.com - 13 Şubat 2017
ÇGD'nin dayanışma ödülü Ahmet Şık'a verildi
avrupa-postasi.com - 13 Şubat 2017
Çağdaş Gazeteciler Derneği ödülleri sahiplerini buldu!
medyaloji.net - 12 Şubat 2017
Sputnik’e ödül yağdı!
mansethaber.com - 13 Şubat 2017
METİN FEYZİOĞLU MADENCİLERLE BULUŞACAK
halkinsesi.com.tr - 12 Şubat 2017
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ TARTIŞIYORUZ
safakgazete.com, Şaban Yılmaz - 12 Şubat 2017
ÇGD, ‘Tutuklu tek gazeteci yok’ diyen Çavuşoğlu’na listeyle yanıt verdi
gazetekarinca.com - 11 Şubat 2017
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: 'Tutuklu gazeteci yok, tutuklananlar darbeyi destekledi'
ilerihaber.org - 11 Şubat 2017
‘Basın Özgürlüğü İçin Türkiye’ye Acil Baskı Yapılmalıdır’
amerikaninsesi.com, Kasım Cindemir - 9 Şubat 2017
Uğur Mumcu anmasına katılan gazeteci Rabia Deniz işten atıldı
insanhaber.com - 1 Şubat 2017
Uğur Mumcu anmasında basın açıklaması okuyan gazeteci işten çıkarıldı
haberdar.com - 1 Şubat 2017
ÇGD Genel kurulu yapıldı!
haberinadresi.com - 30 Ocak 2017
Çgd Uğur Mumcu Anma Gecesi Ve Ödül Töreni Düzenlendi
hedefhalk.com - 23 Ocak 2017
Uğur Mumcu Eskişehir'de anıldı
ulusalkanal.com.tr - 23 Ocak 2017
UĞUR MUMCU ANMA GECESİ VE ÖDÜL TÖRENİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
haberlerankara.com, Alisa Çiçek Akyol - 23 Ocak 2017
ÇGD Uğur Mumcu Anma Gecesi ve Ödül Töreni
haber50.com - 22 Ocak 2017
ÇGD Uğur Mumcu Anma Gecesi ve Ödül Töreni düzenlendi
findiktv.com - 22 Ocak 2017
Eskişehir’de Uğur Mumcu Anma Gecesi ve Ödül Töreni düzenlenecek
kayseritempo.org - 21 Ocak 2017
Eskişehir’de Uğur Mumcu Anma Gecesi Ve Ödül Töreni Düzenlenecek
hedefhalk.com - 21 Ocak 2017
Eskişehir'de Uğur Mumcu'yu anma gecesi ve ödül töreni düzenlenecek
timeturk.com - 19 Ocak 2017
SÖNMEYEN IŞIK ETKİNLİKLERLE ANILACAK
halkinsesi.com.tr - 16 Ocak 2017
Çağdaş Gazeteciler Derneğinden Basın Açıklaması
omedyam.com - 15 Aralık 2017
ETHA: Açlık grevindeki müdürümüzün durumu ağırlaşıyor
firatnews.com - 13 Ocak 2017
Özel Ümit’ten gazetecilere yüzde yüz indirim
haber46.com - 10 Ocak 2017
GAZETECİLER GÜNÜNE ÖZEL ETKİNLİK
gunestv.com - 10 Ocak 2017
TGS ve TGC'den ortak açıklama
cagdasses.com - 10 Ocak 2017
"10 Ocak Çalışamayan Gazeteciler Günü"
cagdasses.com - 9 Ocak 2017
Çanakkale ÇGD’den 10 Ocak mesajı
findiktv.com - 9 Ocak 2017
TGC ve TGS ortak basın açıklaması düzenliyor
chpgundemi.com - 8 Ocak 2017
'Çalışamayan gazeteciler'in sorunları masaya yatırılıyor!
medyatava.net - 5 Ocak 2017
Ahmet Şık'a PKK ve FETÖ tutuklaması
posta.com.tr - 31 Aralık 2016
Gazeteci Ahmet Şık Tutuklandı
amerikaninsesi.com, Hilmi Hacaloğlu - 30 Aralık 2016
Gözaltındaki Gazeteci Meslektaşlarının Serbest Bırakılmasını İstediler
arti49.com - 30 Aralık 2016
ÇGD: "Hüsnü Mahalli'nin tek suçu doğruları söylemek ve yazmaktır!"
omedyam.com - 14 Aralık 2016
ÇGD: "Kenan Kırkaya'nın gözaltına alınması haksız ve hukuksuzdur"
omedyam.com - 12 Aralık 2016
Silivri'de tutuklu gazetecilerle dayanışma eylemi
dw.com - 10 Aralık 2016
Dünya İnsan Hakları Günü’nde 146 Gazeteci Cezaevinde
amerikaninsesi.com, Hilmi Hacaloğlu - 10 Aralık 2016
TGS'den protesto: #GazetecilikSuçDeğildir
cagdasses.com - 9 Aralık 2016
Tutuklu gazeteciler için Silivri'de eylem
dw.com - 9 Aralık 2016
(ÇGD) 2016 Ödülleri sahiplerini buldu
haberinadresi.com - 3 Aralık 2016
DÜNYAGÖZ İLE DEV PROTOKOL
olaymedya.com - 1 Aralık 2016
Adalet ve özgürlük nöbeti 7. haftasında
firatnews.com - 22 Kasım 2016
“Cumhuriyet Nöbeti” birinci haftasında
dw.com, Kürşat Akyol - 6 Kasım 2016
Cumhuriyet: ‘Soruşturma Çökmüştür’
mynet.com - 2 Kasım 2016
Cumhuriyet: ‘Soruşturma Çökmüştür’
amerikaninsesi.com, Hilmi Hacaloğlu - 2 Kasım 2016
“Cumhuriyet”, özgürlüktür...
canakkaleolay.com, Seçkin Sağlam - 1 Kasım 2016
Cumhuriyet Gazetesi Operasyonuna Tepki Sürüyor
amerikaninsesi.com, Hilmi Hacaloğlu - 1 Kasım 2016
ÇGD: "Cumhuriyet’in ışığını söndüreceğini zannedenler körü körüne ‘karanlık’ diyenlerdir!"
omedyam.com - 31 Ekim 2016
İzmir'de gazetecilerden Cumhuriyet'e destek eylemi
ilerihaber.org - 31 Ekim 2016
Protestolar 'Cumhuriyet Nöbeti'ne dönüştü
dw.com.tr, Kürşat Akyol - 31 Ekim 2016
Çağdaş Gazeteciler Derneği: Cumhuriyet’in ışığını söndüreceğini zannedenler körü körüne ‘karanlık’ diyenlerdir!
ilerihaber.org - 31 Ekim 2016
ÇGD’den MHP lideri Devlet Bahçeli’ye tepki; “Gerçek gazeteciler konu mankeni değildir”
canakkaleolay.com - 27 Ekim 2016
ÇGD'den Devlet Bahçeli'ye: Gazeteciler konu mankeni değildir
ilerihaber.org - 25 Ekim 2016
ÇGD: '' Gazetecilik beğenilmeyen soruları sorma; saklanılan gerçekleri ortaya çıkarma işidir''
omedyam.com - 25 Ekim 2016
IFJ/FIJ ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu, gazeteciliği özgür bırakın
avrupagazete.com - 21 Ekim 2016
İHA’ya 2 ödül
egehaber.com - 7 Eylül 2016
2016 Basın Özgürlüğü Ödülü “Türk Basını”na
malatyaguncel.com - 8 Eylül 2016
2016 Basın Özgürlüğü Ödülü ‘Türk Basını’na
arti49.com - 8 Eylül 2016
Terörün kalemi kırılıyor
yeniakit.com.tr, Faruk Arslan - 24 Ağustos 2016
ÇGD’den Emin Pazarcı’ya kınama; “Gazetecilik adına utanç duyuyoruz”
canakkaleolay.com - 23 Ağustos 2016
Çağdaş Gazeteciler Derneği'nden Emin Pazarcı'nın açıklamalarına kınama
omedyam.com - 22 Ağustos 2016
Sansür içinde sansürün kaldırılmasını kutlamak
indigodergisi.com - 24 Temmuz 2016
2016 Basın Özgürlüğü Ödülü, Türk basınına
malatyaguncel.com - 24 Temmuz 2016
ÇGD, ZGC kınadı, KGD'den de kınama geldi...
pusulagazetesi.com.tr - 23 Haziran 2016
Nöbetçi Yayın Yönetmenlerini Tutuklanması Antalya'da Protesto Edildi
arti49.com - 22 Haziran 2016
Gazeteciler: Dayanışmayı büyüteceğiz
ozgur-gundem.com - 22 Haziran 2016
“Güreş’e yapılan saldırı basın özgürlüğüne yapılmıştır”
canakkaleolay.com - 17 Haziran 2016
Çağdaş Gazeteciler Derneğinden gazeteci Tartanoğlu'na destek!
karsigazete.com.tr - 22 Mayıs 2016
MUSTAFA BALBAY MADENCİLERLE BULUŞUYOR
halkinsesi.com.tr - 22 Mayıs 2016
ASGD’den Spor Adamları Gecesi
malatyahaber.com, Ferdi Durdu - 13 Mayıs 2016
Tülay Bilginer'den Roman Tadında Bir Müzik Sohbeti!
zaman.com.tr - 6 Mayıs 2016
İşsiz Gazeteciler Ülkesi Türkiye
amerikaninsesi.com, Hilmi Hacaloğlu - 2 Mayıs 2016
TGC, TGS, DİSK Basın-İş ve ÇGD’den Aktan için ortak açıklama
imctv.com.tr - 30 Nisan 2016
İmc TV Haber Müdürü Hamza Aktan serbest bırakıldı
imctv.com.tr - 30 Nisan 2016
ÇGD Başkanı Abakay: Sıra Yabancı Gazetelerde
aktifhaber.com - 24 Nisan 2016
Abacı, Göçmen’i Ziyaret Etti
istanbulhaber.com.tr - 22 Nisan 2016
ÇGD Ankara katliamının sorumluları ile ilgili haber yapan gazetecilere sahip çıktı; “Soruşturma hukuksuzdur”
canakkaleolay.com - 18 Nisan 2016
ÇGD: Türkiye'de basın özgürlüğü kapkaranlık bir döneme doğru gidiyor
haberbiz.com - 17 Nisan 2016
ÇGD: Türkiye'de basın özgürlüğü kapkaranlık bir döneme doğru gidiyor
tr.sputniknews.com, Hüseyin Hayatsever - 17 Nisan 2016
ÇGD: Bu soruşturma derhal durdurulmalıdır
haberbiz.com - 17 Nisan 2016
“Yazarken avukatıma danışıyorum”
halkinsesi.com.tr - 11 Nisan 2016
"Öldürülen Gazeteciler Günü"müz...
vansesigazetesi.com, Hikmet Aksoy - 6 Nisan 2016
Basın meslek örgütleri ‘Habere Özgürlük’ kampanyası için buluştu
zete.com - 24 Mart 2016
Bilgin: Bugün kenetlenme günüdür
sonsoz.com.tr - 17 Mart 2016
ÇGD'den anlamlı tören
sonsoz.com.tr - 11 Mart 2016
Tarihin en büyük imza kampanyası
samanyoluhaber.com - 9 Mart 2016
Ovacık Belediye Başkanı Maçoğlu’ndan Bozbey’e ziyaret
bursa.com - 2 Aralık 2015
ÇGD´den Gazetecilere Çağrı
agrihurses.net - 5 Kasım 2015
Star'ın 'Kabataş'çı yazarı Erdoğan'a danışman oldu
ilerihaber.org - 4 Kasım 2015
Dündar'dan 15 yıllık emek hırsızlığı
gunes.com - 10 Ağustos 2015
Kendi gettosunda kırkılmak
sabah.com.tr, Engin Ardıç - 4 Şubat 2013
Uğur Mumcu'yu anıyoruz!
sabah.com.tr - 24 Ocak 2012
Basın Kanunu Tasarısı - 1
sabah.com.tr - 12 Nisan 2004
Safranbolu'da o gece ne oldu?
gazetevatan.com, Nuri Sefa Erdem - 2 Ocak 2004
ÇGD'DE MEŞRUİYET KRİZİ
habervitrini.com - 15 Temmuz 2003
Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin 5 kurucu ve eski yöneticisi istifa etti
tgrthaber.com.tr - 12 Haziran 2003
2003 ŞUBAT İhlal Raporu
mazlumder.org - 28 Şubat 2003
2002 EKİM İhlal Raporu
mazlumder.org - 30 Ekim 2002
MESUT YILMAZ'IN OĞLUNUN GAZETECİLERİ DÖVMESİ BASIN KURULUŞLARINI AYAĞA KALDIRDI
ihd.org.tr - 30 Haziran 2001
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>
 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   bilgi@cgd.org.tr