ÇGD, AB'nin ifade özgürlüğü konferansına davet edildi
 26 Nisan 2011, Salı
-AB Komisyonu 6 mayısta Brüksel’de, Türkiye’de ifade özgürlüğünü tartışacak.

-“Açık Konuş” başlıklı ,”Türkiye ve Batı Balkanlarda medya ve ifade özgürlüğü” konulu konferansaTürkiye’den ÇGD Başkanı Abakay ve hukukçu Akdeniz davet edildi.

Avrupa Birliği Komisyonu 6 mayısta Brüksel’de, “Türkiye ve Batı Balkanlarda Medya ve İfadeözgürlüğü” konulu uluslararası konferans düzenledi .
Ana başlığı, "Açık Konuş!" (Speak Up!) olarak belirlenen konferansa Türkiye’den davet edilen Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay ile Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Yaman Akdeniz katılarak görüşlerini açıklayacaklar.

Konferansa konuşmacı olarak katılacaklar arasında, Avrupa Parlamentosu Başkanı Jerzy Buzek, Avrupa Komisyonu genişleme Genel Direktörü Michael Leigh, Av. Komisyonu Başkan Yard. NeelieKroes, Av. Komisyonu Genişlemeden Sorumlu yetkilisi Stefan Fule, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (FİJ) Genel Sekreteri Aidan White, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Başkanı Carl Eugen Eberle, Sınır Tanımayan Gazeteciler Genel Sekreteri Jean François Julliard‘ın yanı sıra, Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü, Bosna Hersek Basın Konseyi, Arnavutluk, Hırvatistan, Almanya’dan basın kuruluşlarının temsilcileri bulunuyor.

Avrupa Birliği’nin Brüksel Konferansına katılacak olan Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay Anka muhabirine yaptığı açıklamada, "Konferansın ana başlığı 'Açık Konuş' biz de herzaman olduğu gibi açık konuşacağız. Başbakan Strazburg'da tutuklu gazetecileri terörist, yasaklanmış kitapları bomba olarak niteledi. Biz de Brüksel'den gerçeğin böyle olmadığını söyleyeceğiz." dedi.
 
* * *
ÇGD Başkanı Ahmet Abakay'ın AB'nin düzenlediği Balkanlar ve Türkiye'de İfade ve Basın Özgürlüğü Konferansı'nda yaptığı konuşma:

ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay'ın, AB Komisyonu tarafından düzenlenen 6 Mayıs 2011 günü Brüksel'de yapılan, "Batı Balkanlarda ve Türkiye'de Medya ve İfade Özgürlüğü" konulu konferansta yaptığı konuşma:

"Sayın yöneticiler, değerli meslektaşlarım,

Ben Türkiye'den katılıyorum. Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin Genel Başkanıyım. Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü ağır baskı altındadır. Bu baskı 8 yıldır tırmanarak devam etmektedir. Bu baskılar 8 yıldan beri ülkeyi yöneten muhafazakâr Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin ve Başbakan'ın tutumundan ve uygulamalarından kaynaklanmaktadır. Türkiye'de darbe teşebbüsü nedeniyle devam eden Ergenekon adı verilen bir dava vardır. Bu dava amacından çıktı, iktidarı, başbakanı eleştiren gazeteci yazarların susturulmasının bir aracı haline geldi.

Türkiye'de halen 67 gazeteci cezaevindedir. Bazılarının tutukluluğu 3 yıla yaklaşmıştır. Bu tutuklu gazetecilerinin tümünün ortak özelliği iktidara muhalif görüşleri taşımalarıdır. Cezaevinde olmayan başka gazeteci yazarlar için 2000'den fazla dava mahkemelerde devam etmektedir. Son olarak iki ay önce iki gazeteci daha tutuklandı. Bunlardan birisi uluslararası cesaret ödülü alan gazeteci Nedim Şener diğeri gazeteci Ahmet Şık. Nedim Şener İstanbul'da öldürülen Ermeni gazeteci arkadaşımız Hrant Dink'in cinayetinde bazı Emniyet görevlilerinin, cinayeti işleyenleri koruduklarını belgeleyen haberler ve kitap yazdı. Hedef oldu. Gazeteci Ahmet Şık ise, hükümeti destekleyen İslami bir cemaatin liderini (Fetullah Gülen) eleştiren kitap yazmaktaydı. Kitabı daha basılmadan taslağına el konuldu, basılmayan kitap yasaklandı.

Türkiye Başbakanı bütün bunları doğal karışılıyor. 15 gün kadar önce Strazburg'da (AKPM) yaptığı konuşmada, Türkiye'deki tutuklu gazetecileri haksız şekilde suçladı ve bunların terörle ilişkili kişiler olduğunu söyledi. Bu doğru değil. 67 tutuklunun tümü gazetecidir. Başbakan aynı konuşmasında, kitabı bomba olarak değerlendirdi, yayınlanmadan yasaklanan kitabı, bomba malzemesi olarak kabul etti.

Türkiye'de Azadiya Welat adlı Kürtçe gazete yayınlanmaktadır. Bu gazetenin yöneticisi ve yazarı Vedat Kurşun yazıları nedeniyle 166 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Aynı gazetenin bir başka yazarı Emine Demir'e 133 yıl hapis cezası verilmiştir.

Avrupa Birliğinin tutumuna bir eleştirim olacak. AB özellikle son iki aydan beri Türkiye'deki gazeteci ve yazarlara yönelik tutuklamalara karşı açık tutum alıyor, eleştiriyor. Bu doğrudur ve gereklidir. Ancak aynı zamanda geç kalmış bir tepkidir. Ben bu tutum için "Günaydın" demek istiyorum. Medya ve medya çalışanları üzerindeki baskılar Türkiye'de 8 yıldır kademeli olarak sürekli uygulandı. Örneğin; Başbakan Erdoğan, 7 Kasım 2008 tarihinde partisinin mitinginde, kendisini ve hükümeti eleştiren gazeteler için "bu gazeteleri almayın evinize sokmayın" diyerek kampanya başlattı. 26 Şubat 2010'da Başbakan medya patronlarına televizyondan seslendi. Kendisini ve hükümeti eleştiren yazarların işlerine son verilmesini istedi. "Bu yazarları gazete ve televizyonlarınızdan atın, bizim dükkânda sana yer yok deyin" dedi.

Etkili muhalif televizyon ve gazete gruplarına maliye bakanlığının vergi müfettişleri gönderilerek astronomik ağır vergi cezaları verildi. Bu gazeteler ve televizyon sahipleri ve yönetimleri bu ağır baskılara dayanamadı. Bazı yazarların ve yöneticilerin görevlerine son verildi. Muhalefet etmemeleri, yazılarını yumuşatmaları istendi. Bu da yetmedi. Bir hafta önce önemli tiraja sahip Milliyet ve Vatan gazeteleri satıldı, el değiştirdi. Yasa dışı telefon dinlemeleri iktidarın bilgisi ve denetimi altında devam ediyor. Tüm gazeteciler dinlendiklerini biliyorlar. Eleştirilere rağmen iktidar bu konuda önlem almıyor. Yani iktidar baskıları sistematik şekilde 8 yıldır sürekli devam etti. Korku iklimi yaratıldı. Bu da sonunda otosansüre yol açtı. Türkiye'de iktidardan yana olmayan gazeteciler, yazarlar artık korkuyorlar. Bunu açıkça yazıyorlar. Özgür yazı yazamıyorlar. 8 yıl süresince tırmandırılan gazeteciler ve medya üzerindeki baskılara AB kurum olarak karşı çıkmadı, açık olmadı. Çifte standart uyguladı. Biz gazeteciler ve gazeteci örgütleri 8 yıldır baskılara karşı çığlık atıyoruz, direniyoruz. Ama bu sesimizi duyuramadık. Ama AB sadece 6 aylık ilerleme raporlarında, Türkiye'deki gelişmeler takdir edildi, medyaya yapılan baskılar ayrıntı, küçük işler olarak kabul edildi. AB’nin bu tutumu hükümete, belirttiğim baskılar için cesaret verdi. AB'nin desteğinin arkasında olduğunu gören Başbakan Erdoğan ve hükümeti, baskılarına hız verdi. Türkiye'de bir söz vardır. Çifte standardı, oportünizmi anlatan bir söz. "Tavşana kaç, tazıya (ya da kurda) tut" denir. AB medyaya baskılar sürecinde bunu yaptı. Hükümete "tut" dedi, basına da "kaç" dedi. AB Türkiye’de demokrasiyi, demokratik kamuoyunu değil, demokrasiye aykırı tutum içinde olan hükümeti destekledi. Bu durum Türkiye'deki demokratik kamuoyunun gözünden kaçmadı. 8 yıl önce Türkiye’de AB’yi destekleyenlerin oranı yüzde 75'lerde iken bugün yüzde 35'lere düştüğü görülüyor.

Korku iklimine bir başka örnek vereyim. Hükümet yanlısı Zaman gazetesinde köşe yazarlığı yapan Andre Finkel adlı yazar, gazetecilere yapılan baskıları ve başbakanı eleştirdiği için geçen ay gazeteden kovuldu. Bugün Türkiye'deki tutuklu gazeteciler, normal mahkemelerde değil, darbe dönemlerinde görülen özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanıyorlar. 8 yıllık hükümet bu mahkemelerden rahatsız değil. Tutuklu gazetecilerin yarısından fazlası, terörle mücadele yasası adı verilen, bu hükümet döneminde 2006 yılında ağırlaştırılan anti-demokratik bir yasa ile yargılanmaktalar. Hükümet bu durumdan rahatsız değil.
Türkiye'de biz "normal" gazetecilik yapmak istiyoruz. Ama bizi "cesur gazeteci" olmaya zorluyorlar. Başbakan Erdoğan sadece medyaya değil, kültür - sanata da baskı yapıyor. Ermenistan sınırına yakın vilayet olan Kars'ta bir heykeltıraşın yaptığı "İnsanlık Anıtı" adı verilen, Türk - Ermeni kardeşliğini anlatan heykel Başbakan'ın açık emri ile yıkılmaya başlandı.

Her şeye rağmen iyi bir şekilde bitireyim. Bugün Türkiye'de sayısı azalmakta olsa da iktidarın baskılarına karşı direnen, medya özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü, evrensel basın ilkelerini savunan gazeteciler, gazeteci örgütleri vardır ve  mücadelesini sürdürecektir. Dayanışma içinde olacağımıza da inanıyorum."
 
 
 

10 OCAK’I KUTLAMIYOR, OHAL REJİMİNİ REDDEDİYORUZ
ÇGD'DE GÖREV DEĞİŞİMİ
TEVFİK KIZGINKAYA GENEL BAŞKANLIK GÖREVİNDEN AYRILDI
Cumhuriyetçilerin hukuksuz tutukluğuna son verilmelidir!
ÇGD'NİN "YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ" YARIŞMASINA BAŞVURULAR BAŞLADI
SOSYAL BİLİMLER KONGRESİ'NE KATILIM
"SANİYELİK TWEETE 3 YIL HAPİS VERENLERE, 'ÖMÜR BOYU BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DÜŞMANI ÖDÜLÜ' VERİLMELİDİR"
MUHABİRDEN MUHBİR YARATAMAZSINIZ!
Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Basın Özgürlüğü!
Gazetecilere yönelik baskılar bumerang gibidir, döner sizi vurur!
MESLEKTAŞLARIMIZA YÖNELİK SALDIRIYI KINIYOR, GERÇEKLERİN SÖZCÜSÜ OLACAĞIMIZI BİR KEZ DAHA HATIRLATIYORUZ!
RTÜK’E VATAN ŞAŞMAZ ÇAĞRISI
Tevfik Kızgınkaya'nın Adalet Kurultayı'nda "Medya ve Tarafsızlık" konulu toplantıda yaptığı konuşmanın metni
ÇGD, AB'nin ifade özgürlüğü konferansına davet edildi
MİT TIR’ları davasından çıkan ceza hukuka ihanet, gazeteciliğin başına silah dayamaktır
Arda Turan zihniyetini kınıyoruz
Gazetecileri tutuklayabilirsiniz ama gazeteciliği asla!
Sözcü’ye yönelik operasyon derhal durdurulmalıdır!
Mustafa Ekmekçi'yi anıyoruz
Gazeteci Güven’in tutuklanması, adaletin yok edildiğinin son kanıtıdır!
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE BUGÜN BİR KELEPÇE DAHA TAKILDI; YÖNETİCİMİZ KAPLANOĞLU DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR!
BASINI ÖZGÜR OLAMAYAN BİR ÜLKENİN, NE BUGÜNÜ NE DE GELECEĞİ ÖZGÜRDÜR
1 MAYIS'TA ALANLARDAYIZ!
Wikipedia'ya yasak kabul edilemez
ÇGD 23. Dönem yönetimi göreve başladı
1 MAYIS'TA ALANLARDAYIZ
Demirhan derhal serbest bırakılmalıdır
Çağdaş Gazeteciler Derneği 23. Olağan Genel Kurul duyurusu
Cumhuriyetçiler derhal salıverilmelidir!
Çağdaş Gazeteciler Derneği 23. Olağan Genel Kurul duyurusu
YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ, YAŞASIN ÇGD!
ÇGD YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ 2016
Bir sonraki aşama Saray odaları mı?
Uğur Mumcu’yu anan gazeteci Deniz’in işine son verenler suikasta ortak olmuştur!
Yılın Başarılı Gazetecileri 2016 yarışmasına başvuru süresi uzatıldı
Kenan Kırkaya’nın gözaltına alınması haksız ve hukuksuzdur!
"YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ 2016" BAŞVURULARI BAŞLADI
ÇOCUKLARA TACİZİ DUYURMAK SUÇ DEĞİL HABERCİLİKTİR!
Cumhuriyet’in ışığını söndüreceğini zannedenler körü körüne ‘karanlık’ diyenlerdir!
Gazetecilik beğenilmeyen soruları sorma; saklanılan gerçekleri ortaya çıkarma işidir
IFJ'DEN "HEPSİNİ ÖZGÜR BIRAKIN" KAMPANYASI
Bugün gazeteciliği savunmak, özgürlükleri savunmaktır!
Emin Pazarcı’yı kınıyor, gazetecilik adına utanç duyuyoruz
Sınırsız yetki ve toptancı anlayışların karşısında olacağız
Ne darbe ne diktatörlük, halka ve gazetecilere yönelik tüm saldırıları kınıyoruz
Terörü de terör üreten politikaları da kınıyoruz
GAZETECİLERİN TUTUKLANMASI SİYASÎ KARARDIR!
Gazeteci Murat Güreş’e yapılan bıçaklı saldırıyı kınıyoruz, saldırganın bulunarak cezalandırılmasını istiyoruz
Çağdaş Gazeteciler Derneği, 2008 Yılının Başarılı Gazetecilerini açıkladı
Soruşturmalarınız bizleri yıldıramaz!
Gazeteci Tartanoğlu'nun haberi haberimiz, davası davamızdır!
YİNE GAZETECİLİK CEZALANDIRILDI, YİNE GAZETECİYE KURŞUN SIKILDI...
ANKARA KATLİAMI SORUMLULARINI YAZAN ÜÇ GAZETECİ HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILMASI HUKUKSUZDUR
G-9: ANKARA’DAKİ SALDIRIYI LANETLİYORUZ
GÖP: KAYYUM YOLUYLA MEDYA SUSTURULMAK İSTENİYOR
ÇGD ÖDÜL TÖRENİ 13 MART 2016 PAZAR GECESİ YAPILACAK
GÖP: Dündar ve Gül’ün tahliyesini selamlıyoruz
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ 2015 YILININ BAŞARILI GAZETECİLERİ
Mumcu’nun bıraktığı boşluk büyüyor, duvar yükseliyor
İMC TV muhabiri Refik Tekin’in kurşunlanmasını protesto ediyoruz
YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ 2015
Yöneticilerini tutuklattın, sıra el koymaya mı geldi?
İNADINA GAZETECİLİK!
AKP, gazetecilerin tazminatlarına ve işsizlik parasına göz koyacak kadar alçaldı
Özgür basını susturmak mümkün değildir!
AKP hem gazeteciliğin hem de emekçilerin düşmanıdır
“Uyarıyoruz: Bir gazetecinin canına kast edilirse sorumlusu İKTİDARDIR!”
Söylemiştik: Sorumlusu iktidardır!
AKP faşizminin medyayı susturma girişimini lanetliyoruz
YILMAZ BARIŞ SAVUNUCUSU ÖNGÖREN'İ SAYGIYLA ANIYORUZ
ANKARA MİTİNGİNİ KANA BULAYAN İKTİDARDIR
HÜKÜMET SAVAŞ SUÇU İŞLEMEKTEN DERHAL VAZGEÇMELİDİR
AHMET HAKAN'A YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUZ
DİHA’ya yapılan baskının tek amacı gerçeklerin öğrenilmesini engellemektir
Sendika.org ve Balcı yalnız değildir
Nokta Dergisi baskınını kınıyoruz
İHA Hakkari Temsilcisinin gözaltına alınmasını kınıyoruz
Hürriyet Gazetesi binasını basan güruh, insan hayatına kastetmiştir
Tunceli'deki meslektaşlarımızın yanındayız
Savaş hükümeti savaş medyasını dizayn ediyor
İngiliz meslektaşlarımız derhal serbest bırakılsın!
HaberTürk Patronu ve Genel Yayın Yönetmeni ellerini gazetecilerin üzerinden çekmelidir
Milliyet'teki işten çıkarmalar, yeni bir medya operasyonunun habercisidir
Bir cumhurbaşkanı savaş çığırtkanlığı yapamaz, basını tehdit edemez
Basın Kartı sansür ve basına saldırının dayanağıdır, kaldırılsın
Savaş bölgelerinde gazetecilere saldırmak bir savaş suçudur!
Gazeteciler emekçilerin haklarını gasp etmemelidir, edemezler
Yurt Gazetesi’nde yaşananlar kabul edilemez
Genel Yayın Yönetmenleri toplantının gerçek içeriğini açıklamalıdır
TURHAN SALMAN'I KAYBETTİK
Sansür kaldırılmalı, halka ve basın emekçilerine yönelen şiddet derhal son bulmalıdır
Sahte bayramlara değil barışa ihtiyacımız var
SURUÇ'TA YAŞANAN KATLİAMLA İLGİLİ BASIN AÇIKLAMAMIZ
Barış içinde yaşama iradesine saldırılar son bulmalı
Star gazetesi gazetecilik mesleğini reddetmiştir
Akçakale Sınır Kapısı'nda gazetecilerin tehdit edilmesine ilişkin basın açıklaması
Şanlıurfa'da gazetecilerin gözaltına alınmasıyla ilgili basın açıklamamız
G-9 Gazeteci Örgütleri Platformu’nun Metal İşçileri Direnişi'yle ilgili açıklaması
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ GENEL MERKEZİ 22. OLAĞAN GENEL KURUL ÇAĞRISI
Avrupa Parlamentosu heyeti Ankara’da seçim güvenliği ve basın özgürlüğünü değerlendiriyor
1 - 2 - 3 - 4
> >>>
 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2018   |   bilgi@cgd.org.tr